Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 05-21-2009   #1
Şengül
Varsayılan

Doğu Anadolu Bölgesi



Doğu Anadolu Bölgesi





Kenarları dağ sırası ile kuşatılmış, Türkiye’nin 1/5 lik yüzölçümüne sahip en geniş coğrafi bölgedir Yer şekilleri ve iklim özelliklerinin etkisiyle 4 bölüme ayrılmıştır Bunlar Yukarı Fırat Bölümü, Erzurum-Kars Bölümü, Yukarı Murat-Van Bölümü ve Hakkari Bölümüdür

Yer şekilleri

Bölgenin coğrafi özelliğini veren yükseltinin fazlalığıdır Yüksekliği 3000 metreyi aşan, doğu-batı yönlü uzanan birbirine paralel dağ sıraları ve bu dağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ile yüksek plotalar önemli yerşekilleridir

Dağlar : Bölgeyi kuzeyden çevreleyen Karasu-Aras Dağları ile güneyden çevreleyen Güneydoğu Toroslar, Şerafettin Dağları, Hakkari Dağları Türkiye’nin çatısını oluşturan önemli dağ sıralarıdır Volkanik arazinin en geniş yer kapladığı bölgedir Ağrı, Süphan, Nemrut ve Tendürek başlıca sönmüş volkanlardır

Ovalar : Bölgenin düzlükleri kuzeyde, Erzincan, Tercan, Erzurum, Iğdır çöküntü ovalarıdır Iğdır ovası, 800 metre ile bölgenin en çukur yeridir Güneyde ise Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş çöküntü ovaları yer alır Yüksekova ve Başkale ovalarının yüksekliği 2000 metreden fazladır Bölge, kuzeydeki ve güneydeki çöküntü ovaları boyunca uzanan fay hatlarıyla, Türkiye’nin önemli bir deprem bölgesidir

Platolar : Doğu Anadolu’da akarsularla yarılmış, çevresine göre alçakta ve yüksekte olan değişik platolar bulunmaktadır Fırat ve kollarınca parçalanmış Uzunyayla, Erzurum-Kars platoları başlıcalarıdır

Akarsular ve Göller





Akarsular

Bölgede yer alan Aras ve Kura nehirleri Hazar Denizi’ne dökülür ve kapalı havza oluştururlar Dicle, Fırat ve kolları olan Karasu ile Murat nehirleri bölgenin en önemli akarsularıdır Bölge akarsularının rejimi düzensizdir Kar erimeleri ile beslendiklerinden yazın suları kabarır Yatak eğimleri fazla olduğundan hidroelektrik potansiyelleri fazladır Van Gölü havzası Türkiye’nin en geniş kapalı havzasıdır

Göller

Göl bakımından Türkiye’nin en zengin bölgesidir Volkanik set gölü olan Van Gölü Türkiye’nin en büyük gölüdür Suları sodalı olan gölde feribot taşımacılığı yapılır Diğer önemli gölleri; Erçek, Çıldır, Aktaş (Hazapin), Hazar, Balık, Haçlı ve Nemrut gölleridir

İklim

Bölgenin denize uzak ve yüksek olması nedeniyle karasal iklimin etkisi görülür Çok geniş bir bölge olması ve yükseklik farklarına bağlı olarak iklim özellikleri farklılaşır Erzurum-Kars Bölümü kış mevsiminin en soğuk geçtiği, ortalama sıcaklıkların en düşük değerler gösterdiği yerdir Burada yaz yağışları fazladır Yukarı Fırat Bölümü daha güneyde yer alması ve yüksekliğin azalması nedeniyle bölgenin sıcaklık bakımından en elverişli yeridir Kış yağışları fazla olur, yaz mevsimi ise kurak geçer

Doğal Bitki Örtüsü





Bölgede orman örtüsü tahrip edilmiş olup, genellikle antropojen bozkırlar görülür Kars-Sarıkamış Yöresi’nde sarıçam ormanları yer alır Bingöl ve Tunceli çevresinde meşe ormanları yer alır Yüksek kısımlar ile Erzurum-Kars Bölümü’nde gür çayırlar ve otlaklar bulunur

Nüfus ve Yerleşme

Türkiye’nin en seyrek ve Güneydoğu Anadolu’dan sonra en az nüfuslu bölgesidir Doğum oranı çok yüksek olmasına karşın çok göç verdiğinden nüfusu azdır Bölgenin dağlık olması, iklim özellikleri ve terör olayları göçleri artırıcı etki yapmaktadır Kentleşme oranı düşüktür Bölge nüfusunun büyük bölümü Yukarı Fırat Bölümü’ndeki ovalarla, Iğdır Yöresi’nde toplanmıştır Erzurum, Erzincan, Malatya ve Elazığ bölgenin en kalabalık merkezleridir

İller

Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Şırnak, Tunceli, Van

Ekonomik Özellikler

Tarım

Bölgenin yüksek ve engebeli olması nedeniyle tarım alanları oldukça azdır Bunlar daha çok tektonik kökenli oluklar ve platolarda yer alır Malatya, Erzurum, Elazığ, Iğdır, Muş, Bingöl ve Erzincan ovaları en çok ekim yapılan alanlardır Karasallığın şiddetli olması nedeniyle 2000 m’nin üstünde tahıl tarımı yapılır Tarım ürünü çeşidi az olan bölgede buğday, arpa, şekerpancarı ve patates başlıca tarım ürünlerini oluşturur

Tarım Ürünleri

Pamuk : Iğdır ve Malatya ovalarında yetiştirilir

Tütün : Muş, Bitlis ve Malatya’da ekimi yapılır

Tahıllar : Buğday Malatya, Elazığ, Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir Buğdaya göre daha az sıcaklık isteyen arpa ise Kuzeydoğu Anadolu platolarında yetiştirilir

Şekerpancarı : Sulanabilen tarım alanlarında yetiştirilir

Sebze : Lahana ve patates Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir

Meyve : Kayısı yoğun olarak Malatya’da sulanabilen alanlarda, özellikle Fırat ve Tohma kıyılarında yetiştirilir Ayrıca Malatya, Elazığ ve Erzincan’da dut üretimi yapılır Akarsu boylarında elma bahçeleri bulunur

Hayvancılık

Hayvancılık tarıma göre daha çok önemlidir Nedeni iklim koşullarının olumsuzluğu ve tarım alanlarının azlığıdır Erzurum-Kars Bölümü’nde yaz yağışları ve gür otlaklara bağlı olarak büyükbaş hayvancılık, diğer bölümlerde ise küçükbaş hayvancılık yapılır Hayvancılık mera hayvancılığı şeklinde yapılır ve verim azdır Hakkari ve Kars yörelerinde arıcılık önemlidir

Ormancılık

Türkiye ormanlarının %7’si bu bölgededir Bölge ekonomisinde ormancılık önem taşımaz

Madenler ve Enerji Kaynakları

UYARI : Doğu Anadolu Bölgesi’nde volkanik arazi yaygın olduğundan maden çeşidi boldur

Madenler : Bölge maden ve enerji üretiminde ilk sırayı alır Bölge krom, demir, bakır, kurşun, kaya tuzu, barit, oltu taşı, manganez yatakları işletir

Krom : Elazığ’da Alacakaya (Guleman) Havzası, Türkiye’nin en büyük krom çıkarım alanıdır

Demir : En çok bu bölgede çıkarılır Sivas-Divriği, Malatya-Hekimhan, Hasançelebi, Çetinkaya havzalarında çıkarılır

Bakır : Elazığ – Maden, Diyarkbakır-Ergani havzasında çıkarılır Bakır üretiminin yarısını bu bölge sağlar

Enerji Kaynakları : En önemli linyit yatağı Afşin-Elbistan Havzası’ndadır Kalorisi düşük ve rezervi bol olan linyitler Afşin-Elbistan termik santralinde kullanılır

Enerji Üretim Tesisleri : Hidroelektrik üretiminin en fazla olduğu yerdir Fırat üzerinde Keban, Karakaya ve Tercan barajları ile Kars’taki Arpaçay önemli hidroelektrik santralleridir Afşin – Elbistan termik santralinde linyit kömürü yakılarak elektrik üretilir Enerji tüketiminin en az olduğu bölgedir

Endüstri

Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :

Şeker : Erzurum, Malatya, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Muş, Van-Erciş

Süt Ürünleri : Kars

Et Ürünleri : Van, Erzurum, Elazığ

Sigara : Malatya, Bitlis

Pamuklu Dokuma : Malatya, Erzincan

Fosfat : Sivrice-Elazığ

Ferrokrom : Elazığ

Kurşun : Keban

Ulaşım

Kışların sert ve uzun geçmesi, arazinin dağlık olması ulaşımı güçleştirir Bölgede doğu-batı yönünde uzanan tektonik oluklar ve akarsu vadileri ulaşım açısından kolaylıklar sağlamaktadır Dağlık Hakkari Bölümü ulaşımın en zor sağlandığı yerdir Diğer bölümler kara ve demiryolu ile iç bölgelere bağlanmıştır Ayrıca hava yolu ile ülkenin bir çok kentine ulaşım sağlanmaktadır

Turizm

Ulaşım güçlüğü ve konaklama tesislerinin yetersizliği nedeniyle turizm gelişmemiştir Dağcılık, kış turizmi, ve doğal güzellikleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir Nemrut Kaldera Gölü, Van Gölü, Gürlevik ve Bendimahi çağlayanları ilgi çeken doğa güzellikleridir Doğu Beyazıt’taki İshakpaşa Sarayı, Kars’taki Ani Harabeleri, Erzurum ve Ahlat’taki Selçuklu eserleri önemli tarihi zenginliklerdir

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir

Kayısı
Şekerpancarı
Tahıl
Tütün
Süt
Et
Yapağı
Hayvancılık
Bakır
Demir
Krom
Manganez
Linyit
UYARI : Bölgede halkın ana geçim kaynağı tarımdır Daha çok madencilik ve hayvancılığa dayalı sanayi kolları yer alır Ulaşımın güçlüğü endüstrinin gelişmesini engellemiştir



Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-09-2010   #2
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
COĞRAFİ KONUMU






Yurdumuzun doğusunda 164000 km2 lik bir alanla Türkiye yüz ölçümünün % 21'ini kaplamaktadır Tüm coğrafi bölgelerimiz arasında yüz ölçümünün büyüklüğü bakımından 1 sırada yer alır Kuzey-güney yönünde en geniş alan kaplayan bölgemizdir (enlem farkı en fazla)

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ


Bölgenin ortalama yükseltisi 2000 - 2200 m arasındadır Ortalama yükseltisi en fazla olan bölgemizdir "Türkiye'nin çatısı" olarak isimlendirilir Bölgenin en alçak yeri olan Iğdır Ovası (850m) dahi İç Anadolu'nun ortalama yükseltisine yakındır Erzurum Ovası 1800 m , Yüksekova 2200 m yükseltiye sahiptir Bölgede yer alan ovaların ortalama yükseltisi 1500'dir





Bölgede bulunan dağlar, doğu-batı doğrultusunda ve üç sıra halinde uzanırlar Dağlar arasında ise çöküntü ovalan yer alır Bölgenin kuzeyinde, batıdan doğuya doğru Çimen, Kop, Allahuekber ve Yalnızçam Dağları uzanır Orta sırada Munzur (Mercan) Dağları, Karasu-Aras Dağları ve Ağrı Dağı bulunur Güneyde yer alan dağlar ise Güneydoğu Toroslar, Bitlis Dağları, Buzul (Cilo) Dağlarıdır Bu dağlar üçüncü jeolojik zamanda Alp-Himalaya orojenik sisteminin uzantısı olarak kıvrılma sonucu oluşmuştur
Bölgede Van Gölü'nün kuzeyinde kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan kırık hattı boyunca Nemrut, Süphan, Tendürek, Ağrı (5137m) volkanik dağları uzanır
Ağrı Dağı Türkiye'nin en yüksek noktasını oluşturur

Bölgede kıvrım dağları arasında yer alan çöküntü ovaları da doğu - batı yönünde uzanır Bu ovalardan Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Van, Yüksekova ve Başkale güneyde, Erzincan, Tercan, Aşkale, Erzurum, Pasinler, Horasan, Kağızman, Iğdır ovaları kuzeyde bulunur
Bölgede platolar da geniş alan kaplar Erzurum-Kars platosu Doğu Anadolu'nun en geniş plâtosudur Bundan başka Fırat ve kolları tarafından parçalanmış plato görünümü kazanmış yüksek yaylalar oldukça fazladır

BÖLGEDEKİ YER ŞEKİLLERİNİN BAŞLICA ETKİLERİ ŞÖYLE SIRALANABİLİR





Yükseltiden dolayı sıcaklık değerleri düşmüştürTarım ürünleri düşük sıcaklığın etkisiyle daha geç olgunlaşır Tarım ürün çeşidi azdır
Bölgede yüzey şekillerine bağlı olarak Kuzey-güney doğrultusunda ulaşım zordur Ulaşım Doğu-batı yönünde daha kolaydır Türkiye'de ulaşım ağının en seyrek ve en elverişsiz olduğu bölgedir
Ekilebilen alanlar azalmıştır Sanayi de gelişmediğinden halk daha çok tarım kesiminde çalışmaktadır Dolayısıyla Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgemizdir
Hidroelektrik potansiyeli en yüksek akarsular bu bölgemizdedir
Gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasında farkın en fazla olduğu bölgedir
Gerçek yüzölçüm ile izdüşüm yüzölçüm arasında da farkın en fazla olduğu bölgedir
Yerşekilleri ve iklimin olumsuz etkisinden dolayı tarımsal faaliyet gelişmemiştir Bölgede birinci ekonomik faaliyet hayvancılıktır

İklim ve Bitki Örtüsü






Kış mevsimi uzun ve soğuktur Sıcaklık -40°C'ye kadar düşer
Yaz mevsimi ise sıcak ve kısadır Sıcaklık 20°C nin üzerine çıkar
Kış mevsiminde yağışlar genelde kar şeklindedir ve hiç erimeden uzun süre yerde kalır
Yıllık sıcaklık farkı 30°C den fazladır

Bölgenin güneyine ve batısına doğru gidildikçe sıcaklık ortalamaları artar (enlem ve yükseltinin azalmasıdır)
Karasallığın etkisiyle en fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer (Erzurum-Kars Bölümünde)Yıllık ortalama 500-600 mm yağış alır Buharlaşma az olduğu için bu yağış yeterli olur

Bölge, İç Anadolu'dan daha yüksekte olduğundan daha fazla yağış alır Kışlar karasallığın etkisiyle daha sert geçer
Doğal bitki örtüsü steptir Ancak yaz yağışları sebebiyle çayır şeklindedir Yağışın fazla olduğu dağlık bölgelerde ormanlar vardır Türkiye orman varlığı bakımından 5 büyük bölgemizdir

Iğdır Ovası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin en az yağış alan yeridir Buranın yıllık yağış, ortalaması 250 mm'nin altındadır Buna karşılık Iğdır Ovası, alçakta bulunmasından dolayı kış mevsimi daha ılık geçer

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-09-2010   #3
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



Bölge, doğusunda Gürcistangürcistan » - Yüzölçümü 69700 km2 - Başkenti Tiflis - Nüfusu 5,4 milyon Türkiyenin kuzeydoğusunda bir Kafkas ülkesidir Oldukça dağlık bir ülkedir Kuzeyinde Büyük Kafkas, güneyinde Küçük Kafkas Dağları, batı ve güneybatısında Doğu Anadolunun devamı olan dağlar yeralır İç kesimlerle, Karadeniz


, ErmeniErmeni » #REDIRECT Ermeniler

stan, Nahçıvan, İraniran » - Başkenti Tahran - Yüzölçümü 1648000 km2 - Nüfusu 61 milyondur Türkiyenin doğusunda yer alır Dört tarafı dağlarla çevrili bir plato özelliğindedir Elbruz ve Zağros önemli dağları, Urmiye en büyük gölü, Deşt-i Kebir, DeşH Lüt başlıca çölleri Karun ve Kızılözen ırmakları
ve güneyinde Irakırak » Türkiyenin güneydoğusunda yer alan bir Ortadoğu ülkesidir - Başkenti Bağdat - Yüzölçümü 438317 km2, - Nüfusu 20 milyondur Kuzey ve kuzeydoğusu dağlık, Güney ve batısı çöllerle kaplı olup, büyük bir kısmı düzıüktür Türkiyeden kaynağını alan Büyük Zap, Fırat ve Dicle


sınırından başlayıp, Anadolunun ortalarına doğru daralarak uzanır Yüzölçümü en geniş olan coğrafi bölgemizdir (Türkiye topraklarının yaklaşık %20sini kaplar) Yüzölçümünün çok geniş olmasına karşılık nüfusu azdır (1990
yılı nüfus sayımına göre 5213000) Bu yüzden burası nüfus yoğunluğu bakımından en tenha bölgemizdir

Bölgenin en önemli doğal özelliği yüksek ve engebeli olmasıdır Dağ sıraları arasında yüksek düzlükler yer alır Bu düzlükler Fıratın kolları Karasu ve Murat ile Hazar denizine dökülen Kura ve Araş ırmakları tarafından derin şekilde parçalanmıştır Bölgenin kuzeyinde batıdan doğuya doğru uzanan Çimen, Kop, Allahuekber ve Yalnızcam Dağları vardır Bu dağlar KaradenizKARADENİZ » Alm Schwarzes Meer (n), Fr Mer Noire (f), İng Black Sea 41° ile 45° kuzey enlemleri arasında bulunan, kıtalararası büyük bir iç deniz Avrupanın güney doğusundaki Balkan ve Anadolu yarımadaları ile, Doğu Avrupa ovaları ve Kafkasya arasında, doğu-batı doğrultusunda uzanır Batı kısm


ve Doğu Anadolu Bölgeleri arasındaki sınırı çizer Ortadaki, Mercan Dağları ile Karasu ve Araş Dağları, AğrıAĞRI » Doğu Anadoluda yer alan, tarih, efsane ve folklor diyarı bir ilimiz Tarihi ve tabii zenginlikleri çok olan ve adı efsanelere, masallara karışan ve Türkiyenin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı bu vilayetimizdedir Yüksek Doğu Anadolu yaylalarının bir parçası olan bu bölge, tarih boyun |


Dağına kadar uzanan ikinci sırayı oluşturur Güneydeki üçüncü sırayı ise, Güneydoğu Torosları oluşturur VanVAN » İlin Kimliği Yüzölçümü : 19069 km2 Nüfûsu : 637433 İlçeleri : Merkez, Bahçesaray, Başkale, Çaldıran, Çatak, Edremit, Erciş, Gevaş, Gürpınar, Murâdiye, Özalp, Saray Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murad-Van bölümünde yer alan bir ilimiz İl toprakları 42 |


Gölünün kuzeyinde ve batısında, kuzeydoğu-güneybatı yönlü bir kırık çizgisi üzerinde dizilmiş olan sönmüş yanardağlar bulunur Bunlar: Ağrı Tendürek, Süphan ve Nemrut dağlarıdır Güneydoğu Torosların kuzeyinde Elbistan, MalatyaMALATYA » İlin Kimliği Yüzölçümü : 12313 km2 Nüfûsu : 702055 İlçeleri : Merkez, Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgâzi, Dârende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pötürge, Yazıhan, Yeşilyurt Doğu Anadolunun Yukarı


, Elaziğı, BingölBİNGÖL » Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, yeşillikler ve yaylalar diyarı harikulade güzellikleri bulunan bir ilimiz 41°20 ve 39°54 kuzey enlemleri ile 38°27 ve 40°27 doğu boylamları arasında yer alır İlin doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısın | Bilgi
, MuşMUŞ » İlin Kimliği Yüzölçümü : 8196 km2 Nüfûsu : 376543 İlçeleri : Merkez, Bulanık, Hasköy, Korkut, Malazgirt, Varto Türklere Ana | Bilgi
, Van Gölü, Başkale, Yüksekova gibi ovalar ve havzalar yeralır Daha kuzeyde ise ErzincanERZİNCAN » Yüzölçümü : 11903 km2 Nüfûsu : 299251 İlçeleri : Merkez, Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan, Üzümlü her çeşit meyvenin yetiştiği, târih boyunca birçok büyük savaşların yapıldığı ve son bin senede on bir defâ haritadan silinen, “etrafı


, Tercan, Aşkale, Erzurum

ERZURUM » İlin Kimliği Yüzölçümü : 25086 km2 Nüfusu : 848201 İlçeleri : Merkez, Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, | Bilgi
, Pasinler, Horasan, Kağızman, IğdırIĞDIR » İlin Kimliği Yüzölçümü: 3539 km2 Nüfûsu: 142601 İlçeleri: Merkez, Aralık, Karakoyunlu, Tuzluca Doğu Anadoluda yer alan bir ilimizKars iline bağlıyken 27 Mayıs 1992


ovaları sıralanır Bölgedeki platolar ise, Mercan Dağları güneyindeki TunceliTUNCELİ » İlin Kimliği

platoları, kuzeydoğuda Erzurum-Kars platoları ile Van Gölü çevresinde bulunan platolardır Bölgede yer alan göllerin başlıcaları; Van,Erçek, Çıldır, Hazar (Gölcük) ve Nazik gölleridir Van Gölü, Türkiyenin en büyük gölünü oluşturur Bölgenin denizlerden uzak ve yüksek olması nedeniyle, şiddetli bir kara iklimi hüküm sürer Kış mevsimi uzun ve çok soğuktur Yurdumuzun en soğuk yeri bölgenin kuzeydoğu köşesidir Burada zaman zaman sıcaklık -40 derecenin altına düşer Kar örtüsü 3-4 ay yerde kalır Yaz mevsimi ise kısa ve serin geçer Karasal iklimden dolayı, bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır Sadece yüksek dağların yağış alan yamaçlarında, ormanlara rastlanır Erzurum-Kars platolarında doğal bitki örtüsü çayırdır Bu bölgemiz akarsular bakımından zengindir Fırat, Dicle, Kura ve Aras ırmakları, bölgeden kaynağını alır ve yurdumuz sınırları dışında denizlere ulaşır TürkTürk » #redirectTürk (anlam ayrım)


Türkiyenin en büyük enerji potansiyeline sahip akarsular burada yer alır Fırat ırmağı üzerinde inşa edilmiş Keban ve Karakaya barajları yurdumuzun elektrik ihtiyacının çok önemli bir bölümünü karşılar Yerşekilleri ve iklimin olumsuz etkileri nedeniyle endüstri çok az gelişebilmiş, iş olanakları sınırlı kalmıştır İnsanlar, iş bulabilmek amacıyla buradan diğer bölgelere göç etmektedir Bölge halkının geçiminde en büyük pay hayvancılığa aittir Otlakların geniş alanlar kaplaması, tarım ve endüstrinin sınırlı kalması halkı, hayvancılığa yöneltmiştir Bölgede bulunan başlıca yeraltı kaynakları, demir, kurşun, çinko, linyit, krom ve bakırdır Bölgede nüfusu 100000i aşan birkaç şehir vardır Başlıcaları, Malatya, Erzurum ve ElazığELAZIĞ » Yüzölçümü : 9142 km2 Nüfusu : 498225 İlçeleri : Merkez, Ağın, Alacakaya, Arıcak, Baskil, Karakoçan, Keban, Kovancılar, Maden, Palu Sivrice Doğu Anadolunun Yukarı Fırat Havzasında yer alan bir ilimiz Doğuda Bingöl,


Bölgenin Bölümleri

Doğu Anadolu Bölgesi, doğal şartlar ve beşeri özellikler dikkate alınarak dört bölüme ayrılır
1 Yukarı Fırat Bölümü,
2 Erzurum-Kars Bölümü
3 Yukarı Murat-Van Bölümü,
4 Hakkari

hakkari » Güneydoğu Anadolu bölgesi illerinden biri Yüzölçümü 9641 kilometrekare, nüfusu 67766 dır Türkiye, İran ve Irak sınırlarının birleştikleri alanda bir ilimizdir Kuzeyini Van, batısını Türkiye - Irak sınırı çevrelemektedir Çok dağlık bir yüzeyi vardır Güneydoğu Bölümüdür

* Yukarı Fırat Bölümü:
Doğu Anadolu Bölgesinin batı kesimini oluşturan, en büyük bölümüdür Fırat nehri kaynağını ve kollarını buradan aldığı için bölüme, Yukarı Fırat Bölümü adı verilmiştir Kuzeyde, Kuzey Anadolu Dağlarının iç sıraları (Çimen ve Kop Dağları ), güneyde ise Güneydoğu Toroslar sınırını oluşturur Bu iki dağ sırası arasında Elbistan, Malatya, Elazığ ve Muş ovaları yer alır Ayrıca, Mercan (Munzur) Dağlarının kuzeyinde Erzincan ve Tercan ovaları bulunur Bölümün başlıca akarsuyu Fırattır Fıratın iki büyük kolu olan Karasu ve Murat, burada yeralan Keban Baraj Gölünde birleşir Bölümün iklimi karasaldır Burada yazlar, bölgenin doğusu ve kuzeydoğusuna göre daha sıcak, kışlar ise daha az soğuk geçer En yağışlı mevsim ilkbahardır Doğal bitki örtüsü bozkırdır Bölümde, toprakların verimli ve iklimin elverişli olması sebebiyle tarım önem kazanmıştır Buralarda tahıl, şeker pancarı ve baklagil yetiştirilir Ayrıca sebze, meyve, pamuk ve tütün ekimi de yapılır Bağlık alanlar da önemli bir yer tutar Bölümde nüfusun çoğu ova kenarlarındaki yerleşim merkezlerinde toplanmıştır Yerleşim merkezlerinin en büyüğü Malatyadır Bir tarım, endüstri ve ticaret merkezi olan şehir, önemli yolların kavşağında yer alır Bölümün diğer önemli şehri Elazığdır Elazığ ovasının kenarında kurulmuştur Bu şehrimizde ferrokrom işletmeleri ve bazı endüstri kuruluşları vardır Elazığ-Madende bakır çıkarılır ve buradaki fabrikada işlenir Elbistan-Afşin yakınında zengin linyit yatakları bulunur Burada bir termik elektrik santrali kurulmuştur BitlisBİTLİS » Güneydoğu Torosların tek geçit verdiği sarp bir yerde kurulan bir ilimiz İl, doğudan Van Gölü, güneyden Siirt ve Batman, batıdan Muş, kuzeyden ise Ağrı ile çevrilidir 41°33 ve 43°11 doğu boylamları ile 37°54 ve 38°58 kuzey enlemleri arasında yer alır


, bölümün güneyinde bulunan diğer bir yerleşim merkezidir Kaliteli tütünüyle ünlüdür Bölümün kuzeyinde yer alan Erzincan, Doğu Anadoluyu İç Anadoluya bağlayan kara ve demiryolu üzerinde kurulmuştur Bingöl, Tunceli ve Divriği, bölümün diğer önemli yerleşim merkezleridir Divriği ve Hekimhanda demir madeni vardır Çinçin » -Yüzölçümü: 9560980 km2 -Nüfusu: 1200000000 kişidir (12 milyar) -Başkent: PEKIN Çin Halk Cumhuriyetinin toprakları Doğu Asyada uçsuz bucaksız bir alana yayılır 1 milyarı aşkın nüfusu dünya nüfusunun % 25ini aşmaktadır Güneybatısında ve doğusunda yüksek dağlarla kaplıdır
ko, kurşun ve kaya tuzu bölümün diğer önemli madenleridir

* Erzurum-Kars Bölümü:

Bu bölüm, Doğu Anadolu Bölgesidoğu anadolu bölgesi » Bölge, doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan, İran ve güneyinde Irak sınırından başlayıp, Anadolunun ortalarına doğru daralarak uzanır Yüzölçümü en geniş olan coğrafi bölgemizdir (Türkiye topraklarının yaklaşık %20sini kaplar) Yüzölçümünün çok geniş olmasına karşılık |
nin kuzeydoğu köşesinde yer alır Bölüm,güneyde Karasu-Aras Dağları, kuzeyde ise Kop, Allahuekber ye Yalnızçam Dağları ile çevrelenmiştir Bölümün büyük kısmını kaplayan platolar, genellikle volkanlardan çıkan akıcı lâvların yüzeye yayılması ve bunların akarsularla parçalanması sonucu oluşmuştur Aşkale, Erzurum, Pasinler, Kağızman ve Iğdır başlıca ovalarıdır, önemli akarsuları Araş ve Kura ırmaklarıdır Erzurum-Kars Bölümü yurdumuzun en soğuk kesimidir Burada şiddetli bir kara iklimi etkilidir Kışlar uzun ve soğuk geçer Kısa süren yaz mevsimi serin ve yağışlıdır Yaz yağışlarına bağlı olarak otlakların geniş alanlar kaplaması, halkı hayvancılığa yöneltmiştir Daha çok büyükbaş hayvancılık yapılır Bölümde, tarım ikinci sırayı alır Zaten tarıma elverişli topraklar azdır Bölümün en çukur ve en sıcak yeri olan Iğdır Ovasında tahıl, şeker pancarı, çeşitli meyve ve sebzelerle, pamuk yetiştirilirYüksekliği fazla olan ova ve platolarda ise genellikle tahıl tarımı yapılır Nüfusun çoğunluğu, verimli ovaların kenarlarında toplanmıştır Erzurum 1 Dünya Savaşı yıllarında düşman işgalinden çok zarar görmüşse de Cumhuriyet Döneminde hızla gelişmeye başlamış, bölgenin en büyük şehri olmuştur Anadoluyu İrana bağlayan TrabzonTRABZON » İlin Kimliği Yüzölçümü : 4685 km2 Nüfûsu : 795849 İlçeleri : Merkez, Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdüzü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir, Yomra Karadeniz bölgesinin doğusunda

-İran transit yolu buradan geçer Erzurumun, Kurtuluş Savaşı nın başarıya ulaşmasında (23 TemmuzTemmuz » {{TemmuzTakvimi}} '''Temmuz''', Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 7 ayı olup 31 gün çeker Eski Türkçe'de "tamu-z" "çok sıcak, cehennem" sözcüğünden, Sümerce/Sumarca/Sümmerce/Suomerce bereket tanrısının bir adı olan "dummuzzi" sözcüğünden gelme Süryanca/Süryanice "temmuz" sözcüğü aynen
Erzurum Kongresi) önemli bir yeri vardır Bölümün diğer önemli yerleşim merkezi, sınır şehri olan Kars

KARS » İlin Kimliği Yüzölçümü : 8911 km2 Nüfûsu : 349437 İlçeleri : Merkez, Akyaka, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim, Susuz Doğu Anadolunun kapısı serhat şehrimiz ve tarihî savunmaları ile “Gazi” ünvanını alan ilimiz Erz | Bilgi
tır fiehirde hayvan ürünlerinin işlendiği endüstri kuruluşları vardır Iğdır ve ArdahanARDAHAN » Doğu Anadoluda yer alan bir ilimiz Kars iline bağlı ilçeyken 1992 senesinde il merkezi oldu Artvin, erzurum illeri ve Gürcistan sınırıyla çevrilidir Trafik numarası 74tür Tarihi Ardahan çok eski bir tarihe sahiptir İlk bilinen sakinleri Hurrilerdir

Bölümün önemli yeraltı kaynakları linyit, manganez, kayatuzu ve oltu taşıdır,

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-09-2010   #4
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



* Yukarı Murat-Van Bölümü:

Bu bölüm, bölgenin doğu kesiminde bulunur Fırat ırmağının önemli bir kolu olan Muratın yukarı çığırı ve Van Gölü çevresini kapsar Kuzeyde Karasu-Aras Dağları, güneyde ise Güneydoğu Toroslar tarafından sınırlanmıştır Bölümün ortasında kuzeydoğu- güneybatı yönünde uzanan Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut Dağları vardır Bunlar bir çizgi boyunca yükselen sönmüş yanardağlardır (Ağrı Dağı 5137 m yükseltisiyle yurdumuzun en yüksek dağıdır) Bu dağ dizisi, bölümü iki parçaya ayırmıştır Yukarı Murat ve Van gölü iki ayrı havzadır Van gölünün suları dışarıya akmaz Bu nedenle kapalı havzadır ve suları sodalıdır Göl, Nemrut volkanından çıkan lavların, büyük bir çukurluğun önünü tıkamasıyla oluşmuştur

Türk-İran demiryolu ulaşımı, bu göl üzerinden feribotla sağlanmaktadır Bölümün en büyük şehri Vandır Burası aynı zamanda bölümün endüstri merkezidir Muş, bölümün batısında kendi adını taşıyan ovanın kenarında yer almıştır Van Gölü çevresinde, Ahlat ve Erciş gibi tarihi çok eskilere dayanan yerleşim merkezleri vardır Ayrıca Ağrı, Başkale ve Malazgirt, bölümün diğer başlıca şehirlerindendir Malazgirtin Türk tarihinde önemli bir yeri vardır 1071de yapılan Malazgirt Meydan Savaşı ile Anadolunun kapısı Türklere açılmıştır Bölümde halkın en önemli gelir kaynağını hayvancılık oluşturur Daha çok büyükbaş hayvancılık yapılır Beslenen hayvanlann önemli bir bölümü komşu ülkelere ihraç edilir Bölümdeki endüstri kuruluşlarının başlicalan şeker (Muş, Ağrı, Erciş) ve yem fabrikalarıdır

* Hakkâri Bölümü:

Yurdumuzun güneydoğu köşesini kapsayan, çok dağlık ve engebeli bir yerdir Bölümdeki dağlar, Güneydoğu Toroslarının doğu uçlarıdır Bunlara Hakkâri Dağları adı verilir


metre yükseltisiyle Yüksekova buradaki tek ovadır Diclenin kolları olan Büyük Zap ve Hezil (Habur) çayları burada bulunur Bölümde şiddetli bir kara iklimi hüküm sürer Kışlar uzun ve bol kar yağışlıdır Yüksek yerlerdeki kalıcı karlar, buzulların oluşumuna yol açmıştır Çok az yer kaplayan vadi tabanlarında tahıl ve çeltik yetiştirilir Bölümün başlıca geçim kaynağını hayvancılık oluşturur Arıcılık da önemli bir geçim kaynağıdır Hakkâri Bölümü, Türkiyenin en tenha yerlerinden biridir En büyük yerleşim merkezleri Hakkâri ile 19901990 » 19 yüzyıl | '''20 yüzyıl''' | 21 yüzyıl 1985 | 1986 | 1987 | 1988 | 1989 | '''1990''' | 1991 | 1992 | 1993 | 1994 | 1995 ==Olaylar== *1 Ocak - Ruanda Soykırımı|Ruanda İç Savaşı başladı *2 Ocak
yılında il merkezi olan fiırnaktır Bölümde endüstri, doğal şartların elverişsizliği nedeniyle gelişmemiştir Son yıllarda devlet tarafından yapılan yatırım ve teşviklerle gelişme süreci hızlanmıştır Bölümün başlıca yeraltı kaynağı, fiırnaktaki zengin asfaltit yataklarıdır Doğu Anadolu Bölgesi Ekonomi Haritası Türkiyedeki koyun ve keçinin 1/5i, sığırın 1/4ü bu bölgede beslenir Malatya kaysısı ülke içinde ve yurt dışında satılan başlıca tarım ürünüdür

* Türkiye Ekonomisindeki Yeri


Doğu Anadolu Bölgesinin iklim şartları ile yeryüzü şekilleri tarım, endüstri ve ulaşım yönünden olumsuz sonuçlar doğurur Ancak bölge akarsular bakımından büyük bir potansiyele sahiptir Bu akarsular üzerinde irili ufaklı çok sayıda baraj planlanmıştır Bunlardan bir kısmı tamamlanmış, bir kısmının da yapımı devam
etmektedirBölge sınırları içinde bulunan Keban ve Karakaya barajları, Türkiye elektrik üretiminin önemli bir kısmını sağlamaktadır Afşin-Elbistan çevresindeki zengin linyit yataklarından çıkarılan kömürler buradaki
termik santralde değerlendirilerek elektrik üretilmektedir Bu da ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlar Bölge halkının başlıca geçim kaynağı olan hayvacılığın, Türkiye ekonomisinde önemli bir yeri vardır Bölgedeki yeraltı kaynaklarının yurt ekonomisine önemli katkıları olmaktadır Bakırın %50si, demirin %35i, kromun %33ü, linyitin %10u ve manganezin %35i bu bölgeden sağlanır

* Türkiye Turizmindeki Yeri

Doğu Anadolu Bölgesi doğal güzellikleri ve tarihi eserleriyle turizm için önemli bir potansiyele sahiptir Ağrı Dağı çoğu kişinin ilgisini çekmektedir Nemrut Dağı üzerinde bulunan krater gölü, bölgenin turistik değerleri arasındadır Van Gölü ve çevresinde bulunan Nazik, Erçek ve Balık Gölleri birer tabiat güzelliğidir

Van Gölü içinde bulunan Akdamar Adası turistlerin ilgisini çekmektedir Tunceliden geçen Munzur çayı ile Tendürek Dağından çıktıktan sonra şelâleler oluşturarak Van Gölüne dökülen Muradiye (Bendimahi ) çayı uzaklardan gelen turistlerin uğrak yerleridir Munzur Vadisi Milli Parkı (Tunceli) temiz doğal çevre içinde berrak ve buz gibi akarsuları ile hem dinlenmek hem de alabalık avlamak için ideal bir yerdir Bölgede özellikle Selçuklu ve Osmanlı eserleri oldukça fazla bulunur Bunlar; han, hamam, kümbet (Ahlat), cami, kervansaray, köprü ve su yolu gibi yapılardır Doğubeyazıt yakınındaki İshakpaşa Sarayı 18yüzyılda yapılmıştır Erzurum, yakınındaki Palandöken Dağlarının kış sporlarındaki önemi giderek artmaktadır

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-09-2010   #5
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi






coğrafi bölgelerimizin en büyüğü 163000 km2lik yüzölçümü ile Türkiyenin % 21ini kaplar Yüzölçümü YunanYunan » {{anlam ayrımı}} {{Antik Yunan}} {{Yunan tarihi}} *Yunanca *Yunan alfabesi *Yunanistan *Yunanlar *Yunan mitolojisi *Yunan işgali *Yunan dansları *Yunan futbol kulüpleri *Yunan iç savaşı af:Grieks (dubbelsinnig) arc:????? ca:Grec (desambiguació) c |
istan ve Bulgaristan

bulgaristan » - Başkenti Sofyadır - Yüzölçümü 110912 km2, - Nüfusu 84 milyondur Türkiyenin kuzeybatısında yer alan bir Balkan ülkesidir Balkan dağları ile Rodop dağları en önemli dağlarıdır Tunca ve Meriç ile Romanya sınırında akan Tuna önemli akarsularıdır Ülke genelinde karasal iklim vardır


türkiiyenin en seyrek nüfuslanmış bölgesidir Nüfûsumuzun ancak % 12si burada yaşar
Kuzeyde ve güneyde dağlarla çevrelenmiştir Kuzeyde, Kuzey Anadolu Dağlarının iç sıralarından güney yamaçlarına kadar uzanır Güneyde ise Güneydoğu Toros Dağlarının dış eteklerinde sona erer Doğu Anadolunun tenhalığı ve ekonomik geriliğinde bölgenin çok çetin tabiî şartları, iklimi, olumsuz rol oynamıştır Türkiyenin en yüksek, en dağlık, iklimi en soğuk bölgesidir Bölgenin 3/4ü 1500-2000 m yükseltiler arasındadır Ovalar bile (Erzurum Ovası 1950 1950 » 19 yüzyıl | '''20 yüzyıl''' | 21 yüzyıl | 1945 | 1946 | 1947 | 1948 | 1949 | '''1950''' | 1951 | 1952 | 1953 | 1954 | 1955 ==Olaylar== * 4 Şubat - Kiğı'da meydana gelen depremde 20 kişi öldü * 1 Mart | Bilgi m, Başkale Ovası 2400 m) Orta Anadolu ve Batı Anadoludaki birçok dağlardan yüksektir

Doğu Anadoluda yer şekilleri sıradağlar, geniş plâtolardan, dağlar ile plâtolar arasına sokulmuş ovalar ve çukur alanlardan meydana gelir Ovalardan çoğu genç faylar (kırıklar)la sınırlanmıştır Bu yüzden (Erzincan, BingölBİNGÖL » Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, yeşillikler ve yaylalar diyarı harikulade güzellikleri bulunan bir ilimiz 41°20 ve 39°54 kuzey enlemleri ile 38°27 ve 40°27 doğu boylamları arasında yer alır İlin doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısın


, Çaldıran) deprem alanlarıdır En kuzeyde Köse, Kop, Allahüekber dağları yer alır Bölgenin ortasında Orta Torosların uzantısı Munzur-Karasu-Aras sıradağları bir yay çizerek uzanır Üçüncü sırayı Güneydoğu Toroslar meydana getirir Buzul (Cilo) Dağlarında yükselti 4000 metreyi aşar (Uludoruk Tepesi 4135 m Türkiyenin ikinci yüksek noktası) Doğu Anadolunun başlıca volkanları Van

VAN » İlin Kimliği Yüzölçümü : 19069 km2 Nüfûsu : 637433 İlçeleri : Merkez, Bahçesaray, Başkale, Çaldıran, Çatak, Edremit, Erciş, Gevaş, Gürpınar, Murâdiye, Özalp, Saray Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murad-Van bölümünde yer alan bir ilimiz İl toprakları 42 |


Gölünün batısında çizgi hâlinde sıralanmıştır Nemrut, Süphan (4058 m Türkiyenin üçüncü yüksek noktası), Tendürek ve AğrıAĞRI » Doğu Anadoluda yer alan, tarih, efsane ve folklor diyarı bir ilimiz Tarihi ve tabii zenginlikleri çok olan ve adı efsanelere, masallara karışan ve Türkiyenin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı bu vilayetimizdedir
Ağrı Dağı Türkiyenin en yüksek dağıdır Büyük Ağrı 5137 m yüksekliktedir

İklimi
Kışlar çok uzun karlı ve çok soğuktur Yazlar kısadır OcakOCAK » Alm Feuerstelle (f), Herd, Kamin (m); Bergwerk (n), Fr Foyer, réchaud (m); cheminé (f); mine (f), İng Fireplace, furnace, oven; chimney; mine İçinde ateş yakılmaya yarayan yer Eski çağlardan beri evlerde ısınmak, yemek pişirmek için ocaklardan faydalanılırdı Kömür, taş ve mâden çıkarılan yerler
ayı ortalaması bütün bölgede sıfırın altındadır En düşük sıcaklık (Ağrıda) -432, KarsKARS » İlin Kimliği Yüzölçümü : 8911 km2 Nüfûsu : 349437 İlçeleri : Merkez, Akyaka, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim, Susuz Doğu Anadolunun kapısı serhat şehrimiz ve tarihî savunmaları ile “Gazi” ünvanını alan ilimiz Erz | Bilgi
ta -396 derecedir
İç Anadoluya göre yağış daha elverişlidir Yıllık 400 milimetredir Dağlık alanlarda yağış daha fazladır Bölgenin çukur alanlarında yağış azdır (Iğdır Ovası, en az yağış alan bölgedir)

Bitki Örtüsü

Yarı kurak çukurluklar ve ovalar steple kaplıdır Ormanlar 1500-2000 metreden îtibâren başlar Güneyde daha çok meşelerden, kuzeydoğuda, çam türlerinden meydana gelir Yakacak sağlamak için ormanlar çok tahrip edilmiştir Van ve Ağrı illerinde % 1den azdır

Fizikî Yapı

Akarsuları: Fırat Nehri, genel uzunluğu 2800 km, bizdeki uzunluğu 971 kilometredir Murat, Aras ve Kura ırmakları kaynakları bölgenin orta kısmındadır Dicle Nehrinin genel uzunluğu 19001900 » 18 yüzyıl | '''19 yüzyıl''' | 20 yüzyıl 1895 | 1896 | 1897 | 1898 | 1899 | '''1900''' | 1901 | 1902 | 1903 | 1904 | 1905 ==Olaylar== * 1 Ocak - Nijerya İngiliz himayesi altına girdi

km, bizdeki uzunluğu 523 km Bu nehir BatmanBATMAN » Alm Alte Gewichtseinheit, Fr Unite de poids ancienne, İng Old weight unit Özellikle yakındoğuda eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü Bu ölçü memleketlere göre iki okkadan sekiz okkaya kadar değişir Bu birim, tartılacak şeye ve memleketin muhtelif şehirlerine göre de değişebilirdi


, Garzan, Botan, Büyüktaş ırmaklarıyle beslenir
Türkiyenin hidroelektrik üretimi bakımından mevcut imkânlarının üçte biri Doğu Anadolu akarsularının payına döşer ElazığELAZIĞ » Yüzölçümü : 9142 km2 Nüfusu : 498225 İlçeleri : Merkez, Ağın, Alacakaya, Arıcak, Baskil, Karakoçan, Keban, Kovancılar, Maden, Palu Sivrice Doğu Anadolunun Yukarı Fırat Havzasında yer alan bir ilimiz Doğuda Bingöl ,güneyinde Hazar Gölü, Fırat Nehri üzerinde Keban Barajı Hidroelektrik Santrali dünyânın sayılı santrallerindendir Göletin yüzölçümü üçüncü büyük gölümüz olan Beyşehir Gölünden daha geniştir (680 km2); derinliği de 160 metreyi bulur Bu santralden enerji yurdun öteki bölgelerine ulaştırılmaktadır

Gölleri: Van Gölü: Nemrut volkanının çıkardığı lavlarla önü tıkanmıştır Küçük bir iç deniz kadar geniştir (3173 km2) Derinliği güneybatıda 400 metreyi aşar Tuzludur Bir litre suda 20 gr tuz bulunur Sodalıdır Suyu acıdır Balık yaşamaz Gölde Van ile Tatvan arasında feribotlar ve göl gemileri ile taşımacılık yapılır

Nüfusu

Kilometrekareye ancak 15 kişi düşmektedir Türkiye ortalamasından 3 kat daha seyrektir En tenha bölgemizdir Engebeli kısımlarda ise kilometre kareye düşen insan sayısı 5-10 kişi arasında hattâ daha azdır Önemli şehirler:
Malatya 702055 nüfusludur Önemli bir tarım alanı, ticâret merkezi ve aynı zamanda önemli bir endüstri şehridir (pamuklu dokuma, şeker ve sigara)
Elazığ, 498225 nüfusludur Bu şehrimiz önemli bir ticâret ve endüstri merkezidir (şeker ve çimento)
Doğuda MuşMUŞ » İlin Kimliği Yüzölçümü : 8196 km2 Nüfûsu : 376543 İlçeleri : Merkez, Bulanık, Hasköy, Korkut, Malazgirt, Varto Türklere Ana | Bilgi
ve BitlisBİTLİS » Güneydoğu Torosların tek geçit verdiği sarp bir yerde kurulan bir ilimiz İl, doğudan Van Gölü, güneyden Siirt ve Batman, batıdan Muş, kuzeyden ise Ağrı ile çevrilidir 41°33 ve 43°11 doğu boylamları ile 37°54 ve 38°58 kuzey enlemleri arasında yer alır |

, TunceliTUNCELİ » İlin Kimliği

ise çok tenhadır
Bingöl ve Tunceli az nüfuslu şehirlerdir
Erzurum, 848201 nüfusludur İraniran » - Başkenti Tahran - Yüzölçümü 1648000 km2 - Nüfusu 61 milyondur Türkiyenin doğusunda yer alır Dört tarafı dağlarla çevrili bir plato özelliğindedir Elbruz ve Zağros önemli dağları, Urmiye en büyük gölü, Deşt-i Kebir, DeşH Lüt başlıca çölleri Karun ve Kızılözen ırmakları

ve Kafkasyadan gelen yolların AkdenizAKDENİZ » Alm Mittelmeer (m), Fr Méditerranee, İng Mediterranean sea Kuzeyinde Avrupa, güneyinde Afrika, doğusunda Asyanın yer aldığı dünyanın en büyük iç denizi Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizine buradan İstanbul Boğazı ile Karadenize, Cebelitarık Boğazı ile
ve KaradenizKARADENİZ » Alm Schwarzes Meer (n), Fr Mer Noire (f), İng Black Sea 41° ile 45° kuzey enlemleri arasında bulunan, kıtalararası büyük bir iç deniz Avrupanın güney doğusundaki Balkan ve Anadolu yarımadaları ile, Doğu Avrupa ovaları ve Kafkasya arasında, doğu-batı doğrultusunda uzanır

e ulaşmak için çatallandığı yol kavşağındadır Askerlik ve ticâret bakımından büyük önem taşır Savaşlar yüzünden sönük kalmıştır Üniversite açılması şehrin gelişmesini etkilemiştir Kars, Sarıkamış, Hasankale, ArdahanARDAHAN » Doğu Anadoluda yer alan bir ilimiz Kars iline bağlı ilçeyken 1992 senesinde il merkezi oldu Artvin, erzurum illeri ve Gürcistan sınırıyla çevrilidir Trafik numarası 74tür Tarihi Ardahan çok eski bir tarihe sahiptir İlk bilinen sakinleri Hurrilerdir Daha sonra Hititler | Bilgi
, IğdırIĞDIR » İlin Kimliği Yüzölçümü: 3539 km2 Nüfûsu: 142601 İlçeleri: Merkez, Aralık, Karakoyunlu, Tuzluca Doğu Anadoluda yer alan bir ilimizKars iline bağlıyken 27 Mayıs 1992

, ErzincanERZİNCAN » Yüzölçümü : 11903 km2 Nüfûsu : 299251 İlçeleri : Merkez, Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan, Üzümlü her çeşit meyvenin yetiştiği, târih boyunca birçok büyük savaşların yapıldığı ve son bin senede on bir defâ haritadan silindi
, Kemah, Kemaliye, Divriği bölgedeki diğer önemli yerleşim merkezleridir
Van ve Tatvan, kuzeyde Karaköse, Doğu Beyazıt, batıda Hınıs ve Varto kesimlerinde en önemli ekonomik faâliyet küçük baş hayvan yetiştiriciliğidir Hakkarihakkari » Güneydoğu Anadolu bölgesi illerinden biri Yüzölçümü 9641 kilometrekare, nüfusu 67766 dır Türkiye, İran ve Irak sınırlarının birleştikleri alanda bir ilimizdir Kuzeyini Van, batısını Türkiye - Irak sınırı çevrelemektedir Çok dağlık bir yüzeyi vardır Güneydoğu Toro |

ilinde nüfus ortalaması çok azdır Nüfûsu 172479dur
Târihi
Doğu Anadolu, târihî yönden önemli bir bölgedir Anadolu Selçuklu Devletini kuran Alparslan, 1071 yılında Malazgirtte Bizansın büyük bir ordusunu, az bir kuvvetiyle yenerek, Romen Diyojeni esir almıştı Osmanlı pâdişâhlarından Yavuz Sultan SelimYavuz Sultan Selim » Osmanlı padişahıdır (1470-1520) Yavuz lakabıyla anılan Selim I, Sultan Bayezit IInin oğlu, Fatih Sultan Mehmetin torunu, Kanunî Sultan Süleymanın babasıdır Amasyada dünyaya gelen Yavuz Sultan Selim, iyi bir eğitim gördü Savaş ve yönetim sanatını bütün incelikleriyle öğrendiği gib

Han, İran Şâhı Şah İsmâile karşı yaptığı harekâtı bu bölgeye geçerek sürdürmüş, 1512 yılında Çaldıran Meydan Muhârebesini kazanarak Şah İsmâili mağlub etmiştir
Yurdumuzun doğusundaki sınır kapısı Kars ve ErzurumERZURUM » İlin Kimliği Yüzölçümü : 25086 km2 Nüfusu : 848201 İlçeleri : Merkez, Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, |

, târihî bakımdan çok önemlidir Aziziye Savaşında Erzurumlular, eşi görülmemiş kahramanlıklar göstermişlerdir 27 EkimEkim » {{EkimTakvimi}} '''Ekim''', Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 10 ayı olup 31 gün çeker Türkiye'de, Atatürk devrimine değin Sümer-Babil-İbrani-Süryani-Arami ad '''Tişri''' den gelme '''Teşrin-i Evvel''' olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra da '''İlk Teşrin''', '''İlkteşrin''' ya da '''Birinci Teş

1877 gecesi Rus askerleri ErmeniErmeni » #REDIRECT Ermeniler |
lerin yardımı ile Erzurumun çok yakınındaki Top Dağındaki Aziziye Tabyasına baskın yaparak, Türk askerlerini şehid etmişlerdir Ertesi sabah baskını duyan Erzurumlu erkek, kadın, çocuklar; silâh, kama, balta ve sopa ile Aziziyedeki düşmana hücum etmiştir Bu kanlı savaş sonunda düşmanlar, Aziziye Tabyasından çıkarılmıştır Kahraman Nene Hâtun, 20 yaşında genç bir anne olarak, körpe çocuğunu evde yalnız bırakmış, bu savaşın öncülüğünü yapmıştır Şimdi Aziziye Tabyasında, o günün kahramanları olan askerleri, ihtiyarları, genç kadınları ve çocukları temsil eden bir anıt ve şehitlik vardır Kurtuluş Savaşımızın ilk önemli karârı, 23 TemmuzTemmuz » {{TemmuzTakvimi}} '''Temmuz''', Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 7 ayı olup 31 gün çeker Eski Türkçe'de "tamu-z" "çok sıcak, cehennem" sözcüğünden, Sümerce/Sumarca/Sümmerce/Suomerce bereket tanrısının bir adı olan "dummuzzi" sözcüğünden gelme Süryanca/Süryanice "temmuz" sözcüğü aynen Türkçey | Bilgi
19191919 » 19 yüzyıl | '''20 yüzyıl''' | 21 yüzyıl | 1914 | 1915 | 1916 | 1917 | 1918 | '''1919''' | 1920 | 1921 | 1922 | 1923 | 1924 ==Olaylar== ===Dünyada olup bitenler=== * 14 Mart - Yunanların İzmir'e çıkarma planı, |
da toplanan Erzurum Kongresinde alınmıştır
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Doğu Anadolu Bölgesinde birçok târihî yerler ve eserler vardır Erzurum Kalesi, Yâkutiye Medresesi, Karsta Kars Kalesi, Ulu Câmi ve Ani Harâbeleri, Erzincanda Altın Tepede Urartulara âit eserler

bulunmuştur
Vanda Urartulardan kalma kaleler ve târihî eserler Selçuklulardan kalma câmi ve türbeler, Doğu Beyazıtta İshak Paşa Sarayı, Malazgirtte şehrin kalesi ve yıkıntıları bulunmaktadır Malatya

MALATYA » İlin Kimliği Yüzölçümü : 12313 km2 Nüfûsu : 702055 İlçeleri : Merkez, Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgâzi, Dârende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pötürge, Yazıhan, Yeşilyurt Doğu Anadolunun Yukarı

da Aslantepe civârında Etilerden kalma eserler, Romalılardan kalma kiliseden çevirme Ulu Câmi vardır Elazığda Harput, târihî bir yerdir Burası eskiden doğunun ilim merkezi hâlindeydi Harputta, Selçuklular ve Osmanlılardan kalma çarşı, medrese, kütüphâne ve hamamlar bulunmaktadır Muşta, Urartular ve Asurlulardan kalma yıkıntılara rastlanır Hakkaride Gevaruk denen yerde, târih öncesinde yaşayan insanlarla ilgili, üzerine resim yapılmış ve yazı yazılmış kayalar bulunmuştur Ağrı Dağı, Cilo Dağları, Sarıkamış ormanları ve târihî kalıntıların olduğu alanlar turistik yerlerdir Tuncelide Munzur Vâdisi, millî park olarak turistik önem taşır

Ekonomi




Doğu Anadolunun yurt ekonomisine katkısı şimdilik sınırlıdır Bölgenin geri kalmışlığının başlıca sebebi, yüzyıllarca ihmâl edilmesi, Birinci Dünyâ Harbi yıllarında meydana gelen karışıklıklar, Doğu Anadolunun diğer bölgelerle bağlantısının az oluşu gibi târihî ve coğrafî sebeplerdir Düzenli kara yolu, ancak yakın zamanda yayılmaya başlamıştır Doğu Anadolunun, yurt ekonomisine katkılarından biri, canlı hayvan ihracı ve hayvan ürünleridir Koyun, keçi ve sığır beslenir

Erzurum ve Ağrıda et kombinaları, Karsta süt tozu fabrikası işletmeye açılmıştır Malatyada şeker, sigara ve dokuma fabrikası, Erzurumda şeker fabrikası mevcuttur Erzurum ve Erzincanda kuyumculuk ve bakır işlemeciliği çok ileri seviyededir Divriğide elde edilen demir mâdeni,

Yüzeyi, hafif meyilli sırtlar, dan ve ormanlarla kaplı dağlık alanlar, dan ibarettir Toprak, tarıma pek elverişli değildir Ancak, dar vadilerde bahçe kültürleri yapılmaktadırİlçe merkezi 31408 nüfuslu Karabük ve Karadeniz Ereğlisindeki fabrikalarda işlenmektedir Bölgede en çok buğday ve çavdar ekilir Elazığ ve Erzincan ovalarında şekerpancarı yetiştirilir Malatya ve Bitlis çevrelerinde tütün ekilir Malatya, Elazığ, Iğdır, Erzincanda meyve bahçeleri vardır Doğu Anadolu Türkiye ekonomisine elektrik üretimi yoluyla, büyük katkılar yapmaktadır Yalnız Keban Barajı üzerinde kurulan hidroelektrik santrali, enerji ihtiyâcının büyük miktarını karşılamaktadır

Afşin-Elbistan Termik Santralinden de büyük miktarda elektrik enerjisi sağlanarak endüstrileşmeye büyük katkıları olmaktadır GAP projesinin devreye girişiyle bu bölgenin geri kalmışlığı târihe karışacaktır

Tabiî kaynakları

doğu anadolu bölgesi » Bölge, doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan, İran ve güneyinde Irak sınırından başlayıp, Anadolunun ortalarına doğru daralarak uzanır Yüzölçümü en geniş olan coğrafi bölgemizdir (Türkiye topraklarının yaklaşık %20sini kaplar) Yüzölçümünün çok geniş olmasına karşılık

çok zengindir Linyit başta Elbistan olmak üzere bâzı bölgelerde, krom, Guleman ve Palu yörelerinde demir, Divriği ve Hekimhanda bakır, Ergani ve Pötürgede kurşun ve çinko, Kebanda kaya tuzu, Erzincan ve Tercanda manganez ve barit gibi mâdenler çıkarılmaktadır

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

şimdide Doğu Anadolu Bölgesi"nin kültürel zenginlikleri

Eski 04-13-2010   #6
Şengül
Varsayılan

şimdide Doğu Anadolu Bölgesi"nin kültürel zenginlikleri







Doğu Anadolu Bölgesi,batıdan doğuya doğru gittikçe genişleyen Türkiye'nin doğusunda ve ülke topraklarının %21'ini kaplayan en geniş bölgesidir Doğu Anadolu'nun güneyinde; Güneydoğu Toroslar ile Buzul Dağları ortasında Mercan, Karasu, Munzur ve Palandöken dağları, Kuzeyde ise Çimen, Kop, Allahüekber ve Yalnızçam dağları uzanırAğrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut dağları ise volkanik bir yapıya sahiptir Doğu Anadolu Bölgesi'nde dağlar 3 sıra halinde uzanır


Elbistan , Malatya
Elazığ, Bingöl, Muş, Erzurum, Erzincan, Tercan, Kağızman, Pasinler ve Iğdır ovaları bölgedeki önemli tarım alanlarıdır

Doğu Anadolu Bölgesinin kuzey-doğusunda, kalın lav örtüsüyle kaplı olan Erzurum, Kars ve Ardahan Platoları yer alır


Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin en geniş akarsu havzalarına sahip bölgelerinden biridir Fırat, Dicle, Aras ve Kura nehirleri bölgenin önemli akarsularıdır Bu akarsuların yatak eğimleri fazla olduğu için enerji potansiyelleri de oldukca fazladır

Van, Erçek, Hazar, Çıldır ve Nazik Gölleri Doğu Anadolu Bölgesinin en önemli gölleridir Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü bu bölgededir Sularını dışarıya akıtamadığı için kapalı havza konumundadır

Doğu Anadolu Bölgesinin denizde uzakve ortalama yükseltinin fazla olması sebebiyle bölgede karasal iklim etkilidirBölgenin Elazığ, Malatya ve Iğdır gibi alçak ovalarında ise ılıman iklim koşulları hakimdir

Bölgenin bitki örtüsü bozkırdır Ormanlar daha çok yüksek yerlerde bulunurDoğu Anadolu Bölgesinin kuzey doğusunda yani Erzurum- Kars yöresinde Sürekli yeşil kalan uzun boylu otların bulunduğu alpin çayırları vardır

Türkiye'de Nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölgedir Bölgede nüfusun en az olduğu yerler; Hakkari, Bingöl ve Tunceli'dir Elazığ ve Malatya gibi illerde nüfus yoğunluğu daha fazladır

Doğu Anadolu Bölgesinde ekili-dikili alanlar azdır Özellikle Malatya, Elazığ ve Elbistan ovalarında buğday, arpa, şeker pancarı, tütün ve pamuk yetiştirilirHalkın geçim kaynaklarının başında hayvancılık gelir Erzurum ve Kars yöresinde yaz yağışlarının görülmesi ve alpin çayırı olmasından dolayı büyükbaş hayvancılık gelişmiş durumdadır

Bölge yer altı kaynakları bakımından oldukca zengindir Demir, krom, bakır, linyit, oltu taşı, çinko ve kaya tuzu önemli yer altı kaynaklarıdır

Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin en büyük yüzölçüme, en fazla yükseltiye ve en engebeli yapıya sahip olan bölgesidirCilo ve Ağrı dağlarında Türkiye'nin en büyük buzulları bulunurTürkiye'nin en yüksek dağı (Ağrı) ve en büyük gölü (Van Gölü) buradadır

Hayvancılık tarımın önündedir ve en fazla büyükbaş hayvan bu bölgede yetiştirilir
Maden ve hidroelektrik potansiyeli bakımından Türkiye'de 1 sıradadırNüfus yoğunluğu en az olan bölgedirEn uzun kışlar ve en kısa yazlar bu bölgede yaşanırSuyu en bol olan akarsular (Fırat ve Dicle) bu bölgededirEn düşük sıcaklıklar burada ölçülmüştür En fazla yıllık sıcaklık fark,ı en fazla kar yağışı ve en fazla don olayı bu bölgede görülür

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #7
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



EFSANEVİ BİR DAĞIN GÖLGESİNDE AĞRI




1650 metre yüksekliğindeki bir yaylada yer alan Ağrı, ismini yanında heybetle görünen dağdan almaktadır Türkiye'ye en tepeden bakabileceğiniz ve doğuya açılan kapısı Ağrı, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır Ağrı ili, yazın dağcılık ve doğa yürüyüşüne, kış mevsiminde kayak sporuna elverişli parkurlara sahip efsanevi dağı ile doğunun turizm merkezleri arasındadır


Ağrı, kuzeyden Kars ve Iğdır, Batıdan Erzurum ve Muş güneyden Bitlis ve Van, doğudan İran sınırı ile çevrilidir Ağrı' da mevcut toprağın büyük kısmını dalgalı, yüksek dağlık arazi meydana getirir Ağrı ilinde dağlar sıralar halindedir

Ağrıda bitki örtüsü olarak zengin otsu bitki türleri egemendir İlkbaharda canlanan otlar, sonbaharda havaların soğumasıyla tükenir Kışları soğuk ve sert yazları kurak ve sıcaktır

Ağrı ilinin tarihi, Paleolitik Çağ’a kadar uzanmaktadır Daha geç dönemlerde bu bölge ile Mezopotamya arasında kültürel ilişkiler olduğunu gösteren Tunç Çağı araç gereçleri bulunmuştur Ağrı ve çevresine yerleşen en eski topluluklardan biri Hurrilerdir MÖ 14 yüzyılda Hititlerin Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan Hurrilerden sonra yöre Urartu, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hâkimiyetine girmiştir MS 7 yy ortalarında Arapların eline geçen ve stratejik konumu nedeniyle istilalara uğrayan Ağrı’yı 11 yüzyılda Selçuklular egemenlikleri altına almışlardır Selçukluların aralıklarla süren egemenlikleri Moğol akınlarıyla son bulmuştur Sonradan İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir I Dünya Savaşı’nda Ruslar tarafından işgal edilen bölge, 1921 yılında yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye’ye iade edilmiştir


GEZİLECEK YERLER

Ağrı Dağı :


Türkiye'nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır Başlıcaları, Ararat, Kuh - i Nuh, Cebel ül Haristir

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970' de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi 1980'li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı

Yükseklik 5165 m

Konumu Doğu Anadolu'da İran sınırları yakınında yükselir (Aras-Murat Nehirleri arası)

Tırmanış Zamanı Tırmanışlar İçin En Uygun Zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır Kış tırmanışları zorlu ancak zevklidir

Özellikleri Ağrı dağı(5165 m), Anadolu Yarımadası ve Avrupa'nın en yüksek doruğudur 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır Ağrı dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir

Ulaşım ve Konaklama Trabzon-Erzurum-Tahran Uluslararası kara yolları Ağrı eteklerini dolanarak İran'a uzanır Ankara-Erzurum arasında düzenli olarak hava, demir ve karayolu bağlantısı mevcuttur

Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt'tır Buraya Ağrı ve Erzurum'dan ulaşmak mümkündür Kent ve çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri vardır

Tırmanışlar için Malzemeler :

Krampon, İp (11 mm), Buz Kazması, Emniyet Malzemeleri (Perlon, Buz Burgusu vb)

Yaz çıkışlarında (-5, -10 ºC'ye) dayanaklı uyku tulumu, anorak, rüzgarlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, Dağcıların çıkışları izne tabi olan Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarına tırmanışlarında şu noktalarından hareket etmeleri zorunludur

* Ağrı dağına çıkışlar Doğubeyazıt - Topçatan köyü - Eli Çiftliği güzergahından olmak şartıyla yalnızca dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır

* Küçük Ağrı Dağına ise yalnızca kuzeybatı güzergahından çıkış yapılmaktadır Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota güney rotasıdır

* Doğubeyazıt'ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak oto mobil ile Eli köyüne ulaşırlar Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 3200 m yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır 2 gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4200 m dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır Doruk tırmanışı için krampon, buz kazması ve ip alınması zorunludur 8-10 saatlik tırmanışla doruğa ulaşılır ve sonrasında kamp yerine geri dönüş yapılır

Ağrı - Bubi Dağı :

Doğu Anadolu Bölgesi, Ağrı ili sınırları içinde yer alan Kayak Merkezi Ağrı şehir merkezine 18 km mesafedeki Bubi dağında kurulmuştur

Ulaşım:

Ankara ve İstanbul'dan haftanın belirli günlerinde uçak seferleri bulunmaktadır 18 km uzaklığındaki şehir merkezine ulaşım, özel araçlarla mümkündür

Coğrafya:

Karasal iklimin hüküm sürdüğü kayak merkezinde kayak için en uygun sezon Aralık-Nisan aylarıdır Alpin Çayırlarla kaplı merkezde, kayak mevsiminde kar yüksekliği 1-2 metreyi bulmaktadır

Konaklama ve Diğer Hizmetler:

Ağrı il Özel İdare Müdürlüğüne ait bir kayak evi hizmete girmiştir Merkezde 60 kişilik bir kafeterya bulunmaktadır

Mekanik Tesisler ve Pistler:

Kayak Merkezinde uzunluğu 1227 m olan 600 kişi/saat kapasiteli teleski hizmet vermektedir Ayrıca Ağrı'ya 45 km, Eleşkirt ilçesine 4 km uzaklıkta, 4 kişilik iskemleli sökülebilir telesiyej tesisi daha yapılmıştır Tesis uzunluğu 1650 m olup kapasitesi 1000 kişi/saattir

Ağrı Dağı :

Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı (5165 m) eskiden beri bilginlerin, dağcıların, serüvencilerin ilgisini çekmiş ve birçok hikaye, türkü ve efsaneye konu olmuştur

İncil ve Tevrat'ta da adı geçen dağa, turizm açısından önemli bir konum kazandıran yaygın inanca göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamıştır İnsanlara bir ders vermek amacı ile Tanrı, Nuh'a bir gemi yapmasını emreder 300 arşın boyunda, 50 arşın genişliğinde ve 30 arşın yüksekliğinde yapılacak gemiye, Nuh Peygamber, eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile birlikte yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden 7 erkek, 7 dişi, sürüngenlerden 2 erkek, 2 dişi, yeterli yiyecek de alarak binecektir Nuh Peygamber, Tanrının emri doğrultusunda gemiyi yapar ve canlılarla beraber gemiye girer 7 gün sonra 40 gün 40 gece süren tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olur Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı'na oturur ve içindeki canlılar sevinçle gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılır Bu; yönüyle dini açıdan çok özel olan dağ, düz bir arazide aniden yeryüzünden göğe doğru yükselen heybetli görünümü, yazın bile karlı dorukları, bitki örtüsü ve barındırdığı hayvan türleri ile etkileyicidir

Nuh'un Gemisinin İzi :

Türkiye-İran transit yoluna 35 km uzaklıkta, Ağrı Dağı'nın güneyinde Telçeker ile Meşar köyleri arasında yer alan doğal bir anıttır Bu anıt gemiye benzer bir siluettedir Başta Amerikalı araştırmacı James Irwin olmak üzere birçok araştırmacı büyük tufandan sonra Nuh'un gemisinin buraya oturduğu yönündeki iddiaları araştırmak üzere kutsal geminin kalıntılarını bulmak için 1983 yılından itibaren çalışmalara girişmişlerdir Kültür Bakanlığı gemi kütlesine benzeyen bu jeomorfolojik yapının "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" özelliği taşıması münasebetiyle 1987'de 3657 sayılı kararı ile burayı doğal SİT alanı ilan etmiştir

Meteor Çukuru :

Alaska'daki meteor çukurundan sonra dünyanın 2 büyük göktaşı çukurudur Gürbulak Hudut Kapısı ile Sarıçavuş köyü arasında, İran sınırına 2 km kadar mesafededir 70-80 yıl önce düşen bir Göktaşı tarafından oluşturulan meteor çukuru 35 m genişliğinde ve 60 m derinliğindedir


İshak Paşa Sarayı :

Doğubayazıt ilçesinin 5 km doğusunda, bir tepe üzerine kurulan saray İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra yapılmış sarayların en ünlüsüdür

Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devri’ndeki son büyük anıt yapısıdır 18 yüzyıl Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür

Saray binasının bulunduğu zemin, vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir Eski Beyazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, bu yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır Sarayın giriş kapısı buradadır Saray, kalelerin özelliğini kaybettiği, ateşli silahların bulunduğu bir çağda yapıldığından, doğu yönündeki tepelere karşı müdafaası zayıftır Cümle kapısı savunma bakımından en zayıf noktasıdır Cümle kapısı bölümü, İstanbul ve Anadolu'da kurulan saraylarınkinden farksız olup, taş işçiliği ve oymacılığı yönünden muntazamdır Türklere özgü tarihi saray örneklerindendir 366 odadan oluşan sarayın yapımına Çıldır Beyi Çolak Abdi Paşa tarafından 1685 yılında başlanmıştır 1784 yılında saray iki avlu ve bu avluda bulunan yapılar topluluğundan meydana gelmiştir Birinci avludaki yapıların bazıları yıkılmıştır Dört tarafı yapılarla çevrili ikinci avlu dikdörtgen planlıdır Girişe göre sağ tarafta selamlık ve onun arkasında haremlik vardır Bunların sonunda cami ve türbe bulunmaktadır Türbe Selçuklu kümbet mimarisi üslubunda inşa edilmiştir

Buz Mağarası:

Küçük Ağrı Dağı eteğinin bittiği düzlükte bulunmaktadır Doğubayazıt-Gürbulak transit yolunda Hallaç köyü yolu sapağına 3 km mesafededir Örneğine çok az rastlanılabilecek doğal bir anıt durumundaki mağara toprağın 15-20 m derinliğinde yer almakta olup 100 m uzunluğa ve 50 m genişliğe sahiptir Mağara içinde insan büyüklüğünde buzdan dikitler yer almakta ve bu dikitler ışık altında farklı renklere bürünmektedir

Meya Mağaraları:


Diyadin'e 15 km uzaklıkta bulunan, kayaların insan eliyle oyularak barınma, ibadet ve diğer yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak yapılmış mağaralardır Eski bir yerleşim merkezi olan bu mağaralar bütün olarak ele alındığında adeta bir anıt kent niteliğinde olup, değişik inanç ve kültürlerin izlerini taşımaktadırlar Oldukça geniş olan mağaralarda kilise ve mezar kalıntıları ve su kanalı bulunmaktadır Tokluca Kalesi'nden yer altına inen merdivenler aracılığı ile bu mağaranın bağlantısı olduğu düşünülmektedir

Tokluca Kalesi:

Diyadin ilçesine 19 km mesafede bulunan Tokluca köyünün hemen arkasındaki tepe üzerinde bulunmaktadır 100-150 m uzunluğunda bütün bir kaya kütlesi gibi duran kale 2 m uzunluk ve genişliğindeki taşlardan yapılmıştır Kalenin üstünde yer alan 3 m genişliğindeki bir giriş deliğinden 30 basamaklı merdivenle kale içindeki sahanlığa inilmektedir Bu sahanlıktan üç ayrı yeraltı tüneline açılan giriş kapıları ve merdivenler bulunmaktadır Bu tünellerden birine 70 basamaklı, diğerine de 350 basamaklı merdivenle inilmekte olup bu tünellerin Meya Mağaraları'na ulaşmakta kullanıldığı tahmin edilmektedir

Kan Kalesi:

Tutak ilçesinin 15 km batısında eski adıyla "Kalekule" denilen Dönertaş köyü yakınlarında bulunmaktadır Hangi tarihte ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmeyen kale "Kale-i Hum" adıyla da bilinmektedir

Doğubayazıt Kalesi:


Eski Beyazıt'ın kuzey doğusundaki Belleburç denilen yerde, kayalar üzerinde, Doğubayazıt'ın 5 km doğusundadır Kaledeki Urartu mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik kent olduğunu göstermektedir Kaleyi inşa edenler ya da yapım tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır

Diyadin Kalesi:

Diyadin ilçe merkezinde Murat Nehri kıyısındaki kayalıklarda kurulmuş olan kale, Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sine göre Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır Gerçekte ise, kullanılan malzemeler ve yapılış tarzı, Urartular tarafından inşa edildiğini göstermektedir Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlılar döneminde onarım görmüştür

Havaran Kalesi:

Hamur ilçe merkezinde bulunmaktadır Hamur Deresi'nin üzerindeki kayalıklara kurulmuştur Dereden yüksekliği 100 m civarındadır Selçuklu dönemine ait olan kale içinde cami, kalebeyi konağı, deve hanları ile kaleden 400 m uzaklıkta ve kaleden daha yüksek bir tepe üzerinde gözetleme kulesi bulunmaktadır

Şoşik Kalesi:

Hamur ilçesine 35 km uzaklıkta bulunan Karlıca köyündeki sarp kayalıklar üzerine kurulmuş bir kaledir Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde kaleden "Azerbaycan Hükümdarı Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır" şeklinde bahsedilmektedir Kale içerisinde ibadethane, hamam, gözetleme kulesi, zindanlar ile su kulesi bulunmaktadır Kale Karakoyunlular zamanında tamir görmüştür

Kız Kalesi:


Şoşik Kalesi'nin 2 km doğusundaki bir tepe üstünde yer alan kalenin Şoşik kalebeyinin kızı için yaptırıldığı rivayet edilmektedir

Küpkıran (Harabe Göl) Kalesi:

Ağrı il merkezinin 20 km doğusunda yer alan Yukarı Küpkıran köyü ile Harabegöl köyü arasında bulunmaktadır Büyük kesme taşlardan yapılmış mazgallı bir kaledir Eski ve önemli bir yerleşim yeri olan Harabegöl köyünün depremler ve toprak kaymaları sonucunda batmasıyla oluşan çukura zamanla su dolması nedeniyle köyün yakınında bulanan kaleye bu ad verilmiştir

Toprakkale:

Eleşkirt ilçesinin 14 km doğusunda Toprakkale köyünde bulunmaktadır Urartulara ait olan kalenin tapınak ve yerleşim yerleri tamamen yok olmuş, günümüze ancak burç ve duvar kalıntıları kalmıştır

Anzavur Kalesi:

Patnos ilçesinin 2 km kuzey batısındaki Anzavur Tepesinde bulunan kale, Urartu medeniyetine ait olup MÖ 8 yüzyılda yapılmıştır Kalenin duvarları Urartu Kralı Menua, tapınak kısmı ise İşpuini tarafından inşa ettirilmiştir

Beyazıt Eski Camisi (Cami-i Gevher Digar): Beyazıt Kalesi'nin güney eteğinde Birinci Selim tarafından yaptırıldığı kabul edilen camidir Caminin yer aldığı vadi yamacı düzeltilerek duvar örülmek suretiyle düz bir platform oluşturulmuş ve üzerine bina inşa edilmiştir Kesme taştan inşa edilen cami 15x15 m boyutlarında kare planlı ve tek kubbelidir Yapıda kahverengi, sarı ve beyaz renkte taşlar karışık bir biçimde kullanılmıştır Caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri duvar payları, kubbeye geçiş sistemleri duvarlardaki kemerler, pencereler ve minare estetik bir sadelikte yapılmıştır

Toprakkale Camisi:

Toprakkale köyünde 1684 tarihinde Mirza Bin Adbi Paşa'nın yaptırdığı camidir Höyüğün güney yamacındadır

Sürmeli Mehmet Paşa Türbesi:


Hamur ilçesi merkezinde olup, Osmanlı döneminde inşa edilmiştir Beyaz, yumuşak taştan yapılan kümbetin duvarlarında iki sıralı kırmızı taştan kuşak mevcuttur

Üç Kümbetler:

Üç kümbetlerden birisi Patnos ilçesine 2 km mesafede olan Ziyaret, ikincisi Süphan Dağı eteğindeki Taşkıran, üçüncüsü de Dedeli bucağının Acım köyündedir

Hamur Kümbeti:


Hamur ilçe merkezinin kuzeydoğusunda, Ağrı-Van yoluna 300 m uzaklıktadır Selçuklu kümbetlerinden ayrı bir mimari tarzda, altı (gövde kısmı) dikdörtgen, üstü balık sırtı biçimindedir Kümbetin 18 yüzyılda İshak Paşa'nın torunlarından İbrahim Paşa tarafından yapıldığı söylenmektedir

Karagöz Kilisesi:

Tutak ilçesinin 26 km batısındaki Dayıpınarı köyü yakınında kayalar oyulmak suretiyle yapılmış bir yeraltı kilisesidir

Üç Kilise:


E-23 karayolunun hemen güneyinde olan Taşlıcay ilçe merkezine 18 km uzaklıktaki Taşteker köyündedir

TERMAL MERKEZLER :


Termal merkezler yönünden oldukça zengin olan Ağrı'nın Diyadin ilçesinde Yılanlı, Davut ve Köprü kaplıcaları bulunmaktadır Suları romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir İlçenin girişinde 3 yıldızlı bir termal otel bulunmaktadır

Dambat Çermiği ve Maden Suyu:

Ağrı'ya 5 km uzaklıktaki Yolluyazı (Dambat) köyünde, Murat Nehri'nin kıyısındadır Yerden fışkıran su kükürtlüdür Yara, çıban, sivilce gibi deri hastalıkları ve romatizma için şifalıdır

Diyadin Kaplıcaları:


Diyadin ilçesinin 5 km güneyindedir Köprü, Yılanlı ve Davut adlarını alan üç sıcak su kaynağından oluşmaktadır Deri hastalıkları ile enfeksiyonlara bağlı romatizmal hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir Kaplıcalar Diyadin'in 7 km güneyindedir Sezon süresince devamlı dolmuş seferleri yapılan kaplıcalarda 150 yatak kapasiteli turistik bir otel bulunmaktadır

Kuş Gözlem Alanı :


Sarısu Ovası, Doğubeyazıt Sazlığı

NE ALINIR ?


Ağrı’da küçükbaş hayvancılığın fazla yapılması nedeniyle halıcılık en önemli el sanatıdır Bunun yanında kilim, kazak, keçe ve çorap gibi el sanatları da vardır



Ne Yenir ?
Ağrı yöresinde hayvancılığın büyük çapta olması nedeniyle hayvan ürünleri büyük miktarda kullanılmaktadır Ağrı zengin bir mutfak kültürüne sahiptir Saç kavurma en meşhur yemeğidir Gosteberg buğulama, Abdigör köftesi, Hengel, haşıl, erişte, kuymak, kete, bişi, erdek, hasude, bulgur pilavı, yalancı köfte, ekmek aşı,lalanga, ayran aşı, halise,çiriş ketesi, murtuğa ve ağızyakan ve deveci çorbası gibi yöreye özgü yemekleri vardır



Yapmadan Ayrılma :
İshak Paşa Sarayı'nı görmeden,

Dağcılar için, Türkiye ve Avrupa'nın en yüksek dağı olan Ağrı Dağına çıkmadan, (izin almayı unutmayın)

Abdigör Köftesini tatmadan ,

Kış ayları için bir kaç çift tiftik eldiven ve çorap almadan geri dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #8
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



BİTLİS'DE BEŞ MİNARE BİTLİS





Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis'i, güneyden Siirt, batıdan Muş, kuzeyden Ağrı illeri ve doğudan Van Gölü çevreler Bitlis, Kaleleri ve Türk İslam eserleriyle önemli bir ildir

Bitlis ilinin topraklarının çoğu sarp ve yüksek dağlardan oluşmuştur
Önemli dağlar olan Nemrut ve Süphan'dır

Karasal özellikler gösteren Bitlis iklimi, gerçekte doğunun sert ve karasal iklimiyle Akdeniz iklimi arasında bir geçiş niteliği göstermektedir
İlde kışlar soğuk, yazlar ise sıcak ve kurak geçer

Bitlis, ismini Mekadonya Kralı Büyük İskender'in (Alexander), şehirde bulunan kaleyi yaptıranı Komutanlarından "Bedlis'ten" almaktadır Geçmişi MÖ 2000 yılına kadar uzanan Bitlis'te Urartu, Asur, Med, Pers, Mekadonya Krallığı, Roma ve Bizans Dönemleri'ne ait izlere rastlanılmaktadır

Türklerin 11 Yüzyılla birlikte başlayan Anadolu akınları sırasında önemi bir uğrak yeri haline gelen, bu tarihlerde Alpaslan ve ordularını Ahlat'ta konuk eden Bitlis, Türklerin Anadolu'ya açılmasında çok önemli bir rol de üstlenmiştir1514 yılında Osmanlıların eline geçmiştir 1929 yılında Muş iline bağlı ilçe, 1936 yılında ise il olmuştur

GEZİLECEK YERLER


Ahlat :

İl merkezine 60 km mesafede, Van Gölü kıyılarında kurulu bulunan Ahlat ilçesinde çoğu 13 yüzyıldan kalma 14 kümbet, 2 kale, Selçuklu döneminden kalma 5 tarihi mezarlık, Osmanlı döneminden kalma 1 tarihi mezarlık, Yuvadamı köyünün kuzeyinde MÖ 2000 ile MÖ1200 yılları arasında kalan döneme ait 4 ayrı mezarlık, Osmanlı döneminden kalma 2 cami, 1 hamam bulunmaktadır

İlçedeki Emirlik Bayındır Kümbeti mutlaka gezilmeli ve görülmelidir İlçenin en önde gelen tarihi varlığı yaklaşık 200 dönümlük bir alanda kurulu bulunan tarihi "Selçuklu Mezarlığı"dır Mezarlıkta her biri anıtsal yapı özelliğine sahip Şahideli-Şahidesiz sanduka mezarların dışında, Orta Asya Türk Mezar tipleri olan oda tarzı yeraltı mezarları da görülür Diğer önemli tarihi eserler içerisinde yer alan Kümbetler, İslami etki ile birlikte gelişmiş olan, yer altı mezar odası üzerine küçük bir mescit eklenen dönemin bey ve yöneticilerine ait anıtsal mezarlardır

Ahlat aynı zamanda Van Gölü çevresinin en güzel sahillerine sahiptir Kıyı turizmi ve su sporları açısından gelişmeye müsait ilçe sahillerinde 4 ay yüzme imkanı vardı Ayrıca ilçenin kuzeyinde kalan Sütay yaylası, yayla turizminin canlanması açısından elverişlidirEl sanatları, ürünlerinden olan "Ahlat bastonu", tüm ülkemize ün salmıştır

Ahlat Müzesi :

İlin tek müzesi Ahlat İlçemizde bulunmaktadır Müze; yaklaşık 200 dönümlük alan üzerinde kurulu bulunan tarihi 'Selçuklu Mezarlığı'nın bitişiğinde yer almaktadır Müzede; Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait arkeolojik ve etnografik tarihi eserler sergilenmektedir

Bitlis Kalesi:
İl merkezindeki çarşının hemen dik yamacında yer alan Bitlis Kalesi MÖ 312 tarihinde Büyük İskender'in emri ile kumandanlarından Leys Bedlis tarafından inşa ettirilmiştir Kale torakla dolu olduğu için içini gezmek mümkün değildir Ancak tepede panoramik olağanüstü güzellikte bir manzara vardır

Tatvan Kalesi:
Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden Zal Paşa tarafından Tatvan'ın bugünkü Tuğ mahallesinde yaptırılmıştır

Ahlat Sahil Kalesi:

Urartular dönemine ait olan kale 1224 yılında meydana gelen şiddetli bir yer sarsıntısı neticesinde yıkılmıştır 1556 yılında Kanuni Süleyman tarafından yeniden yaptırılmıştırGünümüzde sadece kale mevcut olup, içindeki yapı kalıntılarına da rastlamak mümkündür

Adilcevaz Sahil Kalesi:

Van Gölü kıyısında sarp kayalar üzerine kurulmuştur Kulesi bulunan kalenin içinde Süleyman Han Cami, cephane mahzeni, buğday ambarları, su sarnıçları, mehterhane kulesi ve 70 ev bulunduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır Günümüzde sadece kalıntıları mevcuttur


Bitlis'de bulunan Ulu Camii, Gökmeydan Cami, Kızıl Cami, Şerefiye Külliyesi Cami görülmeye değer eserlerdir İlde bulunan diğer camilerden bazıları şunlardır; Dörtsandık, Ayne'l -Badrid, Şeyh Hasan, Alemdar, Kureyşi, Taş, Hatuniye, İskender Paşa, Emir Bayındır, Tuğrul Bey ve Kale Altı Cami

Emir Bayındır Kümbeti, Küfrevi Kümbeti, Çifte Kümbet, Emir Ali Kümbeti, Usta - Şagirt Kümbeti, Şeyh Babo (Üryan Baba) Türbesi başlıcalarıdır

İhlasiye Medresesi, Nuhiye Medresesi, Şerefiye Medresesi, Yusufiye Medresesi ilin önemli medreseleridir

Hamamlar :


Bitlis merkezinde Şerefhanlar'a ait olan Han Hamamı ile XVI yüzyılda Hüsrev Paşa tarafından yaptırılan Paşa Hamamı bu güne kadar varlıklarını koruyabilmişlerdir Ayrıca kale üzerindeki Han Sarayı Hamamı ile Zeydan mahallesindeki Saray Hamamının ancak kalıntılarına rastlanabilmektedir El Aman Kervansarayındaki hamam kalıntısı ile Ahlat ve Adilcevaz Kaleleri içerisindeki hamam kalıntıları tarihi değer taşımaktadır

Hanlar ve Kervansaraylar :

Hatuniye (Hazo) Hanı:
Aynı adla anılan köprünün yanı başında bulunan bir handır Abbasilerden Sultan Evhadullah Hanın kızı Hamu Hatun tarafından XI Yüzyılda yaptırıldığı söylenmektedir

Papşin (Hüsrev Paşa) Hanı:
Bitlis-Tatvan karayolu üzerinde bulunmaktadır Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından XVI yüzyılda yaptırıldığı rivayet edilmektedir

Başhan Hanı:

Bitlis-Tatvan karayolu üzerindedir XVI yüzyılda Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından yaptırıldığı rivayet edilmektedir

El-Aman Hanı:
Anadolu'nun en büyük kervansaraylarından biri olan El Aman Hanı, dükkanları, cami ve hamamı ile bir külliye teşkil etmektedir XVI yüzyılda Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır

İl sınırları içerisinde bulunan diğer han ve kervansaraylardan başlıcaları şunlardır: Şerefiye, Arasa, Yusufiye, Duhan ve Kokoz Zal Paşa hanlarıdır

Kaplıcalar :

Fay hattı üzerinde bulunan Bitlis merkez ve çevresinde sayısız kaplıcaya rastlanır Bunlardan bazıları; Güroymak (Çukur) Kaplıcası, Ilıcak (Germav) Kaplıcası, Nemrut Dağı Kaplıcası, Alemdar, Köprü Altı, Çim Çölmüğü, Arap Köprüsü, Yılan Dirilten, Acı Su vb kaplıcaları olarak sıralanabilir

Van Gölü:
Sodalı ve tuzlu suyu olan Van Gölünün yarısı Bitlis sınırları içerisinde yer almaktadır Ahlat, Adilcevaz ve Tatvan ilçeleri Van Gölü kıyısında kuruludur Kıyılarda pek çok plajın yanı sıra konaklama, yeme-içme tesisleri bulunmaktadır

Nemrut Dağı ve Krater Gölleri:

İlin kuzeyinde, Tatvan İlçesinin sınırları içerisinde yer alan ve yüksekliği 2935 m olan Nemrut Dağı, volkanik bir dağdır Bir doğa harikası olan Nemrut Dağı her yıl özellikle yaz aylarında çok sayıda yabancı ve yerli turist tarafından gezilmektedir Nemrut Dağı krater alanı içerisinde yer alan Nemrut Gölü, büyüklük bakımından ülkemizin birinci , dünyanın ise ikinci en büyük krater gölü unvanına sahiptir Bitlis'e 27 km, Tatvan'a ise 13 km uzaklıkta bulunan dağa Tatvan - Çekmece Köyü ve Ahlat - Serinbayır köyü yollarından otomobille rahatlıkla çıkılabilmektedir

Avcılık ve Olta Balıkçılığı:
Kara hayvanlarının bol bulunduğu il de Tatvan-Reşadiye civarı ile Bitlis-Sarıkonak civarı en elverişli av alanlarıdır Balık avcılığı açısından ise; Van Gölü, Nazik Gölü ve Aygır Gölü ön plana çıkan turistik değerlerdir

Trekking:

Dağ-doğa yürüyüşleri açısından ilde en elverişli yer olarak Nemrut Dağı ve Süphan Dağı ilk sırada yer alırlar

Kayak Merkezi:
Bitlis Kent Merkezinde kayak tesisleri bulunmaktadır

Kuş Gözlem Alanı :

Nemrut Gölü Kuş Alanı,Sodalıgöl Kuş Alanı ve Van Gölü Kuş Alanı Bitlis ili sınırları arasında bulunmaktadır


NE ALINIR ?


Bitlis hediyelik eşyalar bakımından da ziyaretçilerine oldukça zengin seçenekler sunar İlçelerde halen yapılmakta olan kök boyalı rengarenk kilimler, el emeği göz nuru halılar, toprak çanak-çömlekler, Ahlat İlçemizde yapılan her biri sanat eseri olan bastonlar satın alınabilir Ayrıca Hizan fındığı, Adilcevaz cevizi , Mutki kara kovan balı ve küp peyniri hediyelik gıda ürünlerimiz arasında en önde gelenleridir



Ne Yenir ?
Bitlis Büryan kebabı yörenin ünlü yemeğidir Oğlak etinden yapılan bu yemek Haziran-Temmuz-Ağustos ayları arasında yenilebilir Uykusundan fedakarlık yapabilenler yine bu aylar arasında sabah saat 05:00'te "avşor" adı verilen yemekten tadabilirler

Yapmadan Ayrılma :
Nemrut Dağı ve Nemrut Krater Gölü'nü görmeden,

Ahlat Kümbetleri ve Selçuklu Mezarlığı'nı görmeden,

İl merkezinde bulunan Bitlis Kalesi, İhlasiye Medresesi, Şerefiye Camisi ve Kümbetleri ziyaret etmeden,

Bitlis büryan kebabı ve avşor yemeden,

Kök boyalı dokuma kilimleri, Ahlat bastonu, Hizan fındığı, Adilcevaz cevizi, Mutki kara kovan balı ve küp peyniri almadan BİTLİS'DEN GERİ Dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #9
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



ERZİNCAN'A GİRDİM NE GÜZEL BAĞLAR !





Erzincan ili genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır Dağ sıraları arasındaki çukurlarda yer alan ovalar ve düzlükler boğazlarla birbirine bağlanmış durumdadır Ovalar ile dağ sıraları arasına akarsularca yarılmış, dalgalı platolar yerleşmiştir

Erzincan'da ve Tercan çevresinin genel bitki örtüsü steptir Yüksek dağların üzerinde çalılıklara ve meşeliklere rastlanır Erzincan'ın batısında yer alan ve özellikle Refahiye'den başlayıp Kemah, Kemaliye çevresine kadar çam korulukları, meşelikler ve çalılıklara geniş ölçüde rastlanmaktadır İlin en büyük akarsuyu Karasu Irmağıdır

Erzincan karasal iklim özelliğine sahiptir Erzincan çevre illere göre daha uzun ve sıcak yaz mevsimi yaşamaktadır

Doğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat'ın yukarı kısmında yer alan Erzincan, Anadolu'nun en eski kültür merkezlerinden birisidir Tarihi ipek yolu güzergahında yer alan kent Hitit, Urartu, Med, Pers, Hellen, Roma egemenliğinde kalmış, Malazgirt Zaferinden sonra Türk ve Osmanlı hakimiyetine geçmiştir Erzincan kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, mutfağı ve alışveriş olanakları ile tam bir turizm cennetidir

GEZİLECEK YERLERİ :




Altıntepe: Şehir merkezine 15 km uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 m kuzeyinde yer almaktadır Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir 1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak - saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır

Höyükte bulunan ve MÖ 8 yüzyıla ait eserler arasında, fildişi ve madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramikler ve duvar resimleri bulunmaktadır Çivi yazılı tunç eşyada, kral adları bulunmuştur Urartu sanatının parlak dönemine ait yüksek düzeyli eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir Altıntepe buluntularında tanrı, insan, hayvan figür ve motifleri önemli yer tutmaktadır Altıntepe kalıntıları, tapınak-saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç adet mezar ve depo binasından oluşmaktadır

Kemah Kalesi: Anadolu'nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu, Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır Sarp kayalar üzerinde kurulu olan Kalenin, iç içe iki yapısı olup, çevresi surlarla çevrilidir

Otlukbeli Gölü: Otlukbeli Gölü'nün en önemli özelliği çanağının ve oluşumunun göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içerisinde dünyada tek tip oluşudur Göl, bu özelliğinden dolayı doğal anıt olarak nitelendirilmektedir Otlukbeli Gölü Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile doğal sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır

Girlevik Çağlayanı: Erzincan'ın 29 km güneydoğusunda Çağlayan Beldesi'nde bulunan şelale, doğal serinliği ve güzelliği ile ünlü bîr mesire yendir Suyun kışın donmasıyla oluşan sarkıtlarda tırmanıcılık, yazın soğuk sularında serinleme imkanı sunan Girlevik Çağlayanı, birçok yerli ve yabancı turisti bölgeye çekmektedir

Aygır Gölü: Keşiş Dağı üzerinde buluna Göl, tabiat güzelliğinin yanı sıra, krater gölü özelliğine de sahip olan piknik ve dinlenme yeridir

Kaplıcalar

Ekşisu: (Böğert Maden Suyu) İl merkezine 11 km uzaklıktaki bölgede bulunan ve Ekşisu adı verilen böğert maden suyu, sağlık yönünden oldukça önem taşımaktadır Maden suyu; anemi, karaciğer, mide, bağırsak ve safra yolları hastalıklarına iyi gelmektedirEkşisu yakınındaki kaplıca, 33 derecelik ısıya sahiptir Su banyosu şeklinde kullanılan kaplıca suyu, romatizma, cilt, damar sertliği ve kalp rahatsızlıklarına iyi gelmektedir Kaplıca 12 adet kapalı havuz ile halkın hizmetindedir

Mağaralar

Buz Mağaraları: Kemah ilçesinin Ayranpınar köyündedir Mağaranın içinde büyük buz kütleleri ve buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır

Ala Mağarası:
Kemaliye ilçesinin kuzeydoğusunda bulunan mağaranın içinde dehliz ve kanallar bulunmaktadır

Köroğlu Mağarası:
Refahiye ilçesinin Altköy mevkiinde bulunan mağaraya taş merdivenlerle çıkılmaktadır

Rafting ve Su Kayağı: Erzincan İl Merkezine 40 km mesafede Fırat Nehri'nin bir kolu olan Karasu ve Sansu dereleri rafting sporuna elverişlidir Rafting parkuruna ulaşım kolay olup, Erzincan-Erzurum karayolu üzerindedir Genellikle Mayıs-Haziran aylarında yapılmaktadır

Erzincan Barajı'nda ve Tercan İlçesi Tercan baraj Gölü'nde su kayağı yapılabilir Erzincan Barajı şehir merkezine 16 km mesafede, şehrin Güneybatısındadır

Doğa Yürüyüşü: Merkez Yaylabaşı Belediyesinden başlatılan Munzur Melan yaylası; Karakaya Beldesinden başlatılan Tekçam-Keşiş dağları Aygır gölü - Esence zirvesi; Karakaya beldesinden başlatılıp Sarıgöller istikametinde Keşiş dağları Aygır gölü ve Esence zirvesi; Çayırlı Esendoruk köyünden başlatılan Keşiş Yedigöller - Esence zirvesi ; Çayırlı - Turan çayırı Aksu deresinden başlatılan Keşiş dağları Yedigöller bölgesi - Esence zirvesi uygun parkurlardır


Ne Yenir ?
Yöre mutfağı yemek türleri bakımından zengindir Bunların çoğunluğunu hamur işleri oluşturur Eşgili, kesme çorba (un çorbası) yaprak sarma başlıca yemek türleridir Ayrıca su böreği ve özellikle kete ve tatlılar çokça tüketilen hamur işleridir



Yapmadan Ayrılma :
Altıntepe şehir kalıntılarını gezmeden, Mama Hatun Kervansarayını, Terzi Baba Türbesini ve Kemah Kalesini görmeden,
Erzincan Girlevik Şelalesinin karşısında de alabalık yemeden,

Esentepe'den şehrin görünümü izlenmeden,

Ekşisu mesire alanında kaynağından maden suyu içip, doğal jakuziye girmeden,

Erzincan bakır el sanatları ve Erzincan tava leblebisi ile Erzincan Tulum Peyniri almadan DÖNMEYİN

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #10
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



DADAŞLAR DİYARIERZURUM




Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır

Doğu Anadolu'nun en büyük kenti olan Erzurum'un MÖ 4900 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir Erzurum'u da içine alan bölge tarih boyunca Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Parftlar, Romalılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Bizanslılar, Sasaniler, Moğollar, İlhanlılar ve Sfaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından idare edilmiştir1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılına kadar bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir Milli mücadele, milli birlik ve Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlık hareketinin temelinin atıldığı Kongre 23 Temmuz 1919 da Erzurum'da toplamıştır

Erzurum ili, Türkiye'nin orta ve batı kesimlerine göre, yükseltinin fazla olduğu illerinden biridir Doğu Karadeniz Dağlarının doğu uzantıları olan Rize Dağları, ili kuzeyden çevreler ve Rize ile sınırını oluşturur Karadeniz'e paralel düzenli sıralar durumunda uzanan bu dağlar, geçit vermez ve yüksektir En yüksek noktaları 3937m yüksekliğindeki Kaçkar Tepesi ile Verçenik Tepesi'dir Dumlu Dağından doğuya doğru uzandığında iki yüksek dağ sırasına ulaşılır Tortum'a doğru olanı Güvercin Dağıdır; Pasinler Ovası ile Gürcü Boğazı arasını doldurmuş olanı ise Karga Pazarı Dağlarıdır Erzurum şehrini doğudan çevreleyerek Palandöken Dağlarına ulaşırErzurum şiddetli karasal Doğu Anadolu iklimi bölgesinde yer alır İlin yıllık sıcaklık ortalaması 60 derece kadardır

GEZİLECEK YERLER





Palandöken Kayak Merkezi


3185 m zirveye sahip Palandöken dağları, Erzurum'un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır Türkiye'de kış turizmi için yapılan ilk ciddi ve kapsamlı proje Erzurum-Palandöken Kış Sporları ve Turizm Mastır Plan Çalışmasıdır Yapılan çalışmada Palandöken Dağlarının doğal yapısı ve iklimi ile uluslararası kış sporları merkezi niteliğine sahip olduğu tespit edilmiştir Projede, üç alan üzerinde bir gün içinde toplam 32 bin kişinin kayak yapabileceği, uluslararası yarışmalar hatta kış olimpiyatlarının düzenlenebileceği, 6 bin kişinin doğrudan istihdam edilebileceği öngörülmektedir


Erzurum’un tarihi dokusu ve eserlerin nerdeyse tamamı, Şehrin atardamari sayilan Cumhuriyet caddesi üzerinde yada ona paralel sokaklar da bulunur…

MÜZELER:
Erzurum Arkeoloji Müzesi, Erzurum Atatürk Evi Müzesi, Erzurum - Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi, Erzurum - 23 Temmuz Kongre Salonu Müzesi dir…

Erzurum Çifte Minareli Medrese, Erzurum Kalesi, Üç Kümbetler görülmesi gereken ören yerleridir… İl merkezindeki Lalapaşa Cami, Üç Kümbetler ve Ovşank Kilisesi görülmeye değerdir


SAAT KULESİ:
İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi'nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir

ERZURUM KALESİ:

Erzurum İli'ne 79km uzaklıktaki Horasan-Pasinler-Erzurum tarihi İpek Yolu üzerindedir İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi'nin MS 5yy ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir

ÜÇ KÜMBETLER:
Üç kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olan Saltuklu Devleti'nin kurucusu Emir Saltuk'a ait olduğu sanılmaktadır Tamimiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptığı bilinmemektedir Kümbetlerin genel olarak 13 üncü yüzyıl sonu ve 14 üncü yüzyıl başına ait oldukları kabul edilmektedir Üç kümbetler Türklere ait diğer kümbetlere nazaran değişik planları, kullanılan malzeme ve süslemeleri açısından ayrı bir yer tutar

Çifte Minareli Medrese:
13'üncü yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından yaptırılmıştırAnadolu Selçuklu Mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu, Anadolu'nun en büyük medresesidir

Yakutiye Medresesi:
Hoca Celaleddin Yakut tarafından MS 1310 yılında inşa edilmiştirİlhanlı döneminden günümüze kalan nadir eserlerden birisidir İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır
Köprüler ve Bedestenler

Çoban dede Köprüsü:

1297-98 yıllarında İlhanlıların Veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılmıştırAras nehri üzerinde 7 kemer gözlü olarak inşaa ettirilen önemli bir yapıttır

Rüstempaşa Bedesteni:
Kanuni Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır Çarşıda daha ziyade oltu taşı satıcıları faaliyet göstermektedir

Tortum Çağlayanı:
Tortum Gölü'nün son kısmında, Tortum Çayı'nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur Erzurum'a 120 km mesafededir Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum olmaz

Rafting:

Erzurum'un İspir ilçesi sınırlarından geçen Çoruh Nehri rafting yapmaya en elverişli akarsulardan birisidir Derin kanyonları ile ilgi çeken Çoruh, her yıl turistlerin akımına uğrar 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası Çoruh Nehrinde yapılmıştır

Trekking:
Erzurum'un kuzeyinde yer alan Dumlu Dağları üzerinde yabancı turistler tarafından günü birlik doğa yürüyüşleri yapılmaktadır Bu yürüyüşe gidenler üç saatlik bir yürüyüşle Dumbu Baba diye adlandırılan ve Fırat Nehri'nin önemli kollarından biri olan Karasu'nun kaynağı durumundaki soğuk su gözesine varırlar, burada bir süre dinlenen ziyaretçiler dönüş yürüyüşüne Kırkgöze Köyü üzerinden yaparlar buna benzer dağ yürüyüşleri Erzurum'un güneyinde bulunan Palandöken Dağları üzerinde de yapılmaktadır

NE ALINIR?

Erzurum oltu taşı işçiliği ile çok meşhurdur Oltu taşından yapılan tespihler, ağızlıklar, bilezik, gerdanlıklar, broş, küpe, saç tokası yörenin önemli hediyelik eşyalarıdır



Ne Yenir ?
Su böreği, ekşili dolma, kesme çorbası, ayran aşı (yayla çorbası) çiriş, şalgam dolması, yumurta pilavı, kadayıf dolması Erzurum'un geleneksel mutfağını oluşturur

Ama CAĞ kebabı favoriüstüne de Cevizli Kadayıf dolması

Yapmadan Ayrılma :
Palandöken'de kayak yapmadan, Çifte minareli Medreseyi, Yakutiye Medresesi'ni ve müzeleri görmeden

Yolunuz İspir'e düşerse rafting sporu yapmadan,

Yolunuz Tortum'dan geçerse Tortum Şelalesi'ni ve gölünü görmeden,

Cağ kebap, su böreği ,ayran çorbası ,kadayıf dolması yemeden dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #11
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



SERHAT ŞEHRİ,MÜZE KENTKARS






Kars Doğu Anadolu da, ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir Karasal bir iklime sahiptir; kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçerAncak bölgenin bu iklimsel özelliği dolayısıyla, ilde sanayinin gelişmesi nispeten olumsuz olmuş olsa da, KARS, turizm potansiyeli açısından bölgenin önemli illerinden birisidir

Kış turizm merkezi olmaya aday bir kent olan KARS, yapılacak yatırımlarla bu alanda daha da gelişebilir Bunun yanı sıra kültür turizmi açısından da tarihin çok eski devirlerine uzanan antik kalıntıları ve ören yerleri ile de dikkat çeker Yontma Taş Çağından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olan kent Türkiye’nin önde gelen kültür turizmi merkezlerindendir

Büyük bir plato özelliği gösteren il coğrafyasında genel olarak bitki örtüsü bozkır görünümündedir Yalnız Sarıkamış ilçesinde çam ormanları bulunmaktadır Bazı ilçelerinde bağ ve bahçecilik yapılmaktadır Kış mevsiminde ziyaret edeceğiniz KARS’ı, muhtemelen bembeyaz duvaklı güzel bir gelin olarak hatırlayacaksınız KARS, daha birçok özelliği ile alışılmadık bir Anadolu şehri

Araştırmalardan Kars tarihinin Cilalı Taş Devrine kadar indiği (MÖ 9000-8000) anlaşılmaktadır Bölge daha sonraları Hurriler, Urartular, İskitler, Partlar, Sasaniler ve Bizanslıların hakimiyetine girer1064 yılında Selçuklu Sultan Alpaslan, şehir ve civarını fethetmiş, böylelikle Türk kavimlerine Anadolu yolunu açmıştır Şehir ve çevresinde Moğollar ve Akkoyunlular, Karakoyunlular gibi Türk devletleri hüküm sürmüş, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim bölgeyi fethettikten sonra Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır

Kenti bir kartal gibi kucaklayan kalesi,camileri,kiliseleri,birbirini dik kesen ızgara planlı caddeleri,geniş kaldırımları,Kalın duvarlı,bazıları yüksek pencereli,önyüzleri nakışlı taş evleriyle bir müze kent özelliğindedir KARS… Ortalama 40 yıl bir sureyle Rus hakimiyeti altında kalan Kars’ın her bir köşesinde, onların izlerine rastlamak mümkünKentin karakterine damgasını vuran,görkemli bir soyluluk içindeki taş evler,çağdaş şehircilik anlayışı ile korunmamış olsaydı,Kars da sıradan bir Anadolu şehri olmanın ötesine geçemezdi bugün…Şehri gezmenin en güzel şekli yürümekÇünkü görülesi yerlerin hemen hepsi merkezde…

GEZİLECEK YERLER

KARS MÜZESİ:

Doğu Anadolu'nun en zengin müzelerindendir

Arkeolojik eserler bölümünde Kars yöresinde bulunmuş seramik ve bronz eserler, yüzük taşları, çeşitli paralar, süslemeli ahşap kapılar, nişler, çanlar; etnografik eserler bölümünde Kars halkının tarih içinde kullandığı eşyalar; bahçede ise çeşitli devirlere ait rölyefler, koç heykelleri, mezar taşları sergilenmektedir
Tel: (+90-474) 212 38 17
Ziyarete açık saatleri: 0830-1230 / 1330-1700
Ziyarete açık günler: Pazartesi hariç her gün





ANİ ( Ocaklı ):

Ani Harabeleri Kars'a 48 km uzaklıktadırMevcut Ocaklı Köyü yakınında Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında konumlanan kentin kuruluşu MO 350-300 yıllarına dayanmaktadır Ani ülkemizi ziyaret eden turistlerin önemli uğrak merkezlerinden birisidir Ani'de kent surları, Ortaçağ kiliseleri Selçuklu mimari eserleri görülmeye değerdir

KARS KALESİ VE SURLAR:

Merkez Kale veya İç Kale olarak da anılan Kars Kalesi 10 yüzyılda yapılmıştır 1386'da Timur tarafından yerle bir edilmiş ve 1579'da yeniden yapılmıştır
Kuzey surları ilk defa 972'de yapılmıştır 977-990 yıllarında doğu surları eklenerek, güçlendirilmiştir
Kuzeyde yer alan üç giriş kapısı görülmeye değerdir12 yyda Selçuklular tarafından hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi Anadolu'nun en eski hastanelerindendir

SELÇUK SARAYI:

Ani ören yerinin kuzeybatı ucunda yer almakta olup, oldukça görkemlidir Dış kapısında bulunan zengin mozaik şeklindeki taç kapısı geometrik motiflerle süslenmiştir İçte muhtelif odalar, galeri, depolar ile çeşmesiyle büyük bir yapı kompleksi oluşturur


BEYLERBEYİ SARAYI:


Kale eteğindeki Saray, 1579'da Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır İki katlı olan yapı 1828 yılına kadar Kars Hükümet Konağı olarak kullanılmıştır
İlbeyoğlu Hamamı, Mazlumağa Hamamı,Taşköprü,on iki havariler kilisesi,Herakani türbesi ve Evliya camiiTiyatro binası (şimdi Defterdarlık) diğer gezilesi yerlerdir
Kars Yayla Turizmi ve Çifttik Turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir

Sarıkamış Kış Sporları Merkezi:

2634 m yüksekliğindeki, Kars'a 55 km mesafede Çamurlu dağdadır Çamlar arasındaki Sarıkamış kayak merkezi; kar kalitesi açısından önem kazanmıştırÇamlar arasında toplam 12 kilometreyi bulan 5 etaplı piste sahip 2500 rakımlı Cıbıltepe'nin muhteşem bir doğal güzelliği vardır Cıbıltepe'nin kristal karla kaplı olması ise onu kayakçılar açısından daha cazip hale getiriyorNormal kış koşullarında 15 metre dolayında olan kar, kayak sporu için oldukça elverişli ve sadece Alplerde olan kristal kar özelliği göstermektedir Sarıkamış'ta kayak için en uygun zaman 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasıdır Yörede karasal iklim hakimdir Hakim rüzgar yönü güney-batı yönlerindedirSarıkamış ve çevresi; Alp disiplini, Kuzey disiplini ve Tur Kayağı etkinlikleri için çok uygun koşullara sahiptir

NE ALINIR?


Doğal boyalı pamuk, kıl, ipek ve yün iplikler kullanılarak yapılan, ilginç yöresel motiflerle bezeli Kars kilim ve halıları çok ünlüdür Yöresel gümüş kemerler, başlıklar ve çeşitli gümüş takılar Kars'ın özgün hatıra eşyalarıdır Kaz tüyünden yapılan kuştüyü yastıkları son derece sağlıklıdır Ayrıca ünlü Kars kaşar peyniri ve balı çok lezzetlidir


Ne Yenir ?
Kaşarı ve balının yanı sıra, Kars zengin ve renkli bir mutfağa sahiptirYöreye özgü belli başlı yemekler; umaç helvası, elma dolması, hörre (un) çorbası, evelik adlı bitkiden yapılan evelik aşı, ekmek üzerine kızgın yağ ve yoğurt dökülerek yapılan ekmek aşı, pişi, kuymak, hengel (mantı), yarma buğdaydan yapılan haşıl, bozbaş, kemikli ve parça etten yapılan ve bir çeşit çorba olan piti, sultani üzümle yapılan pilav ve Kars böreğidir

Yapmadan Ayrılma :
Ani, Kars Kalesini görmeden,Müzeyi gezmeden,Çıldır Golünde sarıbalık yemeden, Bal, kaymak kaşar ve gravyer tatmadan,Kars Kafkas halısı almadan,Kafkas Halk Oyunları seyretmeden,Sarıkamış'ta kayak yapmadan dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #12
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



TARİHİ KERVAN YOLLARININ KESİŞME NOKTASI MALATYA





Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Havzasında yer alan Malatya İç Anadolu, Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine doğal geçişi sağlayan yol güzergahındadır Malatya genel olarak yüksek plato ve dağlardan oluşan bir arazi yapısına sahiptir

İlin güney bölümü meşe ağaçlarından oluşan korular ve baltalıklarla, kuzeyi ise bozuk nitelikli yapraklı ormanlarla kaplıdır Nehir ve çay kenarlarında kavaklık ve söğütlükler bulunur İl merkezi ve ilçelere bağlı köylerde, kayısı başta olmak üzere geniş meyvelikler yer alır

İklimi karasaldır; yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve çoğu kez kar yağışlıdır Ancak son yıllarda yapılan Karakaya ve diğer baraj göllerinin etkisiyle, iklim yumuşayarak zaman zaman Akdeniz iklimi özelliklerini göstermektedir En çok yağış, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir

Yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar sonucunda, tarihi geçmişi Paleolitik Çağa kadar uzanan Malatya ilinde, MÖ 7000 yıllarında iskanın başladığı anlaşılmıştır Yöre, daha sonra Hitit, Asur, Urartu, Pers, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini yaşamıştır

GEZİLECEK YERLER :





Nemrut Dağı :


Doğu ve Batı Medeniyetlerinin, 2150 m yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut, Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır

Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer olmasıyla da ilgi çekmektedir Her yıl binlerce insan gündoğumu ve gün batışını seyretmek için Nemrut Dağına gelmektedir

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak ilan edilen Nemrut Dağı, çevresindeki Kommagene Uygarlığı eserleri ile birlikte ülkenin önemli Milli Parklarından biridir Nemrut Dağındaki dev heykeller ve tümülüs, Arsameia (Eski Kale), Yeni Kale, Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü Milli Park sınırları içerisinde yer alıyor

Tarihçe :

İki bin yıldır güneşin doğuşunu ve batışını 2150 m yükseklikte izleyen dev heykellerin sırrının çözülmesi için Kommagene Uygarlığı'nın keşfine gitmek gerekir

Nemrut Dağı'nın Kraliyet Akademisi tarafından araştırma yapmak üzere bölgeye gönderilen genç bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki ekip, Nemrut Dağı'nın tepesindeki tümülüs ve tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar üzerindeki devasa heykeller ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserler üzerinde çalışır Uzun çalışmalar sonunda Grekçe yazılı kitabeyi çözen Punchstein, bu eserlerin Kommagene Uygarlığı'na ait olduğunu ve Kommagene Kralı I Antiochos tarafından yaptırıldığını keşfeder Antiochos'un ağzından yazılan kitabe, Nemrut Dağı'nın sırrını ve Antiochos'un yasalarını içermektedir

Kommagene Uygarlığının ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut Dağı'ndan başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında gerçekleştirilmiştir Bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkartılan taşınabilir eserler müzelerde, geri kalanları da Milli Park Alanı içerisinde korumaya alınmıştır

Kommagene Krallığı :

Yunanca "Genler Topluluğu" anlamına gelen Kommagene, ismiyle bağdaşırcasına, Grek ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallıktır Toros Dağlarındaki çeşitli yolların birleştiği noktada bulunan antik Kommagene Krallığı, Suriye'nin Kuzeyi, Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve doğuda Fırat Nehri'nin çevrelediği verimli topraklarda yer almıştır Tarıma ve hayvancılığa elverişli ve ekonomik önemi yüksek sedir ağacı ormanlarını barındıran Kommagene topraklarının, ilk çağlardan beri yerleşim alanı olarak kullanıldığı civardaki mağara ve arkeolojik buluntulardan anlaşılmaktadır

Antik dünyanın küçük ancak güçlü ülkesi Kommagene, baba tarafı Pers Krallarından "Krallar Kralı olarak anılan Darius'a ile, anne tarafı Makedonya Hükümdarı Büyük İskender ile akraba olan bir prensin oğlu Mithradates Kallinikos tarafından, İÖ 109 yılında bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur Farklı topluluklardan meydana gelen ve ayrı inanç ve kültürlere sahip Kommageneliler arasındaki birliği sağlamak konusunda büyük başarı sağlayan Mithradates Kallinikos, tanrılarla olan bağını kuvvetlendireceği ve böylece ulusunu barış içerisinde yaşatacağı inancıyla ülkesinin çeşitli yerlerinde tapınaklar yaptırmıştır

Kaleler :

Eski Malatya Kalesi:
Eski Malatya'da olup geniş bir alanı kaplar Yapımına Roma İmparatoru I Titus zamanında başlanmıştır Daha sonra Bizans İmparatoru Justinianus (522-565) zamanında son halini almıştır

Eski Arapgir Kalesi:
Sert kayalar üzerine inşa edilmiş kalenin temel kısımları blok taştan diğer kısımları ise kesme taştan yapılmıştır Anadolu Selçuklular Dönemi eseridir

Doğanşehir Kalesi:
Doğanşehir ilçesinde yeralan kale beşgen bir yapıya sahiptir Romalılar Devri'nde yapılmıştır

Camiler ve Türbeler :

Malatya'nın önemli camileri Ulu Cami, Arapkir Ulu Cami, Yeni Camii,Yusuf Ziya Camii, Çarşı Camii, Melik Sunullah Camii(Battalgazi), Somuncu Baba Camii(Darande), Molla Eyüp Mescidi(Arapkir)'dir

Önemli kümbetler Emir Ömer Türbesi, Sıddı Zeynep Kümbeti(Battalgazi) ve Kanlı Kümbeti(Battalgazi)'dir

Hanlar :

Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı:
Eski Malatya'da dikdörtgen alan üzerine inşa edilmiştir 1632 tarihinde IV Murat'ın silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa yaptırmıştır

Taşhan:

Hekimhan ilçesinde Malatya Sivas karayolu üzerinde, Eski Darende'dedir Selçuklu Sultan Hanlarının geleneklerini devam ettiren bir yapıdır

Bedesten:
Eski Darende ilçesinde yer alan dikdörtgen bir yapıdır

Mesire Yerleri :

Malatya'yı çevreleyen bölge ziyaret edilebilecek bir çok yer sunar Sultansuyu'nda, sadece safkan Arap atları yetiştirilmez, ayrıca bu büyüleyici yer yakınında Sultansuyu Barajı'nın oluşturduğu göl kenarında insanların piknik yapmasına fırsat tanır Karakaya Barajı'nın oluşturduğu göl şehirden 15 km uzaktadır ve yaz ayları yerel halkın gözde piknik mekanıdır Bu gölde balık avına izin verilmektedir Darende'nin 10 kilometre batısındaki Günpınar Şelalesi insanların doğal güzelliğin zevkini çıkarıp, piknik yapacağı ve dinleneceği bir yerdir

Şehre yakın diğer dinlenme alanları Gündüzbey Pınarbaşı, Orduzu Pınarbaşı, Yeşilyurt ve Konak kasabasındaki Horata Suyu'dur Bunlar arasında Yeşilyurt ve Gündüzbey kirazıyla ünlüdür Kiraz hasat mevsiminde (Haziran ayı), Yeşilyurt'ta Kiraz Festivali düzenlenir

Arguvan ilçesinin Kızık köyü tabiat güzelliği ile huzur vermekte, köyün koruma havuzunda bulunan balıklar ise ziyaretçileri hayrete düşürmektedir Burada bulunan bir su kaynağı ve kaynaktaki balıklar kutsal kabul edilir Bu nedenle balıkların yenmesine izin verilmez Yerel halk bu balıkları 'bulaşıkçı' olarak nitelendirmektedir Çünkü balıklar köylülerin suya bıraktığı kirli kapları temizlemektedirler

Sportif Etkinlikler :

Doğa Yürüyüşü:

Nemrut Dağı, Sultan Suyu Vadisi, Levent Vadisi ve Pötürge ilçesi yaylaları doğa yürüyüşü sevenler için ideal yerlerdir

Cirit:
Ata sporu cirit, Malatya festivallerinin vazgeçilmez faaliyetlerindendir Malatya'da özel olarak yetişen atlar eşliğinde yapılan bu spor, yerli ve yabancı turistlerde büyük ilgi uyandırmaktadır

Olta Balıkçılığı:
Balık avlamayı zevk haline getiren balık severler için Karakaya Baraj Gölü, Sultansuyu Baraj Gölü ve Sürgü Baraj Göllerinde olta balıkçılığı oldukça yaygındır Çevrede bulunan dinlenme mekanları da ziyaretçilere uygun ortamlar sunmaktadır

Yamaç Paraşütü:
İnönü Üniversitesi Havacılık kolu Yamaç Paraşütü eğitim ve atlama kursu düzenlenmektedir

NE ALINIR ?


Sofra bezi, perde, yazma gibi ahşap kalıplarla ve baskı tekniği ile süslenmiş dokumalar; halılar, canlı ve renkli olan kilimler, cicim; dövme, çekme germe gibi yöntemlerle yapılan bakır mutfak eşyaları; ahşaptan yapılan ve "güm güm" denen yayıklar çıkrıklar, kaşıklar Malatya'dan alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır

Kuru kayısının yanında, kayısının çeşitli türlerinden yapılmış dondurulmuş kayısı, kayısı konservesi, jöle, reçel, marmelat ve kreması, yeşil kayısı turşusu ve pestilinin de yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilir

Malatya kent merkezindeki Kapalı Çarşı, Bakırcılar Çarşısı, Kuru Kayısı Pazarı, Atatürk ve İnönü Caddeleri ile Milli Egemenlik Caddesi alışveriş merkezleridir



Ne Yenir ?
Lezzetli bir mutfağa sahip olan Malatya mutfağında etin ve bulgurun önemli bir yeri vardırÇoğunlukla bulgur ve diğer malzemelerin karışımıyla yapılan 70 tür 'köfte' bulunmaktadır Bulgur, fasulye yaprağı, kiraz, ayva, üzüm ve dut yaprağı ile yapılan sarmalarda da kullanılır



Ayrıca kebaplardan, tatlılara kadar birçok yerde kullanılan kayısı ve ürünlerinin, damak lezzetinde önemli bir yeri vardır Yerel mutfağın gözde yemeklerinden kağıt kebabı ve içli köftenin ise tadına doyum olmaz Tanımlamanın yetersiz kalacağına inandığımız birbirinden lezzetli ve çeşitli kayısı tatlılarını ise Malatya'yı ziyaretinizde mutlaka tatmalısınız




Yapmadan Ayrılma :
Eski Malatya, Aslantepe ve Arkeoloji Müzesini gezmeden,

Sultansuyu ve Nemrut Dağını görmeden,

Merkezde iyi bir lokantada kağıt kebabı yemeden ,

Analı-kızlı içli köfte ve tereyağlı kayısı tatlısı ya da balık köfte yemeden,

Kayısı ve yan ürünlerinin satıldığı Şire Pazarında alış-veriş yapmadanDönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #13
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



BURASI MUŞ'DUR




Doğal, tarihi ve kültürel değerleri bakımından büyük bir turizm potansiyeline sahip olan Muş, Doğu Anadolu'nun Yukarı Murat-Van bölümünde, Çar Deresi ve Korni Deresi arasındaki ovaya kurulmuştur

Urartulardan başlayan köklü kültür tarihi, ilin hiç şüphesiz en önemli turizm kaynağıdır
Kış ve doğa sporları bakımından büyük bir potansiyele sahip Muş ilinde henüz bu yönde yeterli turizm yapılanması bulunmamakla beraber, çalışmalar sürdürülmektedir

Fırat Havzası içinde kalan Muş'un önemli akarsuları Murat ve Karasu ırmaklarıdır
İlin başlıca gölleri ise Haçlı (Kazan), Büyük Hamurpet (Akdoğan), Küçük Hamurpet ve Kaz (Gaz) gölleridir Karasal iklimin etki sahası içinde yer alan Muş ilinin bitki örtüsü tiplerini step (bozkır) bitkileri, çayır otları ve meşe ormanları oluşturur

Muş, genel olarak Doğu Anadolu Bölgesinin sert ve karasal iklimin etkisi altındadır

Muş tarihinin Urartulardan öncesi bilinmemektedir Urartu Krallığının yıkılmasından sonra yöre halkı pek varlık gösterememiştir Pers kültürünün etkisi görülmektedir Hıristiyanlığın yayılmasıyla bölgede kökten değişiklikler olmuştur Türklerin egemenliğiyle Türk–İslâm kültürü yayılmaya başlamıştır 1071 Malazgirt Savaşı da Muş sınırları içinde gerçekleştirilmiştir

Yöreye egemen olan bazı Türkmen boylarının izleri de görülmektedir Varto çevresinde Karakoyunlular ve Akkoyunluların koyun başı biçiminde gömüt taşlarına rastlanmıştır Osmanlı döneminde Muş, yarı özerk beylerin yönetiminde, aşiretlerin egemen olduğu bir bölgedir

Cumhuriyet döneminde 1955 yılında demiryolu bağlantısının Muş iline ulaşmasıyla il gelişmeye başlamıştır


GEZİLECEK YERLER :





Geleneksel Muş Evleri :


Yerleşim düzeni ve sokak dokusu esas itibari ile tipik bir Türk kenti havasını yansıtan Muş'un, konut mimarisinin oluşumunda temel etki, diğer yörelerimizde de olduğu gibi milletimizin örf ve adetlerinden kaynaklanan hayat tarzı ve ihtiyaçlarıdır Ayrıca gelenekleri, iklimin ve coğrafyanın zorlayıcı gerekleri de bu oluşumdaki diğer etmenlerdir Bölgedeki diğer illerin yerleşimlerine benzeyen sokak dokusu içinde yer alan evler, genellikle havuş (avlu) gerisinde yükselen iki katlı yapılardan ibarettir

Eski Muş evleri genel plan şemaları itibarı ile kendisine yakın şehirlerdeki (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) evlerle paralellikler göstermekle birlikte mekan isimlendirmelerinde yer yer farklılıklar göstermektedir

Sokakla bağlantılı cümle kapısından geçilerek girilen "havuş"un yanında tandırlık, erzak deposu ve çardak görevi gören ağaç altı oturmalıklar yer almaktadır Çoğu evde ise bunlarla birlikte ahır da mevcuttur

Estetik ve sade bir görünümü olan pencere kenarları, Selçuklu kültürünün etkisiyle miğfer kubbe tarzında inşa edilmekte ve dışardan bakıldığında miğfer görünümü bariz bir şekilde kendini göstermektedir Pencerelerde cumba yerine önem verilmiş ve bu kısmı desteklemek amacıyla genelde sade olan korkuluklar kullanılmıştır

Her iki tarafı iki sütun üzerine çiçeklik nişleri ile süslenen giriş kapıları çift kanatlı olup genelde metal ağırlıklı yapılmakta, sade görünümlü kapı tokmakları ya da kilit bağlantıları ile tamamlanmaktadır Kapıların içeri açılan kısmında girişi sağlayan bir basamak yüksekliğinde seki bulunur İç kısımda, alt kat, genelde mutfak, banyo, tuvalet ve zahire odası ile birlikte merdiven boşluğunu oluşturan antrelerden oluşur Yukarı çıkıldığında ise esasen geleneksel Türk evlerinde yer alan sofa ile cepheye bakan ve daha çok sohbet amacıyla kullanılan salon görülebilmektedir Üst katta yer alan bütün odalar bu salon etrafında sıralanır

Evlerde mekanları birbirine bağlayan kapılar basit ve gösterişsizdir Bütün kapılar eşikli ve demir mandallı kapı kolu sistemi ile yapılmış olup, kapı boyutları, bulundukları konuma ve fonksiyonlara göre değişik büyüklüklerde olabilmektedir

Evlerin duvar kalınlığı (dolgu duvarlar) 60-70 cm’dir Bu yüzden mekan içerisinden bakıldığında pencereler loş bir hava verir Döşemeler ise zeminde (alt katta) sıkıştırılmış killi toprak veya düzgün sal taşları ile, üstlerde ise ahşap malzeme ile kaplanır Her odanın pencere önünde yüksekliği 30-50 cm, genişliği 50-90 cm arasında değişen sedirler mevcuttur

Evin en önemli ve en geniş yerlerinden birisi olan mutfak içerisinde ocak bulunur Yemek odasının hemen altında bulunduğundan mutfaktan yemek odasına, yiyecek ve içecekler asansörvari bir makara sistemiyle duvar içerisindeki boşluktan çıkarılır ve indirilir Alt katta bulunan banyonun en ilginç özelliği ise, "çol" denilen, günümüz küvetini andıran, suyun etrafa sıçramasını engelleyen, köşeye yapılmış ayrı ve açık bir kısım bulunmasıdır

Evin iç duvarlarının tamamında sıva olarak, saman, keçi kılı ve sönmüş kireç karışımı bir tür harç kullanılmakta, sonradan badana yapılarak duvar yüzeyi tamamlanmaktadır Duvar boyunun yarısında ‘areğan’ denilen hatıllar kullanılır Dam kısmı ise kalın areğanlar üst üste konularak, aralarındaki boşluğunda meşe çeperi doldurularak ve akabinde bunların üstü önce çamur sonrada toprak ile örtülerek yapılır

Günümüzde yıkılmaya yüz tutmuş, gelişen teknik yapılara yenilmiş bu evlerden bir kaçına şehir merkezinde rastlamak hala mümkündür

Kayalıdere Antik Kenti:
(Kale Şehri) Muş kent merkezine 40 km, Varto ilçesine ise 20 km uzaklıkta, Kayalıkaya köyündedir Bir Urartu askeri yerleşim birimi olan kentte, 1965 yılında yapılan kazılarda, tapınak, kale, şarap küpleri bulunan depo ve bir kaya gömütü ortaya çıkarılmıştır

Urartu Kralı II Sarduri dönemine (MÖ764-735) tarihlenen kale oldukça sağlamdır MÖ 7 yüzyıla tarihlenen tunç aslan heykeli, düğmeler, ok başları, tunç iğneler ve aslan avı tasvirli kemer parçaları bulunmuştur Ören yerinin güneyindeki mezarlık, kayaya oyulmuş koridor ile bağlantılı altı odadan oluşmuştur Bu odalarda bulunan çeşitli objeler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir

Mercimekkale Höyüğü:

Muş merkezinde, Muş-Varto karayolu üzerindedir Bizans döneminde haberleşme amaçlı kullanılan bu höyüğün Urartu döneminden kaldığı tahmin edilmektedir

Bostankale Höyüğü:
Malazgirt ilçesinin Bostankaya köyünde bulunan höyük, bir Urartu yerleşmesidir Ankara Üniversitesi'nden bir ekip tarafından yapılan yüzey araştırmaları sonunda, 1 derece SİT alanı olarak koruma altına alınmıştır

Kepenek Höyüğü:
Muş merkezine bağlı, Kepenek köyünde bulunmaktadır Yapılan araştırmalar sırasında höyükte bulunan Urartulara ait bir yazıt bulunmuştur

Muş Kalesi:
Muş merkezde bulunan kale, şehrin en eski yerleşim birimlerinden birisi olup kesin yapılış tarihi ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir Kale, Hz Ömer döneminde Müslümanların eline geçmiş, zaman içinde derebeyleri, Bağdat’taki Abbasi halifelerine tabi olarak kale ve çevrenin idaresi için memur kılınmışlardır Uzun süren savaşların etkisiyle büyük bir kısmı yıkılmış olan kalenin batı tarafında tahrip olmuş Arap mezarlığı, Selçuklu mezarlığı ve Osmanlı mezarlığı iç içe geçmiş ve dağınık bir halde görülebilir

Muşet Kalesi:

Muş’un güneyindeki Kızıl Ziyaret Tepesi’nde bulunan kale, Urartular tarafından yapılmış, ancak sonraki devirlerde yapılan çeşitli onarımlarla özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir

Askeri amaçlı yapının çeşitli onarımlar geçirerek Ortaçağ’da kullanıldığı anlaşılmaktadır

Ulu Camii:

Avlusunda yatan Şeyh Muhammed-i Mağribi tarafından yaptırılan Ulu Cami, Alaeddin Bey ve Hacı Şeref camilerinin batısındadır Mimari özelliklerinden dolayı 14 yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen cami, moloz taştan yapılmış, dikdörtgen, planlı ve kitabesizdir

Ana mekan, ortada kubbe, yanlarda beşik tonoz örtülü olup, kuzeyinde kesme taştan üç kubbeli son cemaat yeri vardır Yine kesme taştan yapılmış, sade taç kapı sivri kemerli bir niş içindedir Batı duvarı dışında öbür duvarlarda ikişer pencere vardır Minaresi, depremden zarar görmüş olup, aslına sadık kalınarak 1968 ve 1972 yıllarında onarım yapılmıştır

Hacı Şeref Camii:

Bir Selçuklu yapısı olan Arslanlı Hanın içinde bulunan cami 17 yüzyılda yaptırılmıştır Ana mekanı kare planlı olup, ortada büyük yanlarda basık kubbelerle örtülmüştür Sade mihrabı yuvarlak kemerli ve niş biçimindedir Camiye sonradan eklenilen minare 1902 yılında, son cemaat yeri ise 1997 yılında inşa edilmiştir

Alaaddin Bey (Paşa) Camii:
Cami, 18 yüzyıl başlarında şehrin valisi Alaaddin Bey tarafından yaptırılmıştır Ortada büyük, yanlarda ise küçük kubbelerle örtülü ana mekan kare planlı olup, dokuz nefe ayrılmıştır Ana mekana, üç basık kubbeyle örtülü son cemaat yerindeki taç kapıdan geçilerek ulaşılır Taçkapının yanları, kabartma kandil motifleri, orta nefte yer alan mihrap da, sütunçeler ve bitki motifleriyle süslenmiş caminin minaresi kare kaideli silindir gövdeli olup, iki renkli kesme taştan yapılıdır

Çanlı Kilise (Surp Garabet):
Yaygın Beldesine bağlı Yukarı Yongalı köyünde bulunmaktadır İlk yapıldığı dönemlerde “Ateş Tapınağı” olarak kullanılan kilise, Sasaniler tarafından 399 yılında Hıristiyanların ibadetine açılmıştır Bugün halen kalıntıları mevcut olan kilise, yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği yerlerden birisidir

Arak Manastırı:
Muş merkeze bağlı Kepenek köyünde bulunan kilisenin, 499 yılında Sasaniler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir Kilise, manastır ve alışveriş merkezi olarak kullanılmıştır

Büyük bir alana yayılmış olan manastırın 360 odası vardır Odalar, yılın günlerini simgelemektedir Özellikle kabartmaları ilginçtir

Sironk Kilisesi:
Muş merkeze bağlı Kırköy beldesinde bulunan kilise, 651 yılında yapılmıştır Günümüzde yıkık bir durumda olmasına rağmen yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir

Meryem Ana Kilisesi:
Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen Meryem Ana Kilisesi, Muş kent merkezinde bulunmaktadır İldeki diğer kiliselere oranla daha iyi durumda olan kilisenin sadece üst tavanı yıkılmış olup ana mekanı ziyaret edilebilir durumdadır

Alaaddin Bey Hamamı:
Muş şehir merkezinde bulunan hamam, Alaaddin Bey tarafından Alaaddin Bey Camii ile aynı tarihte yaptırılmıştır Günümüzde de kullanılmakta olan hamam Osmanlı son dönem eserlerinden birisidir

Yapı malzemesi ve mimari özellikleri, Alaaddin Bey Camii ile benzer nitelikte olan eserin iç süslemelerinde bitki motifleri kullanılmıştır Hamamın ilginç bir özelliği de, büyük locaya girişte, kapının hemen üzerindeki kaplumbağa kabartmasının bulunmasıdır

Güllü Hamam:
Muş'un tabii afetlerde yıkılan bir diğer hamamı da Güllü Hamam’dır Kerpiç yapısı, Horasan harcı ile moloz taşlardan örülen duvarlar ile desteklenen hamamın en büyük özelliği, “Türk üçgeni” denilen ve kubbelere taşıyıcı görevi sağlayan üçgenin kullanılmış olmasıdır

Yıldızlı Han:
Muş kent merkezinde bulunan ve iki katlı olan Yıldızlı Han, 1307 yılında inşa edilmiştir Alt katı kesme taştan, üst katı ise Selçuklu mimari yapısına uygun olarak kerpiçten yapılmıştır İçinde toplam 52 dükkân olan hanın bir bölümü yıkılmış cephesi, onarım görmüştür Ancak, giriş kapısındaki taş oyma motifler zarar görmemiştir

Haçlı (Kazan) Gölü:
Bulanık ilçesinin güneydoğusunda yer alan gölün suları çoğunlukla bulanıktır Gölde başta sazan olmak üzere çeşitli tatlı su balıkları yaşamaktadır

Akdoğan Gölleri:

(Büyük ve Küçük Hamurpet) Varto ilçe merkezinin doğusunda yer alan büyük Akdoğan gölünün yüzölçümü yaklaşık 11 km² 'dir Gölde sazan ve alabalık yaşamaktadır Göl çevresinde ise Kunduz Ördek ve Turna gibi av hayvanları yaşamaktadır

Kaz (Gaz) Gölü:

Malazgirt ilçesinin Aktuzla beldesinin, kuzeydoğu kesiminde yer alan bu küçük göl oluşum itibari ile karstik bir göldür

Kuş Gözlem Alanı :

Haçlı Gölü, Bulanık Ovası

NE ALINIR?


Muş’ta halıcılık, kilimcilik, keçecilik, hasır örmeciliği, boncuk - dantel oyacılığı ve çorap örmeciliği yaşatılan geleneksel el sanatlarıdır Bununla birlikte yaşam biçimine uygun olarak yaylalarda kullanılmak üzere kıldan çuval ve çadır dokunmaktadır


Ne Yenir ?
Muş zengin bir mutfağa sahiptir Hayvancılığın etkisiyle et, yöre beslenmesinde temel öğe durumundadır Başlıca mahalli yemekleri; Muş köftesi (hafta direği), domatesli lahana dolması (kırkçikli kelem dolması), hez (hasut) dolması, çorti, keşkek, cavbelek, mırtöge ve hersedir

Yapmadan Ayrılma :
Muş Kale Parkı, Esenlik Cami, Ulu Cami, Yıldızlı, Murat Paşa Köprüsü, Çengilli Kilisesi, Arak Manastırını gezip görmeden;

Yöre yemeklerinden Muş köftesi, lahana dolması, çorti aşı ve keskek'i tatmadan;

Özgün el sanatlarından; oya, dantel ve boncuk işlemesi, halı, kilim ve battaniye dokumaları satın almadan dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #14
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



MEDENİYETLERİN BULUŞMA NOKTASI VAN




Van ve çevresi, coğrafya bakımından önemli bir konumu olduğu için çok eski dönemlerden beri yerleşim alanı olmuş, birçok uygarlığın izlerini üzerinde barındırmıştır Urartu Medeniyetine başkentlik yapan Van, bugüne değin, Hurriler, Hititler, Persler, Medler, Selçuklular, Osmanlılar gibi birçok kültürü bağrında taşımıştır


Van Gölü, Akdamar Kilisesi, "kaleler kenti" olarak anılmasını sağlayan kaleleri, dünyaca ünlü kedisi ve pek çok turizm aktivitesine olanak veren coğrafyası ile Doğu'nun önemli bir turizm merkezidir


İlin kuzeyinde bulunan Tendürek dağlarında yükseklikleri 2400 ile 3000 metre arasında değişen "Sınır Dağları" uzanır İlin önemli akarsu kaynakları Hoşap suyu, Memedik çayı, Karasu, Bendimahi çayı, Deliçay, Irşat çayı ve Zilan çaylarıdırİrili ufaklı birçok gölden başka Türkiye'nin en büyük gölü olan VAN gölü de bu bölgededir

Yazları az yağışlı ve sıcak kışları az yağışlı ve oldukça soğuk geçmektedir Baharlar ise bol yağışlı ve ılıktır

Van ve çevresine önce Hurriler yerleşmişler, sonra Urartular 200 yılı aşkın süre hüküm sürmüşlerdir Daha sonra Medler, Persler, Makedonyalılar, (Büyük İskender), Partlar, Sasaniler, Bizanslar, Selçuklular, İlhanlılar, Celayiroğulları, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar hakim olmuşlardır

GEZİLECEK YERLERİ :






Van Kalesi,Merkez Hoşap Kalesi,Gürpınar Akdamar,Gevaş Hoşap Köprüsü,Gürpınar Abdurrahman Gazi Türbesi,Merkez Kaya Çelebi Camii,Merkez Hüsrevpaşa Camii,Merkez Ulu Camii, Merkez Kızıl Camii,Merkez Beyazözümü Köyü,Merkez Zernaki Tepe,Erciş Zelve Şehitliği,Merkez Çarpanak Kilisesi,Merkez / Çitiören Köyü Topkale,Merkez Adir Kilisesi,Merkez / Halkalı Hoşap Mezarlığı, Gürpınar Gevaş Selçuklu Mezarlığı,Gevaş Tarihi Taş Köprü,Yeşilalıç Put Mağarası Gürpınar,Yeşilsalkım Zive Hanı,Çatak Van Evi, Merkez Dilkaya Köyü,Edremit Yavuzlar Doğal Oluşumu Başkale,Yavuzlar Zeril Köprüsü,Çatak Hurkan Köprüsü,Çatak Yanal Kilisesi,Başkale Yanal Çavuştepe Kalesi,Gürpınar Çavuştepe Ayanıs Kalesi,Gürpınar/Hamur Kesen Ganisipi Şelalesi,Çatak Bend-i Mahi Şelalesi ve daha yüzlerce yer sayılabilir

Van Gölü ve Akdamar Adası :

Van iline adını veren Van Gölü Türkiye'nin ve dünyanın en büyük soda gölüdür Dört tarafı yüksek dağlarla çevrilidir İçinde Akdamar, Adır, Çarpanak, ve Kuş adaları olmak üzere 4 ada bulunmaktadır Tarih boyu Yüksek Deniz, Nairi Denizi ve Yukarı Deniz dendiği gibi Deryaçe (Küçük Deniz) adını da alır Gölün suyu çok tuzlu ve sodalıdır Sabunsuz köpük verir ve temizlik maddeleri kullanılmadan içinde herşey yıkanabilir ve temizlenebilir Her mevsim, her saatte farklı bir renk alan, gündoğumu ve günbatımının muhteşem olduğu göl, bölge turizmine önemli bir katkı sağlamaktadır Sahil boyunca yapılaşma ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değerdir

Van Gölündeki adalardan en büyüğü olan Ahtamar Adası, üzerindeki kilisesi ile ünlüdür 900'lü yılların başında Kral Gagik tarafından yaptırılmış olan kilise taş işçiliğinin en seçkin örneklerindendir Akdamar adasına Gevaş iskelesinden dolmuş motorları çalışmaktadır


Kaleler :

Van'a bir anlamda "Kaleler Kenti" denilebilir Van ve çevresinde küçüklü büyüklü çok sayıda kale bulunmaktadır Bu tarihi kalelerden bir kısmı Urartu döneminden, diğerleri Ortaçağ ve sonrasından kalmadır

Önemli Kaleler Aşağı ve Yukarı Zıvistan Kalesi, Beyüzümü Kalesi, Çatak Kalesi, Lamurkesen (Zernek) Kalesi, Hişet Kalesi, Pizan (Örenkale) Kalesi, Kalecik, Zernaki Tepe Kalesi, Muradiye Kalesi, Albak (Başkale) Kalesi, Deliçay Kalesi, Çelebibağ Kalesi, Yoncatepe Kalesi, Müküs Kalesi ve Amik Kalesi olarak sayılabilir

Van Kalesi:


Van Kalesi, Van il merkezi sınırları içerisinde olup, şehir merkezine 5 km mesafede bulunmaktadır Urartu kalelerinin görkemlilerindendir

9 yüzyılda Lutupri'nin oğlu I Sarduri tarafından yaptırılmıştır Büyük bölümü ayakta kalan kalenin kuzeybatı ucunda bulunan ve Sardur burcu denilen taş bloklarla örülen yapının üzerinde I Sarduri'ye ait olan, Asur çivi yazısı ile yazılmış, bilinen en eski Urartu yazıtı vardır Kalenin diğer önemli bir yapısı, I Agrişti'ye ait olan kaya mezarı ve hemen bunun dışındaki kaya üzerinde bulunan Urartu'ların günümüze ulaşan en uzun yazıtı, "Horhor Yazıtları" vardır Ayrıca kalenin kuzey yamacında II Sarduri'nin açık hava tapınağı (Analı-Kız), Kale içinde Menau ve Sarduri' ye ait mezar odaları, mağaralar, su sarnıçları ve çeşitli odalar vardır

Kalenin güneyinde ise eski şehrin kalıntıları bulunur Ulu Cami, Hüsrev Paşa Cami, Kay Çelebi Cami, Hamamlar (Çifte Hamam) Kümbetler (İkiz Kümbet) ve çoğu tahrip olmuş eski evler, gezenleri tarihin yaprakları arasında seyahate çıkarlar

Hoşap Kalesi:
Van il merkezine 60 km uzaklıkta, Gürpınar ilçesinde, Van-Hakkari karayolu üzerindeki Hoşap (Güzelsu)'da yer almaktadır Dik bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden oluşur Gözetleme kulesi, surları, burçları, beden duvarları, mescit, fırın, zindan seyir köşkü, harem, selamlık ve orijinal demir kapı kanatları kalenin önemli yapılarıdır Ayrıca kalenin güney tarafında Van Bölgesinin en eski Osmanlı Köprüsü bulunur

Ağartı Kalesi:
Van Gölü' nün doğu kıyısında kurulan kale iyi korunarak günümüze kadar gelen sur duvarları andezit taş bloklarla örülmüştür

Kef Kalesi :
Urartu'ların önemli merkezlerinden biridir Kalede çok odalı bir saray, hayvan ve bitki rölyefleri vardır

Çavuştepe Kalesi:
Van il merkezine 25 km uzaklıkta, Gürpınar ilçesine bağlı Çavuştepe köyünde yer almaktadır Bol Dağı silsilesinin batı ucuna kurulmuş olan kale; aşağı ve yukarı kalelerden oluşmaktadır Kale, II Sarduri tarafından MÖ 764-734 tarihleri arasında yaptırılmıştır Kalelerde Haldi tapınağı, açık hava tapınağı, surlar, depo, ahır, saray binaları, su sarnıçları, çivi yazısı bulunmaktadır

Ayanıs Kalesi:

Van'a 35 km mesafedeki Ayanıs köyündedir Argişti'nin oğlu Rusa tarafından MÖ 645-643 tarihleri arasında yaptırılmıştır Urartu tarihinin son safhalarının aydınlatılması açısından çok önemlidir Van Gölü sahiline yakın bir alanda kuruludur

Toprakkale:
Van il merkezinin doğusunda Zimzim Dağları silsilesine bağlı kayalık bir tepe üzerinde yer almaktadır Kale Urartu kralı II Rusa tarafından MÖ 685-645 tarihleri arasında yaptırılmıştır Sarnıç, açık hava tapınağı, kayaya yontulmuş merdivenler bulunmaktadır

Aşağı-Yukarı Anzaf Kaleleri:
Van'ın 10 km kuzeydoğusunda Van-Özalp karayolu yakınında yer almaktadır Aşağı ve Yukarı Kalelerden oluşmaktadır Her iki kalede surlar, kuleler, atölye, depo, saray yapısı, kitabe bulunmaktadır

Akdamar Kilisesi:
Gevaş ilçesi sınırları dahilinde Van Gölü içersinde bulunan en büyük adaya ismini veren kilisedir Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise sahile 3 km uzaklıktadır Günün her saatinde Akdamar Adası'na, sahilde bulunan motorlarla ulaşım sağlanmaktadır

Kutsal Haç adına Vaspurakan Kralı I Gagik tarafından Keşiş Manuel'e yaptırılmıştır Kilisenin figürlü repertuarı oldukça zengindir Bunun yanında, İncil ve Tevrat'tan alınmış çeşitli sahneler bulunmaktadır Yunus Peygamberin denize atılması, Hz Meryem ve kucağında İsa, Adem ile Havva'nın Cennetten kovulması, Hz Davut ile Kral Goliat'ın mücadelesi Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, Aslan ininde Daniel sahneleri bulunmaktadır Zengin hayvan, asma sarmaşıkları ve çeşitli figürler görmek mümkündür

Adır Kilisesi:
Kilise, Van merkezine bağlı Yaylıyaka köyü döşeme mezrasına yakın Van Gölü içersindeki aynı isimli adada yer almaktadır Adanın güney tarafına kurulmuştur Manastır 1305 yılında yapılmıştır Daha sonra 1621 yılında Aziz Georges Kilisesi eklenmiştir Yakınında bulunan sahildeki teknelerle ve Van İskelesi'nden kiralanacak teknelerle gezilip görülebilir

Yedi Kilise Erek Dağı eteklerine 8 yüzyılda inşa edilmiştir

Cami, Medrese ve Kümbetler :

Van'daki önemli camiler Ulu Cami, Hüsrev Paşa Cami, Kızıl Camii, Gevaş İzzettin Çir Camii, Süleyman Han Camii, Kaya Çelebi Camii, Horhor Camii, Abbasağa Cami'dir Hüsrev Paşa Medresesi, Hoşap Hasan Bey Medresesi, Hoşap Evliya Bey Medresesi, Gevaş Halime Hatun Kümbeti, Erciş Anonim (Zortul) Kümbet görülmeye değerdir

Köprü ve Su Kanalı :

Van' daki köprüler Bend-i Mahi Köprüsü, Kırmızı Köprü, Çatak Köprüsü, Hurkan Köprüsü, Zeril Köprüsü, Şeytan Köprüsü olarak sayılabilir

Van'da ilk sulama kanalları ve barajlar MÖ 9 ve 6 yüzyıllar arasında Urartular zamanında yapılmıştır Bunların en önemlisi Menua (Semiramis/Şamran) sulama kanalıdır Urartu Kralı Menua tarafından yaptırılmıştır Menua/Şamran kanalı dünya mühendisliğinin bir harikası olarak geçtiği yerlere hayat vermiş, işlevini günümüze kadar sürdürmektedir

Geleneksel Van Evleri :

Van evleri Van'ın geleneksel mimarisinin günümüze taşıyan önemli unsurlardır Tarihi Van Kalesi'nin güneyinde bulunan eski Van şehri, çarşıları, sokakları, mahalleleri, han, hamam, taş döşeli caddeleri yanında Van Evleri ile Osmanlı kentlerinin tipik özelliklerini taşımaktadır

Mesire Yerleri :

Van'da yer alan mesire yerleri arasında; Van' a 20 km uzaklıkta, doğal plajları ve yeşilliği ile hoş görünümlü Edremit, yeşillikler arasında doğal plajları ile bir gezi ve mesire yeri olan Gevaş, İl merkezine 80 km uzaklıkta, iki çayın birleştiği yerde bir vadi içerisinde ormanlık, hoş manzaralı Çatak ile İl merkezine uzaklığı 40 km mesafede Van Gölü' nün sahilinde Süphan Dağı karşısında doğal plajları ve meyve bahçeleri ile ünlü Amik sayılabilir


KUŞ GÖZLEM ALANLARI :

Erçek Gölü , Van Gölü


NE ALINIR :


Van' da alışveriş etkinliklerinin merkezini, turistik, hatıra eşya alım-satımları oluşturur Özellikle dünyaca ünlü olan Van ve çevresinde dokunan kilimler büyük ilgi görmektedir Turizm mevsimi ile beraber her türlü halı - kilim ve el sanatları, süs eşyaları şehir merkezindeki halı ve kilim galerinden satın alınabilir



Ne Yenir ?
Murtuğa (kahvaltılık), cacık (kahvaltılık), ilitme, ekşili, senseger gibi yemek türleri ile ünlü Van otlu peyniri yöreye özgü yemeklerdir Van peyniri (otlu peynir), içerisine mahalli otlar katılarak yapılan güzel kokulu ve son derece lezzetli bir peynirdir Yaz sonuna doğru küplere basılarak toprağa gömülür, kış için saklanır Ayrıca, Van gölünden çıkarılan Van balığı (inci kefali) mutlaka yenmelidir Van balığı, Van gölünün sodalı suyuna uygun "inci kefali" diye adlandırılan, bol havyarlı bir balık türüdür Az kılçıklı olan bu balık oldukça lezzetlidir



Yapmadan Ayrılma :

Van Kalesi, Van Müzesi, Hoşap Kalesi, Muradiye Şelalesi, Edremit ve Gevaş kıyı boyu ve Gölü gezilip görülmeden,

Dünyaca ünlü bir gözü mavi diğer gözü yeşil olan Van kedisini görmeden, Dünyaca ünlü Van Kilimleri ve Savat (gümüş) İşlemeli el sanatları ürünlerinden almadan, Zengin bir mutfağa sahip olan Van yemeklerinden yemeden dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi

Eski 04-13-2010   #15
Şengül
Varsayılan

Cevap : Doğu Anadolu Bölgesi



SERHAT TOPRAKLARIARDAHAN




Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesindeki sınır illerinden biridir Ardahan Sınırları içerisindeki Damal Dağları'nda beliren Atatürk silueti ile ünlüdür Her yıl Haziran ayının 15 ile Temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Karadağ sırtlarında Atatürk’ün bu silueti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir Ardahan'da bu tarihlerde “Atatürk'ün İzinde-Gölgesinde Damal Şenlikleri” düzenleniyor


Denizden 1850 m Yükseklikte,Kura Nehrinin kıyısında yer alan Ardahan’da Rus’lardan kalan birkaç eski bina, kale ve işgal yıllarında,Ruslar ve Ermeniler tarafından camide yakılarak katledilen,300 şehit Türk’ün anısına dikilmiş olan Yanık Cami anıtı dışında şehir merkezinde görülecek pek başka yer yok Ancak Ardahan’ın bütün güzellikleri Şehir dışına çıktığınız anda başlıyor

Orta Asya’dan gelen Türklerin yerleştiği DAMAL,15 Haziran 15 Temmuz arasında Atatürk’ün siluetinin göründüğü Yukarı Gündeş köyü, Gürcistan sınır kapısındaki POSOF, Ortaçağ’dan günümüze kalan Şeytan Kalesi, Güzelliğiyle insanı büyüleyen ÇILDIR gölü ve On bin yıllık tarihiyle AKCAKALE adası gezilebilecek yerlerinin başında gelmektedir

Ardahan kalesi içinde yapılan araştırmalarda elde edilen buluntular,Ardahan’ın on bin yıllık geçmişinin belgeleridirUrartular,Medler,Persler,Ermeniler,Ro malılar,Partlar ve Sasanilerin egemenliğinde yaşayan Ardahan, 7yüzyıldan sonra Bizanslılar ve Araplar arasında el değiştirmiş, 11yüz yılda ise bölgeye Türkmenler gelmeye başlamıştırGürcülerin yönetiminde iken,13 yüzyılda Moğolların saldırısına uğramış, sonra Timur,Karakoyunlular,Akkoyunlular ve Safeviler ve tarafından yönetilmiş, 1534 Osmanlı Devletine bağlanmıştır Sık sık Rusların eline gecen ARDAHAN, 1921 de TURK topraklarına dahil edilmiş ve 1992 yılında çıkartılan bir yasa ile de il statüsü kazanmıştır

Halıcılık ve gümüş işlemeciliği ildeki en önemli el sanatlarındandır Yöre motiflerini taşıyan gümüş kemer, başlık ve takılar yöreye gelen turistlerin ilgisini çeken hediyelik eşyalardır

GEZİLECEK YERLER




Akçakale Ada Şehri Kalıntıları: Çıldır Gölü’nün içerisinde yer alan Akçakale Adası, doğal güzelliklerinin yanı sıra, birinci derecede arkeolojik sit alanıdır Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 27 km güneydoğusunda yer alan Akçakale köyünün hemen batısında bulunan bir ada şehrine ait kalıntılardır

Çıldır / Taşköprü Kitabeleri: Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 30 km güneyindeki Taşköprü köyünde köyün kuzeyini sınırlayan kayalıkta, büyük bir kaya üzerinde yer alan bir kitabedir Bölgedeki en eski kitabe olduğunu sanılan bu kalıntının Urartu Krallarından II Sarduri’ye ait olduğu ifade edilmektedir

Ardahan Kalesi, Savaşır (Cancak) Kalesi, Kinzi Kalesi, Sevimli Kalesi, Kalecik Kalesi, Şeytan Kalesi, Kurt kale, Kazan Kale, Altaş ( Ur) Kalesi, Kırnav Kale’leri gezilebilecek diğer tarihi dokulardır

Övündü Mağaraları: Çıldır’a bağlı Kurtkale nahiyesinin 1 km doğusundaki Övündü köyünün yaklaşık 250-300 m güneyindeki kalker kaya kütlesine oyulmak suretiyle oluşmuş iki grup mağara yerleşimidir

Ortakent (Büyük Nakala) Mağaraları: Hanak ilçesinin 10 km kadar doğusunda yer alan Ortakent (Büyük Nakala) nahiyesinin yaklaşık 7-8 km güneyinde, Kura Nehri Vadisi’nde, nehrin akış yönüne göre sol yanındaki kayalıkta, çok sayıda mağara yerleşimi ve büyük bir kaya kilise bulunmaktadır Tarihi kaynaklarda bu mağara yerleşimi grubunun da kendisinden sonra gelen Tahtalı, Vaşlop, Ampur ve Colit Mağaraları gibi Yontma Taş Çağı izleri taşıdığı belirtilmiştir

Çıldır Gölü :
İl merkezine 45 km uzaklıkta bulunan Çıldır gölü, deniz seviyesinden 1956 m yükseklikte ve 25 km2’lik bir alanı kaplamaktadır Çıldır Gölü kışları çok soğuk geçtiği için kasım ayı sonlarında donmakta ve buz derinliği 1 m’yi aşmaktadır Gölün buzları Nisan ayı başlarına kadar çözülmemektedir Kışları yüzeyinde 2 m civarında buz oluşan Çıldır Gölü’nde, buz delinerek balık avı yapılmaktadır Çıldır'a gitmek için ara yollar var Ama bir ilçeden ötekine araç bulmak her zaman olanaklı değil Kimi kaynaklarda adı Zurzuna'dır Çıldır'ın Çıldır bir eyalet adıdır geçmişte, büyük ve kapsayıcıdır; en önemli merkezi Ahıska'dır
Bütün bu meşakkatli yolculuğun en görkemli ödülü, Van Gölü'nden sonra, doğunun en büyük ve büyülüsü Çıldır Gölü'dür Ortasında 2 bin 200 metrekarelik bir ada kent var Akçakale adasıÇıldır, Ardahan coğrafyasının son derece sarp, yoksunluklarla dolu bir yeri Ama bu suyun kenarında yaşayanlarda tuhaf, uhrevi bir enginlik var


Ne Yenir ?
Ardahan’ın kaşar peyniri ve balı ülke çapında isim yapmıştır Elma dolması, evelik aşı, pişi, bozbaş, kuymak, ekmek aşı ve helvası en ünlü yemek türleridir

Yapmadan Ayrılma :
Ardahan Kalesini, Posof Savaşır köyü kalesini, Posof çeşmelerini görmeden, Çıldır Şeytan Kalesini, Çıldır'ın tarihi camilerini gezmeden, Damal dağında Atatürk siluetini görmeden, Çıldır’da güneşin batışını izlemeden, Çıldır Aktaş Gölü'nü görmeden, Gölün alabalıklarından yemeden, Kaşar peynirinin ve balının tadına bakmadan, Dönmeyin

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları
Görünüm Modları


sorsorgula.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.