Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #1
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




Aksaray Gelenek ve Görenekleri

DÜĞÜN GELENEKLERİ:


Bugün Anadolunun hemen her yerinde olduğu gibi, kızı veya oğlu olan aileler, kızını evlilik çağına geldiği zaman, oğlunu de genellikle asker dönüşü evlendirirler



a) Kız Arama:

Oğlanın istediği veya aile arasında beğenilen bir kız tespit edilir Kızın gönlünün olup olmadığını anlamak ve davranışlarına bakmak için bir veya iki kadın kız evine gider Kızın gönlü var ise ve beğenildiyse dünür gönderilir



b) Dünür:

Ailenin yakınlarından ve hatırı sayılan birkaç kişi kız istemeye giderler Biraz sohbetten sonra, “ALLAH’ın emri ve Peygamber Efendimizin kavli” ile kız istenir Kız evi, “Kısmetse olur” diye düşünmek ve oğlanın durumunu sormak için mühlet ister Durum tetkik edildikten bir müddet sonra oğlan evi neticenin ne olduğunu sormak üzere tekrar gider Oğlanın durumunu tetkik eden kız evi, münasip görmediyse veremeyeceklerini, beğenmişlerse nişan gününü tespit edip, alınacak eşyaların neler olacağını konuşurlar



c) Nişan:

Tespit edilen güne kadar oğlan evi tarafından nişan giysileri ve yüzük alınır Ailenin durumuna göre nişan ya evde aile arasında, yada düğün salonunda yapılır Nişan yerinin temini kız evine aittir Nişan salonda yapılacaksa kalabalık bir davetli topluluğu bulunur ve saygı duyulan bir büyük tarafından yüzükler takılır Bunun üzerine gelin kıza, oğlan tarafı para ve kıymetli eşyalar hediye eder Nişan pastası getirilerek misafirlere dağıtıldıktan ve eğlenildikten sonra davetliler dağılır



d) Düğün:

Her iki taraf düğünden 15 gün önce hazırlıkların bitip bitmediğini birbirlerine sorarlar Hazırlıklar bitmemişse düğün bir iki ay ertelenir Hazırlıklar bitmiş ise, hemen resmi işlemlere başlanır Düğün kurulmadan önce kız, oğlan evi tarafından şehre götürülerek izinnamesi çıkarılır Düğüne davet edileceklere basma veya pazenden birer metre yolluk alınır Buna “Gönüllük” denilir Düğün genellikle bir hafta devam eder Düğün haftasının başında oğlan evinin damına bayrak dikilir Böylece düğün olacak ev belirlenmiş ve ilan edilmiş olur İlk günden itibaren kadınlar oğlan evinde toplanarak eğlenmeye başlarlar

Salı günü komşu köyler davet edilir Komşu köylerden gelenler, önde bayraktar olmak üzere, tutulan çalgıcılar ve köy halkı tarafından topluluk halinde karşılanır Oğlan evi gelen misafirleri ağırlar Akşam da kadın ve erkeklerin eğlenceleri ayrı, ayrı devam eder Çarşamba günü çevre köylerden gelenlerle köy meydanında toplanılır Sabahtan akşama kadar halay çekilir ve güreş yapılır

Belirli bir uzaklıktaki testiyi (Kelle) vurmak için atıcılık müsabakası yapılır Güreşte başı alana ödül olarak bir keçi verilir Testiyi vurana ise şeref ödülü olarak damadı koruma görevi verilir Çünkü damat korunmaz ise kaçırılır Geri kurtarmak için kaçıranlara para verilir İkindiden sonra halk oğlan evinde toplanır Sonunda bayrak oğlan evinden indirilerek, milli ve mahalli kıyafetler giyen kadınlar, önde bayrak, erkeklerle birlikte kız evine giderler Kız evi bahşiş almak için kapıyı açmaz Oğlan evi bahşişi vererek kapıyı açtırır Böylece kadınlar içeriye girerler Erkekler, bayrak ve çalgıcılarla birlikte oğlan evine dönerler Aynı gece erkekler düğün odasında toplanarak geç saatlere kadar içki içip eğlenirler



h) Kına Gecesi:

Kız evine gelen kadınlar, burada yemek yerler Yemekten sonra eğlence başlar Başka bir yerde bulunan gelin kızı getirmek için tef çalan iki kadın, hem tef çalarak hem de şu nağmeleri söyleyerek kızı getirirler

Kız anası, kız anası

Hani bunun öz anası

Çağrın gelsin kız anası

Yaksın elinin kınası

Kız da buna karşılık olarak şunları söyler:

Bahçenizde ot mu idim,

Üstünüze yük mü idim,

Bir kız size çok mu idim,

Oy anam oy, vay anam vay

Kadınlar gelin kızı ortalarına alırlar ve buraya konan bir yastık üzerine dua okuyarak üç kez kaldırıp otururlar Bu arada kadınlar oynarken getirilen kına, kızın sağ elinin ortasına ve ensesine yakılır Başına al (kırmızı) ve yeşil tülbent örterler

Gelinin kınası yakıldıktan sonra burada bulunan kadınlarda kına yakarak,çerez dağıtırlar Eğlence bittikten sonra gelin kızın yanında yer alan yakın arkadaşları, diğer kadınlarla birlikte şu nağmeyi söyleyerek ayrılırlar



Tuz çömleği, tuzsuz olmaz

Büyük evler kızsız olmaz

Kız eşim kız ayrılalım

Sabah olsun bir olalım



i) Gelin Çıkarma:

Gelin kızla beraber kalan kızlar sabah erken kalkarlar ve gelin kızın çeyizini dışarı çıkarırlar Oğlan evinden bir kadın gelin kızın gelinliğini getirir Bahşişini aldıktan sonra teslim eder Elbise gelin etrafında üç defa dolandırılarak giydirilir Ayrıca başına fes te giydirilir Yüzüne al, alın üzerine yeşil bunun üzerine de beyaz atkı örterler Atkının üzerine de altın takarlar Giydirme işlemi bittikten sonra, kız evde bulunan herkesle vedalaşır

Oğlan evinden bayrakla, halay çekerek kız evine gelin almaya gelen seğmenler, gelinin eşyasını bir arabaya yüklerler Gelin kardeşi tarafından beline al kuşak bağlanarak, doru bir ata bindirilir Büyüklerden biri atın başını çekerek, toplulukla beraber köy etrafında dolaştırılır Mezarlık yakınından geçilerek gelin oğlan evine getirilir

Damat evin kapısında bekler Damadın annesi, babası, yakınları ve düğüne gelen davetliler tarafından hediyeler verildikten sonra gelin attan iner Damatla birlikte kesilen kurbanın üzerinden atlayarak eve girerler Gelin eve girerken, damat, daha önce hazırladığı bozuk paraları cebinden çıkararak arkasına atar Bu arada silahlar atılır, halaylar çekilir Bir müddet sonra da düğün resmen bitmiş olur Böylece çevre köylerden gelenler de köylerine dönerler


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #2
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




BÖLGE GİYSİ VE GELENEKLERİ:

a)Çocuk Kıyafetleri: Erkek çocuklarınsaçları birkaç yaşından sonra bir iki numara makine ile traş edilir Bazen alnında kakül denilen biraz saç bırakılır

Kız çocuklarının saçları hiç kesilmez Arkada kırk belik denilen ince belikler halinde örülür Bu örgülerin arası birbirine bağlanarak çatı yapılır Çatılara da mavi boncuk takılır Üzerlerine içte, beyaz kaputtan dikilmiş uzunca bir gömlek giyerler Gömleğin üzerine elde dikilmiş önü kırmalı, düğmeli, düz yakalı, kolları bilezikli işlik, yaz-kış giyilir Bunun altından don üzerinden Dotdiri denilen şalvar giyilir







b) Kadın Kıyafetleri: Saçlar yine kırk belik denilen ince belikler halinde veya kalın iki belik halindedir Aralarına yine boncuklarla çatı yapılır Başta fes vardır Fesin üzerine, birbirinin altına geçecek biçimde (Kayma) denilen penesler dikilir Fesin etrafına klepler çekilir Fesin etrafına çekilen bu klepin üzerine de küçük altınlar takılır Fesin üzerine de çit denilen yazma örtülür Giysi olarak alta kaputtan yapılmış uzunca bir gömlek giyilir İşliğin üzerinden bağrı açık, kollu kessik giyilir Şayet kessik giyilmezse bunun yerine üç etek giyilir





Ayrıca bele dokuma şal kuşanılır Şalın üzerine önde, kenarı kontrast renkler ile işlemeli koyu mavi yada kırmızı renkli dizlikler takılır Ayaklarda nakışlı el örgüsü yün çoraplar ve lastik ayakkabılar vardır


c) Erkek Kıyafetleri: Başlarında kasket, beyaz gömlek, bunun üzerine iki tarafı kırmalı, göğsü yarı yere kadar kapalı, yakasız işlik giyerler Üzerinde de delme denilen yelek vardır Altına dokuma şalvar veya kıravel giyilir Ayaklara ise yünden örülen çorap ve kundura giyilir Bayram günleri hariç kadın ve erkekler senenin her mevsiminde aynı elbiseleri giyerler Yeni veya değişik elbiseler genellikle bayramlarda ve harman sonu yaptırılır


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #3
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri







AKSARAY KÜLTÜREVİ









1927 yılında yapımına başlanan ve 1930 yılında tamamlanan Aksaray valilik konağı, yıllarca valilik konağı olarak Aksaray Valililerimize ve Kaymakamlarımıza hizmet vermiştir

Tamamı kesme taştan yapılan bina iki katlı ve beş oda, iki salondan oluşan cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış ve günümüze kadar gelmiş ender eserlerden bir tanesidir Son yıllarda yeni valilik konağının yapılmasından sonra bu tarihi bina boşaltıldı 2007 yılı başlarında Aksaray Valisi Sayın Sebati BUYURAN’ın girişimleriyle tarihi valilik binası Aksaray kültürüne kazandırıldı Aksaray kültürünü, geleneklerini, göreneklerini, yaşam tarzlarını, sosyal hayatı yansıtan bir müze haline getirtilmiştir Aksaray Kültürevi alışılmış müzeciliğin dışında her odası ayrı bir kültürü yansıtan heykellerle desteklenen adeta yaşanan mekânlara dönüştürülmüştür

Aksaray kültürevi'nde yaklaşık 31 heykel bulunmaktadır



Kültürevi'nin oluşması sırasında Aksaray’ın köy, kasaba ve ilçelerinin tamamı gezilerek sosyal hayat yerinde incelenmiş ve eşyalar şahıslardan alınarak, Valilik Konağının her odası ayrı ayrı titizlikle döşenmiştir Aksaray kültürevi oluşumunda eşyaların tamamı vatandaşlardan hibe olarak alınmıştır


GELİN ODASI



Aksaray’da gelin odası Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi büyük bir titizlikle ve özenle hazırladır Hazırlıklar haftalar öncesinden başlar düğün gününe kadar devam eder Düğün günü gelin odası gelen davetlilere gösterilir

Aksaray Kültürevin'de kurulan gelin odasında bulunan eşyaların tamamı vatandaşlar tarafından hibe edilmiş ve yıllar önce kullanılmış eşyalardır Gelin odasında bulunan heykeller Seyfullah ve Bengül SÜNBÜL tarafından yapılmıştır Gelinlik zamanın Belediye Başkanı Mehmet DALKILIÇ’ın eşi Nefise DALKILIÇ gelinliğidir Tamamı özel dokuma kumaştan yapılmıştır

Gelin odasında bulunan Gar dolabı 1903 yılında tamamı gül dalından yapılan ve çok özel bir parçadır

Tamamı cevizden yapılmış olan 1905 yılına ait konsülde bu odanın değerli eşyalarından biridir Gerek gar dolabı gerekse konsül Emekli Tapu Müdürü Hasan GÜÇLÜER’in oğlu Erdal GÜÇLÜER' den alınmıştır

Bu odada bulunan Prinç karyola emekli öğretmen Zeynep GÜR’den alınmıştır

Çeyiz Sandığı Emekli Başkatip Fazilet BERKSOY’dan alınmıştır

Halılar Sultanhanı belediyesinden temin edilmiştir


HALI DOKUM ODASI



Aksaray’da Özellikle Taşpınar ve Sultanhanı kasabalarında yaşayan genç yaşlı tüm insanlar halı ve kilim dokuma işleriyle uğraşırlar Evlerinde kullandıkları halı ve kilimlere insanlar kendileri üretmişlerdir Dokudukları halı ve kilimlerde boyalarını ,kök boyalar kullanarak renkler vermişlerdir Dokuma sanatı kendileri ve aileleri için önemli bir gelir kaynağı olmuşturHalen yörede bazı ev ve atölyelerde halı ve kilim dokumacılığı devam etmektedir

Halı, Anadolu'ya Selçuklu Türkleri ile gelmiştir XIII Yüzyılda tarihi kaynaklar, saydıkları önemli halıcılık merkezleri arasında Konya ve Aksaray'ı kaydetmektedirler 1274 yılında ölmüş olan ibn-i Said'e atfen Ebül-Fida'nın verdiği bilgiler de “Her memlekete yapılırdı” diyerek imal merkezi olarak özellikle Ak*saray'ı belirtmektedir ihraç edilen Türkoman Halıları orada

Günümüz Taşpınar Halılarının değerlendirmesi*ni yapabilmek için bugünkü örneklerden giderek geçmişle bağlarını kurmak istediğimizde Eskil Ulu Camisi'nde bulunan 19yy sonu olarak tarihlendi*rilmiş bir namazlığı en eski ve tek örnek olarak gösterebilmekte idi Anadolu’da halıcılık köklü geçmişin ilmek ilmek dokunduğu, atılan her düğümde günümüze geleneklerin taşındığı özgün bir el sanatıdır Çözgü denilen birbirine koşut dikey gergin ipliklerle doldurulmuş tezgah denilen araçlarda düğüm bağlamak ve bunları sıkıştırmak için aralarından atkı adı verilen ipliğin geçirilmesi ile yapılan yüzü havlı ve çeşitli motiflerle bezeli dokuma demek olan halının Türk tarihi içinde yerini alması pek erken (MÖ V-IIIyy) dönemlerine dayanır Orta Asya’da başlamış bu Türk-halı dostluğunun bugün Anadolu’da hala devam ettirildiği pek çok noktadan biri de Aksaray yöresindeki Taşpınar kasabasıdır



Taşpınar halılarının günümüze değin titizlikle koruduğu özelliklerden bir tanesi atkı, çözgü ve düğüm iplerinin tamamen yün olmasıdır "Yoz" denilen Karaman cinsi kısır koyundan elde edilen yünün özel bir yeri vardır Bu halılarda atkı ipliğinin geçirilişi dokuma kalitesini etkilenmesi bakımından ayrıca önem taşır Alt atkı ipleri düzgün ve gergin olarak, üst atkı ise ön çözgü arkaya arka çözgü öne geçmek suretiyle çaprazlık oluşturarak ve dökümlü bir biçimde yerleştirilir Böylece dokuma kalitesi yükseltilmiş olur Kaliteyi belirleyen diğer bir öğe de düğüm sayılarıdır Eski Taşpınarlarda 10x10 cm2lik alanda 40x45 düğüm vardır Günümüzde iyi cins sayılan elde eğrilmiş iple dokunan bir halıda 10x10 cm2 de 30x35, satılmak için dokunan normal bir halı üzerindeki 10x10 cm2'lik alanda ise ancak 30x30 düğüm görülebilmektedir

Bugün Taşpınar halılarında kalite belirlenmesi tezgaha gerilen ip sayısına göre hesaplanmaktadır 6 m2 lik alanda ise ancak 30x30 düğüm görülebilmektedir

Halı dokuma odasında bulunan heykeller resim öğretmeni Seyfullah SÜNBÜL eşi Bengül SÜNBÜL ve Özgür ÇAĞLAK tarafından yapılmıştır Bu odada bulunan eşyalar ise Taşpınar kasabası ve Sultanhanı kasabasından temin edilmiştir Manken kıyafetleri Güzelyurt Kaymakamlığı ve Belediyesince temin edilmiştir


OTURMA ODASI



Oturma odaları İnsanların aileleri ile birlikte günlük hayatlarını geçirdikleri yerlerdir Bu odaklarda aileler misafirlerini ağırlarlar yemeklerini yer sofrasında bu odada yerler

Oturma odası genellikle U biçiminde sedirler bulunmaktadır, bu sedirler ahşaptan yapılır üzeri halı ,kilim ve halı minderlerden, yaslanacak yerler ise halı yastıklardan oluşurlar

Sedirlere genellikle büyükler oturur ailede en yaşlı kişi sedirin baş köşesine diğer üyeler yaşlarına göre sedirdeki yerlerini alırlar sedirin aşağı kısmı ise yine kilimler , halı ,halı minderle kaplıdır buralara ailenin küçükleri otururlar Aileler Büyük baba, kaynana, gelin ve torunlar birlikte otururlar Büyükler küçüklerini sever küçüklerde büyüklerini sayarlar

Aksaray Kültürevi'nin Oturma odasındaki bulunan eşyalar dan yastıklar Sultanhanı belediyesinden , minderler Sultanhanı halı esnaflarından Fahri Solaktan , perdeler Anadolu Kız Meslek lisesi Müdürlüğünden , Halı Halk Eğitim Müdürlüğünden , Kilim ve seccadeler Sarıyahşi Kaymakamlığından Sini ve tabaklar Selma GÜÇLÜER ‘den temin edilmiştir

SALON


Salonlar genellikle şehir merkezlerindeki evler ve konaklarda bulunmaktadır

Salonlarda genellikle koltuk takımı bulunur Gelen misafirler burada ağırlanır Salonlar evlerin ve konakların en güzel yerlerinden bir bölümüdür

Aksaray Kültürevi'nde bulunan salonlardan bir tanesi modern tarzda dizayn edilmiştir Burada bulunan heykeller resim öğretmeni Seyfullah SÜNBÜL'ün eşi Bengül SÜNBÜL tarafından yapılmışlardır Eşyalar ise Dilek TERZİOĞLU tarafından,Masa ve sandalyeler GÜRÜN ailesi tarafından bağışlanmıştır


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #4
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




YEMEKLER (YÖRE MUTFAĞI):


Aksaray’da hububatın geniş bir alana yayılmış olması ile bundan mamul yiyecekler, hayvancılığın gelişmiş olması dolayısıyla da et ve süt mamulleri, ayrıca bağ ve bahçelerden elde edilen sebze ve meyvelerle de mutfak için oldukça zengin malzemeler elde edilmektedir





1- YUFKA: Yılın belirli aylarında ve yer yer her gün yapıldığı da olur Uzun süreli yapılan ekmekler için, ölçeği testi olarak bilinen çok testili hamurlar yoğrulur Ailenin erkekleri, hamurları üzeri temiz bir bezle örtülü olduğu halde çiğnerler Yoğrulan hamurlar beze denilen küçük parçalara ayrılır Bunlar düzgün ekmek tahtaları üzerinde, ince, uzun oklavalarla çok ince bir şekilde açılır ve ateş üzerinde bir sacta pişirilir Pişirme sırasında ekmeğin yanmaması için (pişirgeç) kullanılır



2- ŞEPE: Küçük ölçüde açılarak pişirilen yufkadır



3- SIKMA: Şepeden biraz büyükçe açılan ve içine tereyağı, taze çökelek veya peynir konarak meydana getirilen dürümdür



4- ÇÖREK: Hamurun mayalanarak, geniş kaplar içinde köy fırınlarında pişirilmesiyle yapılır



5- MAYALI: Yine hamurun mayalanmasıyla küçük bazılar yapılır Bu bazılar 1-15 cm kalınlığında açılarak saç üzerinde pişirilir



6- ERİŞTE: Yufka hamur ince uzun bir şekilde kesilerek güneşte kurutulur Daha sonra kavrulur ve makarna yerine kullanılır



7- KUSKUS PİLAVI: Yumurta ile un bir kap içerisinde karıştırılır Daha sonra saçma büyüklüğünde küçük parçalar halinde kurutulur



8- DOLMA MANTI: Hamur yufka gibi açılır Baklava dilimi biçiminde büyükçe kesilir Hazırlanan kıymalı iç içerisine konduktan sonra katlanır Suda haşlanarak suyu süzülür Altına sarımsaklı yoğurt, üzerine özel yapılan zer dökülür





9- KATIKLI AŞ: Bir çeşit yaz yemeğidir Torbada süzülmüş yoğurt, soğuk bulgur pilavı ile karıştırılarak çorba gibi içilir



10- PELTE: İnce un ve pekmez belirli bir kıvama kadar kaynatılarak pişirilir Sonra üzerine tereyağı dökülür





11- SOĞANLAMA: Soğan doğranır, yağ, kıyma ve salça ile ya da domatesle kavrulur





12- TARHANA ÇORBASI: Ekşi yoğurt, aşlık, un kaynatıldıktan sonra belirli bir kıvam alır Bu kıvama yuvarlak ve yassı şekil verilir ve sonra

kurutulur Artık tarhana elde edilmiş olur Bunu pişirmek için ise bir akşam önce ılık suda bekletilerek kabartılır Daha sonra suyla pişirilerek üzerine nane ve yağ dökülür





13- SARIĞI BURMA (KATMER): İnce un, yumurta ve yoğurt iyice yoğrulur İnce yufkalar halinde açılır ve hamur bir sini veya büyükçe bir tepsi üzerinde katmerli bir biçimde dıştan içe doğru yerleştirilir Üzerine yağ ilave edilerek kızartılır Soğuduktan sonra kestirme dökülür



14- HÖŞMERİM: Genellikle köylülerin yaylada oldukları zaman yapılır Tereyağ eritilir, içerisine un atılarak ateş üzerinde, un tanecikler haline gelinceye



kadar bir müddet karıştırılır ve soğumadan yenir

15- SAC BÖREĞİ: Şepe halinde açılan hamur, içerisine kıyma, yumurta peynir, sebze konarak ortadan ikiye katlanır Sac üzerinde pişirildikten sonra yağlanarak yenir



16- BAMYA ÇORBASI: Malzemeleri: 250 gr bamya, 200 gr et, 1 adet soğan, 1 domates, 1 yemek kaşığı salça, 1 limon

Hazırlanışı: Bamya sıcak suda 15 dakika kaynatılarak, limon tuzlu su ile haşlanır Tencere içine yağ ile bir adet soğan ve et ilave edilerek soğan kızarıncaya kadar pişirilir Rendelenmiş domates ile bir kaşık salça ilave edilerek yemek kaynamaya bırakılır, limon ilave edilir Hazırlanan bamya yemeğe ilave edilerek servis yapılır



17- YOĞURT ÇORBASI: Hazırlanışı: Yoğurt, su ile karıştırılarak içine pirinç ilave edilir, ocakta kısık ateşte belirli bir kıvama gelinceye kadar pişirilir Ayrıca bir



kapta tereyağı kızarıncaya kadar ısıtılır Yağ et suyu ve kırmızı biber ilave edilir sos halinde çorba üzerine dökülür Sıcak servis yapılır



18- ARABAŞI: Malzemeleri: 1 litre su, 3 kahve fincanı un, 100 gram tereyağı ve tuz

Hazırlanışı: 1 litre su, 3 kahve fincanı un, 100 gram tereyağı ve tuz iyice karıştırılır Sonra ocakta kaynamaya bırakılır Kaynayan lapa yayvan bir tepsi içine 3 cm kalınlıkta olacak şekilde düzgünce yayılır Baklava dilimi şeklinde kesilerek soğutulur Haşlanmış tavuk veya hindi göğsü, tereyağlı bir kahve fincanı un ile beraber kavrulur Kaynatılmış 1 litre tavuk suyu içine yapılan sos ilave edilir Soğutulmuş un lapası kaşıkla alınır, soslu tavuk suyuna batırılarak servis yapılır





19- KALBURABASTI: Hazırlanışı: 1 su bardağı sıvı yağ, margarin ve yoğurt, yeterince un karıştırılır, mayalanır Yapılan hamur kulak memesi büyüklüğünde hazırlanır, rende ile tel süzgeçten geçirilir, üzerine rendelenmiş ceviz konularak kapatılır Kapatılan kısım alta gelecek şekilde tepsiye dizilir, kısık ateşte veya fırında pişirilir Yapılan tatlı için hazırlanan şerbet tatlının üzerine dökülerek servis yapılır



20- KAYGANA: Malzemeleri: 6 yumurta porselen kapta çırpılır Hazırlanan un ilave edilir, tekrar çırpılır Tavada hazırlanan yağ hafif kızarınca hazırlanan yumurta un karışımı malzeme yağ üzerine ilave edilerek kısık ateşte çevrilerek pişirilir Servis yapılır



21- ÇİĞLEME: Malzemeleri: 500 gr un, 2 bardak su, 250 gr taze kaymak ve tuz
Hazırlanışı: Hazırlanan un ile su hamur haline getirilir 15 dakika dinlenen hamur merdane ile küçük yuvarlak şeklinde açılır Arasında bir tatlı kaşığı kaymak ilave edilip kapatılır Teflon tavada kısık ateşte çevrilerek pişirilir Tekrar üzerine kaymak ilave edilerek servis yapılır


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #5
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri






AKSARAY DA ÇİNİCİLİK




Çini neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan seramik sanatının alt koludur ve tamamen ilkel (elle) yöntemlerle imal edilirTarihi gelişimi içerisinde çok çeşitli tekniklerle (minai,slip vb) çini imal edilmiş olup bugün en yaygın kullanılan sır altı tekniğidir

Kendi içerisinde transparan,mat,renkli,krakle vb artistik çeşitleri bulunan sır altı tekniğinin uygulanması son derece zahmetli bir o kadar da zevklidir

Bu tekniği kısaca astarlanmış ve birinci pişirimi yapılmış form üzerine,desenin aktarılması,kontur çizimi,boyama,sırlama,rötuşlama, ve fırınlama şeklinde açıklayabiliriz

Türkler çini imalatını Çinlilerden öğrenmiş olup özellikle Uygurlardan bugüne değin oldukça başarılı ürünler vermiş çok özgün üslup ve teknikler geliştirmişlerdir

İslamiyet’in kabulü ile birlikte Türk-İslam kültürü kaostan-düzene felsefesiyle çiniye yansımış özellikle Anadolu Selçuklu devrinde bu felsefeyle geometrik üslup’un en muazzam örnekleri çok başarılı şekilde uygulanmıştır

Osmanlı Devleti döneminde,saray atölyeleri kurulmuş,nakkaşlar sarayın himayesinde,doğrudan saraya bağlı ve sadece sanatsal kaygı ile çalışmış,buradan bugün bütün dünyayı hayran bırakan,dünyanın en seçkin müze ve koleksiyonlarına giren Osmanlı Çini sanatını,teknik,estetik,üslup,renk ve kalite bakımından zirveye çıkarmıştırBaşkent başta olmak üzere imparatorluğun sınırları içerisinde dini ve özel mimaride çok yaygın kullanım alanı bulmuşturGeometrik üsluptan ziyade natüralist ve soyut üslupların kullanıldığı 16,yy Osmanlı çinileri dünyada eşsizdir

Osmanlı’nın gerileme devrinden,Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar savaşlar,siyasi ve ekonomik sorunlar nedeniyle saray atölyeleri destekleyemez olmuş bu da nakkaşları geçim kaygısına itmiş,dolayısıyla,kalite ve estetik açıdan gerileme başlamış,özellikle 1Dünya Savaşı ve sonrasında bir-iki istisna atölye haricinde çini üretimi tamamen durmuştur



Cumhuriyet’in ilk yıllarında ülke genelinde ekonomik sorunların bertaraf edilebilmesi için yeniden atölyeler kurulmaya başlanmış dünyadaki teknolojik ve serbest ekonomik gelişmelerle çok geniş pazarlara ulaşılmış ve bu da çini imalatında ivme kazandırmıştırİmalat ve kalite bakımından günümüz Kütahya’sı dünyanın çini başkenti olarak kendini kanıtlamış ve kabul ettirmiştir Çin’de dahil olmak üzere,bütün dünyaya dini ve sivil mimari yapıların iç ve dış cephe kaplamalarında;vazo,tabak,sürahi,fincan,takımlar,s ofra takımları vb kullanım eşyaları,tamamen sanatsal kaygı ile üretilen sanat eserleri şeklinde ihraç edilir duruma gelmiştir

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Çini İşlemeciliği bölümünden mezun olan genç nakkaşlar eşliğinde Halk Eğitim merkezleri başta olmak üzere,Türkiye’nin bir çok il ve ilçe merkezinde kurslar açılmış, ülke genelinde çini imalatı yaygınlık kazanmıştır



Güzelyurt çini atölyesi,eğitim ve çalışma şansı olmayan, işsiz insanlara yenilik ve istihdam amacı ile 01012007 tarihinde kurulmuş, bir yıllık aralıksız çalışma sonucunda mezun olan kursiyerlerimiz kendi atölyelerini kurma seviyesine gelmiştir ve bu amaçla çalışmalarını sürdürmektedirler Güzelyurt’ da Çinicilik kursunda ve bu kurstan yetişenlerin açtıkları özel iş yerlerinde çini imalathaneleri ve satış reyonları bulunmaktadır


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #6
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




GELENEKSEL FOKLORİK BEZ BEBEK















Kullanılan Malzemeler:

- Yarım metre penye

- Yarım metre tel

- Yarım metre siyah kadife

- 200 gram elyaf

- 25 cm ipek gömleklik kumaş

- 25 cm çiçekli şalvarlık pazen

-Yemeni, sutaşı, güpür, nazar boncuğu, süslemek ve işlemek için simli ip, lastik, saçı için bir parça siyah ip, beline bir parça eski kilim desenli kumaştan şal ve dizlik, fes ve çarığı için karton ve fes ve çarığı için koyu renkli sade kumaş


Yapılış : Ten rengi penye kumaşımızla başı, beden ve ayakları bir parça kumaştan parçalamadan hepsini bir dikiyoruz aynı kumaştan bacak ölçülerinden kol dikip hepsinin içine elyafla doldurup tel geçirdikten sonra başını dikiyoruz dana sonra kollarını dikip bedene omuz hizasına dikiyoruz Bebeğimizin iskeletini hazırladıktan sonra ipek gömleklik kumaşımızdan üzerine göre gömlek diktikten sonra üzerine çiçekli şalvarlık pazenden gayet bol bir şekilde pijama dikiyoruz, pijamanın beline ve paçalarına lastik geçirip büzüyoruz daha sonra üzerine siyah kadifeden üç etek kollu dikiyoruz, yalnız kadifeyi bebeğin üzerine göre diktikten sonra kadifeyi simli iple eski bir motifle işle daha sonra üç eteğin çevresini sutaşı dikerek süsle, eski kilim desenli bir kumaşla beline şal ve önüne dizlik yapın, daha sonra siyah bir parça ipimizden ilimizde saç örüp bebeğimizin başına dikiyoruz, uzun saçlarımızı birer belik örüp aralarına nazar boncuğu ile çatıp ördüğümüz saçlarımızı birleştiriyoruz, bir parça kartondan fes ve çarık kesip üzerini sade koyu renkli kumaşla dikiyoruz, ayağına çarığı giydirip yapıştırıyoruz fesi başına yapıştırdıktan sonra başına etrafını güpürle diktiğimiz yemeniyi bağlayıp bebeğimizi bitiriyoruz


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #7
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




HALlCILlK




Çatal Höyük'te ortaya çıkarılan duvar resimlerinde; av, ölü törenleri yanında geometrik dokuma kumaş motiflerine rastlanmıştır

Doğal ihtiyaçlardan doğan dokumacılık, çok eski çağlardan beri Aksaray'da sürdürülen bir uğraştır Aksaray Acemhöyük (Sarıkaya Sarayı’nda) de yapılan kazılarda taban üzerinde küçük parçalar halinde ele geçen beyaz renkli keten bezin bir yüzüne altın iplikle koyu ve açık mavi fayans boncuklar işlenmiştir Bez yangının etkisiyle bir curuf görünümünü almasına karşın MÖ 1800’lü yıllarda Aksaray’daki dokumacılığı göstermesi açısından son derece önemli bir buluntudur









Geleneksel Türk el sanatları içerisinde halı dokumacılığının ayrı bir yeri vardır Orta Asya’da başlamış Türk-halı dostluğunun bugün Anadolu’da halen devam ettirildiği pek çok noktadan birisi de Aksaray yöresidir Aksaray, Selçuklu devrinden beri ünlü bir halı merkezidir Bu gelenek Osmanlılar devrinde de sürmüştür

Geleneksel Aksaray halı tarihi gelişimine ışık tutan müzemizde dört halı vardır Bunlardan birisi 17 yüzyılda dokunmuştur İkincisi 18 yüzyıldan kalmadır Üçüncüsü Aksaray yöresinin "Yatak Halıları”nı andıran modeldir ve yine 18 yüzyılda dokumuştur Aksaray geleneklerini taşıyan dördüncü halı ise 19 yüzyıl eseri olarak tarihlendirilmiştir

Günümüz halıları adını verdiğimiz 1950 yıllarından beri devam eden Aksaray yöresi halıları ilimize bağlı "Ova Köyleri" (Armutlu, Yenikent, Eskil, Eşmekaya, Kutlu Köyü, Sultanhanı, Yeşilova) "Bayıraltı Köyleri" (Altınkaya, Ulukışla, Yeşiltepe) "Hasandağı Köyleri" Elmacık, Koçpınar, incesu, Karataş, Gözlükuyu, Taşpınar Kasabalarında dokunmaktadır Dokunan bu halıların hammadesi yündür Taşpınar halılarının atkı, çözgü ve düğüm iplerinin yün olması geleneği günümüze kadar titizlikle korunmuştur Yün ipler doğal kök boyalarla, yenilerde de kısmen sentetik boyalarla boyanmaktadır

Aksaray yöresi halılarında günümüze kadar gelen en eski nakış "Üç Göbekli Halı" bezemesidir Günümüz Taşpınar halısı desenleri özgün bir karaktere sahiptir Desenlerin büyük bir bölümünün nasıl ortaya çıktığı bilinmemektedir Aksaray halıları "Taşpınar Halısı" ismiyle tanınmaktadır Halılarımızda kaliteyi belirleyen bir öğe de düğüm sayılarıdır Eski Taşpınar’larda 1OX1O cm2'lik alanda 40X45 düğüm vardır Günümüzde elle eğrilmiş iple dokunan bir halıda 1OX1O cm2’de 30X35 düğüm görülmektedir

Halılarımızda ana renkler koyu kırmızı ve koyu mavi (Iacivert)'dir Bu renkler dışında yerel deyişle kırbız (al), yavşan yeşili (kına rengi), tetir (tarçın rengi), pisi tüyü (gri mavi), erikipi (krem) ve siyah da ana renk olarak kullanılır

Taşpınar halıları taban, kelle, çift somya, minder, namazlık, yastık, heybe ve eğerlik örtüsü adı verilen çeşitlerde dokunmuştur

Yörede bordürlere "ayak", dikdörtgen çerçeveye "sandık", sütunceye "sallama", köşe bağlantılarına "tug", üçgen köşelerdeki dar sulara "sızı" kompozisyonun merkezine yerleştirilen madalyona "göbek" adı verilir

Bir yüzey süslemesi olan halıda Taşpınar desenleri, motif/eri ve renkleri derinlik hissi uyandırarak sonsuzluk çağrısı yapar Bu özelliğiyle engin Türk halı sanatından kopmadığını gösterir

Geleneksel el sanatlarından bahsederken Aksaray'ımızda da bir zamanlar meşhur olup da şimdilerde kaybolmaya yüz tutmuş kimi sanatlardan bahsetmek yerinde olur


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #8
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




SİM SIRMA BİNDALLI (MARAŞ İŞİ)







Genel Bilgi ve Gelişim Evreleri:

Sim sırma tek yüzlü bir işlemedir Desenin altı özel olarak hazırlanan karton ile kabartılıp yedi kat sırma desen üzerinden atlatılarak kenarlarda iplik ile karşılıklı tutturulur

Aynı işlem yan yana uygulanarak işlenir İşleme tekniği araç ve gereçleri diğer işlemelerden farklıdır

Bu işleme Maraş ilimizde yapıldığı için Maraş işi adını almıştır Maraş’ta halk arasında sırma işi olarak adlandırılır

Araştırmalara ve Maraş’ta bu işi yapan ustaların verdikleri bilgiye göre Maraş işi XVI yy da ülkemize Arap Yarımadasından geçmiştir O tarihten beri yerleşmiş, benimsenmiş ve geliştirilerek bünyemize uydurulmuş, milli işimiz haline getirilmiştir

Bugün Maraş’ta bu işlemeyi sanat haline getiren 4-5 usta vardır Bu ustaların yaptığı işlemeler şaheserdir Mesleklerini oğullarına öğreterek devam ettireceklerini söylemektedirler

Sim sırma ilk zamanlar Çukurova beylerinin binici takım ve başlıklarına gümüş sırmalarla işlenirdi Daha sonraları Maraş, Antep ve Kilis’te erkeklerin kullandıkları fesleri süslemiştir XVIII yy da silah kılıflarında, palaskalarda, kemer ve erkek yeleklerinde görülür Zamanla halk tarafından öğrenilmiş ve zengin ailelerin kızlarına çeyizler hazırlanmıştır Örneğin: yatak örtüsü, sedir örtüsü, seccade, bohça ve gelinlik

Folklor ekibi kıyafetlerinde kullanılarak zamanımıza kadar gelmiştir

Son yıllarda, milli işimiz olarak benimsediğimiz Maraş işini daha fazla geliştirilip, yaymak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından seminerler düzenlenmektedir

Maraş Kız Entitüsünde, Ankara ve İstanbul Olgunlaşma Enstütilerinde özel olarak kurulan atölyelerde çalışmalar sürdürülmektedir Bu güzel işlemeye olan rağbet daha fazla yayılacağını göstermektedir



Sim sırma işinde sırası ile aşağıdaki işlemler uygulanır Bu işlemler birbirinin tamamlayıcısı olduğu için sırasını değiştirmemek yerinde olur

l- Sim sırma işinde desen kağıdı hazırlama,

2- Sim sırma işinde graf kağıdı (çimento torbası kağıdı) hazırlama

3- Sim sırma işinde deseni teyelleme,

4- Sim sırma işinde deseni oyma,

5- Sim sırma işinde deseni kumaşa yapıştırma,

6- Sim sırma işinde kumaşı işlemeye hazırlama,

7- Sim sırma işinde hazırlanan kumaşın tezgaha sıkıştırılması,

8- Sim veya sırma ile Maraş işi yapma,

9- Sim sırma işini gri mukavvadan temizleme,

10- Kabartma kartonu hazırlama,

11- Sim sırmada pesent iğnesini yapma,

12- Sim sırmada verev pesent iğnesini yapma,

13- Sim sırmada hasır iğnesini yapma,

11-12-13 numaralı işlemler desene uygun olarak düz iğnesi ile beraber veya başlı başına işlenir

Sim sırma sarı ve gümüş rengi sırma, sim ile işlendiği gibi motiflerin tamamı veya bir kısmı koton ve ipliklerle de işlenir

İşlenen motif zenginleştirmek için gerektiğinde boncuk, pul, straz çeşitli taş ve toplar kullanılır

Uygulandığı Yerler: Gelin elbiseleri, hırka, sabahlık, tuvalet, fantezi elbiseler, dekoratif eşyalar, kemer iğne, yüzük, gözlük ve tarak şaseleri, ayakkabı, terliktir

Kullanılan Kumaşlar: Sire saten, kadife, organza, şifon, çeşitli ipekli kumaşlardır İnce kumaşlar üzerine işlenirken, altı organza veya astarlık kumaşlarla duble edilir

Kullanılan İplikler: Altın ve gümüş sırma, sim, ipek, keten ve pamuk ipliklerdir

Sırmaları desen kenarlarında tutturmak üzere çamaşır ipeği kullanılır Çamaşır ipeği, işlenecek kumaşın renginde olmalıdır Çamaşır ipeği iki kat yapılarak mumlanır Temiz bir bezle fazla mumları silinerek kullanılır

Kullanılan araç ve gereçler: Çiriş, Möhlüke (keski) biley taşı, makas, küçük tezgah, büyük tezgah, askı, makaralık (çağ), çıkrık, sırma, bal mumu

Desen İçin Faydalanılan Kaynaklar: Çeşitli model ve mecmualar, yapılmış örnekler, geometrik şekiller, beyaz işi desenleri



SİM SIRMA YAPILIRKEN DİKKAT EDİLECEK TEKNİK ESASLAR





1-İpliğin tek veya çift olarak mumlanması,

2-Desenin sert bir kurşun kalemle çizilmesi,

3-Sırmayı tutturmada çamaşır ipeği kullanılması,

4-Tutturma ipliğinin işleme esnasında dibinden tutulup çekilmesi

5-Desen keski ile oyulurken oyma işlemine desenin ortasından başlaması (kaymaması için) keserken rahatlıkla görülebilmesi için desenin kendinize doğru bakması

6-Möhlükenin tahta kısmının sağ avuçla iyice kavranması, sağ elin işaret parmağının keskinin ucu ile birlikte kartona değdirilmesi

7-Möhlükenin ucunun kağıda batırılıp çıkarılarak ve itilerek kesme işleminin yapılması,

8-Keskinin ucu kaymıyorsa ucuna sabun sürülmesi,

9-Kartonları keski ile keserken altına iki kat gri mukavva veya tahta konulması

10-Keskinin ara ara biley taşı ile bileylenmesi

11-Bizle iğnenin karşılaştırılması

12-Bizle iğnenin sağ el ile birlikte tutulması

13-Deseni beyaz kartona yapıştıran çirişin sulu olması,

14-Sarı kartonun altına sürülen çirişin koyu olması,

15-Sırmanın dolaşmaması için büyük makaralardan küçük makaralara çıkrık ile sarılması,
16-İşleme yapılırken sırmaların yan yana gelmesi ve yerine oturması


Alıntı Yaparak Cevapla

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #9
FrmSinsi
Varsayılan

Aksaray Gelenek Ve Görenekleri




TEL KIRMA (BARTIN) İŞİ







Tel Kırma Hakkında Genel Bilgi ve Gelişim Evreleri:

Tel Kırma değişik ve güzel bir işleme çeşididir Kumaş kasnağa gerilerek çalışılırİşleme yapılırken tel makas kullanılmadan kıvrılarak koparıldığı için bu ismi almıştır XVIIIyy dan bu yana yapılmaktadır

Bu işlemenin diğer adı da Bartın işidir Bartın Zonguldak ilinin en büyük ilçesidir Bu işleme ilk defa Bartın’da yapılmış, gelişmiş ve yayılmıştır Bu nedenle işlemeye ilçenin adı verilmiştir Tel-kırma işine Bartın’da (Tel işi) denilmektedir Tel-kırma işinden başka telle işlenen “tel takma” işi vardır İşleme teknikleri yönünden birbirlerinden farklıdırlar Tel-kırma işinde her puandan sonra tel elle kırılarak koparılır Tel takma da tel sarılarak işlenir Tel-kırma işi ilk zamanlar çarşaf, kırlent, yastık örtüsü, bohça ve çeşitli örtüler üzerine işlenmekteydi Desen için dantellerde örnek alınırdı Örn: Sarhoş sokağı, kaymak tabağı, lale ve bal yaprağı gibi

Bartın’da evliliğe aday her genç kız bu işlemleri yapmakla zorunlu hissederdi Günümüzde bu şekli değişmiş olup daha kolay işlemeler yapma yoluna gidilmiştir Tel-kırma işlemesinde kullanılan teller madensel telden yapılır Görünüşü ve genişliği gelin teline benzer tırnakların arasında hafif sağa sola bükmeyle kırılır Tel-kırma işi özel bir iğne ile işlenir İğnesi yassı ve kısadır, baş kısmı geniş olup uca doğru incelir 2,5-3 cm boyunda ve tül deliklerin içerisinden geçebilecek genişliktedir İğnenin geniş tarafında ve enine doğru iki uzun delik vardır tel bunların içerisinden geçer İğne altın, gümüş veya pirinç gibi madenlerden yapılır

UYGULANDIĞI YERLER:

Şal, kemer, gece çantası, baş örtüsü , yatak örtüsü, fantezi giyimler ve dekoratif süslemelerdir (Abajur, pano, paravan, kutular vb)

KULLANILAN KUMAŞLAR VE ÖZELLİKLERİ:

a)İpliği sayılabilen seyrek dokunmuş ve sert olmayan kumaşlar tercih edilir Örneğin: Tülbent, mermerşahin, şifon, havayan, jarjet, grepdemur

b)Keten, ipek ve naylon tüllerdir

Keten tül, sağlamlık ve işlemeye uygunluğu yönünden tercih edilir

DESEN İÇİN FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

Kanava desenleri, goblen, dantel ve hesap işi desenleridir



TEL KIRMA YAPILIRKEN DİKKAT EDİLECEK TEKNİK ESASLAR





1-Kumaşın en ve boy ipliklerinin aynı olması

2-Tül deliklerinin muntazam olması

3-Tül deliklerinin fazla sık olmaması

4-Tel kırma iğnesinin iki yanının keskin olmaması

5-Kumaşın kasnak bezi kullanılarak gerilmesi

6-Telin iğneye tekniğine uygun geçirilmesi

7-Telin kıvrıntı yapmaması için iğneye kısa geçirilmesi

8-Telin kıvrıldığı zaman tırnakla değil parmaklar arasında düzeltilmesi

9-İşleme esnasında her kıvrılan telin kumaşa tırnakla yerleştirilmesi

10-İşleme esnasında telin avuç içerisinde değil, daima dışında ve düz olarak tutulması
Biten işlemenin üzerine kararmaması için kızgın ütü basılmaması


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları
Görünüm Modları


sorsorgula.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.