Soyut Sanat, Abstre Sanat, Soyut Sanatın Doğuşu, Soyut Sanat Akımları, Soyut Sanatın öncüleri

Eski 11-15-2012   #1
Şengül
Varsayılan

Soyut Sanat, Abstre Sanat, Soyut Sanatın Doğuşu, Soyut Sanat Akımları, Soyut Sanatın öncüleri



SOYUT SANAT



Soyut sanat,ABSTRE SANAT olarak da bilinirgörsel çevreye ait nesne belirlemelerinin hiçbir rol oynamadığı resim,heykel ya da grafik sanat ürünleriTüm sanatlar büyük ölçüde soyut olarak nitelendirilebilecek öğelerden ( biçim,renk,çizgi,ton ve doku öğeleri) oluşur20yüzyıl öncesinde bu soyut öğeler doğanın ve insan uygarlığının tanımlanmasıbetimlenmesi ve taklit edilmesinde kullanılıyor ve sergileme amacı anlatımcı işleve göre öncelik taşıyordu

Tarihsel açıdan ,soyut sanat 19yüzyılın bir ürünüdürYalnızca kısa öykülerin resimlenmesi amacıyla çok sayıda ayrıntılı betimsel sanat yapıtlarının üretildiği bu dönemde,bir yandan da ,işledikleri konunun ve yaptıkları resmin görsel gerçeklerini yakından inceleyerek ,devralanın doğalcılık geleneklerini sorgulayan ressamlar ortaya çıktıSanatta,klasikçiliğin taklit ve yüceleştirmeye ağırlık veren anlayışını yadsıyan düşünceler ortaya koyan romantizmin yaratıcılığın temel öğeleri arasnda düş gücü ve bilinçaltının rolünü vurgulamıştıGiderek ressamlar ,bu yaklaşımların oluşturduğu ortamın getirdiği yeni özgürlük ve sorumluluklara sahip çıktılar1890'da " Unutulmalıdır ki resim, bir savaş atı,bir çıplak ya da bir tür anekdot olmadan önce,yalnızca renklerin belirli bir düzenlemeyle birleştirildiği düz bir yüzeydir"diyen Maurice Denis ,o dönemin simgeci ve ard izlenimcilerinin duygularını özetlemiş oluyordu

20yüzyılın ilk 20 yılında ,fovizm ,dışavurumculuk,kübizm ve gelecekçilik hareketlerinin de içinde bulunduğu temel sanat akımlarının tümü ,bir biçimde ,resim ile doğal görünüm arasındaki ayrılığı vurguladı

Ama, tanınamazlık derecesinde bile olsa,dış görünüşlerden yola çıkılarak yapılan soyutlamalarla,görsel çevreden kaynaklanmayan biçimlerden sanat yapıtı üretmek arasında büyük bir ayrım vardırIDünya Savaşı'ndan önceki dört-beş yıl içinde,Robert Delaunay Wallsy Kandinsky ,Kazamir Maleviç ve Vladimir Tatlin gibi sanatçılar tam anlamıyla soyut sanata yöneldiler(Genel olarak Kandinsky,1910-11'de yaptığı resimlerle salt soyut resmin yaratıcısı olarak kabul edilir) Ama ilerici sanatçıların büyük bölümü bile,ne ölçüde olursa olsunbetimlemeden vazgeçilmesini hoşnutsuzlukla karşılıyorduIDünya Savaşı sırasında Hollanda'da De Stijl ve Zürich'te dada gruplarının (bakdadacılık) ortaya çıkması soyut sanat dağarını daha da genişletti

Ive IIDünya savaşları arasında soyut sanatta bir gelişme olmadıBir yandan totaliter rejimlerin baskısıyla karşılaştıöte yandan gerçek üstücülük ve toplumsal konulara yönelen eleştirel gerçekçilik gibi,betimlemeye yeniden ağırlık veren sanat akımlarının gölgesinde kaldıAma IIDünya Savaşı sonrasında ,soyut dışavurumculuk adını alan coşkulu bir Amerikan soyut resim akımı ortaya çıktı ve dünya çapında etkili oldu1950'lerden başlayarak ,soyut sanat Avrupa ve ABD'de resim ve heykel sanatları içinde benimsenerek yaygın biçimde uygulanmaya başladıAyrıca bakModern sanat




Kaynak;AnaBritannica cilt 28 frmsinsinet için derlenmiştir

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Soyut Sanat, Abstre Sanat, Soyut Sanatın Doğuşu, Soyut Sanat Akımları, Soyut Sanatın öncüleri

Eski 11-15-2012   #2
Şengül
Varsayılan

Cevap : Soyut Sanat, Abstre Sanat, Soyut Sanatın Doğuşu, Soyut Sanat Akımları, Soyut Sanatın öncüleri



SOYUT SANAT

SOYUT SANAT AKIMLARI

RAYONİZM

SÜPREMATİZM

KONSTRÜKTİVİZM

DE STİJL-NEO PLASTİZM

SOYUT SANAT


1910 Yılında Kandinsky ile başlayan soyut sanat 20 Yüzyılın ilk yarısında görülen en önemli bireysel gösteridir Soyut sanatın sözcüsü Michel Seuphor’a göre

“Bir resimde günlük gerçek görülmüyorsa o resim soyuttur Bir resmin soyut olabilmesi için doğa gerçeği ile tüm ilişkilerini kesmiş olması şarttır” Soyut sanat Kant’ın “Akılcı Felsefesi” yani

bu felsefeye göre eşyalar, zaman ve uzay mevcut değildir Böyle olmakla beraber eşya ve olaylar bilinçsel olarak bir uzay ve zaman içinde tasarlanıyordu


Ayrıca Henri Bergson “sezgicilik” anlayışından yani eşya kavramını sezgi kavramıyla birleştiriyor ve eşyaları tanımlarken gerçekte kendi iç yaşantımızı da tanımlamış oluyoruz

SOYUT SANATIN DOĞUŞU


Bazı sanatçılar Bergson’un sezgi sistemini şiddetle uyguladılar Geleneksel perspektif tamamen terkedildi

Böylece madde uzayda kişisel biçim yada renk halinde kendini belirtmiş olduBu kavram önce Kandinsky daha sonra ise Mondirian bu anlayışı uygu-lamışlardır



Soyut sanat mekan fikrini ve figürü reddeden resmin konusu ne olursa olsun hiçbir doğa unsurunu ele almadan kendine yeten plastik olanaklarıyla kendi sanatçısını anlatmaya yeten bir anlayıştır



Kandinsky Monet’in “Ot Yığınları” adlı eserinden etkilenmiş ve nesnenin gerekliliğinin önemi hakkında içinde ilk şüphe oluştu
Kandinsky kendini nesneler dünyasından kurtarmış ilk soyut sanatçıdır


Sanatçının 1910 yılında yaptığı sanat tarihinde dış gerçekle ilintisi olmayan ilk soyut resim olarak kabul edilir
Sanatçı evinin duvarındaki resimlerinin birini baş aşağı görünce asılı resmin figürden kurtulmuş resim olduğunu keşfetmiş ve o anı şöyle anlatıyor


Henüz başlayan başlayan grup vakti idi Paletlerimle çalışmadan yeni gelmiştim, dalgındım ve bitirdiğim çalışmamı düşünüyordum
işte bu sırada anlatılmayacak kadar güzel bir iç pırıltı ile parlayan bir tablo gördüm



İlkin hayretle durup kaldım, sonra hemen biçim ve renkten başka bir şey görmediğim ve içerikçe anlaşılmaz olan bu muammalı resme yaklaştım ve gördüm ki benim yapmış olduğum ve yanlamasına duvarda asılı duran tablo idiArtık kesin olarak biliyordum ki obje resimlerime zararlı olmaktaydı


WASSİLY KANDİNSKY (1866-1944)

Sanatçı Alman resminin lideri olup fovistlerden etkilenmiştirİlk dönemlerinde Münih ve çevresindeki kırların manzaralarını yapmış


Bu dönemde ışık ve renk üzerinde çalışmıştır Sanatçının duygusal soyutlamanın üç ana kaynağı vardır İzlenim, Doğaçlama, Düzenleme
soyut müziksel başlıklar adını 1910-1914 yılları arasında yaptığı resimlerine vermiştir


Birinci ve ikinci grupta sezgiye üçünçü grupta ise temel davranış olan komposizyon yaratışlarında iç dünyasından hareket ederek renk ve çizgi mantığıyla ele almıştır



1910 ve 1921 yılları arasında ilk soyut çalışmaları ikinci kaynaktan çıkmış, bu dönemde canlı renkleri kullanmadığı görülür
Bu döneme dramatik dönemde denir1910 yılına kadar yaptığı çalışmalar birinci kaynaktan olup fovist resimlerdir


Sonraki yılada mimari yapıda resim devri denmiştir Bu dönemde renkler şiddetini korumakla birlikte biçim bakımından düz çizgiler, lekeler birer geometrik şekil haline girer1925-1928 arasındaki resimlerine ise daireler hakimdir


Bundan sonraki dönemleri ise müziğin insanda uyandırdığı isimsiz ve sözcüksüz ahenk duygusunu renk ve biçimle anlatma yolunu bulduğu için “Müziksel Devre”denir

SOYUT SANAT AKIMLARI

RAYONİZM

Rusyada 1913’den itibaren Larionau ve Gontcharova’nın bir akım olup “ışıncılık” demektir Akımın bildirisi şöyledir


“Resim izleyenden bir dördüncü boyut yaratmalıdır” diyerek bunuda parelel ve kesişen renk demetleriyle yapmayı hedefliyorlardı Fransa dışında geniş ölçüde yayılmış ve uygulanmıştır
Kandinsky (1866-1944)
Kandinsky'nin ilk dönemi: "Ana Moskova" 1866-1896
Abstre (Soyut) Sanatın öncülerinden olan Wassily Kandinsky resim sanatına katkılarının yanı sıra düşünür ve yazın adamıydı Döneminde aynı paralelde çalışan bir çok sanatçı olmakla beraber Wassily Kandinsky nesnellikten yola çıkmayan ve nesnelerle ilişkilendirilmeyen ama güçlü bir teorik temele dayanan sanatı ile sanat tarihinde tek başına bir ekol oluşturur
Birçok yazısında sanatsal girişimlerinin temel prensiplerini ve görüşlerini ifade etti ‘İçsel çağrı veya içsel gereklilik' diye adlandırdığı bu görüşlerini referanslar olarak kullandı Yaşamı boyunca resmin diğer sanatlarla özellikle de müzikle bağlantılı olduğunu gördü Renkleri müzikle ilişkilendirdi Renklerin ve formun sadece kendi varlıkları için var olduğunu; müziğin kendisinin insanda bıraktığı etki gibi araya başka çağrışımlar sokmadan form ve rengin de duygu dünyamıza doğrudan etki yapabileceğini savundu Müzikteki soyut estetiksel anlatımın resimde de mümkün olduğunu fark etti
Wassily Kandinsky Moskova'da 4 Aralık 1866 de doğdu Moskova'nın şehir manzaraları onda derin izler bırakmış, daha sonraları lirik resimler olarak ortaya çıkmıştır Hukuk ve Ekonomi Bilim okudu Moskova Üniversitesi'nde hocalık için hukuk kürsüsü verildi Kandinsky akademik kariyeri ile geleceği belirsiz sanatçı yaşamı arasında bir tercih yapma aşamasına geldi Kendi deyişine göre özellikle iki olay onu derinden etkiledi Biri Moskova'da düzenlenen bir Fransız empresyonistleri sergisi ki burada Monet'nin Haystack'ı (Büyük ot yığını) O'nu şaşkınlığa uğrattı ve hayran bıraktı, ikincisi darmadağın eden dengesini kaybettiren artistik algılayışlarını zorlayan Wagner'in Moskova tiyatrosunda gördüğü Lohengrin'i oldu Tamamen yeni ses orkestrasyonu onu derinden etkiledi; ‘Tüm renklerimi zihin gözümle gördüm' dedi
Kandinsky birbirinden farklı ilgi alanları ve bilgi dağarcıklarını harmanlayarak yarattığı disiplinli gelişimini düzenli bir şekilde sürdürdü Fransız fizikçi Antoine Henri Becquerel'in 1896 da radyoaktiviteyi buluşu, o dönemde bilimsel kavramları yerinden sarsmıştı Kandinsky ekledi; ‘Ruhumda atomun çöküşü (parçalanışı) tüm dünyanın çöküşü ile aynıdır Aniden en sağlam duvarlar yıkıldı Her şey belirsizleşti Kararsızlaştı ve yumuşadı Artık önümde bir taş eriyip buharlaşsa görünmez olsa bu beni şaşırtmayacaktı'
Başkalaşım 1896-1911
O tarihlerde Münih Fransız Lenbach veya Stuck gibi ünlüleri yetiştiren kozmopolit bir sanat merkezi olarak kabul ediliyordu Aynı yıl Jugend gazetesi kuruldu ve buna bağlı olarak Art Nouveau'nın Almanya'daki karşılığı Jugenstil diye bilinir Genç bir mimar olan August Andell Elvira Stüdyosu projesi ile sanatsal bir skandal yarattı Yayınladığı bir broşürde yeni sanatın ana fikrini özetleyerek şunları yazdı: ‘Yapılabilecek en büyük hata, sanatın doğayı kusursuz şekilde tekrarlamak yeniden yaratmak (reproduction) olduğuna inanmaktır' Bu devrimci yaklaşım Hermann Obrist adlı heykeltraşın işlerine yansıdı Obrist ve öğrencisi Endell expresif renk ve çizgi kullanımları ile Kandinsky üzerinde direkt tesirler yapan kişiler oldular
Kandinsky Anton Azbe'nin sanat okulunda nü çizimlerinde sıkı bir programa girdi Anatomik çizimlerden hiç hoşlanmadığı halde kısa sürede anatomik çizimin temelini kavradı Azbe'nin resim dersleri onun için çok önemliydi Azbe empresyonist tarzda resim yapıyordu Ve Kandinsky'yi arı renklerle ve juxtaposition tekniğiyle boyamaya teşvik ediyordu Bu tekniği daha sonra küçük empresyonist peyzajlarında kullandıAzbe'nin derslerinden sonra Franz von Stuck adlı ressam ona akademide çizim dersleri almasını salık verdi Ve Kandinsky tekrar hüsrana uğradı; akademiye giriş sınavını geçememişti Tekrar aralarında Paul Klee ve Hans Purrmann'ın da bulunduğu Stuck'un resim kursuna başladı Bir yıl sonra sanatsal gelişiminde kendi başına yol almak üzere Stuck'ın stüdyosunu terketti
Kendi görüşlerine yakın ressam arkadaşlarıyla dayanışma içine girdi Stuck'ın asistanı Ernst Stern'i de tanıyordu Bir grup sanatçıyla birlikte akademik görüşten bağımsız bir sergi açmak istiyordu
1901'de Phalanx sanatçılar topluluğunu kurdu Alexander von Salzmann (Stuck'ın öğrencisi) ve diğer arkadaşlarıyla sergi açtı Resim yapmaya ek olarak bir Rus gazetesinde sanat eleştirmenliği yapmaya başladı Kandinsky Münih'teki sanat çevrelerini akademik doktrinlerle sınırlandırılmış, çok tutucu ve dar kafalı buluyordu Bir sonraki Phalanx sergisinde Sembolistlerin, empresyonistlerin ve Jugenstile sanatçılarının işlerine yer verdi
Kandinsky bir sanat eseri ile izleyicisi arasında içsel bir haberleşme (correspondence) olduğuna inanıyordu Bu haberleşmeye ‘Klang' (rezonans sesi) adını verdi İleriki yıllarda yazdığı ‘Sanatta Tinsellik Üzerine' adlı kitabında bunun üstünde durdu Genel anlamda renk, ruhu direkt olarak etkileyen bir güçtür ‘Renk klavyedir, gözler onun tokmakları ruh da piyanodur yayları olan, sanatçı ise çalan ellerdir Bir notadan ötekine geçerek ruhta titreşimler yaratan' 1904'te Kandinsky bir seri ahşap baskı üretti Bunlar sözsüz şiirler, 2 Seri xylographs adıyla tanıtıldı Daha sonraki yıllarda yaptığı ahşap baskı serisi sesler (klange), şiir kitabı ile birlikte ortaya çıktı Bu teknikte doruklara ulaşmıştır Ahşap baskıda kullandığı motifler 19 yy veya Ortaçağ tarihi süreçlerden folklorik masallardan ve efsanelerden esinler olmuş veya Kandinsky'nin kendi hayal gücünden kaynaklanmıştır Bu mitolojik dünya renk ve formun serbestçe kullanımını ve özgürleşmesini sağlamıştır Ahşap baskıları Kandinsky'nin artistik bağımsızlık yolunda ilk adımlarıdır Bu işlerinde ilk kez fikir ve kavramlarını gerçekleştirmeye çalıştı
Phalanx Grubunun 1904'te dağılmasına kadar grupla birlikte sergiler açtılar Tanınmış ve tanınmamış Jugenstile, geç empresyonistler ve sembolistler Kandinsky sayesinde işlerini sergilediler Monet, Paul Signac, Felix Valloton, Henri de Toulouse-Lautrec ve zamanın diğer Fransız empresyonistleri 10 Phalanx sergisinde (1904) buluştular Bu sergilerden Kandinsky bazı sanatçı arkadaşları dışında sanat çevrelerince kötülendi ve küçümsendi Phalanx dağıldıktan sonra ahşap baskılarına kendini verdi Görüşleri Jugenstile ve sembolizmle çok bağdaşıyordu Bu akımlar ona görsel elemanları serbest lirik kullanım olasılıklarını gösterdi Phalanx Grubu içinden biri olan Alfred Kubin'in tekniği Kandinsky'yi etkiledi
Bir süre Alplerin eteklerinde küçük bir kasaba olan Murnau'da yaşadı Kandinsky'nin Murnau dönemine ait resimlerinde genellikle saf parlak renkli geniş sert yüzeylerin arasına açık-koyu veya sıcak-soğuk kontrastlar yerleştirilmiştir Boya genellikle kalın parçalar halinde sürülmüş ve birbirlerinden koparak ayrılmış ve alttan fon rengi gözükmektedir Düz satıhlara uygulanan renk sık sık değişik kontrast renklerde lekelerle geçişler yaparak resme kıpır kıpır pırıltılı parlak bir nitelik katmıştır

Abstreye Doğru Hamle: "Der Blaue Rider" 1911-1914
Marc ve Kandinsky 1911 yazında ‘Der Blaue Rider' başlığı altında sanata yeni boyutlar getirmek için yazılar yazmaya planlar yapmaya başladılar ‘Der Blaue Rider'ın ilk sergisi 1911 Aralığında Modern Galeri Thannhausen'de açıldı Kandinsky ile beraber sergiye katılan sanatçılar şunlardı: Marc, Macke, Münter, Schönberg, Henri Rousseau, David, Vladimir Burlink, Heinrich Campendonk, Robert Delaunay, Eugen von Kahler, Elisabeth Epstein, Jean Bloe Niestle ve Albert Block Kandinsky kataloğun önsözünde izleyiciyi serginin heterojen bileşimine hazırlıyordu ‘Bizler bu küçük sergide özel bir formu ya da kesin bir şekli yaymaya benimsetmeye veya öne sürmeye çalışmıyoruz Amacımız, form çeşitliliği içinde sanatçının içinden gelenin çeşitli formlarda nasıl şekillendiğini sunmaktır' Sergi gerçekten izleyiciyi şaşırtan sersemleten yeni bir sanat anlayışı sunuyordu
1911'in son dönemlerinde ‘Sanatta Tinsellik Üzerine' adlı eseri basıldı Bu eser, sanatın nesnel dünyadan ayrılışı ve yalnızca sanatçının ‘içsel ihtiyacına' dayanan yeni bir kavramın keşfedilmesi idi Ona göre ‘Sanattaki ilişkiler, dışsal forma dayalı değillerdir; içsel anlamın kavranışına dayanırlar' Burada ayrıca özellikle renklerin varolduğunu düşündüğü anlamları üzerinde durmuş ve örneğin sarıyı bir trompetin saldırgan dünyevi sesine, maviyi ise bir orgun ilahi sesine benzetmiştir Kandinsky'nin temel görüşü olan insanın yeni tinsel bilinci ve yeni çağ anlayışı Rudolf Steiner ve yeni kurulmuş olan antropoloji-sosyoloji derneği ile bağlantı kurmasına neden oldu Din ve okultizm Kandinsky için yüzeysel bir ilgi alanı değildi Kandinsky'ye bu konular araştırma ve sorgulama döneminde güçlü bir taban oluşturdu ve sanat teorilerinde yerlerini buldular Savaş öncesinde Kandinsky resimlerinde mistik konseptlerin belirli ifade ediliş şekilleri vardı Rengin uyarıcı etkisi ve psikolojik-ruhsal etkisi arasındaki gizli içsel ilişkiyi spekülasyonlar yaparak izleyiciye kanıtlamak istedi
Kandinsky formun ve rengin anatomisinin anlamsız tariflerinin ne gibi tehlikeler içerdiğinin farkındaydı ‘Bizi doğaya bağlayan ipleri bir kez kopardığımızda kendimizi saf boya ve abstre form içinde kaybederiz Formun ve rengin güzelliği kendi başına yeterli bir hedef olamaz' Erken abstre resimlerinde Kandinsky bu riskten uzak durmak için formu izleyiciye çağrışımlar yaptıracak şekillerde kullanmıştır
Saf renk ve form anlatımlarıyla birbirine uyumlu referansları yavaş yavaş reddediş herhalde en güzel improvisations ile anlatılmıştır Impression (izlenim) resim sanatında izlenim kişinin dış dünyadan aldığı tesirlerle oluşan anlık izlenimler diye tarif edilir Kandinsky'nin özel olarak adlandırdığı serisi Improvisation'ın tarifini kişinin anlık içsel izlenimleri (dış dünya yerine iç dünyadan gelen tesirler) olarak yapar Buna spontan duygusal dışavurum da diyebiliriz

Rusya Dönemi (1914-1921)

Kandinsky kendi vatanından dostlarıyla ilişkilerini koparmadığı için oradaki sanat olaylarından haberdardı Moskovadaki Blue Rose adlı sembolist ressamlar derneği ile ilişkisi önemlidir Ressamlar Kandinsky ile bir çok noktalarda aynı görüşü paylaşıyorlardı Resimde ritm ve melodiyi yaratan tonal ortamın renk olduğunda hemfikirdiler
Ünlü şair ve eleştirmen Mayakovsky, Blue Rose sergisi için yorumunda şunları yazdı (1907): ‘Sanatçılar renk ve çizginin müziğine aşıklar Onlar geçmiş tecrübelerin hamallığından kurtulmuş olarak spontan yaratıcılıkla sanata, primitizmin yeniden doğuşunu müjdeliyorlar' 1917-21 arasında yükselen tepkilere karşın sanat dünyasının sayılı ismiydi Bauhaus eğitimleri de bu dönemi kapsar 1922'de sanata karşı bolşevik baskılar başladı Sovyetler Birliği'nde artık resimleri sergilenmez oldu

Düzlemde Nokta ve Çizgi- Bauhaus Dönemi (1922-1933)


Kandinsky zor koşullardan dolayı Almanya'ya döndü Moskova'da olduğu gibi Berlin'de de önceleri yalnız kaldı Bazı arkadaşları savaşta ölmüştü bazıları ise Almanya'dan ayrılmıştı Paul Klee ve Lyonel Feininger ise Bauhaus'ta öğretmenlik yapıyordu Berlindeki o sırada sanat anlayışı Expresyonizm ve Dadaismdi Bunlar abstraksiyona soğuk bakan akımlardı Kandinsky Bauhaus derslerine yoğunlaştı Bu arada Gestald psikolojisinden beslenerek ortaya çıkan yeni buluşları oldu Renklerle formların birbirine denkliğini ‘Sanatta tinselliğe dair' yazısında anlatır
Kandinsky yeni resim tekniklerini Bauhaus'da tasarladı Ders amaçlı resmi işleri yanısıra bazı özel ve çok daha içten samimi resimler üretti Derslerine ek olarak konferanslar vermeye sergiler düzenlemeye başladı Sonunda bu faaliyetler onu Feininge, Klee ve Jawlensky'le birlikte Amerika'ya kadar götürdü Bauhaus'un birinci bölümü 1925'de sona erdi Bauhausdaki son yıllarında Kandinsky resimleri neşeli gibi görünse de bu yıllar pek öyle değildi 1928-30 yılları arasında okulda Meyer yanlısı politik öğrenci hareketleri başladı Bauhaus'ta bir süredir ressamlar arasında büyümekte olan estetik anlayış faklılıkları artık açık savaş haline dönmüştü Meyer estetizme karşıydı Herşeyde Bauhaus modası Bauhaus stili diye tutturuyordu Ona göre Bauhaus form ve yapının en yüksek okuluydu Öğrenciler kamplaştı Kandinsky ve Klee kendilerini dünya gerçeklerinden uzak, hayal alemi resimlerinden dolayı şiddetli saldırıların karşısında buldular Bauhaus Gropius veya Kandinsky ile Klee'nin amaçlarıyla hiçbir ilgisi olmayan, tamamen mimari bir okul kimliğine büründü Klee zaten Düsseldorf Akademisinden bir teklif almıştı Kandinsky giderek öğretme aktivitelerinden uzaklaştı 1931 de Naziler Bauhaus karşıtı kötü niyetli yoğun kampanya başlattılar 1933 de okul Gestapo tarafından denetime alındı ve geçici olarak kapatıldı Personel dağıldı Bir çok öğretim görevlisi ve öğrenci ABD'ye göç etti Orada Bauhaus eğitimini yaydılar

Biyomorfik Abstraksiyon: (1934-1944)

Paris'te o dönemde sanatsal eğilimler kübizm ve empresyonizmdi Kandinsky umduğu ilgiyi pek bulamadı Paris okulu Fransız hocalar alıyordu ve abstre sanata pek ilgi duyulmuyordu Danimarka'da bir magazinde (1935) Kandinsky içsel görüşle ve sezgisel olarak fark edilen ruhun titreşimleri kavramını ortaya attı ‘ Her şeyde bulunan bu gizli ruhun teleskopla veya mikroskopla görülmesine ben içsel görüş diyorum Bu görüş dıştaki sert kabuğu delerek içeri girer Şeylerin dışsal formları yerine içtekileri algılamamızı ve tüm duyularımızla içsel nabız atışlarını fark etmemizi sağlar' Formu yeniden şekillendiren kaynak çok çeşitli yerlerden ona ilham veriyordu Küçük deniz yaratıkları, mikro organizmalar, zoolojik prototipler embriyolojik formlar onun 1934-40 dönemi resimlerine kaynak oldu 1933 de Jean Arp tarafından sürrealistlerin lideri diye nitelendi Hatta bir dönem adı sürrealistlerle birlikte anılmıştır Kandinsky kendisi ile sürrealistler arasındaki görüş farklılığını hiçbir zaman kaybetmedi Sürrealistler şuursuz olarak (unconcious) psikanalitik açıklamalı şuuraltını çalıştıran metotlarla çalışırken Kandinsky'nin içsel gerçeği onu iç sesini dinlemeye yani sezgilerine götürüyordu Erken yıllardan beri sanatsal yaratıcılığının itici gücü bu içses olmuştur
Abstre sürrealizmden Kandinsky'nin kendini soyutlaması ve aynı zamanda katı geometrik stile soğuk bakan sanatçılardan ayırması için yazılarında ısrarla konkre sanat (maddi, katı, geometrik) düşüncelerini yazıyordu; ‘Abstre sanat yeni bir dünya kurar ki yüzeyden bakıldığında gerçekle hiçbir ilgisi yoktur Derinleştikçe evrensel kurallara uygun düşer O halde yeni sanat dünyası doğal dünyayla (juxtapsed) yanyanadır Bu sanat dünyası o yüzden tamamen gerçek tamamen konkredir ve o yüzden abstre sanat yerine konkre sanat söyleminde ısrar ediyorum'
Kandinsky resimde komple yeni bir anlayış sundu Bir çok sanatçı ve sanatsal eğilimler bu modelden dallanmıştır



SOYUT SANAT

SOYUT SANAT AKIMLARI

RAYONİZM
SÜPREMATİZM
KONSTRÜKTİVİZM
DE STİJL-NEO PLASTİZM
SOYUT SANAT


1910 Yılında Kandinsky ile başlayan soyut sanat 20 Yüzyılın ilk yarısında görülen en önemli bireysel gösteridir Soyut sanatın sözcüsü Michel Seuphor’a göre

“Bir resimde günlük gerçek görülmüyorsa o resim soyuttur Bir resmin soyut olabilmesi için doğa gerçeği ile tüm ilişkilerini kesmiş olması şarttır” Soyut sanat Kant’ın “Akılcı Felsefesi” yani

bu felsefeye göre eşyalar, zaman ve uzay mevcut değildir Böyle olmakla beraber eşya ve olaylar bilinçsel olarak bir uzay ve zaman içinde tasarlanıyordu


Ayrıca Henri Bergson “sezgicilik” anlayışından yani eşya kavramını sezgi kavramıyla birleştiriyor ve eşyaları tanımlarken gerçekte kendi iç yaşantımızı da tanımlamış oluyoruz

SOYUT SANATIN DOĞUŞU

Bazı sanatçılar Bergson’un sezgi sistemini şiddetle uyguladılar Geleneksel perspektif tamamen terkedildi

Böylece madde uzayda kişisel biçim yada renk halinde kendini belirtmiş olduBu kavram önce Kandinsky daha sonra ise Mondirian bu anlayışı uygu-lamışlardır



Soyut sanat mekan fikrini ve figürü reddeden resmin konusu ne olursa olsun hiçbir doğa unsurunu ele almadan kendine yeten plastik olanaklarıyla kendi sanatçısını anlatmaya yeten bir anlayıştır



Kandinsky Monet’in “Ot Yığınları” adlı eserinden etkilenmiş ve nesnenin gerekliliğinin önemi hakkında içinde ilk şüphe oluştu
Kandinsky kendini nesneler dünyasından kurtarmış ilk soyut sanatçıdır


Sanatçının 1910 yılında yaptığı sanat tarihinde dış gerçekle ilintisi olmayan ilk soyut resim olarak kabul edilir
Sanatçı evinin duvarındaki resimlerinin birini baş aşağı görünce asılı resmin figürden kurtulmuş resim olduğunu keşfetmiş ve o anı şöyle anlatıyor


Henüz başlayan başlayan grup vakti idi Paletlerimle çalışmadan yeni gelmiştim, dalgındım ve bitirdiğim çalışmamı düşünüyordum
işte bu sırada anlatılmayacak kadar güzel bir iç pırıltı ile parlayan bir tablo gördüm



İlkin hayretle durup kaldım, sonra hemen biçim ve renkten başka bir şey görmediğim ve içerikçe anlaşılmaz olan bu muammalı resme yaklaştım ve gördüm ki benim yapmış olduğum ve yanlamasına duvarda asılı duran tablo idiArtık kesin olarak biliyordum ki obje resimlerime zararlı olmaktaydı


WASSİLY KANDİNSKY (1866-1944)
Sanatçı Alman resminin lideri olup fovistlerden etkilenmiştirİlk dönemlerinde Münih ve çevresindeki kırların manzaralarını yapmış


Bu dönemde ışık ve renk üzerinde çalışmıştır Sanatçının duygusal soyutlamanın üç ana kaynağı vardır İzlenim, Doğaçlama, Düzenleme
soyut müziksel başlıklar adını 1910-1914 yılları arasında yaptığı resimlerine vermiştir


Birinci ve ikinci grupta sezgiye üçünçü grupta ise temel davranış olan komposizyon yaratışlarında iç dünyasından hareket ederek renk ve çizgi mantığıyla ele almıştır



1910 ve 1921 yılları arasında ilk soyut çalışmaları ikinci kaynaktan çıkmış, bu dönemde canlı renkleri kullanmadığı görülür
Bu döneme dramatik dönemde denir1910 yılına kadar yaptığı çalışmalar birinci kaynaktan olup fovist resimlerdir


Sonraki yılada mimari yapıda resim devri denmiştir Bu dönemde renkler şiddetini korumakla birlikte biçim bakımından düz çizgiler, lekeler birer geometrik şekil haline girer1925-1928 arasındaki resimlerine ise daireler hakimdir


Bundan sonraki dönemleri ise müziğin insanda uyandırdığı isimsiz ve sözcüksüz ahenk duygusunu renk ve biçimle anlatma yolunu bulduğu için “Müziksel Devre”denir

Soyut sanat
1910 Yılında Kandinsky ile başlayan soyut sanat 20 Yüzyılın ilk yarısında görülen en önemli bireysel gösteridir Soyut sanatın sözcüsü Michel Seuphor’a göre “Bir resimde günlük gerçek görülmüyorsa o resim soyuttur Bir resmin soyut olabilmesi için doğa gerçeği ile tüm ilişkilerini kesmiş olması şarttır” Soyut sanat Kant’ın “Akılcı Felsefesi” yani bu felsefeye göre eşyalar, zaman ve uzay mevcut değildir Böyle olmakla beraber eşya ve olaylar bilinçsel olarak bir uzay ve zaman içinde tasarlanıyordu Ayrıca Henri Bergson “sezgicilik” anlayışından yani eşya kavramını sezgi kavramıyla birleştiriyor ve eşyaları tanımlarken gerçekte kendi iç yaşantımızı da tanımlamış oluyoruz SOYUT SANATIN DOĞUŞU Bazı sanatçılar Bergson’un sezgi sistemini şiddetle uyguladılar Geleneksel perspektif tamamen terkedildi Böylece madde uzayda kişisel biçim yada renk halinde kendini belirtmiş oldu Bu kavram önce Kandinsky daha sonra ise Mondirian bu anlayışı uygulamışlardır



Vasily Kandinsky


Soyut sanat mekân fikrini ve figürü reddeden resmin konusu ne olursa olsun hiçbir doğa unsurunu ele almadan kendine yeten plastik olanaklarıyla kendi sanatçısını anlatmaya yeten bir anlayıştır Kandinsky Monet’in “Ot Yığınları” adlı eserinden etkilenmiş ve nesnenin gerekliliğinin önemi hakkında içinde ilk şüphe oluştu Kandinsky kendini nesneler dünyasından kurtarmış ilk soyut sanatçıdır Sanatçının 1910 yılında yaptığı sanat tarihinde dış gerçekle ilintisi olmayan ilk soyut resim olarak kabul edilir Sanatçı evinin duvarındaki resimlerinin birini baş aşağı görünce asılı resmin figürden kurtulmuş resim olduğunu keşfetmiş ve o anı şöyle anlatıyor Henüz başlayan başlayan grup vakti idi Paletlerimle çalışmadan yeni gelmiştim, dalgındım ve bitirdiğim çalışmamı düşünüyordum işte bu sırada anlatılmayacak kadar güzel bir iç pırıltı ile parlayan bir tablo gördüm İlkin hayretle durup kaldım, sonra hemen biçim ve renkten başka bir şey görmediğim ve içerikçe anlaşılmaz olan bu muammalı resme yaklaştım ve gördüm ki benim yapmış olduğum ve yanlamasına duvarda asılı duran tablo idiArtık kesin olarak biliyordum ki obje resimlerime zararlı olmaktaydı
WASSİLY KANDİNSKY (1866-1944) Sanatçı Alman resminin lideri olup fovistlerden etkilenmiştirİlk dönemlerinde Münih ve çevresindeki kırların manzaralarını yapmış Bu dönemde ışık ve renk üzerinde çalışmıştır Sanatçının duygusal soyutlamanın üç ana kaynağı vardır İzlenim, Doğaçlama, Düzenleme soyut müziksel başlıklar adını 1910-1914 yılları arasında yaptığı resimlerine vermiştir Birinci ve ikinci grupta sezgiye üçünçü grupta ise temel davranış olan komposizyon yaratışlarında iç dünyasından hareket ederek renk ve çizgi mantığıyla ele almıştır 1910 ve 1921 yılları arasında ilk soyut çalışmaları ikinci kaynaktan çıkmış, bu dönemde canlı renkleri kullanmadığı görülür Bu döneme dramatik dönemde denir1910 yılına kadar yaptığı çalışmalar birinci kaynaktan olup fovist resimlerdir Sonraki yılada mimari yapıda resim devri denmiştir Bu dönemde renkler şiddetini korumakla birlikte biçim bakımından düz çizgiler, lekeler birer geometrik şekil haline girer1925-1928 arasındaki resimlerine ise daireler hakimdir Bundan sonraki dönemleri ise müziğin insanda uyandırdığı isimsiz ve sözcüksüz ahenk duygusunu renk ve biçimle anlatma yolunu bulduğu için “Müziksel Devre”denir
Önemli Temsilcileri: Robert Delaunay, Wassily Kandinsky, Kazimir Maleviç, Vladimir Tatlin
SANAT İÇİN SANAT: SOYUT SANATIN ÖNCÜLERİ
(1910…1920…1930…)
ALMANYA HANS ARP…HOLLANDA [DE STİJL] THEO VAN DOESBURG,PIET MONDRIAN,BART VAN DER LECK,GERRİT RIETVELD,GEORGES VANTONGERLOOİNGİLTERE BARBARA HEPWORTH,BEN NICHOLSONÇEKOSLAVAKYA FRANTISEK KUPKA…FRANSA CONSTANTIN BRANCUSI,JEAN HELION,AUGUSTE HERBIN…RUSYA WASSILY KANDINSKY…[SÜPREMATİZM] KAZİMİR MALEVİÇ… [KONSTRÜKTİVİZM] ALEKSANDR RODÇENKO, VLADİMİR TATLİN, EL LISSITZKY, NAUM GABO, ANTON PEVSNER…

“Unutmayalım ki resim-bir savaş atı, çıplak bir kadın ya da herhangi bir konunun ifadesi olmasından önce-belli bir düzene göre yerleştirilmiş renklerden ibaret düz bir yüzeydir” Maurice Denis ,’Simgeci Manifesto’,1890
Soyut sanat 20yy modernizminin başlıca ifade biçimi olmuş, 19yy sonunda İzlenimcilerden başlayarak gelişen soyutlama eğilimi, sanatçıların görünen dünyanın gerçekliğinden aşama aşama kopuşunu beraberinde getirmiştir Tek bir sanatçıya ya da akıma atfedemeyeceğimiz bu kopuşu, dış gerçekliğin yerine sanatın kendi öz gerçekliğini koyan, böylece renk, çizgi, şekil, espas gibi biçimsel öğelere odaklanan pek çok sanatçı birlikte gerçekleştirmiştir20yy başına tarihlenen her akım,genel bir eğilim olarak soyutlamayı benimsemiş, ‘sanat için sanat’çı bir yaklaşım içinde akademik ve natüralist ifadeden ayrılmıştır

19yy’da soyuta yönelişin erken örnekleri arasında Fransız ressamlar Claude Monet ve Paul Cezanne, İngiliz ressam JMWTurner ve Amerikalı ressam JM Whistler’in resimleri dikkat çeker Bu ressamların hiçbiri görünen gerçeklikten tam anlamıyla ayrılmamış olmakla birlikte, biçimsel arayışların ve boyasal etkilerin ön planda olduğu resimlerinde ‘modern’in ifadesinin temsili gerçekliğin ötesine uzanan saf sanatta aranacağının ipuçlarını vermişlerdir Söz gelimi Whistler,”Noktürnler” ve “Armoniler” başlığı altındaki bir dizi yapıtında her şeyden önce renk ve şekillerin uyumlu birlikteliğini gözeten bir resimsel kompozisyon Fovizm, Kübizm, Fütürizm, Konstrüktivizm gibi birbirinden farklı pek çok akımın genel ilkesi de ‘soyutlama’ olmuş, dış gerçekliğe tam anlamıyla sırtını dönmeyen anlayışı benimsemiş, dönemin beğenisine fazlaca ‘soyut’ görünen bu tür resimleri nedeniyle “izleyicinin suratına boya fırlatmak” la bile suçlanmıştır!
20yy başında bu akımlar dahilinde ele alabileceğimiz pek çok sanatçı ,izleyicinin önüne ancak biçimsel çözümlemeyle algılanabilecek yapıtlarla çıkmıştır Ancak biçimlerin parçalanarak soyutlandığı , nesnelerin tanınmaz hale geldiği Analitik kübist resimlerde bile saf soyuta varılmamış; nesne, varlığını korumuştur20yy başında akla gelen en heyecan verici soru, Kübizmin soyut sanatın gelişimindeki rolünün de altını çizen bi soru olmuştur: ”Kübizmin varamadığı yere varmak mümkün olacak mıdır?”
Soyutlama yönündeki çeşitli eğilimleri bünyesinde barındırmasına karşın soyut sanat, esas olarak soyutlamanın da ötesindeki bir ifade arayışının sonucudur Bu açıdan bakıldığında, dış dünyadaki bir görünümden ‘soyutlanarak’ gerçekleştirilen yapıtlarla, herhangi bir dış gerçekliğe göndermede bulunmadan, Kantçı anlamda salt bir tür ‘kendinde şey’ olarak ortaya çıkan ‘soyut’ yapıtları birbirinden ayırmak gerekir Bu ayrım soyuta giden farklı yolların belirlenmesinde de rol oynar

Temsili gerçeklikten koparak özellikle renk öğesine ve şekillere odaklanan, böylece özünde soyut bir resimsel ifadenin yolunu açan ilk sanatçının Rus ressam Wassily Kandinsky olduğu kabul edilmektedir
Kandinsky’nin sanatında belirgin bir eğilimde mistisizm olmuş ; sanatın gündelik yaşamın ötesinde, sonsuz bir tin’in,bir evrensel ruhun algısı ve ifadesi olduğu inancı ağır basmıştır Kandinsky’ye göre sanat doğayı taklit etmeyi bırakmış, kendi doğasını ortaya koymaya başlamıştır
Soyut’un peşinde bir başka öncü de Rus ressam Kazimir Maleviç’tir Maleviç Rusya’da ilk kez 1915 yılında sergilenen, ancak kendisinin 1913 yılına tarihlediği “Beyaz Zemin Üzerine Siyah Kare” gibi özünde geometrik bir temele dayanan “Süprematizm” akımının yaratıcısıdır
Beyaz bir zemin üzerinde kare, daire, haç gibi geometrik şekillere yer veren, ancak 1918 dolaylarında “Beyaz Üzerine Beyaz” gibi tek-renk yüzeylere ulaşan Maleviç, sanatın maddi gereksinimleri tatmin edecek bir araç olmasına şiddetle karşı çıkmıştır’Nesnenin boyunduruğundan’ kurtulmuş, temsili gerçeklik zorunluluğuna sırt çevirmiş bu tür saf soyut anlayışının Platon’un idealar kuramı ile doğrudan bir ilişkisi olduğundan da söz edilebilir Maleviç, Süprematist resimlerinde mutlak ve sonsuz olanın biçimsel ifadesini geliştirmeye çalışmış, ‘saf’ biçimlere derin anlamlar yüklemiştirBu anlamlar içinde temel süprematist öğe, sanatın yeni alfabesinin ilk harfi, doğada bulunmayan karedir”Beyaz Üzerine Siyah Kare”de saf duyguyu siyahla, boşluğu, hiçliği beyazla ifade eden ve izleyiciye renkler aracılığıyla sözel olmayan bir iletişim biçimi kurmaya çalışan Maleviç’in görsel dağarcığında dik çizgiler insanın doğanın kaosuna karşı üstünlüğünü ifade eder Süprematizmin bir akım değil bir “ruh hali” olduğunu öne süren Maleviç, resimlerindeki soyut şekillerin ‘herhangi bir nesnenin yokluğuyla dolu’ olduğunu, dolayısıyla boş olmadığını, her bir biçimin ‘anlama gebe’ olarak ortaya çıktığını söylemiştir Sanatı kilisenin, devletin, toplumsal yada politik amaçların üstünde gören ve her türlü işlevden arındırılması gerektiğine inanan Maleviç, bu yöndeki görüşleriyle ‘toplum için sanat’a inanan Konstrüktivistlerle çatışmıştır

1910-14 tarihleri arasında doğadan soyutlamalar yapmaya başlayan 1914 yılına geldiğinde resimlerinde dikey/yatay çizgiler ve temel renkler dışında hemen hiçbir öğeye rastlanmayan Hollandalı ressam Piet Mondrian’da 20yy soyut sanatın en önemli figürleri arasındadır Mondrian’ın “Yeni Plastisizm” olarak adlandırdığı, geometrik soyut anlayışa göre sanat, evrenin değişmez yasalarının bir tür yansımasıdır Bu yasalar, Mondrian’ın tuvaline çeşitli boyutlardaki dikdörtrgenlerin oluşturduğu asimetrik bir ağ olarak yansırKompozisyonda herhangi bir merkezi odak noktası bulunmaması , izleyicinin gözünü tuvaldeki ilişkiler ağına çekerDik ve yatay çizgilerin ve temel renklerin birbiriyle ilişkisi…
Mondrian’ın resmi tümüyle zihinsel, rasyonel, geometrik bir disiplin üzerine temellenmiş, bu yönüyle modernist anlayışın tam bir yansıması olarak görülmüştür

İsviçreli ressam Paul Klee’nin altını çizdiği gibi, “dünya korkunçlaştıkça, sanat da soyutlaşmış” görünmektedir Pek çok soyutçu ressam, belkide bu nedenle, materyalist dünyada bir tür tinsellik arayışına girmiştir

Soyut sanat 1920’lerden 30’lara uzanan süreçte de yoğun etkisini sürdürmüş, soyut’un sanattaki tek somut gerçeklik olabileceğini savunan Theo Van Doesburg’un 1930’da Paris’te kaleme aldığı “Somut Sanat “ manifestosu, soyut sanat anlayışını benimsemiş pek çok sanatçının görüşlerine tercüman olmuştur

Soyut sanat, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve sonrasında Avrupa’da ve Amerika’da modern sanatın temel üslubu olmayı sürdürmüştür
20yüzyıl Batı Sanatında Akımlar/Ahu Antmen

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları
Görünüm Modları


sorsorgula.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.