Geri Git   Frmsinsi.net - Hakkında Bilgi - Nedir > Sinsi Eğlence > Bir Tutam Hikaye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
günün, hikayesi

Cevap : Günün Hikayesi

Eski 08-13-2009   #16
TiFus
Varsayılan

Cevap : Günün Hikayesi



11072009



Gönderilmeyen Mektup
Biliyorsun, gayem sana zarar vermek, seni incitmek, kırıp dökmek değildi Yılar yılı açı çekmiştim, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın Acına, yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine, ömrümü ömrüne katip seni mutlu edecektim
Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip ,bu sevgiyi yaşamanı istemiştim Yüreğim tahtı da tacı da sana vermişti Yalnız seni istiyorduYüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ettin Çok sevilmek bu kadar kötü müydü?Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?
Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da,kocaman bir iğrenç oyu oynamışsın Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmişsin Gözüm kapalı hayatimi ortaya koyduğum bir kumar oynamıştımYasini seni kazanacaktım,ya da kendimden ya geçecektim
Hem seni kaybettim ,hem de kendimden vazgeçecektim Var miydi böyle kimsesiz darmadağın olmak biçare kalmak ,var miydi?

Keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi
Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum Bu kadar direttiğim için beni bağışla sevmek ölümüne cesaret, buzdan değil ateşten yürek ister Adı üzerinde sevdaydı bendeki, zorda sevdayı büyütmek kolay değildi elbet Bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin, yine de bu kadar sevilemezdin Hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz
Beni kırgınlıklarla çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen ‘’ keşke’’ lerle bıraktın Bana onca acı verdin ama yüreğim düşman olamıyor Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor
Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım Sevdan beni divane etti, beni asileştirdi, kendime sözüm geçmiyor artık Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım İlk açım değil ama en büyük açımsın Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor canımı acıtıyor Sen yüreğimde bir hasret en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın Yüreğimin sarayından seni kovmuyor, tacı da tahtı da sensiz bırakmıyor



Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Günün Hikayesi

Eski 08-13-2009   #17
TiFus
Varsayılan

Cevap : Günün Hikayesi



12072009



Yeşil Elbise Hikayesi
Kasabanın üzerindeki derin karanlık yavas yavas yok olmaya baslamadan Ezan sesi karanlıkları delerek semaya doğru yükseliyorduSessiz ortamda daha bir anlamlı ve insanın yüreğini sızlatan bu çağrı uyumakta olan Hasan efendinin kulağını ılık bir rüzgar gibi oksuyorduHızla yataktan kalkıp rehavet veren uykuyu bıçak gibi kesip atan soğuk suyla abdest aldıGozlerinde uykudan eser kalmamıstıGayet dinç ve husu içerisinde kıldı namazını Namaz sonrası yine tüm ümmet için dualar ettiGün tamamen ağarana dek sürdü duası

Hasan efendi emekli olmus, çocuklarını evlendirdikten sonra da esiyle ikisi yalnız yasamaya baslamıslardıGünlerini cami ile ev arasında geçiriyor,gençliğinde yapamadıkları için tevbe ve dualarla telafi etmeye çalısıyordu Gerçi gençken de alnı secdeye varıyor,elinden geldiği kadar Allah’ın hükümlerini yerine getirmeye çalısıyordu

Ama yas ilerleyince ve çocukların sorumlulukları biraz da olsa üzerlerinden kalkınca kendini Allah’a daha da fazla adamıstıBos sozden ve faydasız olan her seyden kendini uzak tutmaya çalısıyor,sadece cami cemaatiyle islami sohbetler edip kasabanın tek kahvesine bile uğramıyorduYani samimi olduğu insanlar sadece cami cemaatiydi Caminin imamıyla ve birkaç arkadasıyla fikir alısverisinde bulunmak onu çok mutlu ediyor bilmediklerini arastırarak oğrenmek ise son derece huzur veriyordu ona

oğlen ezanı okunmadan abdest alarak hızla çıktı evden Camiye yetismek için acele ediyordu ki evleriyle bitisik komsusu da kosarak çıktı evinden

_-_ Hasan efendi sende mi geç kaldın?

_-_ Evet Ramazan efendiHayırdır sen niye kosuyorsun

_-_ Dükkana çocuğu bırakıp yemeğe gelmistim bir hata yapmadan ona yetiseyim diye acele ediyorumSen camiye mi gidiyorsun?

_-_ Evet komsum camiye gidiyorum

_-_ Hoca efendiye soyle de hoparlorün sesini biraz kıssınSabah sabah yankılanıyorO kadar açmasının ne gereği var ki? Namaz kılan saatini kursun da kalksın o vakitteTüm kasabayı rahatsız etmenin bir anlamı yok ki

_-_ Yapma komsumEzan sesinden rahatsız olur mu insan? O sesi duyarak belki namaza kalkacak ve hayatı boyunca da bırakmadan alnı secdeye varacakBen bu vebali yüklenememSen kestirirsen bende açılması için elimden geleni yaparım

_-_ Tamam hadi yine baslama nasihateBen gider çatarım bir gün onaHadi geç kaldım ben

_-_ Allah’a emanet ol komsumPara kazanma hırsını insallah bir gün yener sende bize katılırsınAllah büyüktür

_-_ Bos ver Hasan efendiSen beni kurtarırsın komsumsun ya

Hızla uzaklastı oradanHasan efendi acı bir tebessümle ardından bakakaldıKasabanın kasabıydı Ramazan efendiBirde ona en yakın olan komsusuHer ise gelip giderken yesil onlüğünü giymis para kazanma hırsıyla dükkanına kosarken gorürdüSenelerdir bir kere bile camide gormemisti onuOnu her gordüğü yerde tavsiyelerde bulunur,bu dünyanın gelip geçici olduğunu ve ne kadar para kazanırsa kazansın,ne kadar mal yığarsa yığsın ,ne kadar arsa ve tarla satın alırsa alsın,kendinden çok uzaklarda gorse de olümün er geç onu da yakalayıvereceğini anlatsa da o, alaysı bir ifadeyle karsılık vererek is onlüğünü hızla giyip kosardı dükkanına

Hasan efendi derin düsünceler arasında girdi camiyeİçerisini soyle bir süzdüGenelde hep aynı insanlar vardıBazen Cuma günleri biraz fazlalassalar da tıka basa dolu hiç gormemisti burayıRamazan efendi cumalara bile gelmez,Hatta o vakitte dükkanını bile kapatmaz müsteri gelebilir endisesiyle ısrarla beklerdiArtık klasiklesmis bir sekilde basıyla her birini selamlamıs bos olan caminin onündeki safta yerini almıstı bileİmam geriye doğru baktığında Hasan efendiyle goz goze gelmis hafifçe gülümsemisti Oda hep aynı yüzlerle muhatab oluyor sanki mütemadiyen aynı insanlara namaz kıldırıyorduNamaz sonrası yine tüm insanlık için dualar ettiler hep birlikteÇıkısta yine hal hatırlı sohbetlerde bir kasabalının hasta olduğunu duyduklarında topluca geçmis olsuna gitmek için çıktılar camiden

Sekiz_-_dokuz kisi ard arda yolda yürürlerken Ramazan efendinin dükkanının onünden geçiyorlardıDükkanının onünde o meshur yesil is onlüğüyle oturmus bir arkadasıyla tavla oynuyorduHasan efendi üzüntüyle baktı komsusunaolümü bu kadar uzak saymak,Allah’ı ve onun kitabından bu derece uzak durmak,Allah’a secde etmeye davet eden ezandan bile bu denli rahatsız olmak ne hazinSonra ayeti hatırladı

“Biz insanlara asla zulmetmeyizİnsanlar kendi kendilerine zulmeder”Evet ne güzel açıklamıstı yaradanYarattığı mahlukata o zulmetmiyordu kiKendi kendine zulmeden yine yaradılandıBunlar kafasını kemirirken aksamı zor etmisti Hasan efendi

Günler bu sekilde gelip geçerken o yine camiden içeri girdiCami her zamankinden biraz daha fazla kalabalıktıAma bu defa gozlerine inanamadı Ramazan efendi en ondeydiBiraz daha dikkatli baktığında onu gordüEvet en on saftaydı komsusuYine yesiller giymis en onde etrafındaki insanlara aldırmadan oylece duruyordu

Hayatı boyunca bir kere bile camiye gelmeyen bu adam suan buradaydıYine hayatı boyunca Ezandan rahatsız olan hatta bu rahatsızlığını en kaba sekilde dile getiren bu zat için kasabanın semalarında yükselmisti salavatlar

Evet Ramazan efendi En on safta sessiz ve hareketsiz yatıyorduBu defa yesil onlüklü değil,tabutu yesillere bürünmüstüSağken ayak basmadığı bu camiye cansız bedeni baskaları tarafından getirilmis en on tarafa yerlestirilmistiSağken ezandan duyduğu rahatsızlıkla camidekileri kıran bu kisi için Salalar okunmustu

Bu dünyayı,ve burada kazandıklarını,her fırsatta ovündüğü evlatlarını,çokluğuyla gururlandığı arsalarını,son model yaptırdığı evini bu dünyada bırakarak son yolculuğuna çıkmıstı Ramazan efendiHasan efendi tüm bu düsünceler içerisindeyken imamın sesiyle irkildi;

_-_ Ey cemaatMevtayı nasıl bilirdiniz

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Günün Hikayesi

Eski 08-13-2009   #18
TiFus
Varsayılan

Cevap : Günün Hikayesi



13072009



Acele Karar Vermeyin
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmışÖyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep Bir sabah kalkmışlar ki,at yok Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydiKrala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardınŞimdi ne paran var, ne de atın" demişlerİhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş"Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek buOndan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz kararAtımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz Çünkü bu olay henüz bir başlangıçArkasının nasıl geleceğini kimse bilemez" Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşlerAradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüşMeğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendineDönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmişBunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler"Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var" "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar "Sadece atın geri döndüğünü söyleyinBilinen gerçek sadece bu Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz Bu daha başlangıçBirinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişlerBir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış Köylüler gene gelmişler ihtiyara"Bir kez daha haklı çıktın" demişler "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak Oysa sana bakacak başkası da yokŞimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş"O kadar acele etmeyin Oğlum bacağını kırdıGerçek bu Ötesi sizin verdiğiniz karar Ama acaba ne kadar doğru Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez" Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar Köyü matem sarmış Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş Köylüler, gene ihtiyara gelmişler "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer" "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar "Oysa ne olacağını kimseler bilemez Bilinen bir tek gerçek var Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor"
( Hikaye , Hikaye oku , hikayeler , Hikayeyaznet )

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

"Acele karar vermeyinHayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının Karar; aklın durması halidirKarar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdururBuna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yaparOysa gezi asla sona ermez Bir yol biterken yenisi başlarBir kapı kapanırken, başkası açılırBir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz"


Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Günün Hikayesi

Eski 08-14-2009   #19
TiFus
Varsayılan

Cevap : Günün Hikayesi



14072009

Kalbim Kırık

tanıştırıldığım bir erkekle çıkmaya başladıkonun bayan arkadaşları vardı çok sevdiğiözellikle birini çok seviyordu ve niye bu kadar çok sevdiğini bilmediğini söylemiştiönceleri kıskançlık yoktu aramızda ama sürekli onunla birlikte gezmeleri eğlenmeleri beni sinirlendirmeye başlamıştıböyle bir şeyi hazmetmek çok zordu benim içinsevgililer gününde beni aramasını beklemiştim ama aramadı ben aradımev arkadaşı ve bayan arkadaşı beraber eğleniyorlardıdoğrusu çok alınmıştım ve sinirlenmiştimhadi gel demişt ama ben gitmek istemedimısrar edince gittim ama yüzüm asık öyle oturdumsanki ikiside bana kasıtlı yapıyorlardıtamam çok iyi arkadaş olabilirler ama aramıza onu sokup beni kendinden soğutmamalıydıbitirmek istedim ilişkimizi bir çok kezama o beni seviyordu biliyorumşimdi onunla evliyim ama her şey çok farklı onun sadece karısıyım hayat arkadaşı dostu konuşabileceği güvenebileceği biri olarak görmüyor her niyeyse beni hep kendime soruyorum "neden benimle evlendi" diyehiçbirşey paylaşamıyoruz geç evlendiğimiz için hala kendi hayatını yaşıyor diye düşünmüştümevet paylaştığımız 2 çocuk var başka da hiçbir şeyimiz yokve ben evlenmeyi düşünmüyordum keşke ne onunlu ne de başka biriyle evlenmeseydim diyorumkonuşamadığınız ve hayatı paylaşamadığınız bir adamla bir ömür boyu zor olsa gerek!

http://forumsinsi.net/bilgenesil-sor...l-arindirilir/

Alıntı Yaparak Cevapla