İstihdam Kavramı

Eski 05-07-2009   #1
yesimciwciw
Icon47

İstihdam Kavramı



Bir ekonomik kavram olarak istihdamı(employment) üretim faktörlerinin gelir sağlamak amacıyla çalışması ya da çalıştırılması olarak özlü bir şekilde tanımlayabilirizBiliyoruz ki bir ülkenin ürettiği toplam mal ve hizmet miktarı yani milli geliri ile o ülkenin işe koşup çalıştırabildiği üretim faktörleri sayısı arasında aynı yönlü bir ilişki vardır

Klasik ve neo klasik iktisatçılara göre eknomide kendiliğinden işleyen otomatik bir mekanizma vardırBu mekanizma ile tüm üretim faktörlerinin kullanıldığı br düzeyde ekonomi dengeye gelecektir

Eğer bir ekonomide üretim faktörlerinin tümü çalışıyor ve üretime katılıyorsa biz bu ekonominin tam istidam durumunda olduğunu ya da tam istihdama ulaştığını söylüyoruzTam istihdamın gerçekleşmiş olduğu bir ekonomide mevcut çalışma koşullarında ve cari ücret düzeyinde çalışmak isteyen tüm emek sahipleri iş bulabildiği gibi ülkenin mevcut sermaye malları stoku ve tabiat faktörü de tamamen üretime katılmış durumdadırBöylece ekonominin mevcut üretim potansiyelinden tamamen yaralanılmakta ve atıl(boşta,çalışmayan) kapasite bulunmamaktadırBu teorik bir durumdur

Eksik istihdamda ise üretim faktörlerinin bir kısmı üretime katılmamaktadırBunun nedeni talep yetersizliğidirMalların bir kısmı satılamıyor stoklar artıyorsa ekonomide talep azlığından söz edilirBu durumda müteşebbisler talep üretildiği kadar mal üretecek , üretim hacmini daraltacaklardır Mal üretiminin azallması bir kısım işügücünün işsiz kalması demektirBu da bildiğimiz gibi eksik istihdamdır

Aslında insanların ihtiyaçları sonsuz olduğu için atıl(çalışmayan) faktörlerin de üretecekleri mal ve hizmetlere istek vardırFakat her istek talep değildirİsteklerin talep halini alabilmesi için satın alma gücü ile desteklenmesi gerekirToplumda fertlerin gelirleri artınca istekler satın alma gücü ile desteklendiğinden talep artacaktırBu da daha çok mal ve hizmet satılmasına stokların erimesine imkan verecektirStokların azaldığını gören müteşebbisler üretim hacmini genişletecekler ve bunun için işsiz ve boşta kalan faktörleri istihdam edeceklerdirBu da ekonomiyi tam istihdama doğru geçirmiş olacaktır

Üretim Kapasitesi ve Milli Gelirle İstihdam Arasındaki İlişki
Her milli ekonominin üretebileceği mal ve hizmet miktarının bir üst sınırı vardırBuna ekonominin üretim potansiyeli ya da daha sık kulanılan deyimi ile Üretim Kapasitesi denmektedirBu kapasite reel milli gelirin üst sınırını gösterirBir milli ekonominin üretim kapasitesi ekonominin sahip olduğu iş gücüne(N), bilinen doğal kaynaklarına(R), sermaye stokuna(K) ve üretimde kullanılan bilgi ve teknoloji düzeyi(T)ne bağlıdır

Q(üretim kapasitesi) = f ( N , R , K , T )
Kısa dönemde üretim kapasitesinin artması ancak işgücü miktarının(N) artrılması ile mümkündür Yani "Bir mili ekonomide kısa dönemde istihdam edilen işgücü miktarı milli gelir düzeyini belirlemektedir"

İŞSİZLİK ÇEŞİTLERİ

İradî İşsizlik: Cari (piyasadaki) ücret düzeyinde e mevcut çalışma koşullarında çalışmak istemeyenlerin meydana getirdiği işsizliktirBir kimse bir haftalık çalışmayla daha uzun süre geçinebiliyorsa kalan günleri boş geçirecektirAyrıca ailede birden çok ferdin çalışması geçinmeye yettiğinden kimi fertler çalışmamayı yeğleyecektir

Gayriiradî İşsizlik: Mevcut çalışma koşularında iş bulunmaması durumudurKeynes'e göre gayri iradi işsizlik talep yatersizliğinden ileri gelirEğer ibir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin tamamının satılması mümkün olmuyorsa bu durum o piyasadaki toplam talebin üretim faktörlerinin tamamının istihdamına yetmediğini ortaya koymaktadır

Friksiyonel İşsizlik: Bu tür işsizlik daha iyi çalışma imkanları ve daha yüksek ücret elde etmek amacıyla işçilerin yer ve meslek değiştirmelerinden doğabilirEmek arz ve talebi arasındaki kısa süreli dengesizlikler, emek sahipleri ile müteşebbislerin emek piyasası hakkındaki bilgisizlikleri, işgücünün mobilite noksanlığı friksiyonel(arizi) işsizliğin temel nedenleri arasındadırlar

Konjonkturel İşsizlik: Ekonomide refah ve buhran dönemleri birbirini izlerİşte bu dalgalanmalara konjonktür hareketleri denirAlçak konjonktür(depresyon) dönemlerinde iş gücü tam istihdam edilemez ve işsizlik ortaya çıkar

Mevsimlik İşsizlik:
Turizm, tarım, inşaat gibi mevsime bağlı işlerde görülen dönemlik işsizliktir

Yapısal İşsizlik: Strüktürel işsizlik de denir Bir ülkenin ekonomik yapısında ve toplam talebin bünyesinde meydana gelen değişmelerden kaynaklanırGözde iş kollarında istihdam artarken önemini yitiren alanlarda bu tür işsizlik görülür

Teknolojik İşsizlik:
Üretimde emeğin yerine makina ikame edilmesiyle ortaya çıkan işsiliktirUzun dönemde yeni iş kolları yaratan teknoloji kısa dönemde istihdam azaltıcı etki yapar

Gizli İşsizlik:
Herhangi bir üretim dalında gereğinden fazla kişinin çalışması yani bir kısım çalışanın üretime katkıda bulunmaması halinde ortaya çıkar

İSTİHDAM TEORİLERİ

Mahreçler Kanunu:
Mahreç satış sürüm sürüm yerleri anlamına gelirBu kanuna göre ekonominin tamamında talep yetersizliğinden veya diğer deyimle aşırı üretimden kaynaklanan gayri iradi işsizliğin ortaya çıkması mümkün değildirbu kanuna göre arzda meydana gelen her artış kendisi kadar bir talep artışına yol açmakta yani "her arz kendi talebini yaratmaktadır" Her arz kendi talebini yaratacağından toplam talep toplam arza eşit olacaktır
İnsanlar ihtiyacı olan mallardan almak için kendi ürettiğini satar yoksa amaç para almak değildir;para yalnızca kendi ihtiyaçlarını temin etmek için kullandığı bir araçtırİnsan ihtiyacı olan mallardan daha çok almak için daha çok üretecek böylce boşta üretim faktörü kalmayacak ekonomi tam istihdama kavuşacaktırMahreçler kanunu'nun geçerlilik koşulu herşeyden evvel kazanılan gelirlerin tümünün çok kısa zamanda harcandığı varsayımıdırFakat insanlar gelirlerinin bir kısmını tasarruf ederBu durumda ekonomide toplam talep arz edilen mallardan daha az olurBöylece talep yetersizliği ve buna bağlı işsizlik hali ortaya çıkarBu da ekonominin tam istihdamda olmadığını gösterirTasarruflar nedeniyle ekonomide ortaya çıkabilecek bu aksaklığın geçerli olmayacağını da Klasik iktisatçılar faiz teorisi ile ortaya koymaya çalışmışlardır

Faiz Teorisi: Klasik iktisatçılara göre faiz sermayenin fiyatıdırBu fiyat ya da bedel tasarruf edene tüketimden feragat ettiği için ödenmekte ve tasarruflar ekonomiye kazandırılmaktadır Böylece gelirlerin tümü harcandığından toplam arz toplam talebe eşit olacaktır
Tasarrufu müteşebbisler talep eder Amaçları yatırım yapmaktırFaiz yükseldikçe yatırımlar azalır çünkü girişimcilerin karı azalır

Ücret Teorisi:
Klasik iktisatçılara göre emek arz ve talebinin kesiştiği yer ücret miktarı ve istihdam düzeyini belirlerKaldı ki teori gereği emek arzı ve talebinin kesiştiği yerde ekonomi tam istihdamdadır
emek arzını çalışmanın marjinal zahmeti(çalışılan sonuncu saatin verdiği zahmet) ve çalışma ile elde edilen gelirin marjinal faydası belirlerBuna göre emek arzı doğrudan doğruya ücretin fonksiyonudurFakat bu nominal değil reel ücrettirReel ücret nominal ücreti fiyatlar genel düzeyine(P) bölerek bulunur

Klasik Fiyat Teorisi:
Para teorisinde gördüğümüz miktar teorisinin benzeridirBu teoriye ekonomide para arzında bir artış olduğunda daha fazla harcama olacak daha fazla üretmek mümkün olmadığından(ekonomi tam istihdamda) bu harcama fazlası fiyatlar genel düzeyinde bir artışa yol açacaktır

Modern İstihdam Teorisi: Ekonominin kendiliğinden dengeye gelmediğini devletin ekonomiye müdahale edecek bir iktisat politikası olması gerektiğini söyler Ekonominin eksik istihdamda da dengeye gelebileceğini iddia eder Bu teoriye göre toplam arzın toplam talebe, gelirlerin harcamalara, tasarrufların yatırımlara, emek arzının emek talebine eşit olması geçici bir tesadüftürTasarrufların faizin değil gelirin bir fonksiyonu olduğu kabul edilirAyrıca faizin sermaye arz ve talebine göre değil para arz ve talebine göre teşekkül ettiği ileri sürülmüştür Tüm bu görüşlerin fikir babası Keynes'dirKeynes'in damgasını vurduğu modern istihdam teorisine göre bir ekonomide milli gelirin hangi düzeyde olacağını o ülkenin ship olduğu üretim kapasitesi belirlerİstihdam arttıkça üretim kapasitesi daha çok kullanılacak böylece daha fazla mal ve hizmet üretilecek yani milli gelir artacaktırİstihdam düzeyini ise girişimcilerin piyasa hakkındaki beklentileri belirler

Denge Geliri ve İstihdam Düzeyi

Keynes klasik iktisatçıların Mahreçler kanunu yerine efektif talep teorisini getirmiştir Efektif talep toplam arzın toplam talebe eşit olduğu yerdeki talep hacmidir Keynes'e göre efektif talep girişimcilerin üretecekleri mallara gelecekte yapılacak tüketim ve yatırım harcamaları toplamıdır Bu bakımdan Keynes geleceğe dönük tahminlere büyük değer vermiştir Keynes'e göre ekonomi eksik istihdamda da dengeye gelebilir tam istihdamda da Her iki halde de ekonominin ulaştığı gelir düzeyine denge geliri ya da denge milli geliri denir Denge noktasını toplam talep etkilerDenge gelirinin hangi düzeyde olacağını belirlemenin iki yolu vardır:

* Toplam talebin toplam arza eşit olduğu noktada

* Tasarrufların yatırımlara eşit olduğu noktada

İstihdam Hacmini ve Milli Geliri Belirleyen Faktörler

Dışa kapalı bir ekonomide toplam talebin gerek özel kesimin gerekse devletin yaptığı ütketim ve yatırım harcamalarından oluştuğunu, toplam arz ve toplam talebin kesiştiği noktadaki talebin de gerçekleşen talep olduğunu ve fiilen yapılan harcamalrı gösterdiğini ve bu talebe Keynes'in efektif talep dediğini ve aslında efektif talebin belli bir dönemde o ekonomide yapılmış tüktetim(C) ve yatırım(I) harcamalarının toplamına eşit olduğunu belirtmiştikZaten belli bir dönemde bi ekonomide gerçekleşen ya da fiilen yapılmış bulunan bu harcamalırn da milli gelir oluşturduğuna dikkati çekmiştikTüm bunlardan çıkan sonuç belli bir dönemde dışa kapalı bir ekonomide milli geliri belirleyen değişkenin o ekonomide fiilen yapılmış bulunan(efektif talep) tüketim ve yatırım harcamaları olduğudurDışa kapalılık varsayımını kaldırırsak ithalat ve ihracat farkını( X - M ) da hesaplara katmak gerekecektir Şimdi makro analizin temel büyüklükleri olan bu harcama kalemlerini ayrı ayrı ele alarak inceleyelim

Tüketim Harcamaları

Tüketim harcamaları ve tasarruflar gelire bağlı(induced) ve gelirden bağımsız(autonomous) iki kısımdan kısımdan oluşur Bu nedenle 0 gelirde dahi bir miktar tüketim harcaması olurBir kişi gelirini ya tüketecek ya da tasarruf edecetir bu nedenle tüketim ve tasarruf harcamaları toplamı bize toplam geliri verir Geliri (Y) tasarrufları (S) tüketim harcamalarını (C) ile gösterirsek tasarruf ve tüketim denklemlerinin:

C = Co + c * Y
S = - So + s * Y
Şeklinde olduğu görülürTasarruflar ve tüketim harcamalrı toplamı bize geliri vereceğinden Y = C + S olduğu unutulmamalıdır

Ortalama tüketim eğilimi(APC) = C / Y dir
Marjinal tüketim eğilimi(MPC) = deltaC / deltaY dir Gelirde meydana gelen bir artışın ne kadarının tüketime gideceği anlatılmaktadırYani gelir 10 lira artınca 7 lirasını harcıyor 3 lirayı tasarruf ediyorsak MPC 0,7 dir
Ortalama tasarruf eğilimi(APS) = S / Y dir
Marjinal tasarruf eğilimi(MPS) = deltaS / deltaY dir Gelirde meydana gelen bir artışın ne kadarının tasarrufa gideceği anlatılmaktadır

Formüldeki çarpım durumundaki küçük "c" marjinal tüketim eğilimi küçük "s" ise marjinal tasarruf eğilimidir"c" ve "s" sayıları toplamı 1'dir"c" tüketim fonksiyonun eğimi, "s" tasarruf fonksiyonunun eğimidir
APC + APS = 1 (C/Y + S/Y =[C+S]/Y ve C+S=Y olduğundan Y/Y=1 )
MPC + MPS = 1

__________________





Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


frmsinsi.net
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.