İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #46
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Nevşehir

Yüzölçümü: 5467 km²

Nüfus: 289509 (1990)

İl Trafik No: 50

İLÇELER:

Nevşehir ilinin ilçeleri; Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı ve Ürgüp'tür



Gülşehir: Nevşehir'e 20 km uzaklıktadır Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa'nın yaptırdığı külliye; cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır İlçedeki Aziz Jean Kilisesi ve Sivasa Gökçetoprak yeraltı şehri görülmeye değer yerlerdendir



Kozaklı: Nevşehir' in yaklaşık 100 km kuzeyinde yer alan Kozaklı sağlık turizmi açısından önemli bir yere sahiptir Kozaklı kaplıcaları, Batı Alman kaplıcaları Birliği sınıflamasına göre sodyumlu, kalsiyumlu, klorlu olup A ve C grubu şifalı sular grubuna girmektedir Kozaklı kaplıcalarından iltihabı olmayan romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı gözlenmiştir



Acıgöl: Aksaray-Nevşehir yolu üzerinde yer alan ve Nevşehir'e uzaklığı yaklaşık 20 km olan Acıgöl'de tespit edilebilen en eski yerleşim MÖ VIII yüzyıla aittir Ağıllı köyü yakınlarındaki Topada Geç Hitit Dönemi'ne ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kaya anıtında bölgenin siyasi durumu ve liderinin icraatları ile ilgili bilgiler yer almaktadır



Derinkuyu: Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde eski adı Melegobia olan Derinkuyu Nevşehir'e 29 km uzaklıktadır Akarsuyu ve gölü bulunmayan bu ilçenin içme suyu 60-70 m derinlikteki kuyulardan temin etmesinden dolayı "Derinkuyu" olarak adlandırılmıştırİlçede 85 m derinliğinde bir yeraltı şehri bulunmaktadır Bu yeraltı şehri, bir yeraltı şehrinde bulunan tüm özelliklere sahiptir



NASIL GİDİLİR?



Karayolu: Karayolu ile Nevşehir'e her yerden ulaşım mümkündür



Otogar Tel: (+90-384) 213 40 25



Havayolu: Hava Limanı şehir merkezine 30 km uzaklıktadır Merkezden, otobüs, dolmuş ve taksi ile ulaşmak mümkündür



GEZİLECEK YERLER



Müzeler ve Örenyerleri



Müzeler



Nevşehir Müzesi

Adres: (384) 213 14 47

Faks: (384) 212 43 38



Hacıbektaş Müzesi

Adres: Nevşehir Cad Hacıbektaş - Nevşehir

Tel: (384) 441 30 22



Ürgüp Müzesi

Adres: Kayseri Cad No: 39 Ürgüp - Nevşehir

Tel: (384) 341 40 82



Hacı Bektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesi: Hacıbektaş ilçesinde bulunan arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği müzede, iki eser deposu, laboratuvar ve kütüphane bulunmaktadır



Suluca-Karahöyük kazılarından ele geçen buluntular Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phryg, Roma, Doğu Roma Çağı eserlerinin yanı sıra çeşitli etnografik eserler teşhir edilmektedir



Göreme Açık Hava Müzesi: Nevşehir'e 13 km uzaklıkta ve Göreme kasabasının 2 km doğusunda yer alan bir kaya yerleşim yeridir MS 4 yüzyıldan 13 yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatı yaşanmıştır Hemen her kaya bloğunun içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları mevcuttur Bugünkü Göreme Açık Hava Müzesi manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul edilir Soğanlı, Ihlara, Açıksaray aynı eğitim sisteminin daha sonraları görüldüğü yerlerdir



Kiliseler, 2 tür teknikle boyanmıştır Birincisi, doğrudan doğruya kaya yüzeyi düzeltilerek üzerine yapılan boyama; ikincisi ise, kaya üzerine yapılan secco (tempera) ve fresko tekniği ile yapılan boyamadır Kilisede işlenen konular İncil ve Hz İsa'nın hayatından alınmıştır



Göreme Açık Hava Müzesi'nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise bulunmaktadır



Örenyerleri



Nevşehir Müzesi

Zelve - Avanos - Aktepe

Çavuşin Kilisesi - Avanos - Çavuşin

Kaymaklı Yeraltı Şehri - Kaymaklı Kasabası

Derinkuyu Yeraltı Şehri - Derinkuyu

Açıksaray - Gülşehir

St Jean Kilisesi - Gülşehir

Özkonak Yeraltı Şehri - Avanos - Özkonak Kasabası

Mazi Yeraltı Şehri - Ürgüp

Tatlaring Kilisesi - Acıgöl

Paşabağları - Avanos - Çavuşin



Ürgüp Müzesi

M Paşa Kiliseleri - Ürgüp - Mustafapaşa

Pancarlı Kilisesi - Ürgüp - Mustafapaşa

Üzümlü Kilise ve Çev - Ürgüp - Ortahisar

Hallaç Manastırı - Ürgüp - Ortahisar

Sete Teodore Kilis - Ürgüp - Yeşilöz

Hacı Bektaşi Veli Kültür Müzesi

Suluca Karahöyük - Hacıbektaş

İlicek Höyük - İlicek Köyü

Kayaaltı Höyük - Kayaaltı Köyü

Abdal Kalesi - Kızılöz Çiftliği

Kalehöyük - Karaburma



Paşabağları ve Zelve Ören Yeri : 1 km uzaktaki peribacaları en iyi Zelve ören yerinden görülmektedir Burada ayrıca Aziz Simeon adına yapılmış şapel ve birçok kaya mekânları bulunmaktadır Paşabağları'nın daha ilerisinde Göreme-Avanos karayolundan 2 km içerde olan ve 3 vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir 9 ve 13 yüzyıllarda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi olmuştur Balıklı, Üzümlü ve Geyikli kiliseler vadinin en önemli kiliseleri olup ikonoklastik dönem öncesine aittir

1952 yılına kadar iskân edilmiş vadide manastırlar, kiliseler, yerleşim yerleriyle, tünel, değirmen, cami gibi yapılar bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #47
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri




Tanımlı Ce: İllerimiz ve Özellikler [Tüm İller Tek Tek ve Ayrıntılı]

Niğde

Coğrafi konumu itibariyle Niğde, Akdeniz bölgesini Orta Anadolu''ya ve Sivas başyaylasına dolayısıyla Doğu Anadolu''ya, Ereğli ve Ankara yolları ile de Batı ve Karadeniz bölgelerine bağlayan iki çok önemli boğazı kontrol altında tutmakta idi Bunlardan birincisi Gülek Boğazı, ikincisi ise Zamantı-Yahyalı yolu idi

Çukurova bölgesi işgale başlanır başlanmaz Niğde’de bulunan 41 nci Tümen’in mevcut askerleri ve Niğde, Bor ve Pozantı gönüllülerinin oluşturdukları Kuvayı Milliye, Pozantı’nın olası bir işgale karşı muhafazası için bölgeye yerleşti Stratejik noktaları kontrol altına aldı ve buradan gelecek herhangi bir düşman saldırısını bertaraf etmeye hazır bir konuma geldi Bu iyi tahkimat ve konuşlanma sayesinde bu bölgeden düşman girememiştir

Pozantı’da alınan bu tedbirlerin diğer bir geçiş yolu olan Zamantı-Yahyalı yolu üzerinde de alınması gerekiyordu Fransızların Kozan’ı ele geçirdikten sonra yukarıdaki yol ile Aladağlar’ı aşıp Orta Anadolu’ya girecekleri anlaşılınca, hemen bu bölgede faaliyetler başladı Aladağlar’ın gerek güneyi, gerekse kuzeyinde hızlı bir harekete girişildi

1920 yılı Kasım ayı başlarında Yahyalı’da adı geçen yolu kontrol altında tutacak 50 kişilik bir birlik oluşturuldu Bu birliğin komuta kademesi, askerinin bir kısmı ile silah ve mühimmatını Niğde ‘den temin ediyordu

Fransızların ilerleme ihtimalleri arttıkça bu yoldaki tahkimat ve alınan tedbirlerde artıyordu Nitekim 20 nci Kolordu Komutanı AFuad Bey’in Çukurova Bölge Komutanı Kemal Bey’e verdiği emirde;

“Niğde Bölgesinde tertip edilen müfrezeler, kararlaştırıldığı gibi Karaisalı bölgesine gideceklerdir Yahyalı’da bir nizamiye bölüğü ile milli müfrezeler, Sis dolaylarına hareket edeceklerdir”Alınan bu tedbirlere rağmen, bazı Ermenilerin öncülük ettiği bir grup Fransız öncü birliği Ulupınar Köyü yakınlarındaki bir mağraya kadar ulaşabildiler ve burayı karakol yaparak bir müddet burada kalmaya çalıştılar Bunu haber alan 41 nci Tümen Komutanlığı, Şükrü Efendi komutasındaki bir taburu bölgeye gönderdi Anılan birlik Yahyalı’ya ulaşınca Ulucami yanındaki medreseyi kendisine karargah yaptı, çevre köyler, aşiretler ve Yahyalı ahalisini teşkilatlandırarak bir strateji hazırlamaya başladı 41 nci Tümen Komutan Yardımcısı Yarbay Mümtaz Bey’in bölgeye gelip komutayı ele almasından hemen sonra başlayan çatışma kısa sürede başarıya ulaştı, düşman askeri imha edilmişti Fransızlara yardım eden Ermenilerin pek çoğu bu çatışmada Fransızlarla birlikte muamele gördüler, geriye kalanlar ise bölgeyi terk ettiler

Stratejik olarak bu askeri tedbirleri başarıyla uygulayan Niğde teşkilatı aynı zamanda bölgede meydana gelebilecek anarşik eşkıya hareketlerine karşı da icabeden tedbirleri aldı Bu suretle Niğde ve civarında Türkiye geneli itibariyle yüksek bir ortalamada bulunan gayr-i müslimlerin olası taşkınlıkları ve iç isyanlarına karşı da gereken tedbirler alınmıştı

Bilindiği üzere bu dönemde cephede eksikliği hissedilen yeğane şey, mühimmat ve erzak idi Bunların temini hususunda Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Kanunu herkesin malumudur Bu büyük ihtiyaç, bütün yurt çapında hamiyetperver insanlarımız tarafından karşılanmaya çalışıldı Bu hususta da Niğde üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi Gıda maddeleri olarak özellikle buğday, arpa, baklagiller, soğan vs gibi temel besin maddeleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi Niğde’den yapılan bu hayiti destek Mustafa Kemal tarafından yollanan takdirnamelerle ödüllendirilmiştir

Niğde’den yapılan lojistik destek sadece gıda maddeleriyle sınırlı kalmadı Nakil Vasıtaları, araç-gereç ve giyecek maddeleriyle de devam etti Niğde’nin yetiştirdiği emekli veya terhis olmuş subay, er vs askerlerde gönüllü birlikler olarak Batı ve Adana cephelerinde vuruşmuşlardır Niğde, gerek Heyet-i Temsiliye döneminde, gerekse Büyük Millet Meclisi döneminde Anadolu hareketini gönülden desteklemiş ve bu desteğini Sivas ve Ankara’ya gönderdiği delegelerle de ispatlamıştır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #48
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Ordu

Ordu ili 37-38 derece doğu meridyenleri, 40-41 derece kuzey paralelleri arasında yer almıştır Doğu' da Giresun, Baı' da Samsun, Güney' de Sivas ve Tokat, Kuzey' de Karadeniz ile çevrilidir İlin sorumluluk sahası ise 115 km genişlik, 62 km derinliğindedir Kıyı 60 mil uzunluğunda olup küçük koy ve körfezleriyle de deniz araçlarının kolaylıkla barınabilecekleri yer ve plajlara sahiptir İlin alanı 6001 km2 dir 1997 nüfus sayımına göre il genel nüfus 858576 olup, kilometre kareye 143 kişi düşmektedir


Güneyden denize doğru akan Turnasuyu, Melet ırmağı, Akçaova Deresi, Ilıca Deresi, Bolaman Irmağı, Elekçi Deresi, Curi Deresi, Çeviz Deresi ve Akçay Deresi araziyi derin vadiler halinde bölmektedir
Arası 60-70 derece meyillere varan genellikle dik ve kesik tepelerden oluşmuştur Ilıman bir iklime sahip olan Ordu, başta fındık olmak üzre patates, soya fasulyesi, arıcılık, deniz ve hayvan ürünleri konusunda yurdumuzda ilk sıraları teşkil etmektedir İlin ekonomik yapısı her türlü sanayiye cevap verebilecek niteliktedir Fındık üretimi ilin ticari hayatında önemli bir rol oynamakta ve büyük bir döviz girdisi sağlamaktadır Fındıktan başka her türlü sebze ve meyvenin dışında tarla ürünllerinden arpai buğday, bakla, çavdar, İlimizin yüksek kesimlerinde yetiştirlmektedir İlin alçak kesimlerinde ise genellikle her türlü sebze ve meyve (ayva, armut, kiraz, dut, vişne, incir, kivi ve ceviz gibi) yetiştirilmektedir Bugün bilindiği gibi 18 ilçe, 65 Belediyesi ve ayrıca 508 köyü bulunmaktadır Doğu Karadeniz Bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu

ilimizin İlçeleri:
Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gürgentepe, Gülyalı, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye' dir Sahilden itibaren güneye doğru yükselerek derin vadiler meydana getirmek suretiyle uzanan Karedeniz sıra dağları engebeli yüzey şekillerini oluşturur

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #49
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Rize

Yeri Ve Sınırları : Rize'de kuzeydoğu Anadolu'da; Doğu Karadeniz kıyı şeridinin doğusunda, 40OC-22- ve 41O-28- doğu meridyenleri ile 40O-20- ve 41O-20- kuzey paralelleri arasında yer alır Batıdan Trabzon'un Of, güneyden Erzurum'un İspir, Doğudan Artvin'in Yusufeli ve Arhavi ilçeleri ve kuzeyden Karadeniz ile çevrili olan Rize'nin göller hariç yüzölçümü 3920 km2 dir

B - Yeryüzü Şekilleri : Doğu KaradenizkKıyı sıradağları yayının kuzey yamacında yer alan Rize toprakları genel ifade ile dağlık ve engebelidir Ancak bu genel topografik durum dikey yönde bazı farklılıklar arz etmektedir Bu nedenle Rize'nin topografyasını üç bölümde incelemekte fayda vardır

1) Kıyı Şeridi ve Alüvyon düz-lükleri : Çok dar olan bu sahanın Rize topoğrafyası içinde ayrı bir yeri vardır Kabaca 80 km uzunluğundaki kıyı şeridinin genişliği akarsu vadileri dışında ortalama 20-150 m arasında değişmektedir Çok sayıda akarsu tarafından kesilen bu şeridin en geniş düzlüklerini taban seviyesi ovaları oluşturur Tümüyle akarsuların getirdiği alüvyonlardan oluşan bu düzlükler, akarsuların denize kavuştuğu noktadan itibaren içeriye doğru 500-600 metreye kadar taban seviyesi ovası şeklinde, 9-10 km'ye kadar da taraça düzlükleri şeklinde uzanırlar Bu düzlüklerin kıyı boyunca olan genişlikleri ise yaklaşık olarak 200 m ile 1000 m arasında değişmekte olup hemen tamamı yerleşmeye sahne olmuştur Bunlardan en geniş olanı Ardeşen ilçe merkezinin yerleşim alanını oluşturan Fırtına Deresi'nin taban seviyesi ovasıdır

Yüksek kıyılar kategorisine giren Rize kıyıları genellikle sade bir görünüş arz eder Kıyı çizgisi küçük boyutlu ve asimetrik girinti ve çıkıntılardan oluşur Bütün burunların önüne kıyıdan 5-25 m, hatta bazen 150 m uzaklıkta ve boyutları 5-10-15 m arasında değişen taş adacıkları mevcuttur Diğer taraftan karayolunun inşası sırasında geniş ölçüde tahrip edilmiş olmasına rağmen yer yer taraça ve falezlere de rastlanmaktadır

2- Derin Vadilerle Yarılmış Dağlık Saha : Topografya kıyı düzlüğünün hemen gerisinde arızalanmakta ve yükselti birdenbire 150-200 m'yi bulmaktadır Buradan itibaren arazi, giderek daralan akarsu vadileri tarafından derin bir şekilde yarılmıştır Gerek ana akarsular ve gerekse bu akarsuların orta çığırları boyunca aldıkları sayısız kollar araziyi şiddetle aşındırmış ve çok arızalı bir görünüş kazandırmıştır Keskin ve birbirine yakın sırtlar, dik yamaçlı "V" profilli vadiler yaklaşık 2000 m yüksekliğine kadar olan bu sahanın karakteristik topoğrafik görünüşünü oluştururlar

3- Yüksek Dağlık Saha ve Buzul Topoğrafyası : Kabaca 2000 m yükseklikten başlayan bu sahanın 3000-3200 m yüksekliğe kadar olan kısımlarında topoğrafya basık sırtlar, dik yamaçlı "U" profilli vadilerden oluşur Dördüncü jeolojik zamanın buzul devrelerinde geniş ölçüde buzul aşındırmasına sahne olan bu sahada çok sayıda küçük boyutlu buzyalağı ve moren set gölleri mevcuttur

Bu sahanın, yüksekliği 3000 m'yi aşan kısımları ise Rize'nin en sarp ve en arızalı kesiminin oluşturmaktadır Geniş ölçüde çıplak ve tamamen kayalık zirveler ile bunların arasındaki keskin sırtların yamaçları insanın gezmesini engelleyecek kadar diktir Rize'nin en yüksek noktalarını bu sırtlar arasındaki zirveler oluşturur Üzerinde hâlâ buzul bulunan ve Rize topraklarının en yüksek noktası olan Kaçkar Tepesi (3937m) ile Verçenik (üç doruk) Tepesi (3709m), Koyunsokağı Vacakar dağı (3458m), Çaymakçur Tepesi (3420m), Gudashevsivrisi Tepesi (3406m), Koyunsokağı tepesi (3342m), Marsis Tepesi (3334m) ve Aşağı Karataş Tepesi (3322m) bu zirvelerden bazılarıdır Bu arızalı topoğrafya Fındıklı ilçe merkezinin güneyinden itibaren sarplığını ve yüksekliğini kaybetmeye başlar

C- ANA HATLARI İLE RİZE'NİN JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ : Doğu Karadeniz Dağlık Sistemine dahil olan Rize arazisi esas itibariyle paleozoik (Izaman) bir temel üzerinde ve Kretase'de (III Zaman ara devresi) başlayan büyük orojenezle (Dağ oluşumu) yüzeye çıkmış Granodiorit ve Kretase flişlerinden ibaret olmakla birlikte yer yer Neojen depolarına da rastlanır

Bütün kıyı kesimi yüzeyde üst Kretase serisi volkanik örtü ve tüflerin fazlalığı ile dikkati çeker Örneğin Çayeli-Pazar arasındaki tünellerin deniz tarafını oluşturan falezler, andezitlerle ophiolitlerin teşkil ettiği kaba greler ve bunlarla karışık olarak bulunan ince konglomera ve aglomera banklarından oluşmuştur

Kıyıya yakın yamaçlarda ise Kretase sedimanları yaygın olmakla beraber, bu sedimanların üzeri yer yer Eosen fliş serileri tarafından örtülmüştür Vadi boylarında bu örtülerin altında yer yer aflore olmuş trakit, andezit ve bazalt sütunlarına rastlanır

Yüksek dağlık sahada ise daha çok mağmatik elemanlar hakim durumdadır Aflore olan granit, andezit ve bazalt kütleleri yüksekliği 3000 m'yi aşan hemen her yerde hakim durumdadır

Yörede alüvyonlara büyük akarsu vadilerinin denizden itibaren en çok 10 km'ye kadar olan kesimlerinde rastlanır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #50
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Tanımlı Ce: İllerimiz ve Özellikler [Tüm İller Tek Tek ve Ayrıntılı]

Sakarya

Marmara Bölgesi’nin kuzeydoğu bölümünde yer alan Sakarya 29,57,53 doğu meridyenleri ve 40, 17, 41, 13 kuzey paralelleri arasında yer almıştır

Sakarya İli doğudan Bolu, Düzce güneyden Bilecik, batıdan Kocaeli, kuzeyden ise Karadeniz ile çevrilidir

İlin yüzölçümü 4817 km2, il merkezinin yüksekliği ise ortalama 31 metredir

İlin merkezi olan Adapazarı, Akova adı ile anılan düzlükte, Sakarya havzasının aşağı kısmındadır Doğudan Çamdağı, güney ve güneydoğudan Samanlı dağları, kuzeyden Karadeniz ile sınırlanan Sakarya ilinin batıdan belirgin bir doğal sınırı yoktur Sakarya vadisinin Kocaeli platosu ve İzmit Körfezi'nin doğusunda da süren çöküntü alanı, ilin bu bölümüne girer

Kendi adı ile anılan ovanın güneybatı kenarında kurulmuş olup tarihi İstanbul-Anadolu yolunun Sakarya ırmağını aştığı noktada bir köprübaşı ve kavşak noktası konumuna sahiptir

İstanbul’dan gelen tarihi kervan yolu Sakarya Irmağı’nı aştıktan sonra Adapazarı Ovası’na gelince o zamanlar ova bataklık ve sıtma yuvası olduğundan doğrudan doğruya geçmeyip ikiye ayrılırdı Bir kol ovanın kuzeyinden dolaşarak Bolu üzerinden gider asıl önemli kol ise güneye yönelerek Geyve-Taraklı-Göynük üzerinden geçerdi

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #51
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Samsun

Karadeniz sahil şeridinin orta bölümünde Yeşilırmak ve Kızılırmak nehirlerinin Karadeniz’e döküldükleri deltalar arasında yer alan Samsun ili 9,083 Km²’lik bir yüz ölçüme sahiptir Coğrafi konum olarak 40° 50’ - 41° 51’ kuzey enlemleri , 37° 08’ ve 34° 25’ doğu boylamları arasındadır Kuzeyinde Karadeniz’in yer aldığı ilimizin komşuları; doğusunda Ordu , batısında Sinop, güneyinde Tokat ve Amasya ,Güney batısında ise Çorum illeridir

Samsun ili yeryüzü şekilleri bakımından üç ayrı özellik gösterir Birincisi güneyindeki dağlık kesim, ikincisi; dağlık kesimle kıyı şeridi arasında kalan yaylalar, üçüncüsü; yaylalarla Karadeniz arasındaki kıyı ovalarıdır Kızılırmak ve Yeşilırmak akarsularının delta alanlarında oluşmuş kıyılarında, yurdumuzun tarımsal potansiyeli en yüksek ovalarından Bafra ve Çarşamba ovaları yer almaktadır
132Jeolojik Yapı


Samsun’da genç delta ovalarında alüvyonlar bulunmakla birlikte, dik yamaçlarla ayrılmış taraçalarda eski alüvyonlar görülmektedir Güneydeki dağlık kesime geçiş alanı neojen yaşlı, killi-kireçli tortularla kaplıdır Kıyı dağları Kretase lavlarından oluşmuştur Aynı dağların iç kesimlerinde killi, çakıllı tortular bulunur İç kesimlerde Neojen tortular ve yer yer alüvyonlarla kaplı ovaların güneyinde de birinci ve ikinci zaman yaşlı ve kıvrımlı kayaçlar Kretase ve Eosen Flişlerine rastlanır Geniş alanlarda ise volkanik oluşumlar görülmektedir Samsun’da Eosen, Kretase ve Neojen dönemli oluşumlara sıkça rastlanmaktadır

133Yaylalar

Bölgedeki yaylalar genellikle ikinci ve üçüncü zamanda meydana gelmiştir Karadeniz bölgesinde dağ yamaçları çok aşınmıştır Ayrıca bölgedeki akarsular toprağı yeteri derecede parçala¤¤¤¤¤ arazide yer yer yaylalar meydana getirmiştir Bunlar arasında en önemlileri Ladik, Havza ve Kavak yaylalarıdır

134Dağlar

Samsun ili topraklarının Karadeniz kıyıları düzlüklerle, güneye uzanan iç kesimleri ise, yükseklikleri fazla olmayan dağ sıraları ile kaplıdır Bölge, Karadeniz kıyıları ile bu kıyılara içeriden paralel olarak uzanan yüksek dağlar arasındadır Bu dağlar Ünye-Çarşamba kesiminde doğu-batı, Samsun-Bafra kesiminde doğu-güney, batı-kuzeybatı yönünü takip eder Doğudan batıya doğru uzanan ve birbirinin devamı olarak görünen başlıca iki sıra dağ vardır Bunlardan doğudakine Canik Dağları, batıdakine ise, Çangal Dağları denir

·Canik Dağları : Büyük bölümleri Ordu ilinde bulunan Canik Dağlarının batı uçları Samsun topraklarında bulunur Yükseklikleri az olan bu dağ sıraları Karadeniz ile iç kesimler arasındaki ulaşıma engel olmazlar Yüksekliği ortalama 1500 metredir

·Çangal Dağları: Samsun ili sınırlarının batı ucundan içeri giren Çangal Dağlarının büyük bir kısmı Sinop ili sınırları içerisindedir Çangal dağlarının ortalama yüksekliği 1500 metredir

·Sıralı Dağlar: Samsun ilinin önemli yüksekliklerinden birisi olan Sıralı Dağlar Kavak ilçesinin doğusunda yer alır ve yüksekliği 1300 metredir

·Kocadağ: Samsun ilinin kuzey kesiminde Kavak ilçesi yakınlarında bulunan Kocadağ 1310 metre yüksekliktedir

·Akdağ: Samsun ilinin en yüksek dağı olan Akdağ ın yüksekliği 2062 metredir Ladik ilçesi ve Amasya arasında bulunan Akdağ zengin orman yapısına sahiptir

·Kunduz Dağları: Samsun ili Vezirköprü ilçesi toprakları üzerinde bulunan Kunduz Dağlarının yüksekliği 1783 metredir Ünlü kunduz ormanları ile birlikte anılan dağ orman ürünlerinin çokluğu ile ülke çapında bir şöhrete sahiptir

·Hacılar Dağı: Ankara -Samsun karayolu üzerinde,Kavak ilçesinden sonra yer alan Hacılar dağının yüksekliği 1150 metredir Bundan sonra Mahmur dağlarını görmekteyiz

·Nebyan Dağları: Samsun’un kuzey batısında bulunan Koca Dağın batısında bulunan Nebyan Dağlarının yüksekliği 1224 metredir

Bu dağlardan başka, güney doğuda; Akpınar 900 m ve Böğürtlen tepe 950 m, doğuda Büyük dağ ve Topuzlu 950 m, Sofualan ve Örencik 800 m, güney doğuda Saltuk tepesi 1150 m, Kavakta Kocaçaltepe 913 m, Mert ırmağı sağ yönünde Çadırtepe 110 m, Kürtün ırmağının sağında limana doğru uzanan Toraman tepe 125 m, yüksekliklerinde tepeler de mevcuttur

135 Akarsular

·Yeşilırmak: Yeşilırmak nehri Köse Dağlarından çıkar Erbaa ilçesinden geçerek Çarşamba’ya ulaşan Yeşilırmak ilçeyi ortadan ikiye bölerek, Civa Burnun’dan Karadeniz’e dökülür Üçtaşlar bölgesinde Ters akan ırmağı ile birleşir Uzunluğu 416 km olan Yeşilırmağın akış hızı saatte 5 km, en kurak mevsimde su yüksekliği 9 metre doğu sahilinde ise 55 metredir

·Kızılırmak: Sivas’taki Kızıl Dağından doğan Kızılırmak Türkiye’nin en uzun akarsuyudur Osmancık ilçesinden Karadeniz bölgesine giren ırmak 1151 km uzunluğundadır Kargı civarında kuzey doğu Samsun-Sinop sınırına girer Bafra’nın batısında kollara ayrılan ırmak Bafra Burnundan Karadeniz’e dökülür Delice, Devrez ve Gökırmak Kızılırmak’ın önemli kollarındandır Bafra yakınlarında yapılan ölçümlere göre en kurak zamanda genişliği 46 metre derinliği 130 metredir Saniyede 21 metreküp su akıtır Akış hızı ise saatte 4 ila 6 km arasındadır

·Terme Çayı: Terme çayı Kara ormandan doğar Simenit etrafındaki sazlıkları besleyen Terme çayı ilçeyi ikiye bölerek Karadeniz’e dökülür Genişliği 30 metre derinliği yaklaşık 1 metre olan Terme çayı çeltik tarlalarına hayat verir

·Diğer Akarsular: Mert Irmağı, Kürtün Çayı, Ters akan Çayı, Karaboğaz Deresi, Akçay, Uluçay, Esenli, İncesu, Hızırilyas, Ballıcaderesi ve Güdedi gibi irili ufaklı akarsular vardır

136 Ovalar

·Çarşamba Ovası: Erbaa ilçesinde geçen Yeşilırmak nehri Çarşamba ilçesine ulaştıktan sonra Civa Burnundan Karadenize dökülürken çok kıymetli alüvyonlu Çarşamba ovasını meydana getirir Kirazlık’tan başlayan Çarşamba Ovasının yüz ölçümü 89500 hektardır DSİ tarafından yaptırılan su kanalları sayesinde arazinin % 70 i tarıma elverişli hale getirilmiştir Geri kalan % 30 luk kısım ise ormanlık, sazlık ve bataklıktır Sulama alanı 82707 ha olup 19031 ha ‘ının inşaatı devam etmektedir

·Bafra Ovası: Bafra ilçesine gelen Kızılırmak, Bafra’da çeşitli kollara ayrılır Bafra burnundan denize dökülen Kızılırmak, ardında geniş ve alüvyonlu topraklar bırakır 47727 hektarlık ova nın 6150 ha lık alan halihazırda sulanmaktadır Türkiye’nin en verimli ovalarından biridir DSİ tarafından yaptırılan sulama kanalları ile sulanan ovanın kuzey kısımları çorak arazidir Bu yerlerde hayvancılık yapılmaktadır

137Göller

Bölgedeki göller zaman zaman değişen akarsu yataklarından meydana gelmiştir Yörenin gölleri Bafra,Çarşamba ve Ladik ilçelerinde toplanmıştır

Liman Gölü: Bafra ya 20 km uzaklıktadır 3 km büyüklüğündeki göl bazı kollarla denize açılmıştır Bu kolların uzunluğu bazı yerlerde 2000 metreyi bulur Gölde kefal ve sazan balığı avcılığı yapılmaktadır Liman gölünün güneyinde Balık gölü kuzeyinde ise Karaboğaz gölü vardır

Ladik Gölü: Tersakan ırmağının kaynağını teşkil eden Ladik gölü Ladik’e 10 km uzaklıktadır Gölde alabalık ve turna balığı bulunmaktadır Balıkçılık yanında geniş bir sazlık alana sahip olan Ladik gölünden toplanan sazlar hasır yapımında kullanılır Gölün uzunluğu 5 km genişliği 2 km ve yüz ölçümü 10 km2 karedir

Simenit Gölü: Bu Göl Terme çayı yatağının değişmesi ile meydana gelmiştir Terme hudutları içerisinde bulunan gölde balıkçılık yapılmaktadır Termeye 20 km uzaklıkta bulunan göl, kanalla birbirine bağlanmış iki göl görünümümdedir Kışın yağmur suları ile beslenen göl,fırtınalı zamanlarda zaman zaman deniz suyunu göle karışması ile dolar

Diğer Göller: Bunlar,Bafra da Kızılırmak tarafından meydana getirilmiş Karagöz, Dutdibi, Çernek, Uzun göl ve Tombul gölüdür Çarşamba’da Yeşilırmak ta Akçagöl, Akarcık, Dumanlı ve Kör ırmak adıyla bilinen gölleri oluşturmuştur

138Barajlar

·Hasan Uğurlu Barajı (ve Hidro Elektrik Santrali): Baraj, Yeşilırmak üzerinde ve Çarşamba ve Ayvacık ilçeleri sınırlarındadır Yapımına 1971 yılında başlanan baraja Trafik kazasında ölen merhum Samsun DSİ 7Bölge Müdürü Hasan Uğurlu‘nun adı verilmiştir Türkiye’nin en büyük barajlarından biri olan baraj, tamamen Türk firma ve mühendisleri tarafından gerçekleştirilmiştir Yalnızca makine ve elektrikle ilgili ekipmanlar yurtdışından getirilmiştir Barajın 2Ünitesi 1979 yılında, 3Ünitesi ise 1982 yılında , 4Ünitesi de 1983 yılında işletmeye açılmıştır500 mw gücünde ve yılda 1217 gwH enerji üretimi yapılmaktadır Göl hacmi 1078,75 x106 m3 türBaraj yüksekliği 175 m dir
·Suat Uğurlu Barajı (ve Hidro Elektrik Santrali): Hasan Uğurlu barajının 18 km aşağısında Yeşilırmağın Çarşamba ovasına açıldığı yerde bulunan barajın yapımına da 1971 yılında başlanılmıştır Balohar barajı adı ile başlanan baraja daha sonra trafik kazasında Hasan Uğurlu ile hayatını kaybeden eşi Suat Uğurlu’nun adı verilmiştir Projenin amacı enerji üretimi ve Çarşamba ovasının sulanmasıdır Barajın 1ve 2 Ünitesi 1979 yılı sonunda, 3 ve 4 Ünitesi de 1983 Martında işletmeye açılmıştır 46 mw gücünde ve yıllık 273 gwH enerji üretimi yapılmaktadır Göl hacmi 181,31 x106 m3 tür Baraj yüksekliği 51 m dir

·Altınkaya Barajı Ve Hidro Elektrik Santralı: Altınkaya barajı Bafra ilçe merkezinin 35 km güney batısında Kızılırmak üzerinde yer alan temelden 195 m yükseklikte , kil çekirdekli kaya dolgu tipinde bir barajdır 700 mw gücünde yılda 1 milyar 632 milyon kwh enerji üretimi yapılmaktadır1987 yılında su tutulmaya başlanmış olup, 1988 ocak ayınından itibaren 175 000 kwH gücündeki 4 no lu ünitede normal üretime başlanmıştır Göl hacmi 5,763 x109 m3 tür


·Derbent Barajı: Derbent Altınkaya barajının 30 km mansabında olup, 33 m yüksekliğinde (talvegden) kil çekirdek kaya dolgu barajıdır Yüzer baraj sınıfına giren Derbent barajı Bafra’ya 7 km uzaklıktadır Sulama alanı ise 47727 Hadır Yapılan kanallarla Bafra ovası sulama amaçlıdır 56 mw gücünde ve 257 gwH yıllık enerji üretmektedir Göl hacmi 213 x106 m3 tür

·Çakmak Barajı: Zonlu toprak dolgu tipinde, içme-kullanma-sanayi suyu temini için inşa edilmiş bir barajdır Temelden yüksekliği 57,50 m, normal su seviyesinde göl hacmi 106,50 hm3 ve gövdehacmide 2,60 hm3 tür Barajdan verilen toplam su miktarı 4000 litre/saniye olup içme suyu için 3540 l/s su verilmekte, Samsun gübre fabrikasında 300 l/s ve Karadeniz bakır fabrikasında ise 460 l/s su kullanılmaktadır

139 İklim

Samsun genellikle ılıman bir iklime sahiptir Ancak sahil şeridi ve iç kesimlerinde iklim iki ayrı özellik gösterir Sahil şeridinde (Merkez ilçe,Terme, Çarşamba, Bafra ,Alaçam, 19 Mayıs, Tekkeköy ve Yakakent ) Karadeniz ikliminin etkileri görülür Bunun için sahil şeridinde yazlar sıcak, kışlar ılık ve yağışlı geçer İç kesimler (Vezirköprü, Havza, Ladik, Kavak, Asarcık ve Salıpazarı) yüksekliği 2000 metreyi bulan Akdağ ve 1500 metreyi bulan Canik dağlarının etkisi altında kalır Buradaki dağların etkisinden dolayı kışlar soğuk, yağmur ve kar yağışlı, yazlar ise serin geçer Sıcaklık ve yağış yönünden Samsun hiç bir bölgeye benzemez Samsun’da aynı gün içerisinde havanın bir kaç kez değiştiği görülür Bazı yıllar kış ortalarında yazdan günler yaşanır Sahil şeridinde kar ile kaplı günlerin sayısı 2-3 günü geçmez İç kesimlerde ise kar yağışından bazen ulaşım aksar

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #52
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Tanımlı Ce: İllerimiz ve Özellikler [Tüm İller Tek Tek ve Ayrıntılı]

Muğla

Türkiye'nin güneybatı ucunda yeralan Muğla ili, kuzeyinde Aydın, kuzeydoğusunda Denizli ve Burdur, doğusunda Antalya ile komşu, güneyinde Akdeniz ve batısında ise Ege Denizi ile çevrilidir Muğla ilinin plaka numarası 48, idari merkezi Muğla kentidir

Muğla ilinin Muğla (merkez) dışındaki ilçeleri (2004 itibari ile, yaklaşık olarak kuzeyden güneye) Kavaklıdere, Yatağan, Milas, Bodrum, Ula, Köyceğiz, Marmaris, Datça, Ortaca, Dalaman ve Fethiye'dir

Coğrafya
Toplam uzunluğu 1100 kmyi biraz aşan deniz kıyıları ile Muğla ülkemizin en uzun sahil şeridine sahip ilidir Muğla ilinde ayrıca iki büyük göl bulunmaktadır Bunlar Milas ile Aydın ilinin Söke ilçesi sınırları dahiline yayılan Bafa Gölü ile Köyceğiz ilçesindeki Köyceğiz Gölü'dür Önemli iki akarsuyu ise Çine Çayı (Yatağan'dan geçerken Yatağan Çayı) ve Esen Çayı'dır (Seki beldesinden geçerken Seki Çayı)

Ulaşım
İlin önemli limanları Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Güllük'tedir Ayrıca ilde iki de havaalanı (Bodrum-Milas ve Dalaman) bulunmaktadır

Endüstri
İldeki üç termik santral Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy'dedir Maden yatakları zengindir Bu sektörde Yatağan linyit rezervleri ve Fethiye krom yatakları ilk kalemde sayılabilir Muğla ayrıca önemli bir mermercilik merkezidir Bu enerji ve madencilik üretim tesisleri dışında sanayiye dönük büyük girişimler bulunmamaktadır İlde çalıştırdığı personel sayısı 100'ü aşan bir tek sanayi tesisi yoktur Ekonomi özellikle turizm ve tarıma dayalıdır

Tarım ve hayvancılık
Muğla ili tarımsal ürünlerinin çeşitliliği ile dikkati çeker Türkiye'de arıcılığın en önemli merkezlerinden biridir Yörede hem arı hem de çam balı bulunmaktadır Ortaca, Fethiye, Dalaman ve Dalyan bölgelerinde yaygın bir şekilde narenciye tarımı (portakal, limon, mandalina, greyfurt) yapılmaktadır Özellikle Marmaris-Köyceğiz hattına özgü bir diğer ürün günlük ağacından elde edilen ve parfümeride ve eczacılıkta kullanılan sığla yağıdır Zeytincilik de il genelinde gelişmiştir

Turizm
Muğla iline bağlı ve sahil şeridindeki 3 ilçe (Bodrum, Marmaris ve Fethiye) Türk turizminin öndegelen ve dünyaca tanınan merkezlerindendir

Tarih
Türk egemenliği öncesinde Muğla
Antik Karya bölgesinin en eski yerleşimlerinden biri olan Muğla, bilinen tarihi boyunca başlangıçta Anadolu'nun yerli halkı Karyalıların, ardından kısmen ve kısa dönemler halinde Mısır, Asur ve İskit işgallerinin, zamanla da özellikle kıyılarda Helen kolonizasyon hareketinin egemenliği altında kalmıştır Önce Medler, daha sonra Persler Muğla'yı idareleri altında almışlar ve bölgeyi bir satrap aracılığıyla yönetmişlerdir Büyük İskender'in ordularıyla gelişinde Muğla bölgesi bir Karya satrapı tarafından yönetilmekte idi

'Karya' isminin bölgeye MÖ 3400 yıllarında gelen kavimlere önderlik etmiş 'Kar' isimli bir komutandan kaynaklandığına ilişkin tezler öne sürülmektedir Bölge çağlar boyunca Karya olarak anılmış, ve kuzeyde Söke, Aydın, Nazilli üzerinden başlayıp güneyde Dalaman çayının denize döküldüğü yerde biten Karya bölgesi, kuzeyinde Lidyalılar ın, güneyinde Likyalılar ın ve Anadolu içlerinde de Frigyalılar ın hüküm sürdüğü bölgelere komşu olmuştur

Helen kavimleri Karya bölgesine kıyılardan başlayan çok uzun bir süreçte nüfuz etmişlerdir Knidos (Datça yarımadasının ucu) ve Halikarnas (Bodrum) ile başlayan Helen kolonizasyonu ile zamanla Daldala (Dalaman), Stratonikea (Yatağan Eskihisar), Nakrasa (Karakuyu), Akassos (Bozüyük) ve Fethiye çevresinde de Telmessos, Xantos (Kınık), Patara (Minare) ve Tlos (Eşen) kentleri kurulmuştur

MÖ 334 yılında Karya'ya gelen Büyük İskender, Perslerin çekilmesiyle ortaya çıkmış kardeşlerarası bir saltanat kavgasıyla karşılaştı Kardeşlerden Ada ve abisi ve kocası Hidrieus ile Mausolus ve kızkardeşi ve karısı Artemisia, diğer kardeş olan Piksodaros'un isyanı ile karşı karşıyaydılar ve bu nedenle kuzeye Alinda'ya (Karpuzlu) çekilmişlerdi Ada Alinda'nın anahtarlarını Büyük İskender'e göndererek kendisini annesi olarak kabul etmesini istedi İskender de bu isteği kabul ederek Ada'yı Karya satraplığına getirdi Ancak ertesi yıl İskender'in Likya'ya geçmesiyle Piksodaros ablası satrap Ada'yı öldürerek yerine geçti İskender'in haznedarı Filotas'ı satraplığa ataması da asayişi sağlamadı ve İskender'in uzaklaşmasıyla bölge Bergama ve Roma egemenliğine kadar (yaklaşık iki yüzyıl) sürecek bir anarşi döneminin içine düştü 395'de Roma İmparatorluğu 'nun ikiye ayrılmasıyla da Karya Bizans İmparatorluğu içinde kaldı

Muğla ili tarihi kalıntılar açısından son derece zengin olup, sınırları içinde 103 ören yeri bulunmaktadır
Türk egemenliğinde Muğla
Muğla ili Menteşeoğulları Beyliği ile özdeşleşmiştir

Muğla'nın ünlü evlatları
* Halikarnaslı tarihçi Herodot;
* Turgut Reis (Türk denizcisi);
* İstanbullu bir Rum ailenin çocuğu olup, Muğla'da doğan uluslararası silah taciri Basil Zaharoff;
* Baba Eftim Erenerol ile Türk Ortodoks kurultayını topla¤¤¤¤¤ Kurtuluş Savaşı'na destek kararı çıkartan Bodrumlu Pulluoğlu İstimat Zihni Özdamar;
* Jön Türklerin ilerigelenlerinden ve sonradan Atatürk'e destek olmuş Bodrum Yahudi cemaatinden Avram Galanti;
* Atatürk'ün İçişleri Bakanı İstanköylü Şükrü Kaya;
* Kurtuluş Savaşı'nda 11 Tümen komutanı General Mustafa Muğlalı;
* Cumhuriyet gazetesinin kurucusu ve Atatürk'ün çalışma arkadaşı Fethiyeli Yunus Nadi Abalıoğlu ve oğlu Nadir Nadi Abalıoğlu;
* Doğu Karadeniz'de çay tarımını başlatan Muğlalı Kuloğulları ailesinden ziraat mühendisi Zihni Derin;
* Başbakan Tansu Çiller'in babası, 1950'li yıllar İstanbul vali ve belediye reisi muavini Milaslı Necati Çiller;
* Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın öğrencisi Şadan Gökovalı;
* Ünlü Akyaka Çakırhan evlerinin mimarı, Ağa Han ödülü sahibi Nail Çakırhan;
* Dünyanın en büyük amatör yıldız gözlemcileri kuruluşu AAVSO'ya 30 yıl başkanlık yapan gökbilimci Bodrumlu Janet Akyüz Mattei;
* Türk Halk Müziği sanatçısı Ege bülbülü Muğlalı Memiş (Memiş Güniç);

Muğla'nın, isimleri yöre ile özdeşleşmiş, fahri hemşerileri:
* Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı;
* Yatağan'ın Turgut beldesinde bir konak yaptırarak 2 yıl sürekli, 17 yıl aralıklarla burada kalan büyük Türk ressamı Osman Hamdi Bey;
* Bodrum Paşası Zeki Müren
* Can Yücel: Mezarı son yıllarını geçirdiği Datça'da bulunmaktadır Hayranları mezarını sık sık ziyaret ederek şarap şişesi bırakmaktadır
* 7 Cumhurbaşkanı Kenan Evren: Emeklilik günlerini Marmaris Armutalan'da resim yaparak sürdürmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #53
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Siirt

GENEL KONUM

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 41° 57'' doğu boylamı ve 37° -55'' kuzey enlemi üzerinde yer alan Siirt doğudan Şırnak ve Van, kuzeyden Batman ve Bitlis, batıdan Batman, güneyden Mardin ve Şırnak İlleri ile çevrilidir İl topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplıdır Kuzeyde Muş Güneyi Dağları, doğuda Siirt Doğusu Dağları İl’in doğal sınırlarını oluşturan sıra dağlardır 1990 yılında değişen sınırlardan sonra Siirt İli ’nin yüzölçümü 6186 Km²’ye inmiş Km² ’ ye ise 42 kişi düşmüştür 1997 yılı nüfus sayımına göre 263258 kişilik nüfusuyla Türkiye toplam nüfusunun %4’ünü barındırmaktadır

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

İl toprakları asıl görünümünü III Zaman’da kazanmıştır Şiddetli kıvrılma ve kırılmalara uğrayan il alanı, üst-eosen ve oligosen boyunca deniz dışında kalarak aşınmış ve bir yarı ova (peneplen) niteliği kazanmıştır Üst-miyosende Doğu Anadolu genel olarak yükselirken, il alanı da blok halinde yükselmiş ve Güneydoğu Torosları oluşmuştur Bu yükselme hareketleri sırasında il alanının güneybatısını da içine alan güçlü çöküntü alanları ortaya çıkmıştırGdoğu Torosları esnekliğini yitirmiş ve sertleşmiş kesimlerinde ortaya çıkan çöküntü olukları, akarsularca aşın dırılarak batı, güneybatı ve güney yönünde uzanan vadilere dönüştürülmüştür Bir yandan vadi ler oluşurken, bir yandan da özellikle çöküntü alanlarında hızla genişleyen vadi tabanlarında IV Zaman boyunca çeşitli taşınma maddelerden oluşan düzlükler ortaya çıkmıştır

DAĞLAR

İlimizde yeryüzü şekilleri daha çok yüksek dağ ile platolardan oluşmaktadır Siirt’ in kuzeyi ve doğusu yüksek ve sarp kesimlerdirGenel olarak Güneydoğu Toroslar adıyla anılan bu dağ sırası, doğudan güneydoğuya genişçe bir yay çizerek Hakkari Dağları’yla birleşmektedir Dicle Vadisi'' ne eğimli olan bu yüksek ve sarp kesimde yer alan önemli dağlar ve bunların özellikleri şöyle sıralanabilir

SİİRT DOĞUSU DAĞLARI

Muş Güneyi Dağları’ ndan sonra,Bitlis Çayı Vadisi’nin doğusunda, dağlar güneye doğru açılarak Siirt’in doğusunu kaplar Yükseltisi hızla azalarak Güneydoğu düzlükleri’ne doğru sokulan bu dağlar, bir yandan da Hakkari Dağları’yla birleşir Siirt doğusu dağları genellikle tek tek kütleler halinde yükselmektedir Bu kütleler, Dicle Irmağı’na karışan küçük akarsuların açtığı vadilerle parçalanmış durumdadır Siirt Doğusu Dağları’nın ana gövdesini, Pervari, Siirt Merkez, Eruh ve Şırnak’ı da kapsayan Yazlıca Dağı (Herekul Dağı) oluşturmaktadır Doğuda çok geniş bir kütle oluşturan Yazlıca Dağı 2838 m’lik yükseltisiyle İl’in en yüksek noktasıdır Bu doruğu kuzeyden 2444 m yükseltili Meydanı Süleyman Tepesi ile daha düşük yükseltili Körkandil Dağı izlemektedir Yazlıca Dağı, batıda, Uluçay ve Zorava Çay’ı Vadileri’nin birbirine yaklaştığı noktada daralırken, yükseltisi de azalır Tosuntarla-Çizmeli çizgisinde yükseltisi 1844 m’ye dek düşen Yazlıca Dağı, Merkez İlçe alanında yükseltisi 1500 m’nin altında olan platolara düşmektedir Siirt Doğusu Dağları, Yazlıca kütlesi dışında Şirvan-Pervari-Van üçgeni içinde de önemli yükseltiler oluşturmaktadır

İl’in kuzeydoğusunda genellikle tek tek yükselen bu dağların başlıcaları 2741 m yükseltili Doğruyol Dağı (Beknovi Dağı), 2631 m yükseltili Kapılı Dağı ve 2350 m yükseltili Koran Dağı’dır Siirt Doğusu Dağları, İl’in güneydoğusunda daha dağınık ve daha alçaktır Bu kesimlerdeki en önemli doruklar, Eruh’un güneyindeki Yassı Dağı (2280 m), bunun batı yönündeki uzantısını oluşturan Şeyh Ömer Dağı (1409 m)’dır Buradaki dağların dorukları dışındaki kesimler, batı ve güney yönündeki eğime bağlı olarak aşınmış ve platolara dönüşmüş durumdadır Siirt’te bu dağların dışında da bazı yükseltiler vardır Bunların en önemli si Kurtalan’ın güneyindeki 1530 m yükseltili Dilek Tepesi’dir Genellikle çıplak olan bu dağların kuzey yamaçlarında yer yer meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanmaktadır

PLATOLAR VE YAYLALAR

Siirt’te dağlardan sonra en ağırlıklı yeryüzü şekli platolardır Büyük bir bölümü yüksek düzlükler şeklinde olan bu platolar, Siirt Doğusu Dağları’ nın kuzey bölümünü oluşturan Dyol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca Dağları’nın Botan Suyu ve kollarınca yarılmış vadilere bakan yamaçlarında toplanmıştır Başlıcaları, Pervari de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları ile Şirvan’da Bacavan Yaylası’dırYaz, kış bol yağış alan bu yaylalar,zengin çayırlarla kaplıdır

Yöre halkı ve göçerler bu yaylalarda sürülerini otlatırSert kış aylarında güneydeki daha düşük yükseltili platolarda otlatılan hayvanlar, yaz mevsiminde havaların ısın masıyla yeniden yüksek düzlüklere çıkarılır Bozkır kuşağına yakın dağların eteklerindeki plato larda verim daha düşüktür Yağışlar daha düzensiz, su kaynakları daha kıttır Büyük ölçüde orman örtüsünden yoksun olan bu kesimde aşınma güçlüdür Çayırların oluşumuna elverişli toprak tabakası yer yer ortadan kalkmıştır İl platoları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 1200m ile 2000 m arasına dağıldıkları ve bozkır kuşağında kalanların dışındakilerin hayvancı'' lık açısından çok önemli oldukları görülür

VADİLER

Siirt İli’nde vadi oluşumları çok önemlidir İlimiz'' deki dağlar ve platolar II Zaman’daki kırılma ve kıvrımlarla şekillenmiştir Sarp yapıda kalkerli oluşumlar egemen durumdadır suya karşı direnci çok düşük olan bu kalkerler, akarsu ve yüzey sularıyla hızla aşındırılmış, dar ve dik vadiler ortaya çıkarmıştır İl’in kuzeyindeki ve doğusun daki dağlık kesimlerden güneye ve batıya doğru yönelen vadiler, Güneydoğu Anadolu Düzlükleri nin doğu ucuna ulaşıncaya dek genellikle pek geniş değildir Bu nedenle Siirt’te ovalık alanlar azdır

Botan (Uluçay) Vadisi Bitlis’in güneyindeki dağların eteklerinde başlayan Botan Suyu Vadisi, yüksek ve sarp yapılı bir kesimde güneye doğru uzanır Doğruyol, Kuran ve Kapılı Dağları’nın arasında bulunan vadi, Türkiye’nin en dik ve sarp vadilerindendir Bitlis Çayı Vadisi ile birleşen Botan Vadisi, Dicle Vadisi’ne açılır Botan Suyu Vadisi ve bu vadinin önemli bir kolu olan Bitlis Çayı Vadisi pek geniş değildir Vadiler; kuzey ve kuzeydoğudaki dağlardan kaynağı nı alan bol sulu akarsularla kalkerli yapıda oyulmuş derin yarıklar durumundadır Yalnızca Bitlis Çayı Vadisi, Kurtalan İlçe alanında azda olsa genişlemektedir Bu genişleyen kesimler yer yer ova niteliği kazanır Kurtalan Ovası’da bu vadinin tabanındadır

Behrancı Vadisi Yazlıca (Herekul) Dağları’nın güneydoğu yamaçlarından çeşitli kollar halinde başlayan Behrancı Vadisi’de dar ve diktir Vadi kolları güneydoğudan güneybatıya genişçe bir yay çizerek Türkiye-Suriye sınırlarında Habur Vadisi’ne açılır

AKARSULAR

Siirt İli, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğu ucunda yeralır Bölge, Gdoğu Anadolu Düzlükleri’nden sonra birden yükselmekte, doğu ve kuzey kesimleri bol yağış almaktadır Bu nedenle, kuzeyden Muş Güneyi Dağları, doğudan Siirt Doğusu Dağları’yla çevrili olan il alanı, Dicle Irmağı’nın önemli su toplama alanlarından birini oluşturmaktadır İl topraklarının tümü Dicle Havzası’na girmektedir Havza, Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır

BOTAN (ULUÇAY)

Nordüz Platosu’nu batıdan kuşatan Siirt-Hakkari ve Siirt-Van sınırlarını oluşturan yüksek dağlardan kaynağını alan bu akarsu,önce batıya,sonra kuzey batıya doğru akar Suyu iyice bollaşan Botan Suyu dar ve derin bir vadi oymuştur Vadi tabanıyla dağ'' ların dorukları arasındaki yükselti farkı 1000 m’ye ulaşır Akarsu, Pervari yöresinin sularını toplayan Çatak Çayı ve Bitlis’in doğusundaki dağlık yöre ile Doğruyol, Kapılı ve Kuran Dağları sularını toplayan Büyükdere’yle Çukurca da birleşir Burada Botan Suyu adını alır Batı yönünde akan Botan Suyu (Uluçay), Aydınlar İlçesi ve İl Merkezi’nin doğusun dan geçer Bostancık yöresine ulaşır Burada, doğudan Eruh yöresinin sularını toplayan Zorava Çayı’nı, kuzeyden Muş Güneyi Dağları’nın sularını toplayan Bitlis Çayı’nı alır Bitlis Çayı, Botan Suyu’na karışmadan önce, Kavuşşahap Dağları’nın sularını toplayıp gelen Pınarca Çayı ile birleşir Botan Suyu bu iki önemli akarsuyla birleştikten sonra, Çat Tepe’de Dicle Irmağı’na katılır Yüksek dağlardaki kaynaklarla, kar örtülerinin ağır ağır erimesi ile ve yağmurlarla beslenen bu büyük çay her mevsimde bol su taşır İlkbahardan yaz ortalarına kadar geçirdiği su, saniyede ortalama 100-300 m3’tür Nisan ve Haziranda bu miktar 400-600 m3, Mayıs’ta 700-1000 m3’ü bulur, hatta arasıra bunu geçtiği de olur Böyle zamanlarında Dicle’den de büyük bir ırmak görünümündedir En çekilmiş olduğu yaz sonu ve güzün bile derinliği yine 1 m’den çoktur ve yatağındaki su miktarı 60 -80 m3’ten aşağı düşmez Bu ırmağın birçok yerinde hidroelektrik santrali kurma incelemeleri yapılmıştır Kıyıdan kıyıya ancak kayıkla geçilebilir Botan Irmağı çok yerinde dar ve derin dik inişli vadiler den geçer Yolu boyunca alçak düzlükler azdır ve sulama da yararlı olamamıştır Botan Irmağı’ nın Dicle’ye karıştığı yer yakınında Dicle Nehri keskin bir dirsekle güneye döner

REŞİNAN

Bu su Pervari’nin Çemikari Yaylası’ndan çıkarak, Şırnak İli’nde oldukça geniş vadileri sular ve Dergül Köyü önünden geçerek Kasrik Boğazı’ndan sonra Dicle Irmağı ile birleşir

GARZAN ÇAYI

Sason Dağları’nın güney yamaçlarından inen kollardan oluşur Kozluk İlçesi yakınlarından (Pisyar) geçer Kurtalan İlçesi’nde bir kısım araziyi suladıktan sonra Kaşüstü (Hendük) Köyü yakınlarında Dicle Irmağı’yla birleşir Çay üzerinde, Pisyar ve Aviski adını taşıyan iki köprü bulunur

KEZER ÇAYI

Bitlis’in doğusunda Güzeldere denilen yerden çıkar ve Kırkçeşme Suları’nın birleşmesinden oluşur Bu sular en son Şeyh Cuma Deresi’yle birleşip, İskambo Dağları’nı yararak Siirt’in batısında bir kavis çizer Mağaralı (Hümriyan) Mezrası önünde Başur Çayı ile birleştikten sonra, Botan Çayı’na karışır Çayın oluşturduğu vadilerde sebze yetiştirilir

BAŞUR ÇAYI

Bitlis’in kuzeyinden çıkan bu suyun il hudutları içindeki uzunluğu 45 Km’dir Siirt-Kurtalan asfaltı üzerindeki Başur Köprüsü’nün 2 Km güneyinde Kezer Çayı ile birleşir

JEOLOJİK YAPI

Petrol arama amacıyla, Siirt topraklarında bugüne kadar çok sayıda araştırma yapılmıştır Bu araştırmaların sonuçlarına göre, il alanı değişik jeolojik yaşta kütlelerden oluşmaktadır Bu kütlelerin en eskisi Siirt-Bitlis arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan başkala şım kayaları serisidir III Zaman kratase ve III Zaman palojen ve neojen yaşlı olan bu seriler doğudan il alanına sokulmaktadır Tebeşirli kalker taşları, yontulmaları ve işlenmeleri kolay olduğu için genellikle yapı taşı olarak kullanılmaktadır İlimiz de geniş alanlar kaplayan, dağ ve tepelerde bolca rastlanan bu oluşumlara “Midyat Kal kerleri” denilmektedir İçlerinde orta eosen yaşlı fosillere de rastlanan “Midyat Kalker leri” Merkez İlçe’nin güneyinde, Siirt-İdil arasında ve Midyat dolaylarında göze çarpar

İl alanında sert kalkerlerin üzerine, kil, marn, silt ve kum taşlarından oluşan neojen yaşlı göl serileri yığılmıştır Bu hafif eğimli yumuşak göl serileri geniş düzlükleri ve ovaları oluşturmak tadır Genç oluşumlar arasında yer yer jipsli tabakalar yüzeye çıkmaktadır Bu jipslere İlimizde “Cas Taşı” denir Bu taşlar eskiden yakılıp ufalandıktan sonra yapılar da harç olarak kullanılma kta idi Siirt il alanı, ülkenin başlıca kırık çizgilerinin dışında kalmakta, sarsıntıların zararsız geçtiği tehlikesiz bölgeler kaps¤¤¤¤¤ girmektedir Şehrin çevresi ve özellikle Botan Vadisi sert ve sarp kayalıklardan meydana gelmektedir

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Siirt''in en önemli yeraltı zenginliği petrol ürünüdürPetrol Siirt''in Kurtalan ilçesinde çıkarılmakta dır Siirt''te Krom ve Bakır yatakaları da vardır Baykan ve Şirvan yörelerinde ince damarlar halinde bulunan bakır yataklarının uzunluğu 70 mgenişliğin de 80 Cm''dir Rezerv çalışmaları henüz tamamlanabilmiş değildir Baykan''da zaman zaman üretime açılan Krom yatakları vardır Etüt ve arama çalışmaları devam etmektedir

İKLİM

siirt''te karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmakta, Yazları sıcak ve kuraktır En az yağış Kurtalan''da En fazla yağış Baykan''da görülür GAP''ın devreye girmesiyle iklimde belirgin bir değişme gözlenmiş, İlkbaharda daha fazla yağış olmuş ve %40''ın altında olan nem oranı yükselmiştirGece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazladır Tespit edilen en yüksek ısı 433 Co,en düşük ısı ise -195 Co''dir

BİTKİ ÖRTÜSÜ ve ORMANLAR

Siirt il alanı Doğu Anadolu yapraklı orman kuşağı ile Gdoğu Anadolu bozkır kuşağı arasındadırToros dağları ''nın Gdoğu toroslar adıyla anılan bölümleriyle, buradan kuzeye doğru uzanan plato ve dağlarda önemli ölçüde azalmış meşe ağaçları vardır


NÜFUS

Siirt ili''nin 1985 yılı il nüfusu 524741 kişi iken 1990 yılında Batman ve Şırnak ilçelerinin il olmasıyla ilçe sayısında bir azalma olmuş ve ilçe sayısı merkez ilçe dahil olmak üzere 11'' den 7''ye düşmüş, nüfus ise 263258 kişiye inmiştir 1998''de Siirt''te Km²''ye 42 kişi düşerken, ülke ortalaması Km²''ye 78 kişidir Siirt, doğurganlık oranı yüksek olan bir ildir Bu nedenle il nüfusunun gelişimi ülke genelinin üzerinde olmuştur Son yapılan nüfus sayımı na göre nüfusun %60''ı şehirlerde, %40''ı kırsal alanda yaşamaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #54
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Sinop

Sinop Coğrafyası

Kuruçeşme Sokağı

Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe yarımadası üzerinde kurulmuştur Batı ve Doğu Karadeniz Bölgeleri arasında bir geçiş bölgesinde yer alan il toprakları 41, 2-43, 5 paralelleri ve 34, 5-35, 5 meridyenleri arasında bulunmaktadır

Sinop 5862 Km2''lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının % 8''ini kaplar İl doğudan Samsun''un Alaçam, güneyden Samsun''un Vezirköprü, Çorum''un Osmancık, Kargı, Kastamonu''nun Taşköprü, batıdan Kastamonu''nun Taşköprü ve Çatalzeytin ilçeleriyle çevrilidir 475 Km uzunluğundaki sınırlarının 300 Kmsi kara, 175 kmsi denizdir

İl olarak 8 ilçesi (Merkez ilçe hariç), 2 beldesi, 11 belediyesi ve 465 köyü bulunmaktadır

İlin nüfusu 2000 sayımına göre 225574 olup, aynı sayıma göre İl Merkezinin nüfusu 30502''dir İlçeleri, Merkez, Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli''dir

Şehrin kuzeybatısında Akliman, güneydoğusunda bulunan Hamsilos koyu, eski devirlerin barınak yerlerindendir

Dağlar


Sinop ormanlık dağları

İl''deki yeryüzü şekillerinin ağırlık bölümü (%74,3) oluşturan dağların yükseltileri pek fazla değildir Sinop genel olarak engebelidir Karadeniz kıyılarından iç kısımlara doğru görülür derecede yükselme vardır Yüksek dağlar, daha çok doğuda ve kuzeybatıdadır İl''in doğu tarafını Kuzey Anadolu dağlarının kolları çevreler Bu dağlar, Karadeniz kıyısına paralel uzanırlar Bölgedeki dağlar sık, dik ve sert değildir En yüksek dağın 2000 myi aştığı görülmez

AYANCIK''ta: Çangal Dağı 1065 m, Zindan Dağı 1750 m dir
DİKMEN''de: Göktepe Dağı 1200m
GERZE''de : Elma ve Köse Dağları 900 mdir Dıranaz 1345 m dir
BOYABAT''ta: Elekdağı 1400 m dir

Bu dağlar ormanlarla kaplıdır Güneye inildikçe, iç Anadolu''ya yaklaştıkça orman azalır

Yaylalar


Kurugöl Yaylası

Sinop yakınlarında yayla yoktur Boyabat ve Gerze ilçeleri yayla bakımından oldukça zengindir Durağan ve Boyabat''ta Mehmetli, Aluç, Marif, Gün¤düzlü, Darıözü, Doğaçam, Yaylacık, Uzunöz, Sakızlı, Bayat, Yassıalan, Gökalan, Buzluk yaylaları vardır Gerze''de Altmışdört, Güdek oğlu, Avlağısökü, Kuzfındık, Çam Altınyayla bulunmaktadır Türkeli ilçesinde de Kurugöl yaylası bulunmaktadır

Ovalar




Sinop ovaları

Sinop''ta ovalar genellikle kıyı ya da ırmak ovalaridır Daha ziyade büyük düzlükler halindedir En önemlisi Boyabat Ovasıdır Bu ovayı Gökırmak, Arım, Gazidere, Asarcık ovaları meydana getirir Yüksek dağlar arasında uzanan bu ovalar çok verimli ve sulaktır Gavur ovası da denilen Karasu Ovası ile Akliman yöresindeki Aksaz ve Sarıkum ovaları kıyı ovalarıdır Bu ovalar, yer yer bataklık durumundadır

Vadiler




Arap Yaylası - Çatak köyü

Sinop''ta Boyabat ve Durağan ilçeleri çevresinde yer alan ve Kızılırmak''sın kollarından olan Gökırmak Vadisi dışında büyük vadi yoktur Bununla birlikte küçük akar sularca açılmış çok sayıda küçük vadi vardır Bunlar il topraklarını engebeli hale getirmiş oluşumlardır Gökırmak Vadisinden başka Ayancık Vadisi, Kabusu Vadisi, Kanlıdere Vadisi sayılabilir

Akarsular




Sinop akarsuları

Sinop, yağışlı bir bölge olduğundan her tarafta çay ve derelere rastlanır Bu akarsular, yağmur ve kar sularıyla beslenir Sular yağmur mevsiminde çoğalır, dereler kabarır Yaz aylarında azalır ya da kurur

Çay ve nehirler ulaşıma elverişli değildir Yatakları taşlı, akışları hızlıdır Sulamada ve orman ürünlerinin taşınmasında yararlanılır Hepsi Karadeniz''e dökülür

Başlıcaları şunlardır:

Gökırmak: Kastamonu''dan çıkar Daday''da Ballıdağ eteklerinden inen sular, Daday Çayı''nı oluşturur Bu çay Taşköprü''nün Gölveren kesimin¤de Kastamonu''nun içinden geçen bir suyla birleşerek Gökırmak adını alır Gökırmak Boyabat Ovası''nı sular ve doğuda Kızılırmak''a karışır

Kızılırmak: İlin güneydoğu sınırlarını çizer Yurdumuzun en uzun nehri olan Kızılırmak, büyük kollarından Gökırmak''ı Sinop''tan alır

Tepeçay: Sinop''un Türkeli ilçesi ile Kastamonu''nun Çatalzeytin ilçesi arasında sınır oluşturur Denize döküldüğü yerde hayli genişler

Ayardın Deresi: 1000 m yükseltide Çatakgeriş Köyü yakınlarından doğar Türkeli ilçe merkezinin hemen doğusundan denize dökülür Uzunluğu 240 km kadardır

Ayancık Çayı: Küre Dağları''ndan kaynaklanan çok sayıda küçük derenin birleşmesinden oluşmuştur Uzunluğu 90 km kadardır, ilçe merkezin¤den denize dökülür

Karasu Çayı: Küre Dağları''nda, Gündüzlü Ormanları''ndan doğar Uzunluğu 80 kmdir Sinop''un 8 km batısından denize dökülür

Çakıroğlu Çayı: Dıranaz Dağları''ndan doğar Gerze-Sinop arasında Çakıroğlu yöresinde denize dökülür Denize döküldüğü yerde küçük bir delta oluşturur

Kanlı Çay: Uzunöz Dağları''nın eteklerinden doğar Çok sayıda küçük kolu vardır Çayağzı denilen yerde denize dökülür

Göller




Sarıkum gölü

Sinop''ta çok sayıda doğal göl vardır Bunların tamamı çeşitli jeolojik zamanlarda oluşmuştur Başlıcaları şunlardır:

Sarıkum Gölü: Sinop yarımadasının batısında yer alan Sarıkum Gölü, il merkezine 21 km uzaklıktadır Gölün uzunluğu 2 Km, genişliği 750 m ve alanı 400 hektardır Deniz düzeyinde olan gölün sulari kışın çoğalır, yazın azalır Küçük akarsularla beslenen gölün fazla suları denize dökülmektedir

Aksaz Gölü: Karagöl''ün kuzeydoğusunda yer alan Aksaz Gölü, denizle hemen hemen aynı düzeydedir Yılın büyük bir bölümünde saz ve kamışlarla kaplı olan gölün yüzölçümü 200 hektardır Yağışlı dönemlerde ise gölün suları denize ulaşır

Karagöl: Akliman''a yakın bir bölgede Aksaz ve Sankum Gölleri yakınında yer alan, deniz düzeyindedir Yüzölçümü 80 hektar dolayındadır Denize uzaklığı 40-50 m kadar olan gölün suları kışın artar, yazın ise göl kurur

Sülük Gölü: Sinop yarımadasının üzerindedir Yükseltisi 210 m dolayında olan Sülük Gölü, eski bir yanardağ krateridir Derinliği 1-2 mdir Yaz mevsiminde kurur

Akgöl: Ayancık İlçesi''nin güneyinde Ayancık Boyabat yolunun 31 Kmde, 4 Km içeride yer alan Akgöl, çevresinde sık çanı ormanlarının oluşturduğu çangal ve Akgöl ormanlan içinde bulunmaktadır

Bitki Örtüsü




Doğa manzarası

Sinop yöresi, Karadeniz ikliminin bir özelliği olarak her zaman yağış aldığından orman ve bitki örtüsüyle kaplıdır Ormanlar hem zengin hem de çeşitlidir Çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç ve kavak başlıca türlerdir Ağaç denizi olarak nitelendirilen Çangal Ormanları, Ayancık, Türkeli ve Boyabat yörelerini kaplar Dıranaz, Göktepe, Soğuksu ve Elekdağı Ormanları da hem önemli doğal güzellikleri oluşturur, hem de ekonomik yönden büyük değer taşır

Ormanların altında yaban menekşesi, çuha çiçeği, mayıs karanfili, küçük kırlangıç otu, ciğer otu gibi bitkilere de rastlanır

Sinop yöresindeki bitki örtüsü, çok çeşitli ağaç türlerinden oluşmuştur Kıyı şeridinde Akdeniz bitkileri de görülür Meşe, defne, karaağaç, çınar, fın¤dık, kızılcık, kayın, gürgen, karaçam ve sarıçamdan oluşan bu bitki örtüsü, yükseltinin 1800 mye ulaş¤tığı kesime kadar yayılır

İlin güneyine doğru gidildikçe iklim kuraklaşmaya başlar Bu kesimde kuzeydeki gür bitki örtüsünün yerini bozkır bitkileri alır

İklim Verileri


Sinop, Doğu ve Batı Karadeniz iklim özellikleri¤nin içiçe geçtiği bir yöredir, ilde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir, ilin kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi görülür, güney kesimlerinde ise Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalır Burada yağışlar azalır, sıcaklık düşer ve bozkır ikliminin etkileri görülür

Sıcaklık


Sinop İl Merkezinde yıllık sıcaklık ortalaması 14 derece, en yüksek sıcaklık 294 derece, en dü¤şük sıcaklık -2 derecedir Yıllık nispi nem ortalaması % 78''dir

Kaynak: Sinop İl Yıllığı, 1993




Sinop''ta Gezilecek Yerler





Sinop Kalesi

SİNOP KALESİ:

MÖ 7 yy da şehri korumak amacıyla yarımadanın üzerine kurulmuştur Roma, Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır Günümüzde hâlâ özelliğini koruyan kalenin 2050 m uzunluğu, 25 m yüksekliği, 3 m genişliği olup, iki ana giriş kapısı bulunmaktadır Kale duvarı şehri çevrelemektedir





Cezaevi surları

SİNOP CEZAEVİ:

Tersane alanında iç kalenin ortasında etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrili alandır Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır Cezaevi Osmanlılar döneminde 1877 yılında kullanılmaya başlanmıştır





Paşa Tabyası

PAŞA TABYASI:

Yarım adanın güney doğusunda 19 yy da Osmanlı Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır Yarım ay şeklindedir 11 top yatağı bulunan cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır





Çömlek Örneği - Sinop Müzesi

SİNOP MÜZESİ:

Şehir merkezinde bulunmaktadır Sinop kazılarında ve çevresinde bulunan eserler sergilenmektedir Müze bünyesinde Prehistorik, Helenistik, Roma, Bizans, Etnoğrafik eserler ile, Sinop çevresinden toplanmış ikonalar bulunmaktadır




İkona Detayı - Sinop Müzesi

İKONALAR:

Sinop Müzesi''nde teşhir edilen eserler arasında ayrı bir yeri ve önemi bulunan, sanat tarihi bakımından seçkin bir örnek teşkil eden ikona koleksiyonudur Koleksiyonda yer alan ikonalar; İkona Aziz Minas, Melek Mihail, İkona İsa, İkona Meleklerin Düşmanlarla Savaşı, İkona İsa ve Meryem, İkona Büyük Ruh, İsa ve Azizler yer almaktadır



AKLİMAN:

Şehre 9 km uzaklıktadır Kilometrelerce uzanan ince beyaz kumu, ormanla denizin adeta kucaklaştığı orman içi piknik ve mesire yerleriyle ünlüdür Kumsal boyunca plajlar, kamp-çadır yerleriyle moteller bulunmaktadır





Hamsilos Koyu

HAMSİLOS:

Akliman piknik alanına 1 km uzaklıktadır Denizin kara içine bir ırmak gibi girdiği, çevresi çam ağaçlarıyla kaplı, güzelliğine doyum olmayan Hamsilos Fiyordu, Türkiye''nin tek fiyordudur





Erfelek Şelaleleri

ERFELEK TATLICA ŞELALELERİ:

İl merkezine 42 km uzaklıkta, Erfelek ilçesi Tatlıca köyü sınırları içerisindedir Aynı vadi içinde ardarda sıralanmış 28 irili ufaklı şelaladen oluşmuştur Bu özelliği ile dünyada benzeri yoktur Dar ve 2 km uzunlukta bir vadi içinde, şelaleler kenarında, kayın ormanları içinde yapılacak iki saatlik yürüyüş oldukça zevkli ve heyecanlıdır Doğal sit alanı olan bölgede trekking, piknik, gezi ve av turizmi olanakları sağlanmaktadır Bölgede yeme içme, haberleşme ve kamp çalışmaları ile ilgili iyileştirme çalışmaları devam etmektedir





İnaltı Mağarası

İNALTI MAĞARASI VE AKGÖL:

Her ikisi de Ayancık ilçesi sınırları içerisindedir İnaltı mağarası köknar ormanlarının ortasında 1070 m yükseklikteki bir yaylada yer almaktadır Ayancık ilçesinden 50 km ve İnaltı köyü yakınlarındaki Akgöl''den 6 km uzaklıktadır Mağaranın gerçek derinliği bugüne kadar ortaya çıkarılamamıştır Bugüne kadar sadece 2200 m derinliğe kadar olan bölge keşfedilebilmiştir Ortalama 15 m yüksekliğe ve 12 m genişliğe sahiptir Muhteşem sarkıtları ve dikitleri hala oluşma safhasında bulunmaktadır İnaltı mağarası jeolojik olarak kireçtaşı katmanlarında oluşmuştur İnaltı mağarasına giderken yolda muhteşem ormanların ve derin vadilerin güzelliğinin tadını çıkarabilirsiniz
Ayancık ilçesinin güneyinde bulunan Akgöl, Ayancık-Boyabat karayolunun 31 km''sinden 4 km kadar içeride yer almaktadır Çam ormanları ve Çangal ormanı ile çevrilidir Elektrik üretimi için 1926''da inşa edilen bu baraj gölünün çevresinde çok güzel piknik yerleri bulunmaktadır





Akgöl manzarası

KARAKUM YÖRESİ:

Kente 2 km uzaklıktadır Sinop yarım adasını çevreleyen yol üzerindedir Mevcut plajları harika simsiyah kuma sahiptir Kamu ve özel kişilere ait oteller, tatil köyü, kafe, restoran, bungalov tipi evler, kamp, çadır yerleri bulunmaktadır Sinop halkının yürüyüş parkurudur





Karakum Plajı

BAHÇELER MEVKİİ:

Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda ağaçlarla kaplı kumsalı ve plajı bulunan mesire, piknik, kamp ve çadır alanıdır Yanında kamu kuruluşlarının sosyal tesisleri bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #55
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Tanımlı Ce: İllerimiz ve Özellikler [Tüm İller Tek Tek ve Ayrıntılı]

Sivas

Sivas Mezopotamya ve Karadeniz arasında kervanların geçtiği bölgede olduğu için, Selçuklular döneminde tüccarların ziyaret ettiği bir merkez haline gelmiştir 13yüzyıla ait Gök Medrese, çifte minareli medrese ve mavi medreseleri çini sanatı açısından mutlaka görülmeye değer yerlerdir Ulu Camii ise 1100 yılında inşaa edilmiştir Ayrıca Sivas Türkiye'nin yüzölçümü açısından en büyük ikinci ilidir, başka bir özelliği ise Türkiye'nin köy adedi en çok olan ili olmasıdır Sivas coğrafi açıdan kıraç, yeşili maalesef az, sert iklimli bir yerdir Sivas'ın başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır Ikliminin elverdiği ölçüde yetiştirilebilen ancak tahıl ürünleri, şeker pancarı, patates gibi ürünlerdir

Türk İstiklâl Savaşının temellerinin atıldığı, Selçuklu devrinin dev eserleriyle süslü, yüzölçümü bakımından Konya’dan sonra ikinci sırada yer alan bir ilimiz Sivas ili topraklarının büyük kısmı İç Anadolu’nun yukarı Kızılırmak bölümünde diğer kısımları ise Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde olup, 35° 50’ ve 38° 14’ doğu boylamları ile 38° 32’ ve 40° 16’ kuzey enlemleri arasında yer alır Kuzeyden Giresun, Ordu ve Tokat; doğudan Erzincan; güneyden Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri; batıdan Yozgat illeriyle çevrilidir Trafik numarası 58’dir


İsminin kökeni Şehrin ismi kentin antik dönemdeki adı olan Sebastia sözcüğünün evrimleşerek türkçeleşmesiyle bugünkü halini almıştır Sebastia ismi de yunancada 'saygıdeger, yüce' anl¤¤¤¤¤ gelir ki, Latince Augustus'un yunanca karşılığıdır Bu da pontuslar tarafından kurulan kentin Roma İmparatoru Augustus onuruna onun ismiyle adlandırıldığına delalet eder

Halk arasindaki rivâyetlere göre ise Sivas kurulmadan önce ulu ağaçlar altında kaynayan üç pınar varmış Bu pınar Tanrıya şükür, ana ve babaya minnet ve küçüklere şefkat duygularını ifâde edermiş Bu üç pınara “Sipas Suyu” denirmiş Zamanla mukaddes sayılan bu üç pınarın etrâfında küçük bir yerleşim merkezi kurulmuş ve “Sipas” ismi verilmiştir Diğer bir rivâyete göre ise Sivas ismi eski kavimlerden“Sibasipler”den gelmektedir Sivas ilk çağlarda Talavra, ****lapolis, Karana ve Diyapolis isimleriyle anılmıştır

Sivas ismi ile ilgili bir başka rivâyete göre ise, kentin adı Farsçada “üç değirmen” mânâsına gelen “Sebast” kelimesinden gelmektedir; Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerleşmiştir

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #56
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Tekirdağ

Tekirdağ Türkiye'nin Kuzeybatısında, Marmara Denizinin kuzeyinde tamamı Trakya topraklarında yer alan üç ilden biri, ayrıca Türkiye’de iki denize kıyısı olan altı ilden biridir 6313 km² yüzölçümüne sahip İI doğudan İstanbul, kuzeyden Kırklareli, batıdan Edirne, güney-batıdan Çanakkale, güneyden Marmara Denizi ile çevrilidir Kuzeydoğudan Karadeniz 'e 2,5 km’lik bir kıyısı vardır

Ergene Havzasının güney kesimindeki en büyük kent olan Tekirdağ, Güney Ergene yöresinden ve kuzeyden gelen yolların Marmara denizine ulaştıkları yerde, geniş bir körfezin kıyısına kurulmuştur

JEOLOJİK YAPI


Tekirdağ'ın jeolojik yapısı oldukça gençtir I zamanda il alanı denizlerle kaplı iken, günümüzdeki görüntüsünü IV zamanda almıştır Anadolu ve Trakya yükselirken, Ege Marmara ve Karadeniz havzaları alçalmıştır Topraklar genel olarak kil içeren ve çimentolaşmış grelerden oluşur

DEPREM DURUMU VE TEKTONİK


Tekirdağ; Karlıova'dan başlayan yaklaşık 1200 km boyunda 100-15000 m genişliğinde pekçok sayıdaki faylardan oluşan Kuzey Anadolu Fay (KAF) sonu yakınında yer almaktadır (15-25 km) Tekirdağ İl sınırları içerisinde depreme neden olabilecek faylar; Saroz - Gaziköy fayı ile Marmara Denizi’nde bulunan çukurlukların kenarlarında yer alan fay parçalarıdır Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 18041996 tarihli "Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası" na göre Şarköy, Mürefte ve Barbaros 1 Derece deprem bölgesinde kalmaktadır





YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ


Balkan yarımadasının güneydoğu kesiminde yeralan Trakya bölgesinde farklı morfolojik üniteler vardır Tekirdağ bölgesinde bu morfolojik ünitelerden dağlık olanları kuzeydeki Istranca (Yıldız) dağlık kütlesi ile güneydeki Ganos (Işık) ve Koru dağlarıdır Bu iki dağlık arazi arasında, Ergene ırmağının kolları ile yarılmış, hafif , orta ve bazen dik eğimli peneplen arazileri ile güney ve yer yer orta kısımlarda yeralan yüksek tepelik ve eğimli yamaç araziler bulunmaktadır




Tekirdağ İli Fiziki Haritası

DAĞLAR

İlin en önemli yükseltisini oluşturan Tekir Dağları, Tekirdağ kentinin 12 km güneyinde Kumbağ' dan başlar, Gelibolu kıstağına kadar bir sıra halinde (60 km) uzanır En yüksek yeri Ganos (Işık) dağıdır İlin doğu kesimi daha az yüksektir Hafif dalgalı düzlükler üzerinde bazı sırtlar görülür Bunlardan biri, Çorlu çevresinde; doğu-batı doğrultusunda uzanır Ergene havzasını sınırlayan ve bir su bölümü çizgisi görevi gören bu sırt, doğuda Istranca batıda Tekirdağ eteklerine kavuşur Istrancalar (Yıldız Dağları), Çerkezköy'de baslar ve kuzeye gittikçe yükselir


OVALAR

İç kesimlerde akarsuların geniş tabanlı vadilerini kaplayan geniş ve bereketli ovalar yer alır Bunların en önemlileri Çerkezköy'den başla¤¤¤¤¤ batı yönünde, Ergene yatağı boyunca giderek genişleyen Ergene Ovası ile Ergene nehrine akan Hayrabolu ve Çene (Besiktepe) derelerinin alüvyon yatakları boyunca uzanan Hayrabolu ve Çene Ovalarıdır

Marmara kıyıları boyunca uzanan dar ve küçük kıyı ovaları, akarsuların getirmiş olduğu materyallerin kıyı boyunca birikmesi sonucu oluşmuştur


AKARSULAR

Tekirdağ, Ergene havzasında yer almakla birlikte, bitki örtüsü, yağış, jeolojik yapının yetersizliği nedeniyle seyrek ve az akarsu ağına sahiptir Akarsuların debi ve rejimleri düzensiz olup, yağış miktarı ve rejimiyle orantılıdır Yazın, suları azalarak kurumakta, kışın ise yağış ve kar erimeleriyle çoğalmakta, hatta taşmaktadır İI akarsuları Saroz Körfezi, Marmara Denizi ve Karadeniz'e dökülür İlimizin önemli akarsuları Ergene Irmağı ile Çorlu, Hayrabolu, Işıklar, Olukbaşı ve Gölcük dereleridir

KIYI ŞEKİLLERİ


Tekirdağ güney sınırı boyunca uzanan Marmara Denizi'nde 133 km kıyısı bulunmaktadır Ayrıca Karadeniz'in de 25 km kıyısı vardır Marmara kıyıları, dar ve küçük kıyı ovaları bir tarafa bırakılacak olursa genellikle yüksek kıyılardır Tekirdağ kıyılarının tek doğal limanı Marmaraereğlisi'dir Burası bir yarımada konumundadır Doğusundaki Marmaraereğlisi limanı 1600 m çaplı bir yarım daire biçimindedir Ağzı poyraza açık, diğer rüzgarlara kapalıdır Şiddetli lodos ve batı rüzgarlarından korunmak için teknelerin sığındığı bir limandır

Tekirdağ ilinin, Karadeniz kıyısındaki Kastro (Çamlıkoy) körfezinden Çilingoz koyuna kadar uzanan sahil şeridi yüksek ve dik falezli bir görünüme sahiptir


MARMARA DENİZİ


Tekirdağ körfezi derinliği 100 m'yi geçmez Self denilen sığ bir denizdir Deniz bitkileri ve hayvanları bakımından zengindir Körfez Kumbağ'dan batıya çekilecek çizginin güneyinde 1000 m'den fazla derinleşir Balıkçılar buraya kanal veya com demektedirler Balık sürüleri ve asıl akıntılar buradan geçer


İKLİM

Sıcaklık ortalamaları ve genel nemlilik indisleri göz önüne alınırsa, Tekirdağ ili iklimi, ılıman yarı nemli olarak nitelenir Kıyı kesiminden iç kesimlere girildikçe denizden uzaklığın ve yükseltinin etkisiyle sıcaklık ve yağış değerlerinde küçük farklılaşmalar görülür

Marmara Denizi kıyısı boyunca, yaz mevsimi sıcak ve kurak, kış mevsimi ise ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin özellikleri görülür Ancak, Karadeniz ikliminin etkisiyle yaz kuraklığı hafiflemiştir Kış mevsiminde kar yağışları olağandır İç kesimlere girildikçe yaz mevsimi daha kurak, kış mevsimi daha soğuk geçen yarı karasal iklim özellikleri belirginleşir

BİTKİ ÖRTÜSÜ


Tekirdağ’ın kuzeyinde Saray'a doğru uzanan Istranca kütlesinin kuzey yamaçları daha fazla yağış alması nedeniyle kayın ormanları ile kaplıdır Bu kesimde ormanaltı örtüsünü orman gülleri (Rhododendron) olusturur Güney yamaçlara ve daha güneye doğru inildikçe, yağışın azalmasına bağlı olarak, kayının yerini meşe ve gürgenin aldığı görülür

Ergene havzasına doğru inildiğinde ise yerleşim alanları yakınlarında seyrek olarak meşe, gürgen, karaçalı ve karaağaç toplulukları göze çarpmaktadır Bu küçük ağaç toplulukları, Trakya’nın iç kesimlerinin step alanı olmadığının bir kanıtıdır Trakya bölgesi, tarım arazisi kazanmak amacıyla ormanların tahribi sonucu, bugünkü step arazisi görünümünü kazanmıştır (Antropojen step) Bu kısımda yer alan taban arazilerde ve vadilerde kavak ve söğüt türleri yaygındır

Güneydeki Ganos dağlarının kuzey yamaçlarında gürgen, meşe, ıhlamur ağaçları ve sık bir ormanaltı örtüsü hakimken, güney yamaçlarda yağışın azalması nedeniyle kuru ormanlar ve maki toplulukları yer almaktadır Koru dağlarında ise meşe ve kızılçam ormanları ile maki toplulukları hakim durumdadır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #57
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Tokat

Tokat’ın merkez ilçesi güneyde yüksek kesim, orta kesim ve kuzeyde aşağı kesim olmak üzere üç bölüm halinde kümelenmiştir

Tokat, 1923 yılında il olmuş, Erbaa, Niksar, Reşadiye, Zile ilçeleri bağlanmış, 1943 yılında Taşova, 1944’te Artova ve Turhal, 1954 yılında Almus, 1987 yılında Pazar ve Yeşilyurt, 1990 yılında Sulusaray ve Başçiftlik ilçeleri kurulmuşturTokat’a bağlı Taşova ilçesi, 1953 yılında Amasya’ya bağlanmıştır

İlimizde merkez ilçe dahil 12 ilçenin yanında 65 belde ve 609 köy mevcuttur2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre il toplam nüfusu 828027 olup, bu nüfusun 113100’ü merkez ilçede yaşamaktadır

D A Ğ L A R I
Genellikle ırmakların açıldıkları yerlerde ova ve yaylalar, yaklaştıkları yerlerde ise Karedenize parelel uzanan sıradağlar şeklinde devam ederler Doğuya doğru gidildikçe dağlar birbirlerine çok yaklaşırlar ve yükseklikleri de artar Rakımı 188 m den 2870 m ye kadar değişen yükseklikler arasında yer alan dağlar;

Mamu(1779 m),Yaylacık(1620 m),Deveci(1892 m),Bugalı(1945m) Dumanlı (2200 m),Çamlıbel (2020 m),Akdağ (1900 m)

O V A L A R I

Her türlü tarım yapılabilen bereketli ovalar, ilin dört bir yanına dağılmıştır

~KAZOVA :Tokat Turhal arasında, yer alan ve Yeşilırmağın suladığı ova 20000 hektardır

~OMALA OVASI: Gümenek regülatörü ile Omala köyü arasında kalan, 3200 hektar genişliğindeki sulak alandır

~TURHAL OVASI: Turhal ve civarında, Yeşilırmağın geniş kıvrımlar yaparak Amasya istikametinde daraldığı, Dazya deresi önlerine kadar devam eder 4500 hektar genişliğindedir

~NİKSAR OVASI: Kelkit ırmağının Fatlı kesiminde, Mansap istikametinde, talazan köprü boğazına kadar devam eder, 8000 hektar genişliğindedir

~ERBAA OVASI:Kelkit ırmağının Tepekışla önünden başlayıp, Kale boğazına kadar devam eder 6500 hektar genişliğindedir

~ARTOVA OVASI:Günçalı köyü boğazından başlı¤¤¤¤¤, Çekerek suyunun Çamlıbel bucağını takiben, Sulusaray önlerine kadar devam eden büyük bir ovadır 15000 hektar genişliğindedir

~ZİLE OVASI:2000 hektarlık Maşat ovası, 2000 hektarlık Iğdır ovası ve Yeşilırmak'ın kolu Hotan deresinin iki yanında yer alan, 6000 hektarlık ovalarla birlikte toplam 10000 hektardır

Bu ovalarda tahıl, şekerpancarı, tütün başta olmak üzere her çeşit meyve, sebze ve ayçiçeği yetiştirilmektedir

YAYLALARI

Tokat ilindeki yaylalar, Devlet orman sınırları içerisinde korumaya alınan alanlar içerisinde yer almaktadır

Bunların başlıcaları, Tokat'ta, Topçam, Batmantaş, Muhat ve Dumanlı yaylaları, Reşadiye'de Seleman, Bozçalı ve Kızılcaören yaylaları ile Niksar'da Çamiçi yaylasıdır

BARAJ ve GÖLLERİ





ALMUS BARAJI:

Baraj yeri İlçenin en verimli arazileri üzerinde bulunmaktadır Vadinin aşağı kısımlarına doğru kaya mütecanis massif ve ince taneli andezidik lavlardan müteşekkildir Bu andezitler genellikle kütle halinde olup, üst kısımlarına doğru iyice tabakalaşmış, lav akıntıları breş,konglemera ve tüfleri ihtiva etmektedir

Almus Baraj Gölünde su tutulmaya Ekim 1966 da başlanmış olup yüzölçümü 3130 Ha dır





~ZİNAV GÖLÜ: Reşadiye ilçesinin Yolüstü (Meğedüm) köyüne 3 km mesafede tatlı sulu bir göldür Gölü besleyen bir dere vardır Yüzeyi takribi 1,5 km"dir Mansap'tan boşalan ayakla Kelkit ırmağına ulaşır Batak yerleri yoktur Ortalama derinlik 10-15 m arasında değişmektedir Etrafı korunmaya alınmış ormandır Kızılkanat denilen çok lezzetli balıkları vardır

~GÜLLÜKÖY GÖLÜ: Reşadiye ilçesinin aynı isimle anılan köyündedir Büyük bir göl olup, yüzeyi 165 km"dir Yan derelerden gelen sızıntı sular ve kış suları ile beslenir Ortalama derinlik 7 m dir Suyu tatlıdır

Bunun dışında Almus Barajı Belpınar, Bozpınar, Bedirkale, Akbelen, Akınköy , Sulugöl, Koçaş, Aşagığüçlü, Ortaören, Boldacı, Üçyol, Kızık, Güzelbeyli, Büğet göl ve barajları bulunmaktadır

AKARSULARI

Tokat ili topraklarını Yeşilırmak ve kolları sulamaktadır

TOZANLI KOLU: Köse dağının 2801 m rakımlı batı versanlarından çıkar Karacan ve Tekeli dağları arasındaki vadilerden geçerken, birçok yan dereleri alarak 365 km de Almus Baraj gölüne gelir Daha sonra Dönek ve Mamu dağları arasındaki 12 km lik boğazdan geçerek Omala ovasına girer Buradan Kazova'ya açılır Gümenek regülatöründen Turhal'a kadar birçok yan dereleri alır (Behzat deresi gibi) Kazova'dan sonra Turhal ovasına girer Burada Gülüt ve Hotan yan derelerini alır Turhal ovasından sonra takriben 30 km lik bir boğaza girer Amasya ilinde Gendingen ovasında Çekerek kolu ile birleşir Uzunluğu 468 km dir

KELKİT KOLU: Erzincan'ın Kuzeyinde Sipikör, pülür, Otlukbeli, Sarhan ve Balaban dağlarından doğan ufak derelerin, Kelkit kasabası civarında birleşmesi ile meydana gelir Yusuf Bey köprüsü ile Tokat'a girer Fatlı köprüsüne kadar dar bir vadide kuzeybatı doğrultusunda akarak, Niksar ovasına girer Kuzeybatı doğrultusunda akmaya devam edip, Erbaa ovasını katederek bu ovanın kuzeyindeki kale boğazında, Kale köyü güneyinde Yeşilırmakla birleşir Boğazdan Samsun İline geçer Uzunluğu 373 km dir

ÇEKEREK KOLU:Çamlıbel dağlarından doğan Kızık, Dinar, Çalı ve Kavak tepelerinden doğan Finize derelerinin Çamlıbel bucağı dolaylarında birleşmesi ile meydana gelir Artova'da güneybatı doğrultusunda akar Musaköy civarında güneyden gelen Karadere kolunu alır Sulusaray'dan itibaren, dik yamaçlı dar bir boğaza girip, buralarda Gergümez, Gündelen, ve Akdağmadeni dereleri ile birleşir Yangı köyünden kuzeye dönüp, Çellokışla önünde İsa deresi ile birleşip, Kaleboğazı baraj yeri ve daha sonrada Kazankaya baraj yerine gelir Buradan sonra vadisi genişler ve Geldigen ovasına açılır Bekdemir köprüsü civarında Çorum'dan gelen Çat deresi ile birleşir Amasya Kayabaşı mevkiinde, Yeşiilırmak ile birleşip Karadeniz'e ulaşır Uzunluğu 276 kmdir

İKLİMİ

Tokat ili Karadeniz kıyısı ile İç Anadolu arasında geçit alanı durumunda olup, bölgede değişik yörelerde değişik iklim tipleri görmekteyiz

Kelkit vadisinde kışlar ılık ve yazlar sıcak geçerken, Reşadiye'nin güneyinde akdeniz bölgesi iklimini andıran bir iklim görülmektedir Tozanlı vadisinde kışlar ılık, yazlar serin geçerken, Çekerek bölümünde, yayla karakteri sert kışlar, serin yazlar görülür

İlde yağmurlar batı rüzgarları ile gelir Yağmur daha çok baharda yağar Yaz aylarında, akşam üzerleri kuzeyde, denizden meltem rüzgarları, kışında doğudan soğuk rüzgarlar eser

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Tokat yurdumuzun sayılı orman bölgelerinden biridir Kuzeyde ve güneyde il topraklarına giren dağların hemen hepsi ormanlıktır Bölge ormanlarının genişliği iller içinde altıncı gelir

Tokat'ta narenciye hariç diğer bütün bitki ve ağaçları görmek mümkündür Erbaa ilçesinde Kozlu, Meydandüzü ve Osmanköy civarında yabani çay, Kale köyü civarıda Çatalan ormanları ile Reşadiye ilçesi Kazalapa yakınlarındaki orman serileri içeriside Lübnan sediri ve Erbaa Doğanyurt (Hayati) ve Niksar Kümbetli (Herkümbet) ve merkez arasında kalan alanlarda yabani zeytinlikler ve aynı zamanda bu dolaylarda nar ve incir doğal şekilde yetişmektedir

TOPÇAM YAYLASI

Tokat il merkezine 15km ve 1600 metre yükseklikteki Topçam yaylası temiz havası ve gür ormanları ile olağanüstü bir güzelliğe sahiptirYazın yayla evlerinde kalan insanların sıcak konukseverliği misafirleri memnun etmektedir

SELEMEN YAYLASI

Tarih, kültür ve doğal zenginliğin bir arada en üst seviyeye ulaştığı yaylamızdır1514 yılında çaldıran seferine çıkan Yavuz Sultan Selim, ordusu ile bu yaylada konaklamış ve Cuma namazını bu yaylada kılmıştırO günden günümüze kadar ilkbahardan itibaren ilk kar düşene kadar her Cuma günü Selemen ‘de yayla pazarı kurulmaktadırKurulan pazarda hala mübadele usulü alışverişin yapılıyor olması, yörenin kültürel zenginliğini gösterir

BATMANTAŞ YAYLASI

İl merkezine 28 km uzaklıkta ve 1850 metre yükseklikteki Batmantaş Yaylası sık ve gür çam ormanları tertemiz yayla havası ve buz gibi suları ile yayla turizminde hizmet etmeyi beklemektedir

AKBELEN ( BİZERİ) YAYLASI

Tokat il merkezine 29 km uzaklıktadırÇevrenin en büyük yaylasıdır(1740 metre)Çim kayağına uygun geniş kırsal alanı, çam ve kayın ağaçlarından oluşan muhteşem manzaralı ormanlarla çevrilidir

DUMANLI YAYLASI

İl merkezine 70 km uzaklıkta ve 2578 metre yükseklikteki Dumanlı yaylasında rengarenk yayla çiçeklerinin görüntüsü, insanın yaşam sevincini bir kat daha arttırmaktadırDumanlı yaylası zinciri çevresinde başta Çatak Yaylası olmak üzere 40 dan fazla yayla bulunmaktadır

ÇAMİ İÇİ YAYLASI

Tokat’ın Karadeniz’ e açılan dağları üzerinde bulunan Çamiçi yaylası yazın insanlara konaklama hizmeti vermektedirHer yıl Niksar Belediyesince Çamiçi yayla şenlikleri burada düzenlenmektedirÇamiçi yaylasında Turizm Bakanlığından yatırım belgeli tesis yanında nitelikli apart konaklama yerleri ve lokantalar yaz kış hizmet sunmaktadır

ZİNAV GÖLÜ

Reşadiye İlçesinin Yolüstü ( Meğedün) Köyüne 3 Km uzaklıktadırGölün suları tatlıdırGöl bir dere ve küçük sularla beslenirOrtalama 15 km2 alana sahiptirGideğeninden ( Gölyalağından) boşalan sular, Kelkit Çayı’na ulaşırKenarında bataklık yerler yokturOrtalama derinlik 10-15 m CivarındadırEtrafı korunmaya alınmış orman alanıdırGölde kızılkanat denilen çok lezzetli bir tatlı su balık türü yaşamaktadır

KAZ GÖLÜ

Tam¤¤¤¤¤ yakını sazlıklarla kaplı olan Kaz Gölünün kıyısında akşam güneşinin batışını seyretmek yeterde artar bile Saksağan, akleylek, angıt, alaca balıkçıl, akkuyruk, sallayan, karatavuk, küçük batağan gibi onlarca çeşit kuşu barındıran Kaz gölünde sazlar arasında ilkel sallarla gezinti yapmanın heyecanını yaşamak apayrı bir zevktirOrman Bakanlığınca Kaz Gölü Yaban Hayatı Koruma Sahası olarak tefrik edilerek avlanma yasaklandıktan sonra kuş türleri artmıştır

GÖLLÜ KÖY GÖLÜ

Reşadiye ilçesinin aynı isimle anılan köyü sınırları içerisinde yer alan göl doğal bir güzelliğe sahiptir

Gıj gıj tepesi: Tüm haşmetiyle Tokat’ın bir bölümünü kuşatan gıj gıj tepesi, özellikle sıcak havalarda Tokatlıların serinlemek için çıktıkları, çam kokularının buram buram yayıldığı, Tokat’ı adeta uçaktan seyrediyor havası veren olağanüstü güzellikte bir mesire yeridir

Gümenek: tarihi Komana Pontika yerleşim yeri üzerinde yer alırTokat’a 10 km mesafededirTozanlı çayının etrafını çevreleyen asırlık ulu ağaçların altında serinleyerek piknik yapmanın zevki bambaşkadırÖzellikle hafta sonları Tokatlıların ilk uğrak yeridir

Belediye Şehitler Parkı : Şehir merkezinde Tozanlı deresinin etrafında belediyece düzenlenmiş şehitler parkı, özellikle akşam saatlerinde Tokalıların semaverde çay içme keyfini yaşadığı güzel bir mekandır

Ayrıca : Topçam Tekmezar, Batmantaş Yaylası, Alan yaylası, Gözova Regülatörü, Gökçeyol Göleti, Almus Orman evleri, Almus Belediye Parkı, Çatak Yaylası, Niksar Çamiçi Yaylası, Ayvaz Parkı, Erbaa Düden Gölü, Reşadiye Zinav Gölü, Kurt Gölü, Selemen Yaylası, Zile-Şeyh Ahmet, Esvap Çayı, Başçiftlik Düden Yaylası, Sulusaray-Kaplıcalar, Artova Alçakgedik, Baraj bölgemizin mesire yerlerinin başında gelir

Tokat, Orta Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alan, tarihi kültürel ve doğal güzelliklerini koru¤¤¤¤¤ günümüze kadar taşıyan ender bir Anadolu şehridir

Kuzeyinde Samsun, Kuzeydoğusunda Ordu, Güney ve Güney Doğusunda Sivas, Güneybatısında Yozgat, Batısında Amasya, topraklarıyla çevrili olan ilimiz, Yeşilırmak’ın bereketli vadisinin üzerinde kurulmuş olmasının verdiği avantajıyla, tarihi boyunca önemli bir yerleşim merkezi olma özelliğini göstermiştir

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #58
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Trabzon

Yüzölçümü : 4685 km²
Nüfus : 795849 (1990)
İl Trafik No : 61

Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit yolunun başlangıcında yer alır Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir


İLÇELER
Trabzon ilinin ilçeleri; Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdözü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir ve Yomra'dır








Akçaabat : Trabzon'un 13 km batısında ve deniz kenarında kurulmuş bir ilçedir Tabii plajları ile ilin önemli kıyı ilçelerinden birisidir Mersin Köyü ve Akçakale kamping alanlarının yanı sıra Sera Gölü önemli turistik yerlerden biridir
Çaykara : Trabzon'un güney doğusunda ve 76 km mesafede bulunan ilçe Uzungöl Turizm Merkezi ile ünlüdür
Maçka : Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde Trabzon'a 30 km uzaklıkta doğal güzellikleri yanı sıra Altındere Milli Parkı'nın ve Sumela Manastırı'nın bulunduğu turistik bir ilçedir
Düzköy : Trabzon'a 40 km mesafede bulunan ilçe Çalköy Mağarasıyla turistik bir ilçe konumundadır

TRABZON'UN TARİHÇESİ VE TURİZM
Karadeniz kıyılarının zümrüt kenti Trabzon'un kuruluşu MÖ 2000'li yıllara kadar uzanmaktadır Kurucularının kimler olduğu hakkında kesin bilgi yoktur Ancak, Kafkaslar üzerinden gelen Orta Asya kökenli Türk kavimlerce kurulduğu yönünde görüşler mevcuttur Kentin adına ilk kez Ksenephon'un Anabasis adlı eserinde "Trapezus" olarak rastlanmaktadır Bu adı eski kent merkezi olan Orta ve Yukarı Hisar mevkiinin, masa formunu anımsatan bir yapıya sahip olmasından aldığı belirtilmektedir
Avrupa ile Asya' nın İpekyolu üzerindeki en önemli irtibat noktasında bulunan Trabzon, bu öneminden dolayı tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır
Tarihin en eski çağlarından beri insanoğlunu barındırmış olan bu güzel kent öykülerle, türkülerle dolu zengin bir kültürel mirasa sahiptir
Tarihsel süreçte kentin; Miletler, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Komnenos' ların egemenliği altına girdiği bilinmektedir 13 yüzyılın başlarında kurulup 250 yılı aşkın bir süre hüküm süren Trabzon Komnenos Prensliği 26 Ekim 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet' in Trabzon'u fethiyle sona ermiştir





Müzeler, manastırlar, camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, bedesten ve kenti çevreleyen surlar, sivil mimari örnekleri ve çarşılar kentin tarihi dokusuna bir nakış gibi işlenmiştir
Doğunun bu gizemli kenti çok sayıda yerli ve yabancı gezginler tarafından ziyaret edilerek adından övgü ile söz ettirmiş, ünlü seyyah Marko Polo ve Evliya Çelebi' nın anılarına da konu olmuştur
Batılıların "muhteşem" diye adlandırdıkları Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın doğup büyüdüğü ve 15 yaşına kadar yaşadığı kentte, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden günümüze ulaşan pek çok tarihsel anıt vardır Tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra, gölleri, akarsuları, dağları, yaylaları kenti ayrıcalıklı yapan başlıca doğal güzelliklerdir Bol yağışlı iklimin sunduğu doğal güzelliklerin yanında, insan elinden çıkan nadide eserler görenlerin hayranlıklarını kazanacak niteliktedir Gümüş ve altının Trabzonlu zanaatkarların elinde nakışa dönüştüğü kazazlık ve hasır bilezik ürünleriyle , horonu, kemençesi ve diğer folklorik unsurlar Trabzon'un dünya tanıtımında başlıca simgelerdir
Doğal konumu ve sunduğu diğer imkanlar ile her mevsim gezilip görülmeye değer Trabzon; tarihi eserleriyle, yeşilin her tonunu sergileyen bitki örtüsü ile kıymetli bir hazine gibidir
Tarımsal ürünlerimizin başında gelen tütün, fındık ve çay yöre ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır Adına şiirler yazılmış hamsinin kent mutfağında özel bir yeri vardır Dillere destan Trabzon tereyağı ile peyniri ve mısır unu karışımı ile yapılan kuymak yöre mutfağındaki özgün yerini hala korumaktadır
Trabzon' da, 1990 lı yılların başlarında yabancı ticari firma sayısı yalnızca 4 iken, 1995' lerde bu sayı 500 leri aşmış ve gün geçtikçe yabancı yatırımcıların oranında artış devam etmektedir
Uluslararası ticaret merkezi olarak artan önemi ile Kafkasya, Orta Asya ve Batı arasında bir köprü görevi gören Trabzon, Ortadoğu ve Bağımsız Devletler Topluluğu ile gelişen ticarette önemli bir rol oynamaktadır Üniversitesi, modern limanı , uluslararası hava limanı, serbest bölgesi ve turizm potansiyeli ile aydın ve başarılı bir geleceğe doğru ilerlemektedir

TURİZM MERKEZLERİ:
Araklı-Pazarcık Turizm Merkezi: Karadere güzergahında Araklı'nın 43 km güneyindedir Yağmurdere üzerinden Gümüşhane'ye, Aydıntepe üzerinden de Bayburt'a ulaşan yolların geçtiği bir yayla köy merkezidir Telefon ve alış-veriş imkanları mevcuttur
Araklı-Yeşilyurt-Yılantaş Turizm Merkezi: Trabzon'a 64 İlçe merkezine 33 km mesafede bulunan yayla 10 km' lik bir stablize yolla Yeşilyurt Beldesine bağlanır
Maçka-Şolma Turizm Merkezi: Maçka ilçesinin güney çıkışından başla¤¤¤¤¤ 22 km' lik toprak yolla Mağura Yaylası üzerinden bu yaylaya ulaşılır 1850 m yüksekliğindeki yaylada, bakkal, kasap, kahvehane ve telefon hizmetleri vardır
Akçaabat-Karadağ Turizm Merkezi: Vakfıkebir'den ve 12 km'lik Akçaabat-Düzköy yolundan ulaşılabilen bir yayla alanıdır Yolu düşük nitelikte olup, yayla adını 1946 m lik Karadağ Tepesinden almıştır Yayla merkezinde bakkal, kahvehane, lokanta, fırın hizmetleri mevcuttur
Trabzon-Tonya-Armutlu-Gümüşhane-Kürtün-Erikbeli-Turizm Merkezi: Tonya'dan 25 ve Şalpazarı'ndan 34 km lik yolla ulaşılır 1800 rakımlı bir yayla olup, Fırın, kahvehane, bakkal ve telefon hizmetleri mevcuttur



GÖLLER MAĞRALAR

Sera Gölü: Trabzon'un batısındaki Sera deresi üzerinde, kıyıdan 8 km içerde Demirtaş köyü yakınında bulunmaktadır Dağ yamacının, kayması ile oluşan bir baraj gölüdür 4 kmlik bir uzunluk gösterir Genişliği 150-200 m arasında değişir
Uzungöl : Haldizen deresi vadisinde heyelan sonucu dere yatağının tabii baraj şeklinde kapanmasıyla oluşan göl, çevresindeki ladin ormanları ile çekici bir peysaj sergiler Trabzon'a 99, Çaykara ilçesine 19 kilometrelik bir mesafede olan göl " uzungöl" olarak bilinmektedir
Çalköy Mağrası: İlimiz Düzköy İlçesinin 5 km güneyinde, denizden 1050 m yükseklikte olup, aydınlatma ve gezi platformları tamamlanmıştır Mağaranın içinde dış atmosfere dolinlerle olan irtibatı nedeniyle rahat bir hava haraketi vardır Girişte kuru olan mağara atmosferinin mağaranın içerisinden akan dere nedeniyle iç kısımlarda nem bir kat daha artmaktadır




Balıklı Göl: Bölgemizin coğrafi yapısı nedeniyle oluşan bir göldür Balıklı Göl Akçaabat_Düzköy yolu üzerinden Hıdırnebi yaylasına çıkarken yol üzerindedir Doğal güzelliği muhteşem olan bu gölümüz yazın birçok ziyaretçi tarafından dinlenme ve piknik alanı olarak kullanılır

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #59
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Tanımlı Ce: İllerimiz ve Özellikler [Tüm İller Tek Tek ve Ayrıntılı]

Tunceli

Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Tunceli ili, kuzeyde ve batıda Munzur Dağları ile Karasu Irmağı, doğuda Bingöl Dağları ve Peri Suyu, güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir Belirgin doğal sınırlarla kuşatılmış olan il toprakları, doğuda Bingöl ve Elazığ, güneyde Elazığ, batı ve kuzeyde Erzincan illeriyle komşudur Tuncelinin 1938den önceki ismi Dersimdir 2000 yılı sayımı sonuçlarına göre nüfusu 93548 olan Tunceli, aynı zamanda Türkiye’nin en az nüfusa sahip ilidir Tunceli, 7774 km2'lik yüzölçümü ile Türkiye topraklarının %1’ini kaplamaktadır Tunceli yöresinde ilk çağlardan beri pek çok uygarlık yaşamıştır Orta Çağdan kalma ve bugün hala iyi durumda bulunan Pertek kalesi ve Munzur Vadisi Milli Parkı görülmeye değer güzellikleridir

Tunceli ilinin ilçeleri Çemişgezek, Hozat, Mazgirt, Nazımiye, Ovacık, Pertek ve Pülümür'dür Tunceli bölgesi Osmanlı boyunca bir Özerk Bölge olarak yerel aşiretler tarafından yönetilmiştir Tunceli'nin eski ismi Dersim'dir Bu isim 1937-38 yıllarında Seyit Rıza önderliğinde olan Dersim İsyanından sonra kaldırılmıştır Türkiye ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, ilk operasyonunu Dersim isyanını bastırmak üzere yapmıştır

Tarihçesi
Dersim sözcüğünün Farsça "DER" (kapı), "SİM"(gümüş) sözcüklerinden yanyana gelmesinden oluşmuştuğu sadece yaygın bir halk etimolojisidir Zazaca'da Dêsım diye telaffuz edilen aslında bugünki Tunceli ilini değil, o yörenin adını belirler, ki Tunceli ilinin Zazacası Mamekiye 'dir "Yunan tarihi ve coğrafyacılarının Dersim bölgesine DARANİS ve DERKSENE adını verdikleri gibi Dara'nın BİSİTUN kitabelerinde bu havaliye ZUZA tabirinin Dersim yöresinde konuşulan Zaza dilinin sözcüğünden geldiği muhtemeldir

Meşhur Tuncelililer
Doğan Taşdelen Seyit Rıza

Tunceliden Göçler
Koçgiri (Zara, Kangal, Ulaş, Divriği)’den Varto-Hınıs, kısmen Bingöl Tunceli sayılır Aydın,Amasya,Merzifon-Belvar BURSA {kestel}

Alıntı Yaparak Cevapla

İllerimiz Ve Genel Özellikleri

Eski 08-23-2012   #60
FrmSinsi
Varsayılan

İllerimiz Ve Genel Özellikleri



Şanlıurfa

Yüzölçümü: 18584 km²


Nüfus: 1001455 (1990)


İl Trafik No: 63

Bu tarihi şehrin, ilk kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur Meşhur Arap tarihçisi Ebul Faraç''a göre Şanlıurfa, Nuh Tufanı''ndan sonra yeryüzünde kurulan ilk yedi yerleşim merkezinin ilki ve en önemlisidir Hz Adem (AS)''ın çiftçilik yaptığı, Hz İbrahim ****** Hz Eyyüp, Hz Şuayp, Hz Elyasa gibi peygamberlerin yaşadığı bu bölge bugün "Peygamberler Şehri" diye anılmaktadır Hatta Hıristiyanlar, Hz İsa''nın mendilinin Şanlıurfa''da bulunmuş olmasından dolayı buraya Dir-Mesih adını vermişlerdir Şanlıurfa''nın yüzyıllar boyu ayakta durmuş olması, manevi bir himayenin eseri olsa gerektir

Urfa ilinin ilçeleri; Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek(bizim ora ), Suruç ve Viran şehirdir



NASIL GİDİLİR



Karayolu: Şanlıurfa yurdumuzun güneydoğu sınırlarında ve Arap ülkelerine geçişte yer alması ve GAP'ın merkezi oluşu nedeniyle karayolu ulaşımda önemli rol oynamaktadır

Havayolu: Kentte havalimanı bulunmaktadır

GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri

Şanlıurfa Müzesi



Şanlıurfa Müzesi'nde; Harran'daki kazı çalışmalarından elde edilen eserlerin yanı sıra, yöredeki diğer höyüklerde ve eski iskan yerlerindeki çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan kültür varlıkları kronolojik sıralama ile teşhir edilmektedir Giriş katındaki ilk salon Asur, Babil ve Hitit çağlarına ait eserlere ayrılmıştır



Harran



Şanlı Urfa'nın 44 kilometre güneydoğusundadır Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen tarihi Harran Kenti, kendi adıyla anılan Harran Ovası merkezinde kurulmuştur

Tevrat'ta Hârân olarak geçen yerin burası olduğu söylenilir İslam tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamberin torunlarından Kaynana veya İbrahim Peygamberin kardeşi Aran'a (Haran) bağlarlar 13yüzyıl tarihçilerinden İbn Şeddad, Hz İbrahim'in Filistin'e gitmeden önce bu şehirde oturduğunu yazmaktadır Bu nedenle Harran'a Hz İbrahim'in kenti de denildiğini, Harran'da İbrahim Peygamberin evinin, adını taşıyan bir mescidin, onun otururken yaslandığı bir taşın varolduğunu söylemektedir

Harran tarihiyle ilgili en doğru bilgiler arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulara dayanmaktadır Harran adına ilk defa, Kültepe ve Mari'de bulunan MÖ II bin başlarına ait çivi yazılı tabletlerde "Har-ra-na" veya "Ha-ra-na" şeklinde rastlanılmaktadır Kuzey Suriye'de bulunan Ebla tabletlerinde ise Harran'dan "Ha-ra-na" olarak bahsedilmektedir MÖ II binin ortalarına ait Hitit Tabletlerinde, Hitit'lerle Mitanni'ler arasında yapılan bir anlaşmaya Harran'daki Ay Tanrısının (Sin) ve Güneş Tanrısının şahit tutulduğu belirtilmektedir


Harran, Kuzey Mezopotamya'dan gelerek batı ve kuzeybatıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktadır Bu özelliğinden dolayı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Asurlu tüccarların da önemli uğrak yerlerinden biri idi Anadolu'dan Mezopotamya'ya Mezopotamya'dan da Anadolu'ya olan ticaret binlerce yıl Harran üzerinden yapılmıştır Bu da burada zengin ve köklü bir kültür birikiminin oluşmasına neden olmuştur


Harran; Ay, Güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya putperestliğinin (Sabiizm) önemli merkezi olması yönüyle ünlü idi Bu nedenledir ki Harran'da Astronomi ilmi çok ilerlemiştir


Urfa'nın Hıristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine karşılık, Asur, Babil ve Hitit devirlerinden beri Harran'da süre gelen Sabiizm varlığını MS 11 yüzyıla kadar sürdürebilmiştir Dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden birisi "Harran ekolü"dür


Bugün Cüllab ve Deysan ırmakları kurumuş olduğundan, Harran sudan ve yeşilden mahrum bir ovanın ortasında 5000 yıllık tarihi ile ayakta durmaktadır Tipik evleri, höyüğü, kalesi, şehir surları ve çeşitli mimari kalıntıları, geceleyin gök yüzünde pırıl pırıl yıldızları ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir Atatürk Barajı ve Urfa Tünelleri vasıtasıyla Harran Ovasına akıtılacak olan Fırat Nehri, Harran'ı tarihteki yeşil ve verimli günlerine kavuşturacaktır

Şuayb Şehri



Şanlıurfa'dan 88 km uzaklıktaki Özkent köyü adıyla anılan tarihi harabelerdir Geniş bir alana yayılan ören yerinin surlarla çevrili olduğu ve Roma devrinde inşa edildiği anlaşılmaktadır Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır Burada Peygamber Makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır



Sogmatar



Şanlıurfa'ya 73 km uzaklıktaki kent bugün Yağmurlu köyü adıyla anılmaktadır MS1 ve 2'nci yüzyıllarda Süryaniler tarafından iskan edilmiştir Kökü Harran Sin Kültürüne dayanan Sabiizm ve Baş tanrı Marilaha'nın kültür merkezi olduğu bilinen Sogmatar ören yerinin Baş tanrıya ve gezegenlere ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi en önemli kalıntılarından biridir Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir Ayrıca Kalenin batısında bulunan tepedeki kayalara da tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar işlenmiştir



Nevali Çori



Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeri, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesine bağlı Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir kolu olan Katara Deresinin yanında yer almaktadır



Kazane



Şanlıurfa merkeze bağlı Kazane (Uğurcuk) yerleşim alanının tarihi MÖ 5000-3000'e dayanmaktadır Çalışmalar sırasında mimari buluntular, evler, sokaklar ve bu döneme ait eserler bulunmuştur Bu yerleşim alanında höyüğün tepesinde su deposu inşa edilmiştir Ayrıca Sümerce'yi Akadça'ya çeviren bir alfabe bulunmuştur



Balıklı Göl



(Aynzeliha Ve Halil-Ür Rahman Gölleri ) Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir



İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür Hz İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer Hz İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır



Camiler ve Kiliseler



İnanç Turizminin önemli merkezlerinden olan Urfa'da Ulu Cami , Hasan Padişah Cami, Halil-Ür Rahman Cami, İbrahim Peygamber'in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami, Eyyüp Peygamber Makamı Ve Kuyusu görülebilecek Camilerdir İsa Kilisesi, Der Yakup Kilisesi Urfa'nın önemli kiliseleridir



Ulu Cami (Merkez): Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir Eski bir sinagog iken MS 435-436'da ölen Piskopos Rabula tarafından St Stephon Kilisesi'ne dönüştürülmüştür Kırmızı renkteki mermer sütunların çok olması nedeni ile "Kızıl Kilise" olarak da adlandırılan yapının yerine, 1170-1175 yıllarında Nurettin Zengi tarafından inşa edilmiştir



Anadolu'daki çok ayaklı camiler grubunda olup, payeler üzerinde kıble duvarına paralel üç sıra çapraz tonozlarla örtülü, yatık dikdörtgen planlıdır On dört sivri kemerli avluya açılan ve payeler üzerine duran çapraz tonozlarla örtülü son cemaat yeri, Anadolu'da ilk kez Şanlıurfa Ulu Cami'nde kullanılmıştır Yapının sekizgen çan kulesi bugün minare olarak kullanılmaktadır



Hz İbrahim'in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami (Merkez): Hz İbrahim, Mevlid-i Halil Cami avlusunun güneyinde bulunan mağarada doğmuştur Rivayete göre devrin hükümdarı Nemrut, bir rüya görür Sabah rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatır Müneccimlerin "Bu yıl doğacak bir çocuk senin saltanatına son verecektir" demesi üzerine Nemrut, halkına emir salarak o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini ister



Sarayın putçusu Azer'in hanımı bu mağarada gizlice Hz İbrahim'i dünyaya getirir Hz İbrahim 7 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır Hz İbrahim'in doğduğu mağaranın içerisinde bulunan suyun, şifalı olduğuna ve bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılır



Balıklı Göl (Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Gölü-Merkez): Şehir merkezinde olup, içindeki balıklar, etrafındaki asırlık çınar ve söğüt ağaçları ile tabii bir akvaryum görünümündedir Göller, Ayn-ı Zeliha ve Halil-ür Rahman olmak üzere iki tanedir Hz İbrahim Peygamber'in, devrin hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye ve onları kırıp parçala¤¤¤¤¤ tek tanrı fikrini savunmaya başlaması üzerine Nemrut tarafından bugünkü Şanlıurfa Kalesi'nden ateşe atılır Bu esnada Allah tarafından "Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür Hz İbrahim'in düştüğü yere "Halil-ür Rahman Gölü" denilir Nemrut'un evlatlığı Zeliha da, Hz İbrahim Peygamber'e aşık olur Hz İbrahim Peygamber için babalığı Nemrut'a yalvarır Hz İbrahim'in ateşe düştüğünü görünce Zeliha da kendini ateşe atar Zeliha'nın düştüğü yere de Ayn-ı Zeliha Gölü denir



Hz Eyyüp Peygamber ve Makamı (Merkez): Hz Eyyüp peygamberin, MÖ 2100 yılında Suriye'de Şam ile Ramla arasında üst diyarı denilen ülkenin Desniye köyünde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir Cüzzam hastalığına tutulan Eyyüp Peygamber, Rahime adlı karısı ile mağarada çile çekmeye devam ederek Allah'a ibadetten vazgeçmez Bütün ıstıraplarına rağmen Allah'a asi olmaz Sonunda, Eyyüp Peygamber imtihanı kazanır, Allah tarafından belirtilen şifalı su ile yıkanarak iyileşir, hanımı ile kendisine mal ve evlat ihsan edilerek daha sonra uzun müddet yaşar Şanlıurfa merkezinde bulunan Hz Eyyüp peygamberin çile çektiği mağara, Eyyüp Peygamber Makamı olarak ziyaret edilmektedir



Eski Ömeriye Cami (Merkez): Şanlıurfa merkezinde bulunan bu caminin, mevcut kitabeleri onarım devrine ait olduğundan inşa tarihi bilinmemektedir Halk arasında adına dayanılarak caminin Hz Ömer tarafından yaptırıldığı söylenmektedir Son cemaat yerinin doğu duvarında yer alan kitabede caminin 1301 tarihinde Muhammed Ağa tarafından tamir edildiği yazılıdır Bu kitabedeki tarih Ömeriye Caminin Urfa'nın en eski camilerinden biri olduğunu göstermektedir



Halil-Ür Rahman Cami (Döşeme Cami-Makam Cami-Merkez) : Halil-ür Rahman Gölünün güneybatı köşesinde yer alan cami, medrese, mezarlık ve Hz İbrahim'in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelen bir külliye halindedir Cami, MS 504 tarihinde (Bizans dönemi) Urbisyus'un maddi yardımlarıyla monofistler adına yaptırılan Meryem Ana Kilisesi üzerine XIII yyda Eyyübiler devrinde inşa edilmiştir Caminin güneydoğu köşesine bitişik kare gövdeli kesme taş minarenin batı cephesindeki kitabede, Eyyübilerden Melik Eşref Muzafferiddin Musa'nın emriyle 1211 yılında yaptırıldığı yazılıdır



Rızvaniye Cami (Zulumiye Cami-Merkez): Halil-ür Rahman Gölünün kuzey kenarında yer alan cami, Bizans devrine ait St Thomas Kilisesi'nin yerine Osmanlıların Rakka Valisi Rızvan Ahmet Paşa tarafından 1716 yılında yaptırılmıştır



Hz Eyyüp, Hz Elyasa ve Rahime Hatun Türbeleri (Eyyüp Nebi Köyü-Viranşehir): Hz Eyyüp Peygamberin mezarının, Viranşehir ilçesinden 12 km uzaklıkta Eyyüp Nebi Köyü'nde olduğu rivayet edilmektedir Hz Eyyüp 7 yıl çile çektikten sonra kendisine Allah tarafından nail olunan şifalı su ile yıkanıp yaralarından kurtulur Daha sonra eşi Rahime Hatunla birlikte Eyyüp Nebi Köyünde yaşar Her ikisinin türbesi de bu köyde bulunmaktadır



Eyyüp Peygamberi görmek için 3 ay yol yürüyen ve çok yakınına geldiği halde göremeden ölen Hz Elyasa'nın kabri de aynı köydedir Rivayete göre; IV Murat Bağdat seferinde iken Eyyüp Nebi Köyünde mola verip bir gece konaklar Rüyasında birisi kendisine "Kaldığın yer Eyyüp Peygamberin makamıdır Sabah kalktığında atının kişneyerek ayağını üç defa vurduğu yere bir cami ile türbe yaptır" der



Yine özellikle yöre halkı tarafından anlatılan başka bir rivayete göre Eyyüp Peygamberin sırtını sürdüğü kutsal bir kaya kütlesi de bu köyde bulunmaktadır Hz Eyyüp Peygamberi ziyarete gelenler önce Hz Elyasa'yı (Hz Eyyüp, "Beni ziyarete gelenler önce Hz Elyasa'nın türbesini ziyaret etsin" demiştir) sonra Hz Eyyüp'ün türbesini, daha sonra Rahime Hatunu ve en son da sırtını sürdüğü kutsal taşı ziyaret etmektedir



Şuayb Şehri (Harran): Harran'a 45 km mesafede, bir ören yeri olup mevcut kalıntılar Roma Devrine aittir Yüzlerce kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapılar inşa edilmiştir Bu yapıların bazı duvar ve temel kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir Şuayb şehri harabeleri arasında bir mağara, Şuayb Peygamberin makamı olarak bilinmektedir



Ulu Cami (Harran): Harran Höyüğünün kuzeydoğu eteğinde yer alan Ulu Cami, 744-750 yıllarında Emevi Hükümdarı II Mervan tarafından yaptırılmıştır Ünlü medresesi, hamamı, hastanesi ile bir külliye halinde olduğu tahmin edilmektedir Anadolu'nun en eski ve en büyük camisi olması bakımından önem arz eden caminin Selçuklu dönemindeki onarımlarından kalma mimari parçaları, taş süsleme sanatının son derece güzel örneklerindendir



Der-Yakup Kilisesi (Nemrut'un Tahtı-Merkez): Urfa Kalesinin batısında Damlacık sırtlarında kurulmuş olan bu yapının Hıristiyanlık dininin doğuşundan sonra yaptırılan ilk kiliselerden olduğu bilinmektedir MS 38 yılında Hıristiyan olan Süryaniler tarafından kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir Buraya Nemrut'un tahtı da diyenler olduğu gibi Nemrut'un mezarı diyenler de vardır Halk arasında Apgarın Dağı da denir Süryaniler buraya Deyro D'Nalşotho (Ruhların Manastırı) demişlerdir



Deyr-i Mesih (İsa Kilisesi-Merkez): Bu kilise Tılfındır Mahallesindedir Hıristiyanlık tarihinin ilk kiliselerinden olup MS 38 yılında Süryaniler tarafından yapılmıştır Evliya Çelebi Hz İsa'nın Urfa'ya geldiğini ve bu kiliseyi ziyaret ettiğini, bu nedenle buraya Deyr-i Mesih (İsa Kilisesi) denildiğini yazmaktadır



Harran (Harran): Din ve dilleriyle en eski milletlerden biri sayılan İbraniler, tek tanrıya inanan bir din anlayışını ilk gerçekleştiren kavimdir Kutsal kitaplarda anlatılan Sami asıllı Yahudi kavmi, Tevrat'a göre Yehova İbranilerini yöneten İbrahim Peygambere "Kabileni al ve baba evini (Ur şehri şimdiki Urfa) bırak, göstereceğim ülkeye git Orada kavmini büyük bir millet yapacağım" denmiştir Yine Tevrat'ta "Abram Harran'dan gittiği vakit, 75 yaşında idi" denilmektedir Hz İbrahim'in evinin kentin ortasında bulunan höyüğün kuzey eteklerindeki kalıntılar arasında bulunduğu bilim çevrelerince iddia edilmektedir



Köprüler ve Su Kemerleri



Karakoyun Deresi



Karakoyun deresinin tarihteki adı Deysan Irmağıdır Urfa'nın batısından doğan, şehir içersinden geçerek Harran Ovası'nda Cüllap Irmağıyla birleşen bu dere günümüzde kurumuş bir durumdadır Karakoyun Deresi üzerinde batıdan başlamak üzere doğuya doğru; Hızmalı Köprü, Millet Köprüsü, Jünstinyen Su Kemeri, Samsat Köprüsü (Eski Köprü), Hacı Kamil Köprüsü, Beg Kapısı Köprüsü (Kısas Köprüsü) ve Demir Köprü bulunmaktadır



Karakoyun Su Kemeri



Millet Köprüsü ile Samsat Köprüsü arasındadır Bizans imparatoru Jünstinyen tarafından 525 senesinde yaptırıldığı tahmin edilmektedir



Urfa Kalesi



Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır



Çeşmeler



Firuz Bey Çeşmesi



Ulu Caminin doğusuna bitişik olan Eyyübi Medresesinin güney duvarında yeralan çeşme 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılmıştır Medreseden günümüze sadece 1191 tarihli kitabesi kalmıştır Aynı yerde bugün görülen tek eyvanlı medrese, Eyyübiler Devri medresesinin üzerine 1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır



Hamamlar



Urfa'da Osmanlı Dönemi'nden kalma 8 hamam bulunmaktadır Bunlar; Cıncıklı(), Vezir, Şaban, Velibey, Eski Arasa, Serçe ve Sultan hamamlarıdır



Hanlar ve Çarşılar



Urfa'da Osmanlı Dönemi'nden kalma çok sayıdaki hanın en güzel örnekleri Gümrük Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mençek Hanı, Topçu Hanı, Bican Ağa Hanı, Millet Hanı ve Barutçu Han'dır



Şanlıurfa'nın Osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi Gümrük Hanı civarında yoğunluk göstermektedir Kazaz Pazarı (Bedesten), Sipahi Pazarı, Koltukçu Pazarı, Pamukçu Pazarı, Oturakçı Pazarı, Kınacı Pazarı, Bıçakçı Pazarı, Kazancı Pazarı, Neccar Pazarı, İsotçu Pazarı, Demirci Pazarı, Çulcu Pazarı, Çadırcı Pazarı, Saraç Pazarı, Attar Pazarı, Tenekeci Pazarı, Kürkçü Pazarı, Eskici Pazarı, Keçeci Pazarı, Kokacı (Kovacı) Pazarı, Kasap Pazarı, Boyahane Çarşısı, Kavafhane Çarşısı, Hanönü Çarşısı, Hüseyniye Çarşıları Gümrük Hanı civarında yer alan ve günümüzde de tarihi özelliklerini koruyan önemli alış veriş yerleridir



Ornitoloji



Dünyada soyu tükenmekte olan ve Türkiye'de yalnızca Birecik'te yaşayan Kelaynaklar Şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinden en ilgincidir İbidae soyundan olan Kelaynaklar baş ve gerdanları tüysüz olduğundan bu adla anılmaktadır Birecik'ten başka Fas ve Cezayir'de yaşayan Kelaynaklar kış aylarında Etiyopya ve Madagaskar'a göç ederler ve şubat ortasından başla¤¤¤¤¤ Birecik'e gelirler Kayalık yamaçlarda yuva kurar, yumurtlama döneminden sonra temmuz ayı ortalarında geri dönerler Birecik'te her yıl Kelaynak Festivali düzenlenmektedir



Geleneksel Urfa Evleri



Urfa evleri genellikle harem (halk harem der) ve "oda" denilen selâmlık kısmı olmak üzere iki bölümden oluşurlar Bazen bu iki bölüm, aralarından bir duvarla ayrılmış ve sokak tarafından ayrı birer kapıları olan müstakil iki ev görünümünü verdikleri gibi, bazen de tek kapıyla girilen selâmlık bölümünden sonra ikinci bir kapıyla harem bölümüne geçilen bir plan gösterirler



Hacı Hafızlar Evi



Kara Meydan semtindedir Postahanenin güneyine bitişik olan bu ev, harem ve selâmlık bölümlü olup geleneksel Urfa evlerinin birçok özelliğini üzerinde toplamaktadır 1888 yılında inşa edilen bu tarihi ev Kültür Bakanlığı'nca restore edilerek Devlet Güzel Sanatlar Galerisi haline getirilmiştir



Sakıbın Köşkü



1796-1876 yılları arasında yaşayan Şair Sakıp Efendi tarafından yaptırılan bu konak Halepli Bahçe içerisinde bulunur Nedim Efendi Konağı gibi harem ve selâmlık olarak geniş bir alana yayılır 1985 yılında Şanlı Urfa Belediyesi'nce tamir ettirilmiştir



Küçük Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu Konağı



(Vilayet Konukevi) : Şanlı Urfa Merkezinde, Vali Fuat Caddesi'nin (Büyükyol) Balıklıgöl'e yakın kesiminde Selahattin Eyyubi Caminin batısındadır Bu tarihi konak 19 yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir (1890 yılları) Harem ve selamlık bölümleri vardır Konakta inşaat malzemesi olarak ünlü Urfa Taşı kullanılmıştır



COĞRAFYA



Karacadağ Şanlıurfa' nın en yüksek noktasını teşkil eder Güney yarısında ovalar yer alır Şanlı Urfa'nın etrafında çok sayıda mağara; sarnıç; polye; dolin bulunmaktadır (Kanlı Mağara; Dedenin Sarnıcı vb)



Batıdan doğuya doğru Suruç; Harran; Viranşehir-Ceylanpınar; Halfeti; Hilvan ve Bozova Ovaları en önemli ovaları, Karacadağ; Tektek; Takırtukur; Susuz; Germuş; Nemrut; Şebeke; Arat dağları en önemli dağları, Fırat Nehri; Culap Suyu; Habur Nehri en önemli nehirleri ve Atatürk Baraj Gölü; Halil-ür Rahman Gölü; Aynzeliha Gölü de en önemli gölleridir



Şanlıurfa iklimi karasal iklim özelliği gösterir Yazları çok sıcak ve kurak; kışları bol yağışlı ve nispeten ılıman geçmektedir



TARİHÇE



Şanlıurfa tarihinin Paleolotik çağa kadar uzandığı tespit olunmuştur Kazılarda Neolitik çağ Kalkolitik çağ ve İlk Tunç çağına ait çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir



Bölge, Arami, Part, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Selahattin Eyyubi, Moğol, Memlük ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır



NE YENİR



Yemek kültürü oldukça zengin olan Şanliurfa'da Ayran çorbasi, çagala aşi, pakla aşi, hitti bastirmasi, sarimsak aşi, isot çömlegi, erik tavasi, semsek, has (marul) dolmasi, mimbar, acir bastirmasi, masluka, lebeni, borani, duvakli pilav, etli köfte (çig köfte), haş haş kebabi, kemeli kebap, tike kebabi, tepsi kebabi, frenkli (domatesli) kebap, kemeli cacik, bostana, koruk salatasi, katmer, aşir aşi, paliza, şillik, haside, kuymak, zingil, paliza geleneksel yöresel yemekler arasinda sayilabilir


NE ALINIR

Şanlıurfa'da tarihi çarşı ve pazarlarda el dokumacılığı, tarakçılık, ağaç oymacılığı, saraçlık (dericilik), kürkçülük, bakırcılık, kuyumculuk ve taş süslemeciliği ürünleri bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları
Görünüm Modları


sorsorgula.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.