Bu Benim Hikayem

Eski 01-24-2007   #1
Ergenekon
Varsayılan

Bu Benim Hikayem



Yaşanmış bir olaydır
Anaların En Kutsalı

Komutanın arabasının okulun bahçe kapısı önünde durduğunu çalışma odamın penceresinden gördüm Arabayı kullanan asker aşağı indi Bana geliyordu
Ağustosun sıcağı alevden bir kuş olup geldi, başka yer yokmuş gibi benim yüreğime kondu Hiç alışık olmadığım bir üşüme sarıverdi bedenimi Yüreğimdeki alev kuşu yakacağına üşütüyordu Kesif bir duman gözlerimi buğuladı Ellerim titriyordu Askerle okulun koridorunda karşılaştık “ Öğretmen Bey! Komutanım sizi” Sözünü tamamlamadan “gidelim” Dedim Bahçe kapısına vardığımızda komutan da arabadan inmişti Soran gözlerle baktım “ Ahmet “ dedi “Fatma Kadın’ın Ahmet Dün gece pusuda dört şehit verdik Haber bu sabah geldi Beraber gidelim öğretmenim, evi gösterirsin” Sesi en soğuk kış gecelerinin taştan han duvarlarından daha soğuktu “Ev derenin karşısında, araba burada kalsın köprü güvenli değil” Dedim “ Peki “ dedi Askere döndü “Sen arabanın yanında kal oğlum
Komutan ağır ağır, adımlarına baka baka yürüyordu Aklında Fatma Kadın’a acı haberi verme mecburiyetinin sıkıntısı vardı besbelli Yol bitsin istemiyordu Kendini sırtında ağır bir yükle bir uçurumun kenarında hissediyordu Yuvarlanmadan o yükü o uçurumdan nasıl indirecekti
“ Ahmet yetimdi komutanım ” Dedim “Babası o daha beş-altı yaşlarındayken ölmüş Birden hastalanmış Sıcak bir çay iç, iki aspirin at Bir de terledin mi bir şeyin kalmaz demiş köydeki bu işi bilenler Ama haftasına varmadan ölmüş Doktorsuzluk, parasızlık, çaresizlik işte Fatma Kadın hiç evlenmemiş bir daha Bir de kızı vardı Geçen yaz aşağı köye bir oğlana kaçtı Ahmet askere yeni gitmişti o sıra Araya girenler oldu Ahmet askerden döner, bacısıdır, hazmedemez husumet olur, bu yüzden belki başı belaya girer diye barıştı oğlanın ailesiyle gönülsüz olsa da Ahmet’i bekliyordu kadıncağız İyi-kötü üçbeş dönüm tarla, iki baş hayvanları var Kadın haliyle pekiyi bakamasa da bazan köylünün yardımını görerek geçimi kadar mahsul alıyor Ahmet bir gelsin hele, çoğu bitti diyordu geçenlerde Köylük yerde geçim de ne ola ki Azı bulan çoğu hiç aramaz Ahmet söylememiş anasına ama ,Sarı Süleyman’ın küçük kızı Zehra’da gönlü varmış Ana kalbi bu anlar elbet Kızın gönlü var mı bilmiyorum vardı herhalde
Komutan beni dinliyor mu diye bir göz süzümü baktım Dinliyordu Gözlerini ve aynı anda yumruklarını önce öfke sonra da muhakkak alınması gereken bir hınçla sıkışından, o öfke ve hıncın yüzüne vurmuş, karaya çalan sarımtırak acısından anladım Ama anlattıklarımın sırtındaki yükü taşınmaz hale getirdiğini, başında durduğu uçurumu da dipsiz yaptığını o anda anlayamadım
Yokuşun kıvrımındaki meşe koruluğunu konuşmadan geçtik Dere boğazında su vardı “Tahta köprüden geçeceğiz ,az ilerde” Dedim Komutan konuşmadı Sallanan köprünün ardımızda kaldığını, kavak kümesinin serinliğini sırtımda hissedince anladım Terlediğimi ve yolun tozunun toprağının çamurlaşıp terlemiş bedenime yapıştığını da o serinlikte farkettim Fatma Kadın’ın evi önümüzde, kocamış bir incir ağacının duldasındaydı Kapıyı ben mi çaldım bilmiyorum Ama Fatma Kadın yarı aralanmış kapının önündeydi işte Evecenlikle bağlanmış renkli yaşmağının yana kaykılmışlığından fırlayan yarı akça saçları alnını tam ortadan kesip yüzüne dökülmüştü Gözlerini göremedim
Komutana baktım hırsızlama
Daha da ağırlaşan yük, dipsiz uçurum yetmezmiş gibi; dünyanın direği birden kırılmış, koca dünya başı boş,delicesine dönmüş,döndükçe küçülmüş, küçüldükçe pörtükleşmiş,gelip komutanın boğazını tıkamıştı “Başınız sağolsun “ diyecekti Diyemedi Anlamıştı Fatma Kadın Suya, otlara,ağaçlara, gökyüzünün enginliğine sızım sızım sızan bir sessizlikte birşeyler okumaya başladı Yalazlanmış ağustos sıcağını serinleten bir yalvarış mı, etrafını saran onlarca kudurmuş köpeği kovan beyaz şimşekli kıpkırmızı bir öfke mi Sonsuz güce yönelmiş bir niyaz mı? Acı bir gözyaşı sessizliğinde kıvrım kıvrım kıpırdıyan bir mırıltı “ Vatan sağolsun” Birden secdeye vardı Fatma Kadın Sonra kınalı ellerini gökkubbeye kaldırdı “ Şükürler olsun Rabbim Ben de şehit anası oldum
O an her şey sustu Az önce pörtüklenip komutanın boğazına tıkanan dünya bir hıçkırık olup dışarı boşanmasaydı sonsuza kadar söylenmiş son söz bu olacaktı
Gökler maviliğini, yerler yeşilliğini, çiçekler en güzel kokusunu odaya doldurdu İçeri sızan evrenin tüm ışıklarında binlerce, onbin kere binlerce elleri kınalı, elleri nasırlı kadın secdeye varıyordu Göz pınarlarında iki billur damla, tam düşme eşiğinde iken birden donuyor, yanaklarına değil, için için yüreklerine akıyordu Hayal değildi, gördüm ben bunları
Sallanan tahta köprüden geçip dere boğazına vardığımızda farkettim ki ağlayan yalnız ikimiz değildik Ağustosun yangınına yağmur yağıyordu

Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 01-24-2007   #2
asyaland
Varsayılan


saol cok güzel bir paylasım
cok hüzünlü bir hikaye etkileyici:(

__________________
Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 01-24-2007   #3
RaHaTSiZ
Varsayılan


~~enTeReSanpayLasım iCin saoL~~
Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 01-24-2007   #4
puslu
Varsayılan


offf yazacak bir şey bulamadım bu nasıl bir yürektirAna gibi yar olmaz diye boşa dememişler elinize sağlık çok teşekkürler
Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 01-24-2007   #5
Şengül Şirin
Varsayılan


Evet Türk analarını ağlatmasınlar artık
Alıntı Yaparak Cevapla

Eski 01-24-2007   #6
İSİMSİZ KARANLIK
Varsayılan


Türk anası
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


frmsinsi.net
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.