Esmâ-Ül Hüsna

Eski 07-17-2012   #1
FrmSinsi
Varsayılan

Esmâ-Ül Hüsna



Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi rabbil âlemin Ves selâtü ves selâmu alâ resûlune muhammedin ve alâ ve alihi sahbihi ecmain

Elhamdülillahillezi hedana lihaza vema kunnali nehtediye levla en hedenAllah
( Araf suresi 43ayet/ Meali= Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik)


Bastan Sonveda adli kardesimizin bu hizmete vesil oldugunu bu calismayi hazirlamami rica etmesi beni cok ama cok sevindirdi Insaallah Rabbimizin Esmaül-Hüsna´sindan bahsedecegiz
Bu hizmete vesile oldugu icin Insaallah bu kendisi icin bir sadaka-yi Cariye olmasini Rabbimden diliyorum:


Esmaül-Hüsna
Hasr suresinin son ayetlerinde Rabbimiz buyuruyor ki:
22 O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur Görülmeyeni ve görüleni bilendir O, esirgeyendir, bağışlayandır
23 O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir
24 O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır En güzel isimler O'nundur Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler O, galiptir, hikmet sahibidir

Hadisde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorki:
Hadis Numarasi :1780
Ravi: EnesTanım:
Bir adam şöyle dua etmiştir "Ey Allah'ım , hamdlerim sanadır, nimetleri veren sensin, senden başka ilah yoktur Sen semavat ve arzın celal ve ikram sahibi yaratıcısısın, Hayy ve Kayyumsun (kainatı ayakta tutan hayat sahibisin) Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!" (Bu duayı işiten) Resulullah (sav) sordu: "Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor, biliyor musunuz?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir?" "Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim ki, o Allah'a, İsm-i Azam'ı ile dua etti O İsm-i Azam ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir"
Kaynak: Tirmizi, Da'avat 109 (3538); Ebu Davud, Salat 368, (1495); Nesai, Sehv 57, (3, 52)


Hadis Numarasi :1782
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resululah (sav) buyurdular ki: "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır Kim bunları ezberlerse cennete girer Allah tektir, teki sever"
(Bir rivayette: "Kim o isimleri sayarsa cennete girer" buyurmuştur Buhari hadisi bu lafızla tahric etmiştir Müslim'de "tek" kelimesi yoktur) [Tirmizi'nin rivayetinde Resulullah (sav) Allah'ın isimlerini şöyle yazdı: ("O Allah ki O'nda başka ilah yoktur Rahman'dır Rahim'dir, El-Meliku'l-Kuddusu, es-Selamu, el-Mü'minu, el-Müheyminu, el-Azizu, el-Cebbaru, el-Mütekebbiru, el-Haliku, el-Bariu, el-Musavviru, el-Gaffaru, el-Kahharu, el-Vehhabu, er-Rezzaku, el-Fettahu, el-Alimu, el-Kabizu, el-Basitu, el-Hafidu, er-Rafiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semiu, el-Basiru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latifu, el-Habiru, el-Halimu, el-Azimu, el-Gafuru, eş-Şekuru, el-Aliyyu, el-Kebiru, el-Hafizu, el-Mukitu, el-Hasibu, el-Celilu, el-Kerimu, er-Rakibu, el-Mucibu, el-Vasiu, el-Hakimu, el-Vedudu, el-Mecidu, el-Baisu, eş-Şehidu, el-Hakku, el-Vekilu, el-Kaviyyu, el-Metinu, el-Veliyyu, el-Hamidu, el-Muhsi, el-Mubdiu, el-Muidu, el-Muhyi, el-Mümitu, el-Hayyu, el-Kayyumu, el-Vacidu, el-Macidu, el-Vahidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kadiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Ahiru, ez-Zdhiru, el-Batinu, el-Vali, el-Müte'ali, el-Berru, et-Tevvabu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raufu, Maliku'l-Mülki, Zü'l-Celali ve'l-İkram, el-Muksitu, el-Camiu, el-Ganiyyu, el-Muğni, el-Mani', ed-Darru, en-Nafiu, en-Nuru, el-Hadi, el-Bediu, el-Baki, el-Varisu, er-Reşidu, es-Saburu") İsimleri bu şekilde, sadece Tirmizi saymıştır]
Kaynak: Buhari, Da'avat 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizi, Da'avat 87, (3502)

Hadis Numarasi:1778
Ravi: HzBüreyde
Tanım: Resulullah (sav), bir adamın şöyle söylediğini işitti: "Allah'ım, şehadet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur" Bunun üzerine Efendimiz (sav) buyurdular: "Nefsimi kudret dinde tutan Zat'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i Azamı adına talepte bulundu Şunu bilin ki, kim İsm-i Azamla dua ederse Allah ona icabet eder, kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir"
Kaynak: Tirmizi, Da'avat 65, (3471); Ebu Davud, Salat 358, (1493)

Hadis No : 1779
Ravi: Mihcen İbnu'l-Edra
Tanım: Resulullah (sav) bir adamın: "Ey Allah'ım, bir ve samed olan, doğurmayan ve doğurulmayan, eşi ve benzeri de olmayan Allah adıyla senden istiyorum Günahlarımı mağfiret et, sen Gafursun, Rahimsin!" dediğini işitmişti, hemen şunu söyledi: "O mağfiret edildi O mağfiret edildi O mağfiret edildi!"
Kaynak: Ebu Davud, Salat 184, (985); Nesai, Sehv 57, (3, 52)


[B][Esmâ-i Hüsnâ Zikri ve Adâbında A'râf sûresi 180 âyette, "O'na (Allâh'a) o isimlerle duâ edin " buyrulduğunu, bir hadîs-i şerîfde de “Allah Teâlâ'nın güzel isimlerini ezberleyip sonuna kadar sayanların cennetle müjdelendiği” ni belirtmiştir İşte bu Allah Teâlâ buyruğu ve Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem müjdesi, Esmâ-i Hüsnâ'nın tarîkat mensûbu olan veya olmayan bütün müslümanların dilinden düşürmedikleri zikri, yani virdi olmuştur Bu husus tarikatlarca daha sistemli ve tertipli hâle getirilmiştir Allah Teâlâ'yı zikretmek Kur'an-ı Kerim'de çeşitli yerlerde emredilmiştir Bu âyetlerden birisi şöyledir : "Ey mü'minler! Allâh'ı çok zikredin O'nu sabah akşam tesbîh edin "
İşte Kur'an-ı Kerim'deki bu âyetler, müslümanlar arasında Allah Teâlâ'yı zikretmenin, bir ibâdet olarak müslümanlar arasında yayğınlaşmasına vesîle olmuştur Esmâ-i Hüsnâ zikri âyetlerin de işâretiyle zikir ibâdetin ayrılmaz bir unsurudur Zikri tarîkatlar bir sisteme bağlamışlardır Her tarîkatın kendi mensuplarına tavsiye ettiği bir zikir âdabı, usûlü ve sayısı vardır Bu, o tarîkatın virdi, yani belli zamanlarda, belli mikdarda tekrar edilerek okunan şeyler olarak kabul edilir Esmâ-i Hüsnâ zikri de bazı tarîkatların virdleri (evrâdı) arasındadır Mesela, Halvetiyye tarîkatında şu yedi Esmâ asıl kabul edilmiştir:
Kelime-i tevhîd, Allâh, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr
Şu beş isim de fürû' (ek, ilave) kabul edilmiştir:
Fettâh, Vâhid, Ehad, Samed, Allâh
[B]Bu son beş isim, asıl kabul edilenlere ilâve edilir
Esma-i Hüsnâ hakkında birçok eserler telif edilmiş ve yazılmıştır Niyâzî-i Mısrî kaddese’llâhü sırrahu’l azîzin Şerhu'l-Esmâi'l-Hüsnâ Risâlesi de bulunmaktadır Bu eserlere örnek olarak İbn-i Îsâ'nın Esma-ül Hüsnâ Şerhi isimli eserinde esmâ zikrine başlamadan önce şartların bulunduğu ve bunlar için şartların olduğu ve yerine getirilmesini tavsiye etmektedir Ondan sonra zikre başlanabilecektir O, eserinde her ismin hangi vakitte ve kaç adet zikredilmesi gerektiğini de, genellikle son beyitte belirtmiştir Buna göre her ismin zikredileceği vakit ve adet bellidir
İbn-i Îsâ'nın belirttiği bu vakitler yedi tânedir:
1 Güneş,
2 Müşteri (Jüpiter, Mars),
3 Zühre (Venüs, Çobanyıldızı),
4 Mirrîh (Merih),
5 Kamer (Ay)
6 Utârid (Merkür),
7 Zuhal (Satürn)

Görüldüğü gibi, Allah Teâlâ'nın isimlerinin zikredileceği vakitler bazı gezegenlerin isimleriyle anılmaktadır İbn-i Îsâ, eserinde , şema hâlinde, bu vakitlerin hangi günün hangi kısmına isâbet ettiğini takdîm etmiştir Günün bu kısımları da şunlardır:
1 Sabah,
2 Kuşluk,
3, Zevâl (Güneşin tam tepe noktaya ulaştığı ân),
4 Öğle, 5 Mâ-beyn (Öğle ile ikindei arası),
6 İkindi,
7 Akşam
İsimlerin zikredileceği vakitler, her günün bu kısımlarından farklı birine isâbet etmektedir Onların isâbet ettiği, günün bu kısımları da şunlardır:

ESMÂ-ÜL HÜSNÂ

Ve ebced hesabi:

[IMG]file:///C:/Users/Furkan/AppData/Local/Temp/msohtml1/01/clip_image002jpg[/IMG]


Güneş : Pazartesi, mâ-beyn ; Salı, kuşluk ;Çarşamba, ikindi ; Perşembe, zevâl ; Cuma, akşam ; Cumartesi, öğle ;Pazar, sabah

Müşteri : Pazartesi, zevâl ; Salı, akşam ; Çarşamba, öğle ; Perşembe, sabah ; Cuma, mâ-beyn ; Cumartesi, kuşluk ; Pazar, ikindi

Zühre : Pazartesi, ikindi ; Salı, zevâl ; Çarşamba, akşam ; Perşembe, öğle; Cuma, sabah ; Cumartesi, mâ-beyn ; Pazar, kuşluk

Mirrîh : Pazartesi, öğle ; Salı, sabah ; Çarşamba, mâ-beyn ; Perşembe, kuşluk ; Cuma, ikindi ; Cumartesi, zevâl ; Pazar, akşam

Kamer : Pazartesi, sabah ; Salı, mâ-beyn ; Çarşamba, kuşluk ; Perşembe, ikindi ; Cuma, zevâl ; Cumartesi, akşam ; Pazar, öğle

Utârid : Pazartesi, akşam ; Salı, öğle ; Çarşamba, sabah ; Perşembe, mâ-beyn ; Cuma, kuşluk ; Cumartesi, ikindi ; Pazar, zevâl

Zuhal : Pazartesi, kuşluk ; Salı, ikindi ; Çarşamba, zevâl ; Perşembe, akşam ; Cuma, öğle ; Cumartesi, sabah ; Pazar, mâ-beyn

Şerh-i Esmâ-i Hüsnâ'da belirtilen üsûle göre bu vakitlerde okunacak isimler ve adetleri şunlardır :
Güneş : 1 Allâh (66), 2 er-Rahmân (298), 3 er-Rahîm (386), 4 el-Melik (90), 5 es-Selâm (131), 6 el-Hâlık (731), 7 el-Bârî (204), 8 el-Bâsıt (72) 9 er-Râfi‘ (351), 10 el-Muizz (117), 11 el-Basîr (300), 12 el-Hakem (68), 13 el-Adl (104), 14 el-Gafûr (1286), 15 el-Aliyy (110), 16 el-Hafîz (998), 17 el-Mukît (550), 18 el-Celîl (73), 19 el-Bâis (573) 20 el-Muhsî (148), 21 el-Hayy (18), 22 el-Kâdir (305), 23 el- Muktedir (744), 24 el-Evvel (37), 25 el-Vâlî (47), 26 el-Afüvv (156), 27 Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm (1100), 28 el-Ganî (1060), 29 el-Mâni‘ (161), 30 en-Nûr (256), 31 el-Hâdî (20), 32 el-Bâkî (113), 33 er-Reşîd (514), 34 es-Sabûr (298)

Müşterî : 1 el-Kuddûs (170), 2 el-Müheymin (145), 3 el-Mütekebbir (662), 4 el-Kahhâr (306), 5 el-Alîm (150), 6 el-Kâbız (903), 7 es-Semî‘ (180), 8 el-Kebîr (231), 9 el-Müşterî (55), 10 eş-Şehîd (319), 11 el-Hamîd (62), 12 el-Mübdî (56), 13 el-Kayyûm (156), 14 es-Samed (134), 15 et-Tevvâb (409), 16 el- Muksıt (219), 17 el-Câmi‘ (114), 18 el-Bedî‘ (86)

Zühre : 1 el-Mü'min (136), 2 el-Gaffâr (1281), 3 el-Vehhâb (14), 4 er-Rezzâk (308), 5 el-Latîf (129), 6 eş-Şekûr (526), 7 el-Hasîb (80), 8 el-Kerîm (270), 9 er-Rakîb (312), 10 el-Mecîd (57), 11 el- Vekîl (66), 12 el-Metîn (500), 13 el-Muhyî (68), 14 el-Mâcid (48), 15 el-Birr (202), 16 el-Muğnî (1100), 17 el-Vâris (707)

Mirrîh : 1 el-Azîz (94), 2 el-Cebbâr (206), 3 el-Müzill (770), 4 el-Kavî (110), 5 el-Velî (46), 6 el- Mümît (490), 7 el-Vâhid (19), 8 el-Ehad (13), 9 el-Âhir (801), 9 el-Müntakim (630), 10 ed-Dârr (1001)

Kamer : 1 el-Mûsavvir (336), 2 el-Habîr (812), 3 el-Vâsi‘ (137), 4 el-Hakîm (78), 5 el-Vedûd (20), 6 el-Bâtın (62)

Utârid : 1 el-Fettâh (489), 2 el-Azîm (1020), 3 el-Muîd (124), 4 er-Raûf (286), 5 Mâlikü'l-Mülk (212)

Zuhal : 1 el-Hâfız (1481), 2 el-Halîm (88), 3 el-Vâcid (14), 4 el-Mukaddim (184), 5 el-Muahhir (184), 6 ez-Zâhir (1106), 7 el-Müteâl (551), 8 el-Nâfi‘ (201)]


1"] Ahzâb, 41, 42
M Sâdık Vicdânî, Tomar-ı Turuk-ı Aliyye (Halvetiyye Silsilenâmesi), s 29
İbn-i İsâ'nun asıl adı İlyas'tır Ancak babası Necdüddin İsâ'yı Akhisâsî'ye izafeten "İbn-i İsâ" (İsâoğlu) diye tanınmıştır 902/1496'da Akhisar (Manisa)'da doğmuştur Akhisar, o sırada livâ olan Saruhan'a bağlı bir kasaba olduğu uçun "Sarûhânî" nisbetiyle anılır Doğduğu yer ve memleketi olan Akhisar'a nisbet edilerek "Akhisârı" diye de anılır
(Saruhânî)
Bkz Şerh-i Esmâ-i Hüsnâ, A, vr 42b; C, vr 30; H, vr 27b; K, vr 1a

(Saruhânî) (YILMAZ)


Lataif´ler ve Esma lar



Her Lataif´in bir Esmasi var Kadinin cekecegi Esma ile Erkegin cekecegi farlkli
Mesela pek fazla acmiyacagim uygunolmaz Bir mürid Fena-Fi-Seyh makamina erisince Seyhi kendisine tevhid mertebesine ulasmasi icin ilahi isimlerden H… esmasi verilirHer makamda okunacak Esma farkli farklidir Salik bu makami H…esmasi ile tamamlar
Bu Esma Yani H…den H… esmasi sadece Fena fi seyh makaminin basindan sonuna kadar!!!
Bundan sonra Fena FI Resul baslarFena Fi resul olunca her yerde yaninda Efendimizi acik ayan beyan görmeye baslar biiznillah Bu makamda müride seyhi G… esmasini vird olarak verirSalik Allah´in zatinda degil sifatlarinda fani olur!!!
Bukadari anlatdik kafi insallah
Bir insan Nefsi Mutmainne´ye ulasmadan seyri suluke elverisli degildir
Mesela kadin namazda ellerini Gögsünü üstünde koyar neden Cünkü Kadinda merhamet yogun sag eldeki bütün arti isinlar Beyin ve Kalbe yógunlassin diye
Erkekler neden daha asagi tutar Cünkü onlarin merhameti kadina nazaran daha az(Peygamberler ve veliler müstesna) Onun icin erkek göbek hizasina koyar ki sag elinide sol eksi enerji alanini kapatir ve daha cok enerji gerektigi icin mesela merhamet icin daha büyük bir alana sag arti enerjisi olan eldeki isinlar yayilirBütün bunlar beyin ve kalb ile alakaliKalb ve beyin merhametli olmazsa ayak agizda olmaz Onun icin o alanlarTabiki sadece bunlardan ibaret degil Baska nice hikmetleri var

Mesela üc kalp vardir
1- Ölü
2- Hasta
3- Diri Kalp

Trikat dersi olanlar bilir Basta Istigfar sonra Tevhid söylenir ( Her tarikat dersi farklidir adet ve sirasi)
Tevhid yeni Dodmadir Bir Gayri Müslimin Müslüman olmasi icin Sehadet etmesi gerekir

Tevhid ile imaninizi tazeleyin buyuruyor efendimiz sas
1- Ölü kalbin zikri Tevhid „ La ilahe illallah Muhammedur-Resulullah“


2-Hasta Kalbin zikri „Allah“ ismi celili dir
„Állah“ cc ismi ayni zamanda tüm Esmaül hüsnanin faziletini tasir

3-Diri kalbin zikir „ HU “ Esmasi dir
Nigdeborlu Ahmed Kuddusi hzleri kutbu zaman” Hu “Esmasi hakkinda bir ilahisi var
Biraz bahsedeyim:

Hu Demek İster

Mesti hayranım, Zari giryanım
Her dem lisanım, Hu demek ister

Gözümden yaşlar, Akmağa başlar,
Cümle kurt kuşlar, Hu demek ister

Pendimi tut gel, Bir şeyhe ver el,
Ölmezden evvel, Hu demek ister

Gece ol kaim, Gündüz ol saim,
Ehli hak daim, Hu demek ister

İrfan isteyen, İhsan isteyen,
Canan isteyen, Hu demek ister

İnsü melekler, Yerler felekler,
Suda samekler, Hu demek şister

Hu ismi azam, Hu Hu de hocam,
KUDDUSİ her dem, HU demek ister

Ilahinin sonunda Kuddusi hzleri söyle der

„HU“ ismi Azam sende HU de hocam
Kuddusi her daim Hu demek ister


Insan zaten istesede istemesede onu zikrediyor-Nefes verince Hu der her varlik Zaten daimi zikrin sahibi insan Sadece bu zikrin kallbe inmesi yani söylenilenin bütün azalara aksetmesi gerkiyor ki gercek zikri daime ermis olsun

Hepimiz Yusuf as ile Babasi Yakub asin Ahsenül kasas: Kissalarin en güzelini hatirlariz
Yakub peygamber 11 Evladindan en cok yusufu sever
Nicin cünkü istidatlarini en cok yusufda görmüstür Mesela arkadaslarimia bakalim Hepsi az cok bize benziyor halleri davranislari veya onlara benzemeye calisiyoruz veya onlar bize
Kainatda bir cezb ve intisab kanunu vardir Ayni miknatis gibi ceker biribirini:

Bir Mümin de Allah cc nekadar cok sifatlarindan nasibin Alirsa okadar cok Allah´in rizasini kazanir Tüm Esmaül-hüsna insan icin ama her isim ile bizler hareket edemeyiz Mesela HALIK veya Samed ismi, bir insan ne yaratabilir nede muhtac degildir ve buna benzer Esmalar Ama bu Esmalarin sirrina erebilir, akli ve kalbi derecesine göre nasiblenebilir

Kim Rabbini bilirse onun herseyi yaratdigini düsünürse ona göre hesap vercegini vs ve buna göre hayatina Kuran ve sünneti hayatinin her safhasina aksettirirse iste ozaman bu isimden nasibini alabilmis olur

Mesela Rabbimiz Rauf ve Rahim ismini kendisinden baska sadece peygamber efendimiz icin kullanmistirBu efendimizin Allah´´dan hasa bir parca oldugu demek degil Cok zor olan, bir hale ulasabildiginin esrarlarindan biri


Devami Bölüm ikide


--- Sonraki mesaj ---

Bölüm 2


Sizlere Esmaül hüsna ile ilgili Seyh Abdullah Vedud hzlerini anlatayim

Ya Vedud Sultan Türbesi (Eyüp)

Eyüpte Haliç Karayolu köprüsü altındadır mollacamicom sitesinde ******* Sultan ile ilgili şunlar yazmaktadır; Evliya Çelebi’nin naklettiğine göre, Buhara’lı bir veli olan Şeyh Abdü’l Vedud Hazretleri, Bizans devrinde İstanbul’da yaşamakta ve Ayasofya’da ibâdetle meşgul olmaktadır Rivâyete göre; “Birgün mânevî rical toplanır İstanbul’un fethini müzakere ederler Kılıç ile cihad edilerek fethine karar verilir Ya Vedûd Sultan ise toplantıda Bizans’ın kılıç ile değil, irşad edilerek harb edilmeden fethini müdafaa eder Şeyh Abdü’l Vedûd hazretleri fetih ordusunun attığı gülleleri, elleri ile tutup aman gavurcuklarıma bişey olmasın deyip geri atmakta, İstanbul’un fethini geciktirmektedirDurum Fatih Sultan Mehmet Han’a bildirilir Manevi rical tekrar toplanır ve Cenab-ı Hakka Ya Vedûd Sultan’ın ruhunun kabzı için duâ ederler Duâları kabul olur Şeyh Abdü’l Vedûd sultan kuşatmanın 50 günü vefat eder ve İstanbul’un fethi kuşatmanın 53 gününde müyesser olur” İstanbul’un fethini takip eden Cuma günü, Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya’yı gezip seyrederken, “Terler direk” denilen yerden ilahi bir nurun parladığını görürler ve oraya giderler Görürler ki ilahi nurla kaplı beyaz bir vücud kıbleye dönük olarak yatmaktadır Nurlu göğsünde kırmızı su ile “Ya Vedûd” yazılıdır Ak Şemseddin, Sivasi Kara Şemseddin ve sair evliya dediler ki: “İşte Padişahım, İstanbul’un elliüç günde feth olunmasına sebeb bu zât idi Allah’ın hikmeti ile İstanbul’un fethini rica edip, o gün ruhunu teslim eden bu meczubdur ki, daha önce padişahımızı haberdar etmiştik” dediler Hemen bütün alimler, salihler ve fazıllar onun mübârek cesedini yıkamak istediler O an Ayasofya’nın “Terler direk” tarafından, “Merhum yıkanmıştır Hemen defn edin” diye bir ses geldi Sonra bütün şeyhler, Ya Vedûd Sultan’ın nâşını tabuta koyup onu şehid kapısına gömmek için yola çıktıklarında tabutu taşıyanlar kendilerini Eminönü iskelesinde buldular Oradan bir kayığa bindiler Kayık kürek çekmeden ve yelken açmadan kendi kendine gidip Eba Eyyub El Ensari hazretlerinin yakınına geldi Tabut Allah’ın emri ile hemen kayıktan çıkıp orada kazılmış, bir mezarın başında durdu Tabutun arkasından bütün gâziler, âlimler gittiler Mezardan “Ya Vedûd” sesinin gelmekte olduğunu duydular Sonra mübârek naşı o mezara defn ettiler” Bu gün Ya Vedûd türbesi diye bilinmektedir Ya Vedûd Sultan türbesi Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından 1875 yılında yaptırılmıştır Ya Vedûd Sultan Türbesini harita üzerinde görmek için



Kitabe:
Cennet mekân Sultan Abdülaziz Han Hazretlerinin Ruh-u şerifleri için Valide-i muhteremeleri itmam ve mamur eyledi 1292 (1875)

Türbenin iki penceresi arasında bir başka kitabe daha bulunmaktadır:

Fatih Sultan Mehmed Han-ı Gazi ile beraber
Teşrif eden Ayasofya Cami-i Şerifinde
Kerameti zuhur eden Eş-Şeyh Abd’ül Vedud

Türbenin ön cephesindeki pencere üzerinde de; “Merkad-i Münevver-i Hazreti Abd’ül Vedud 1272 (1875)” yazılıdır

Ya Vedud Türbesi içerisinde dört sanduka bulunmaktadır

Bunlardan ortadaki büyük ahşap sanduka Ya Vedud’a aittir Sol tarafındaki iki mezarın şahideleri üzerinde de “Rıhlet itdi dar-ı dünyadan şehidet ile o pir” yazısı bulunmaktadır



Bu mezarın Şah Çavuş Mustafa Bin Ali’ye ait olduğu bilinmektedir Diğer sandukaların kime ait oldukları konusunda bilgi bulunmamaktadır Türbenin haziresinde Sikkeli Derviş İbrahim Efendi’nin (1782) Suriye Vilayeti Defterdarı Salim Efendi’nin (1896) Dersaadet İstinaf Mahkemesi Azası Nazım Bey’in (1901) Haliç Dersaadet Vapurları Kâtibi İlhac İsmail Hakkı Efendi’nin (1905) mezarları bulunmaktadır

Peki, Yâ Vedûd’un gizemi neydi?

Yılları geriye saralım, İstanbul kuşatmasına

Tarih, 6 Nisan 1453

II Mehmet, Eğrikapı önüne gelmiş, otağını kurdurmuş, ikircikli günler ve geceler yaşanıyor Padişah uykusuz! Edirnekapı-Tekfur Sarayı hattı (fotoğrafın olduğu yer) Karaca Bey komutasında

145 parça gemi Baltaoğlu Süleyman Bey’in emrinde

Macar asıllı Urban dökmüş topları Balyemezler, şaklozlar, şaykalar ve becaleşkalar dizilmişler surlar boyuna

Bir türlü düşmez şehir, inad eder

Yâ Vedûd Sultan’ın gerçek adı, Abdülvedûd’dur Buharalıdır Fetihden önce Buhara’dan yola çıkmış, İmparator’un izniyle Ayasofya Kilisesi yakınlarına yerleşmiş ve Ayasofya içinde bulunan ‘Terler Direk’in adeta mü’rîdi olmuştur Acı çekmektedir Assisli Francis gibi!
Hz Muhammed’in hadisi “Elbettte Konstantiniyye fethedilecektir! Onu fetheden komutan ne güzel komutan, ordusu ne güzel ordudur!” ile İmparator’un kendisine gösterdiği yakınlık arasında ezilip durmaktadır

Akşemseddin, Hacı Bektaş Veli’den öğrenmiştir kutlu günü, zira Fâtih’in babası II Murad Hacı Bektaş Veli’yi zorlamışsa da, öğrenmek için o kutlu günün kendisine kısmet olup olmayacağını; ancak anlamıştır, bir baş işareti ile, bu kutlu kişi kimdir? Beşikteki oğul, Mehmet!

Surlar geçit vermez, genç padişah Akşemseddin’ni sıkıştırır, Sessizdir bilge adam Asker arasında söylenti almış yürümüş: “Surların öte yanında ‘Yâ Vedûd’ adlı velî bir kişi var, istemiyor İstanbul’un düşürülmesini!”

Söylence Padişah’ın kulağına gider ve başta Akşemseddin olmak üzere konu hakkında bilgili olanları etrafına toplar Padişah Yâ Vedûd’dan sitem etmektedir; etrafındaki bilgelerden Akşemseddin bilmektedir, Ya Vedûd’un ölümüyle zafer gelecektir

Akşemseddin çekilir Padişah’ın huzurundan, bir kez daha “ Beldetün Tayyibetün” ayetini ebced hesabına vurur, gerçeği öğrenir, sabaha dek dua eder!

Savaş topları gürlemekte, Yâ Vedûd teslim etmektedir canını Nihayet şehir susar

53 gün acı çekmiştir Yâ Vedûd Sultan!

İstanbul düştükten sonra, Şimdi de Evliya Çelebi’yi bir dinleyelim;

“Sultan Mehmet Ayasofya’yı seyir ve temaşa edip dolaşırken ‘Terler Direk’ denilen yerde bir ilâhi nur parlar Görüp üzerine vardılar Gördüler ki, nurlu göğsünde kırmızı su ile Yâ Vedûd ismi yazılmış Hemen Akşemseddin, Sivasî Kara Şemseddin ve yetmiş adet evliyaların büyükleri buyurdular ki: ‘İşte Padişahım, İstanbul’un elli günde feth olunmasında sebeb bunlar idi!

Hemen bütün bilginler, salihler ve fadıllar mübarek cesedini yıkamak istedikleri vakit Ayasofya’nın ‘Terler Direk ‘ köşesinden bir ses duyarlar:
‘Merhum mağsüldür (yıkanmıştır) gasledilmiştir Hemen gömünüz’ tabuta koyarak Şehitler Kapısı denilen yere gömmek istemişler Ne varki, Yâ Vedûd’un tabutu Ayasofya’dan çıkarken bir garip rüzgâr esmiş, bilinmez bir kuvvet cenazeye katılanları Eminönü İskelesi’ne getirmiştir, orada hazır bekleyen, önceden kimin hazırlattığı bilinmeyen küreği-yelkeni olmayan bir tekne ulu yolcusunu bekliyormuş Cenazeye katılanlar hiçbir şey düşünmeden tekneye yönelmişler ve tabutu içerisine koyar koymaz küreksiz, yelkensiz tekne yola koyulmuş ve süratle bir süre gittikten sonra Eyüp yakınlarında durmuş Ne zaman kazıldığı bilinmeyen bir mezardan “Yâ Vedûd, Yâ Vedûd” sözleri işitilmeye başlanmıştır Bunun üzerine bütün ulemâ tabutun peşinden giderek Yâ Vedûd’un naaşını oradaki mezara bırakmış, dini vecibeleri yerine getirmiştir” !!!

Ne diyeyim, Evliya Çelebi böyle anlatıyor işte!

Şair Hayâli de bir beyit ve bir dize ile yanıtlıyor onu:

“Anı hoş dut garîbindir efendim işte biz gittik;
Gönül derler bir ser-i kûyunda bir dîvânemiz kaldı”

ve

“Geçmiş zaman olur ki hayâli cihan değer”

Ya Vedud sultan 6666 „Ya vedud“ oku Istanbulu almak biiznillah nasib olacak demis
Kuran Ayetleri 6666 Tabiki belkide sadece bu vird bu olay icin Her kapiyi baska bir anahtar ve sayisi farkli disler acar






Esma-ül Hüsna ile Tedavi

Esma-Ül Hüsna İle Nasıl Tedavi Yapıldığına Dair Biyoloji İlminin Mucidi Dr İbrahim Kerim Anlatıyor:

Esma-ül Hüsna'nın tüm hastalıklara şifa olduğunu keşfettim Gözümle gördüğüm, şahit olduğum bir olayı anlatayım: Bir arkadaşımın gözleri iltihaplanmış, kıpkırmızı kesilmişti İki elini gözlerinin üstüne koyarak 'YA NUR, YA HABİR, YA VEHHAB' esma-i şeriflerini okumaya devam etti ve bir süre sonra Allah'ın lütfuyla gözleri eski haline geldi

Tedavi Şekli ise Şöyledi: Ağrıyan yere elini koyarak Esma-ül Hüsna'yı okumaya devam etmek

Bu isimler bu bölge ve organlara etkileri oldugu izlenmisitr


Kemik Hastalığı = EL-KAVİ Diz Hastalığı = ER-RAUF Kalp Hastalığı = EN-NUR Kalp Damarlarının Tıkanması = EL-VEHHAB
Sinir Hastalığı = EL-MUĞNİ Baş Ağrısı = EL-ĞANİ Guatr = EL-CABBAR
Göz Hastalığı = EN-NUR, EL-HABİR, EL-VEHHAB Göz Damarlarının Rahatsızlığı = ER-RAUF

Mide Hastalığı = ER-REZZAK Böbrek Hastalığı = EL-HAYY Bağırsak Hastalığı = ES-SABUR

Pankreas = EL-BARİ Romatizma = EL-MÜHEYMİN Göz Sinileri = EZ-ZAHİR Tansiyon = EL-HAFIZ

Kulak HastalığıĞI = ES-SEMİ Yağ Bezeleri, ÇIBAN = EN-NAFİ Akciğer Hastalığı = EL-CABBAR

Omurga Hastalığı = EL-BEDİ Saç Dökülmesi = EL-KAVİYY Kas Hastalığı = ER-REZZAK
Damar Hastalığı = CELLE CELALUHU Kanser = EL-LATİF, EL-ĞANİ, ER-RAHİM Sinuzit = ER-RAFİ

Rahim Hastalığı = EL-HALIK Karaciğer Rahatsızlığı = ER-REŞİD Bacak Hastalığı = EL-MÜTEAL

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Esmâ-Ül Hüsna

Eski 03-06-2015   #2
Kayıtsız
Varsayılan

Cevap : Esmâ-Ül Hüsna



Kardeşim araştırmadan bilmeden "Kopyala Yapıştır" ile bilgi paylaşıyorsunSen hiç Allahın isimlerinden "EL-MÜŞTERİ" diye birşey duydunmuÜstelik Esmaların Zikir sayıları da İmam-ı Gazali ile çelişkiler arzediyorBİLMİYORSAN PAYLAŞMA GÜNAH KARDEŞİM *** Müşterî : 9 el-Müşterî (55) ***
Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Esmâ-Ül Hüsna

Eski 03-06-2015   #3
yuh olsun size
Varsayılan

Cevap : Esmâ-Ül Hüsna



Yuh olsun be Kardeşim, araştırmadan bilmeden "Kopyala Yapıştır" ile bilgi paylaşıyorsunuzSen hiç Allahın isimlerinden "EL-MÜŞTERİ" diye birşey duydunmuÜstelik Esmaların Zikir sayıları da İmam-ı Gazali ile çelişkiler arzediyorBİLMİYORSAN PAYLAŞMA GÜNAH KARDEŞİM *** Müşterî : 9 el-Müşterî (55) ***
Siz değil internette araştırın aynı bilgiyi sizin gibi okumadan paylaşan onlarca salak var

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


frmsinsi.net
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.