Trabzon Efsaneleri

Eski 10-11-2012   #1
FrmSinsi
Varsayılan

Trabzon Efsaneleri







Trabzon Efsaneleri



Trabzondaki Kayalara ilişkin Söylenceler

Gugul Taş:

Trabzon merkez ilçe, Maçka Akçaabat’ın kesiştiği noktada, tosunlu köyü sınırları içindedir Kendi ismi anılan tepenin zirvesinde bulunmaktadır Tepenin köye bakan yamacı kayalık ve kayanın üzerinde yaklaşık on metre yükseklikte, yumurta biçiminde dikeyine duran bir kayadır Tepenin deniz tarafında kilise kalıntısı vardır Mehmet Yürük'ün (Akoluk/Trabzon) anlatımına göre gugul taşın şöyle bir hikâyesi vardır “Zamanın birinde insanlar toplanarak gugul taşı yuvarlarlar Fakat sabahleyin baktıklarında, gece tekrar taş yerine gelmiş” Taşın yerinde Allah tarafından durulduğuna inanılır



Şahin Kayalar:

Ziganoy olarak bilinen Başkurt, Sevimli köyü mıntıkasındadır Fakir bir insanı zamanında köyünden kovarlar Fakir insan kayalık bölgeye gelince burası benim tapulu mülküm diyerek yerleşir Köyden kovulan adamın ismi Şahin olduğu için “Şahin Kayaları” olarak isim alır

Kocakarı Kayaları:

Sürmene yaylalarına çıkarken Soğuk sudan az yukarıdadır Ali Rıza Temelli'nin (Soğuksu Mahalle/Sürmene) anlatımına göre hikâyesi şöyledir “Yaylalara Nisan ayı sonunda çıkılır Fakat bu kayalara ismini veren kocakarı küçük (Şubat) ayında koyun ve keçilerini alarak yaylaya çıkmaya karar verir Etrafındakiler her ne kadar bu ayda yaylaya çıkılmaz diye ikna etmeye çalışsalar da ikna edemezler (Küçük ayı vak vak eder oğlanım) Küçük ayı bana vız gelir anlamında bir söz söyleyerek yola koyulur Bugün kayaların bulunduğu mevkiye gelince fırtınaya tutularak donarak ölür” Kocakarı Kayalarını anlatılan şahıs "ben bu manzarayı gördüm Önde kayadan yıkılmış bir insan ve arkasında yüzünün üstüne yıkılmış yirmi, otuz kadar hayvan şeklinde kaya var " diyor

Gelin Güvey Taşı:

Trabzon Boztepeden bakılınca Maşatlık üstünde iki taş vardır “Kaynatası gelinine beddua eder Evden çıkan gelinin eşi takip etmeye başlar Kayaların olduğu yere gelince ikisi de taş olur Gelinin gözü taşa tepeden çıkarak yansır”

Meryem Ana - Sümela Manastırı'nın Efsanesi

Trabzon'un Maçka ilçesine bağlı Altındere Köyü yakınlarında Hristiyanlarca önemli bir manastır bulunmaktadır Yunanca adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumela'dır

Panagia Meryem ana demektir ve aynı zamanda manastırın yakınlarındaki derenin de adıdır

Sümela kelimesinin doğuşuna yani etimolijisine baktığımızda şöyle bir rivayet vardır Karadenizli Hristiyan Rumlar Mela dağındaki mucizevi Panagia ikonosundan bir şey diledikleri zaman 'stou mela' diyorlarmış bu kelimenin de zamanla Sumela'ya dönüştüğü düşünülüyor ayrıca bu yüzden manastıra ‘Karadağın (Mela dağının) bakiresi' de denilmektedir

Manastırın ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte yaygın olarakanlatılan bir efsane şöyledir

Atina'lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryemin bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela'nın yerini görmüşler Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon'a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlar

Bu efsanenin başka bir şekilde anlatımı da

İsa Peygamberin havarilerinden olan Lukas'ın bir tahta parçası üzerine çizdiği Meryem Ana resmi (ikona) yıllar sonra kendiliğinden Atina'ya uçmuş Renginin koyuluğundan ötürü daha sonraları Kara Meryem, Kara Melek, Kara Madonna gibi adlarla ünlenen bu resim, Theodosius döneminde, 4'üncü yüzyılda Atina'dan ayrılmak istemiş

İkona daha sonra melekler tarafından uçurularak, Maçka dağlarının yamaçlarındaki dağ kavuklarından birine yerleştirilmiş O günlerde Barnabas ve Sophranios isimli keşişler rüyalarında Meryem Ana'yı görmüşler ve Meryem Ana keşişlere Trabzon'a gidip ikonanın olduğu kovukta kendisi adına bir kilise yaptırmalarını söylemiş Keşişler deniz yolu ile Trabzon'a gelerek, Maçka dağlarının yamaçlarındaki taş kovuğu içindeki Meryem Ana ikonasını bulmuşlar

Onlardan önce bu resmi gören yerliler, ikonayı yakmak istemişler, yanmamış Balta ile parçalamak istemişler kırılmamış Dereye atıp uzaklaştırmak istemişler, derenin suyu ikonayı sürüklememiş Meryem Ana tarafından görevlendirilen iki keşiş, melekler tarafından ikonanın konulduğu kovuğa önce bir kilise, sonra bir manastır yapmışlar Hayatlarının geri kalan kısmını Sümela'da geçiren iki keşiş, aynı gün ölmüşler"

Manastırın ortasında bulunan kutsal havuz için ise kutsal damla efsanesi adında şöyle bir inanç bulunmaktadır

Manastırın ortasındaki kutsal havuza, 30-40 metreden iri su damlaları değişik aralıklarla düşermiş Kutsal olduğuna inanılan bu damlalar, yüzyıllar boyunca umutsuz hastaların ve kısırların umudu olmuş

Tarih boyunca Müslüman, Hristiyan birçok hasta, efsanenin getirdiği umudu paylaşmak amacıyla manastırı ziyaret ederek zengin adaklar ve kurbanlar adayarak damla tedavisine girmişler

Zincirli kaya

Arsin yeni yaylada bulunur Uçurumlu bir kayadır Kayalığın aşağıya yakın kesiminde bir mağara vardır Mağaranın içinden değişik sesler gelir Korkudan dolayı mağaraya girilmemektedir Anlatan Metin Kurt (Fındıklı Köyü/Arsin)

Uzun Kaya:

Arsin Fındıklı köyündedir Dörtgen şeklinde yaklaşık kırk metre yüksekte bir kayadır Kayanın içinden sesler geldiğine inanılır Ayrıca kayanın parçalanmadığına da inanılır



Nal İzi Olan Kayalar:

Trabzon yöresinde tesbit ettiğim en ilginç kaya inanmalarıdır Hz Ali’nin atının nal izlerinin olduğu kayalar:

Merkez ilçe, Maçka Akçaabat’ın kesiştiği noktada Akca köyle, Kaynarca köyünün sınır bölgesinde “Yosma Düzü” denen yerde bir kayada Hz Ali’nin atının nal izi olduğuna inanılır Hikâyesi şöyledir “Bu bölgede bir ejderha vardır İnsanlar ejderhadan kurtulamaz Hz Ali gelir ejderhayı dağdan kovar Kaçan ejderhayı vurur Ejderha batar ve battığı yer göl olur Çakır göl”

Of, Sürmene hududunda yayla yolunda sokak dibi denen mevkide bir kayada Hz Ali’nin atının nal izi olduğuna inanılır Bu gün yol genişlediği için bu kaya kaybolmuştur

Aynı inanmada Maçka ilçesinde bir mağara ile ilgili olarak söylenir Mağaranın yerini tesbit edemedim



Muzır Dağı Şehitlik Kayaları:

Sürmene Harmantepe yaylasında Taşharman denilen yerde şehit olduğu bilinmiyor Eskiden yaya olarak yaylaya çıkış ve inişte Taşharman denilen yere gelince taş yığınına taş atardık “Yerden bir taş alıp geri geri giderek yığınağa atınca yorgunluğun gideceğine inanılırdı

Bu şehitliğin durumunu Nazım Bilgin’in oğlu Mehmet Bilgin ortaya çıkarmış ve Muzır Dağı savaşı adı ile Trabzon İl Kültür müdürlüğü yayınlamıştır Daha önce yayladaki ilk ev şenlik olmamıştır ve Cuma sabahları şehitlikte ezan okunduğuna inanılırdı “Okunan ezanı duyanlar vardır”



Kentin Alınışına ilişkin Efsane

Fatih Trabzon'a gelir,Pontos kralı David ,Fatih'e karşı koyamayacağını anlarKenti kurtarmanın yollarını ararEn akıllı adamlarına tanışırFatih'e şöyle bir öneri yapılmasına karar verilir"Kentin dışında ,kıyıda Ayasofya Kilisesi'yle Kule arasında bir zincir gerilidirFatih'in her zaman öğündüğü topçuları bu zinciri kırk atışta koparabilirlerse kent hiçbir direnme olmaksızın teslim olacaktırKoparamazlarsa ordular geri çekileceklerdir

Fatih düşünür taşınır öneriyi kabul ederTopçular hazırlanıratışlar başlarEn iyi nişancılar bile ,zinciri koparamazSıra son atıştadırFatih:"Kendine güvenen varsa geçsin topun başına " der kimse göze alamaz

Derken top birden ateşlenirAtışı yapan Hoşoğlan adında çelimsiz bir yeniçeridirHuzura getirilir,Fatih topçu olup olmadığını sorar;olumsuz cevap alınca da öfkelenip başını vurdururO anda teeplerden bir çığlık yükselir:"Zincir koptu kent teslim oluyor" Ortalık bir anda karışırOrdu çığ gibi kente akmaya başlarHoşoğlanda kesik başı koltuğunun altında en önde koşmaktadır,İlk coşku geçip de Hoşoğlan'ın farkına varıldığında olduğu yere düşer,ölür ve öldüğü yere bir türbe yaptırılır



Delicebal Söylencesi

Onbinler zorlu bir yolculuktan sonra Trabzon önlerine gelirlerMaçka - Gümüşhane arasında ki dağlardan geçerken ağaçlardan bal damladığını görürlerAskerlerin çoğu üşüşüp baldan yiyince ya uykuya dalar yada deli olurlar,Aradan saatler geçer fakat uyanamazlarOnları gören yerliler üzerlerinde ne varsa alırlarAyılanları da bir güzel döverlerAskerlerde ayık olanları kıyıya doğru kaçmaya başlarlar

Sonunda balın Maçka'da Meryemana Dağları'nda yetişen zifin "Zafinos" adlı çalımsız bir bitkiden toplandığı anlaşılırayılanlar dabir süre deli gibi dolaştıklarından bu balın adına "Delibal" adı verilirGünümüzde yaban arısı balı da denilen bu baldan çok yiyenlerde çeşitli delilikler uyuşukluklar sarhoşluklar görülür ki buna bal tutması denir


Hıdrelez Efsanesi

Yörede yaygın olan bir inanışa göre hıdrelezde çalışmak haramdırÇalışanlar Belli bir saatte iş başında yakalanırlarsa mutlaka yaptıkları işe göre cezalandırılırlar Söylenceye göre Hıdrelez günü bir ailenin fertleri tarlaya çift sürmeye giderler Anneleri tarlaya ekin atmakta oğulları ise öküzleri ile tarlayı sürmektedirHepsi oldukları yerde çifte karışır ve yerlerinde birer ağaç biter Rişk yaylasında bulunan ormanda ağaçların arasında kocaman taşlık bir alan vardır Tamamen boş olan bu alanda önde bir ağaç ekin atan anneyi arkadaki iki ağaç çit süren çocukları onların arkasındaki ağaç ta öküzlerini gösterirmiş

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları
Görünüm Modları


sorsorgula.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.