Geri Git   Frmsinsi.net - Hakkında Bilgi - Nedir > Toplum ve Yaşam > Beslenme, Diyet ve Sağlık

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
arşiv, makaleleri, sağlık

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #16
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Uykusuzluk çekenlere tavsiyeler


Hemen hemen herkesin zaman zaman yaşadığı uykusuzluk sorunundan, basit birtakım önlemlerle kurtulunabiliniyor


Türk Psikiyatri Derneği'nin internet sitesi 'Psikonet'te yer alan bilgilere göre, özellikle kabul gören kişilerde görülen uykusuzluk sorunu, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmakta güçlük ve sabah yeterince dinlenmemiş olarak uyanmak şeklinde kişide sıkıntı meydana getirir Uzmanlar kötü bir uykuyu, düzensiz bir uyuma alışkanlığı, gün içinde kısa uykular, kafein içeren maddeler, rahatsız yatak, odanın çok sıcak ya da çok soğuk olması, aşırı gürültü ile günlük hayatta yaşanan gerilim ve endişelere bağlıyorlar Ancak birkaç basit önlemle uykusuzluk sorununu çözmek ve uykuyu geliştirmek mümkün Psikologların sunduğu öneriler ise şöyle:


"- Uykunuzun geldiğini hissettiğinizde yatağa gidin


- Yatakta kitap okumayın ya da televizyon seyretmeyin Bunlar uyku kaçırıcı etkinliklerdir


- Bir önceki gece kötü uyumuş olsanız bile gün içinde kestirmeyin Eğer uzun süre "kalitesiz" bir uykunuz varsa ve uzun süren "uykuya dalamama" dönemleriniz oluyorsa, farkında olmadan yatağınızı/yatak odanızı "uyumak" yerine "uyanık kalmak" ile eşleştirmiş olabilirsiniz Bu durumdan kurtulmak için de;


- Çok yorgun hissetseniz ya da uyku açığınızı telafi etmek isteseniz de erken bir saatte yatağa gitmeyin


- Işıkları hemen söndürün


- 20 dakika içinde uyumadıysanız, başka bir odaya gidin; tekrar uykunuz gelene kadar oturun ve rahatlayın


- Bir gece önce az uyumuş olsanız bile, her gün aynı saatte uyanın"

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #17
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



40 yaşın altındaki tiryakiler dikkat


Dünya Sağlık Örgütü, 40 yaşın altındaki sigara tiryakilerini uyardı Buna göre, genç tiryakiler sigara kullanmayan yaşıtlarına göre 5 kat daha fazla kalp krizi riski taşıyor

BBC'den yayınlanan habere göre, Dünya Sağlık Örgütü ile çeşitli ülkelerin sağlık kurumlarının işbirliği ile yapılan araştırmalarda, 21 ülkedeki 33 ve 64 yaş arasındaki kişilerin kalp krizi riskleri değerlendirildi

Avrupa, Çin, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kuzey Amerika merkezli olarak yürütülen araştırmalarda, 1985 ve 1994 yılları arasında kalp krizi geçiren ancak ölmeyen toplam 23 bin kişiye rastlandı

Bu sayının 4/5'inin ise 35-39 yaşları arasında olan sigara tiryakileri olduğu tespit edildi Bu saptamayla 35-39 yaş arasındaki tiryakilerin, sigara kullanmayan akranlarına göre 5 kat fazla kalp krizi riski taşıdığı belirlendi Bu oranın erkeklerde ve kadınlarda hemen hemen aynı olduğu ifade ediliyor

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #18
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Çocuğunuzun ruh sağlığı da önemli


Anne ve babalar çocuklarının fiziksel güvenliği kadar onların duygusal rahatlığından da sorumlu


Uzmanlara göre, sağlıklı bir büyüme sadece fiziksel sağlık olarak algılanmamalı, çeşitli nedenlere bağlı olarak çocukta oluşan en ufak bir ruhsal dengesizlik ileride büyük bir sorun haline gelebilir


Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, bir çocuğu büyütmenin tek bir doğru yolu yok Ana-babalık tarzları değişir fakat çocuğunuz için yapılması gerekenler aynıdır Besleyici gıdalar, düzenli sağlık kontrolleri, aşı ve sporun yanısıra ebeveynler çocukları için güvenli bir ev ve çevre sağlamak zorunda Çocuklardan yapabileceklerinden azının ya da fazlasının beklememesi gerektiğini belirten uzmanlar, ebeveynlere, ruhsal problemi olmadan çocuk yetiştirmek için şu tavsiyelerde bulunuyorlar:


"- Çocuğunuzu duygularını ifade etmeye teşvik edin ve duygularına saygı gösterin


- Çocuğunuza herkesin acı, korku, öfke ve kaygı yaşadığını anlatın Bu duygularının kaynaklarını öğrenmeye çalışın


- Çocuğunuzun öfkesini olumlu bir şekilde, şiddete başvurmadan göstermesine yardım edin Aranızdaki saygı ve güveni geliştirin


- Anlaşamadığınızda bile sesinizi yükseltmeyin


- İletişim kanallarını açık tutun ve çocuğunuzu dinleyin


- Çocuğunuzun anlayabileceği kelimeler ve örnekler kullanın


- Onu soru sormaya teşvik edin


- Rahatlık ve güven verin


- Dürüst olun


- Olumluluklar üzerinde durun


- Her konuda konuşmaya istekli olduğunuzu gösterin


- Kendi problem çözme ve başetme becerilerinize bakın


- Onun için iyi bir örnek olup olmadığınızı kendinize sorun


- Eğer çocuğunuzun duygularından ve davranışlarından bunaldıysanız ya da kendi engellenmelerinizi ya da öfkenizi kontrol edemiyorsanız yardım alın


- Çocuğunuzun yeteneklerine destek olun, sınırlılıklarını kabul edin


- Hedefleri başka birinin beklentilerine göre değil çocuğunuzun yeteneklerine ve ilgilerine göre oluşturun


- Çocuğunuzun başarılarını kutlayın


- Çocuğunuzun yeteneklerini başka çocuklarınkilerle kıyaslamayın, onu tek başına değerlendirin


- Çocuğunuzla birlikte olmak için düzenli olarak zaman ayırın


- Çocuğunuzun bağımsızlığını destekleyin ve kendilik değerini artırmasına yardım edin


- Yaşamın iniş çıkışlarında çocuğunuzun yanında olun


- Çocuğunuzun problemlerin üstesinden gelebileceğine ve yeni yaşantılarla başedebileceğine güvendiğinizi gösterin


- Yapıcı, açık ve tutarlı bir disiplin uygulayın ve çocuğunuz için hangi yolun daha etkili olduğunu öğrenin


- Olumlu davranışlarını onaylayın


- Çocuğunuzun hatalarından ders almasına yardım edin


- Ona hiçbir şart koşmadan koşulsuz sevin


- Özür dileme, işbirliği, sabır, bağışlama ve başkalarıyla ilgilenmenin önemini öğretin"


UYARI NİTELİĞİNDE BELİRTİLER


Çeşitli uyarıların, bir çocuğun ya da ergenin muhtemel ruh sağlığı problemine işaret ediyor olabileceğine dikkat çeken uzmanların üzerinde durdukları belli başlı belirtiler ise şöyle:


"- Duygularla ilgili güçlükler


- Makul bir neden olmadan üzülme ve çaresizlik duyma ve bu duygulardan kurtulamama


- Çoğu zaman yoğun öfkeli olma, ağlama ya da aşırı tepkide bulunma


- Değersizlik ya da suçluluk duyguları gösterme


- Başka çocuklardan daha fazla endişeli ya da kaygılı olma


- Bir ölümün ya da kaybın ardından çok uzamış bir yas tutma


- Aşırı derecede korkulu olma Açıklanamayan korkular duyma ya da diğer çocuklardan daha fazla korku duyma


- Fiziksel sorunlarla ya da görünümle sürekli ilgilenme


- Zihnini kontrol edememekten ya da zihninin başkaları tarafından kontrol edildiğinden korkma


- Okul durumunda kötüleşme


- Genellikle zevk aldığı şeylere ilgisini kaybetme


- Uyuma ve yeme alışkanlıklarında açıklanamayan değişmeler gösterme


- Arkadaşlarından ya da ailesinden uzaklaşma ve hep yalnız kalmayı isteme


- Çok fazla hayal kurma


- Yaşamı başedemeyecek kadar zor bulma ve intihardan söz etme


- Açıklanamayan sesler duyma


- Kendini verememe, karar vermede zorlanma


- Yerinde oturamama, dikkati toplayamama


- Zarar görmekten, başkalarını incitmekten, "kötü" bir şey yapmaktan korkma


- Gün içinde defalarca yıkanma ve eşyaları temizleme ihtiyacı duyma ya da belirli davranışları tekrarlama


- Çok hızlı seyreden düşüncelerden kurtulamama


- Tekrarlanan kabuslar görme


- Sorun yaratan davranışlar


- Alkol ya da ilaç kullanma


- Çok miktarda yeme ve sonra kusmaya çalışma, müshil ilaçlarını kötüye kullanma ya da kilo almaktan kaçınmak için lavman kullanma


- Uygun kiloda olmasına karşın takıntılı bir şekilde spor yapmayı ya da diyet uygulamayı sürdürme


- Başkalarına ve eşyalarına sık sık zarar verme ya da yasaları ihlal etme


- Yaşamı tehlikeye sokacak hareketlerde bulunma"


Uzmanlara göre, eğer çocuğunuz bu belirtilerden birini gösteriyorsa ya da belirtiler ciddiyse, hemen bir yardım arayın Doktorunuzla, okuldaki danışman-rehber öğretmenle ya da çocuğunuzun ruh sağlığı problemi olup olmadığını değerlendirebilecek bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşun Pek çok çocuğun ruh sağlığı problemleri vardır Bu problemler gerçektir, acı vericidir ve ciddi olabilir Ruh sağlığı problemleri anlaşılabilir ve tedavi edilebilir

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #19
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Öksürüğün en büyük nedeni sigara

Öksürüğün en büyük nedeninin sigara olduğunu belirten uzmanlar, sigara içmediği halde nedensiz öksürenlerin ise solunum enfeksiyonuna yakalanmış olabileceğine dikkati çektiler


Sigara içenlerin öksürmesine sigara dumanında bulanan bir çok zehirli kimyasal maddenin yol açtığını belirten uzmanlar, bu durumdan kurtulmanın tek yolunun sigarayı bırakmak olduğunu kaydettiler


Derlenen bilgilere göre, sigara içenler daha çok öksürüyor, sigara içmediği ya da sigara içilen ortamda bulunmadığı halde öksürenleri ise solunum enfeksiyonu hastalığı bekliyor


Sigara içenlerin kuru ve kesik kesik veya balgam çıkararak öksürdüğünü, bu durumun sabah uyandığında daha da şiddetlendiğini ifade eden uzmanlar, tek çözümün sigaradan kurtulmak olduğunun altını çizdiler


Ateşi 39 derecinin üzerinde balgam çıkararak öksürenlerin durumları daha kötüye gitmeden doktora başvurmaları uyarısında bulunan uzmanlar, "Balgam çıkararak öksürüyorsunuz ve ateşiniz 39 derece üzerinde Çok yorgunsunuz, kaslarınız ağrıyor ve kendinizi günlük faaliyetlerinizi yapamayacak kadar hasta hissediyorsunuz Beyaz balgam genellikle seyrini izlemeniz gereken ama kendi kendine tedavi yöntemleriyle hafifletebileceğiniz viral enfeksiyona işaret eder Yeşil veya pas rengi balgam çoğu kez bakteriyel enfeksiyonun göstergesidir ve antibiyotik gerektirir Doktora başvurulmasında büyük yarar vardır" şeklinde konuştu


ÖKSÜRÜĞE KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER


Uzmanlar, ciddiye alınmadığı takdirde ciddi sorunlar doğurabilecek öksürüğe karşı şu önerilerde bulunuyor:

"Öksürürken çıkan balgamı (gece uykusu dışında) yutmayın Buhar veya sıcak duş balgamı inceltir ve rahat öksürmeyi sağlar İçinde balgam söktürücü olan ve reçeteyle satılan bir ilacı deneyin, ama eğer çok balgam çıkartan sürekli ya da kronik bir öksürüğünüz ya da astımınız varsa, balgam söktürücü kullanmayın bol sıvı için Kuru ve kesik öksürükte boğaz pastili veya reçeteyle satılan bir öksürük ilacını deneyebilirsiniz, ancak başka ilaçlar kullanıyorsanız, mutlaka doktora danışın Sıcak su, çay veya limonataya katılmış balı da deneyebilirsiniz Burun akıntısı boğazınızda tahrişe yol açtığı için öksürüyorsanız, reçetesiz satılan ilaçlar ya da antihistaminler balgamı kurutabilir 19 yaşından küçüklere aspirin vermeyin Reye sendromu denen ender, ama ciddi bir soruna yol açabilir Ateş veya ağrı durumlarında ağrı kesiciler verin Soğuk algınlığı belirtileri yokken çocuğun ani ve şiddetli öksürmesi burnuna küçük bir kıymık veya cisim kaçmış olduğunu gösterir Acil yardım isteyin Tıkanma (nefes alıp vermede zorluk çekme) küçük bebeklerde olağan bir şey olmasına rağmen sürekli öksürük pek görülmez Eğer çocuğunuz 3 aylıktan küçükse, doktora başvurun Eğer çocuğunuz boğuk, ulur gibi öksürüyor ve bu geceleri şiddetleniyorsa, çocuklarda sık görülen solunum yolu iltihaplanması söz konusu olabilir"

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #20
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Sigara, egzozdan 10 kat zararlı

Uzmanlara göre, sigara tüketimi, motorlu araçlardan 10 kat daha fazla havayı kirletiyor

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından yayınlanan rapora göre, söz konusu bulgu, Enstitü araştırmacılarının 'Neden sigara kullanmayanlar en az sigara içenler kadar etkileniyor?' sorusuna cevap aramaları sonucunda bulundu Araştırmalarda, yakılan bir sigaranın ürettiği katranın, bir aracın egzozundan çıkan miktardan daha fazla olduğu ölçüldü Katran ve benzeri zehirli parteküllerin akciğer kanseri ve astım riskini yükselttiği önceden beri bilinen bir gerçek Avrupa'daki morotlu taşıtlara her yıl uygulanan egzoz emisyon ölçüm limiti 40 ug/m3 olarak belirlenmiş

Araştırmacılar, iddialarını desteklemek için bir deney yaparak, düşük sülfür katkılı 2 litre turbo dizel yakıtla doldurulmuş bir arabayı kapalı bir garajda 30 dakika çalıştırdılar Deneyin ilk bölümünde aracın emisyon ölçümünden 88 ug/m3 elde edildi Ölçümlerin ardından 4 saat havalandırdıktan sonra kapattıkları garajda bu sefer 30 dakika içinde 3 filitreli sigarayı yanar halde bıraktılar Bunun sonucunda da 830 ug/m3 emisyon elde edildi Araştırmacılar, sadece 3 sigaranın, 2 litre turbo dizel yakıtından tam 10 kat daha fazla havayı kirlettiği sonucunu elde ettiler

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #21
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Televizyon seyretmek kasları imha ediyor

Uzmanların, uzun saatler boyunca televizyon ya da bilgisayar karşısında oturan kişilerin bel ve sırt kaslarında şiddetli ağrılara neden olan kalıcı hasar oluştuğunu belirledikleri bildirildi

İnternette yayın yapan bir sağlık haberleri sitesinde yayınlanan araştırmaya göre, beli destekleyen kasların, saatler süren hareketsizlik sonucunda kalıcı biçimde işlevsizleşebileceği belirlendi Bilim adamlarının yaptığı araştırmada, 19 genç erkek gönüllü, 8 hafta boyunca yatakta zaman geçirdi ve kaslarındaki değişim izlendi


Araştırma ekibi bunun, omurgayı koruyan kasların uzun zaman kullanılmadığında 'işlevsizleştiğini' kanıtlayan ilk araştırma olduğunu belirterek, televizyon önünde saatlerce zaman geçirmenin etkisinin de tam olarak aynı olacağını bildirdi Araştırma, zarar gören kasların yeniden çalıştırılmasının da uzun ve zor bir süreç olduğunu kanıtladı Gönüllülerin bazılarının bel kaslarının, egzersiz yapmalarına rağmen 6 ay sonra bile düzelmediği belirlendi

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #22
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Temiz ev astımı tetikliyor



Avustralya'da yapılan bir araştırma, ev temizliğinde kullanılan temizlik malzemelerinin çocuklarda astım riskini arttırdığını ortaya çıkardı


Cutrin Teknik Üniversitesi'nde yapılan araştırmalara göre, temizlikte kullanılan toz deterjanlar, çocukların astıma yakalanma riskini 4 kat artırıyor Araştırmacılar, bu amaçla piyasada satılan 192 çeşit uçucu özellik taşıyan organik katkılı temizlik ürününü inceledi ve deneyler sonucunda bu ürünlerin 88'inin astım hastalığına yol açabileceğini saptadı

Araştırmacılar, bu ürünlerin kansere neden olup olmadığını da test etti Bilim adamları, bu ürünlerin birçoğunda maden kömürü katranından elde edilen ve çabuk yanan renksiz bir sıvı olan 'benzen' maddesine rastladı Akciğer kanserine de neden olan bu maddeyi içeren ürünlerin astımı 3 kat daha fazla tetiklediğini belirleyen araştırmacılar, benzen içeren temizlik ürünlerini kullanmamak konusunda ebeveynleri uyardı

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #23
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Bilinçsiz antibiyotik tüketmeyin



Doktorlar, Türkiye'de bilinçsiz ilaç tüketiminin yaygın olduğunu ve bunu önlemeye yönelik çalışmaların yapılmasının zorunlu olduğunu belirtiyorlar
2004 yılının ilk 6 ayına yönelik yapılan araştırmalarda en fazla satılan ilaçlar listesinde antibiyotiklerin ilk sırada olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunda eczacıdan hastaya bilgi akışındaki eksikliklerin etkilisini önemli olduğunu belirttiler
Doktorlar özellikle antibiyotiklerin kutularındaki miktarın tedaviyi tamamlamaya yönelik olarak belirlendiğine işeret ederken, ecza dolaplarının kontrol edilmesini, doktorun tavsiye ettiği tedavi süresince kullanılması ve son kullanma tarihi geçen ilaçları imha edilmesi gerektiğini bildirdiler Doktorlara göre, yılda en az bir kez evde bulunan ilaçları eczacılara göstermeleri gerektiği ve gereksiz olanlar ile kullanım süresi dolanları imha edilmesi gerektiğini öneriyorlar

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #24
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Mikrobun da faydalısı var

Bitki, hayvan ya da büyük pekçok organizmanın gen dizilimini hatta tarih öncesi canlıların kopyalarını elde etmeye çalışan genetik bilimciler, bu kez dikkatleri ihmal edilen insanların kendi bedenindeki mikroplara çevirdiler


Normal bir insanın bağırsağında 500 ayrı tür mikrop yaşadığını belirleyen uzmanlar, bir o kadar da ağızda ve vajinada yuvalanan mikropların organizma için bir çok yararı olduğunu tespit ettiler


Tübitak'ın Bilim Teknik Dergisi'nde yer alan bir araştırmada, insan vücudunu mesken edinmiş bakteri ve virüslerin, yaşam için çok önemli olduğu vurgulandı Bağırsaklardaki mikropların hem hazmı kolaylaştırdığı, hem de daha zararlı organizmaları vücudun dışına attığı ifade edildi Ancak insan vücudundaki mikropları laboratuvarda çoğaltmak mümkün olmadığı için özelliklerinin fazla bilinmediği kaydedildi


ABD'de bulunan Genomik Araştırmalar Enstitüsü ile Stanfort Üniversitesi'nden bilimadamları, vücuttaki boşluklardan alınan sıvıları doğrudan, daha önce insan genom projesinde yararlanılan dizgeleme makinelerine atmayı planlıyorlar Makinelerden sağlanacak verilerin, hangi organizmaların insan vücudunun neresinde yaşadığının bilinmesine ışık tutacağı ifade ediliyor Araştırmacılar işe diş ve dişetlerinde oluşan bakteri plaklarından bir örnekle başladılar Araştırmacılara göre, elde edilen dizilimlerin yüzde 40'tan fazlasına şimdiye kadar hiçbir yerde rastlanmadı Bunların, bilinen bakterilerdeki yeni genler ya da tümüyle yeni türlere ait oldukları düşünülüyor

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #25
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Hastane enfeksiyonları korkutuyor

Ankara Hastane İnfeksiyonlan ve Kontrolü Derneği, hastanedeki tedavisi sırasında infeksiyon kaparak yaşamını yitiren eski bakanlardan Veysel Atosoy'un ölümünden sonra hastanelerdeki infeksiyonlara ilişkin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir açıklama yaptı


Hastane infeksiyonlarının en fazla yeni doğan bebekler ve yaşlılarda görülen bir hastalık olduğunu duyuran dernek, "Dünyadaki tüm hastanelerde yüzde 3-14 hastada hastane İnfeksiyonu gelişmektedir Hastane infeksiyonları hastanede yatış süresini uzatır" uyarısını yaptı Açıklamada şu ifadelere yer verildi:


"Hastane infeksiyonlan, 21 yüzyıl başında tıp dünyasının çözüm bulmaya çalıştığı öncelikli sorunlar arasında yer almaya devam etmektedir Hasta hastaneye yattığında inkübasyon (kuluçka) döneminde olmayan ve hastanede kapılan infeksiyonlar, hastane infeksiyonu olarak adlandırılır Hastane infeksiyonlan hastaneye yattıktan en erken 48-72 saat sonra kimi zaman taburcu olduktan sonra ve hatta cerrahi girişim yapılan hastalarda bir ay içinde ortaya çıkar Hastane infeksiyonlarının gelişmesini hazırlayan faktörleri 4 grupta toplamak mümkündür:


- Hasta ile ilgili faktörler içinde kişinin altta yatan hastalıkları ve yaşı önemlidir Yeni doğan bebekler ve yaşlılar en fazla hastane infeksiyonu görülen hastalardır Bağışıklık sistemini az ya da çok etkilediği bilinen seker hastalığı, böbrek hastalıkları, lösemi ve kanser olan hastalar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar ve yanık, travma hastaları sık hastane infeksiyonu gelişen hastalanmadır


- Hastane ortamındaki yoğun ve çoğu zaman uygunsuz antibiyotik kullanımı


- Hastaya uygulanan tedavilerin bir parçası olan cerrahi girişimler ve idrar sondası, damar içi kateterler, solunum yoluna tüp konması gibi girişimler de vücut savunmasını bozarak infeksiyon gelişmesini kolaylaştırır


- Sağlık personelinin hijyenik alışkanlıkları da hastadan hastaya mikroorganizmaların taşınması ile ilgili risk oluşturmaktadır


Bu koşullar da düşünüldüğünde hastane infeksiyonlarmın tamamı ile ortadan kaldırılması mümkün değildir ve dünyadaki tüm hastanelerde yüzde 3-14 hastada hastane İnfeksiyonu gelişmektedir Hastane infeksiyonlarmın neden önemli olduğunu kısaca dört maddede özetlemek mümkündür:


- Hastane infeksiyonları, hastanede yatış süresini uzatır


- İş gücü ve üretkenlik kaybına, yaşam kalitesinde bozulmaya neden olur


- Hastane İnfeksiyonu gelişen hastalarda Ölüm oranı, İnfeksiyon gelişmeyen hastalara oranla daha yüksektir


- Hastane infeksiyonları tedavi maliyetinde önemli bir artışa neden olur Türkiye'de bu konuda yapılan çalışmalar her bir hastane infeksiyonunun ortalama bin 600 dolar
maliyeti olduğunu ortaya koymaktadır 20 yüzyıl sonlarında hastane infeksiyonları yataklı sağlık kuruluşlarındaki en önemli kalite göstergesi haline gelmiş ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak isteyen her hastanede iyi organize edilmiş bir infeksiyon kontrol programının yürütülmesi zorunlu olmuştur


Amerika'da 1950'lerde başlayan hastane infeksiyonları ile ilgili çatışmalar Türkiye'de Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde başlamış; 1996 yılında Hacettepe Üniversitesinin başlattığı TÜBİTAK destekli proje (NosoLlNE) ile ulusallaşma süreci başlamıştır 2000 yılından itibaren Hastane İnfeksiyonları ve Kontrolü Derneği çatısında devam eden proje kapsamında 60 merkez yer almaktadır Derneğimiz düzenli eğitim programlan ile konu İle ilgili hemşire ve doktor eğitimi işlevini gerçekleştirmektedir Ancak en önemli sıkıntı eğitilmiş elemanın görev devamlılığını sağlayacak yasal düzenlemelerin olmamasıdır"

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #26
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Ceviz kalp krizi riskini azaltıyor

Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağların kalbi koruduğu haftada iki üç avuç ceviz yiyenlerin kalp krizi geçirme riskinin yüzde 50 azaldığı belirtildi
Journal of Clinical Nutrition adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırma raporuna göre, cevizde damar sertliğine karşı koruyucu olan doymamış yağ asitleri bulunuyor Ceviz, hem toplam kolesterol, hem de kötü kolesterol oranını düşürüyor
60 yaş civarında kolesterol oranı çok yüksek olan 5 erkek ve 13 menopoz geçirmiş kadın üzerinde deney yapan California Üniversitesi Davis Tıp Okulu araştırmacıları, 5 buçuk ay içinde deneklerin toplam kolesterol oranı ile kötü kolesterol oranlarının düştüğünü gözledilerUzmanlar, ceviz diyeti yapacak kişilerin, katı yağ içeren yiyeceklerden de uzak durmalarını tavsiye ediyorlar
Yapılan başka bir araştırmada da, her gün bir avuç dolusu ceviz yemenin kalp hastaları için yarar getirdiği öne sürüldü Yapılan çalışmalarda, haftada toplam iki üç avuç ceviz yiyenlerin kalp krizi geçirme riskinin yemeyenlere göre yüzde 50 daha az olduğu görüldü Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağların kalbi koruduğuna dikkat çeken uzmanlar, cevizin yaprağının da şifalı olduğunu, yaprağından yapılan çayın, kronik mide ve bağırsak nezlesine iyi gelip, kanı temizlediğini ve egzamayı yok ettiğini bildirdiler
Uzmanlara göre cevizin yararları: "Kalp damarlarını açar, kalp krizini engeller, sağlıklı zayıflatır, kanı temizler, mide ve bağırsak nezlesini önler, kolesterol seviyesini dengeler, egzamayı yok eder, yaraları iyileştirir"

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #27
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Agorofobi'nin temelinde panik atak yatıyor


Teknoloji çağında, özellikle büyük şehirlerde insanlarda çok sık görülen bir ruhsal rahatsızlık olan Agorafobi, doktorlar tarafından 'kalabalık içinde yalnızlık' olarak tanımlanıyor


Derlenen bilgilere göre, Agorofobi'nin çoğu zaman sosyal fobiler ile karıştırıldığını vurgulayan doktorlar ıssız meydanlardan ve açık yerlerden korkma olarak bilinen Agorafobi'yi, metropollerde yaygın olan bir ruh hastalığı olarak görüyorlar


Doktorlara göre, insanlarda en çok rastlanan fobiler arasında yer alan Agorafobi, ilk önce meydanlardan, açık yerlerden korku olarak kendini gösteriyor Günümüzde Agorafobi'nin çok daha geniş bir anlam içerdiğini belirten uzmanlar, yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, otobüs, vapur, uçak gibi kalabalık yerlerde bulunmaktan duyulan korkuların Agorofobi'nin etkileri olarak görüldüğünü belirtiyorlar


Genellikle panik bozukluğuha bağlı olarak ortaya çıkan Agorafobi'nin temelinde panik nöbetlerin bulunduğunu belirterek, bu nedenle hastanın panik atak geçireceği korkusu nedeniyle yalnız başına sokağa çıkamadığını ve kalabalığa giremediğini vurgulanıyor Agorafobi'nin uzun bir süre kişiyi etkisi altına alabileceğini bildiren uzmanlar, bir panik atak hastasının 2 yıl boyunca evden dışarı çıkamadığını, markete gidemediğini, alışveriş yapmak için dahi evden dışarı çıkamadığını belirtiyorlar

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #28
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Yaz meyvelerini bol bol tüketin

Yaz meyveleri ve sebzelerinin vücut için önemli derecede fayda sağladığı ve sağlık açısından tüketilmelerinin şart olduğu belirtildi


Uzmanlara göre, yaz meyveleri ve sebzeleri cildi koruyor, halsizliği ve bellek zayıflığını önlüyor Uzmanlar, yaşlanmanın belirtisi olan cilt kırışması, hareketsizlik, güçsüzlük ve bellek zayıflamasının sorumlusunun, vücuttaki antioksidan etkili bazı kimyasal maddelerin yetersizliği olduğunu ifade etti Yaz meyvelerinin vücuttaki bu sorunları çözmeye bire bir olduğunu vurgulayan uzmanlar, meyvelerin özelliklerini şöyle sıraladı:


- Karpuz: Hem likopen, hem de vitamin ve mineral açısından zengin, antioksidan kapasitesi yüksek bir yaz meyvesidir


- Erik: Yüksek antioksidan kapasitesi yanında detoks yapıcı gücüyle de önemli bir anti-aging besindir


- Şeftali ve kayısı: Potasyum deposu besinlerdir Ayrıca C vitamini ve çok sayıda flavonoid ihtiva eder, zengin lif ve betakaroten içerikleriyle çok yararlı yaz meyveleridir


- Çilek, kiraz, vişne, antosiyanin zengini meyveler Bu meyvelere kuş burnu ve kuş üzümü de eklenebilir


- Brokoli ve Brüksel lahanası: İhtiva ettiği sulforafan ile anti-aging yiyecekleri arasındaki yerini üst sıralarda yaz aylarında da muhafaza etmektedir Brokoli, ayrıca C
vitamini, betakaroten, glutatyon ve lutein gibi antioksidanlarla da tıka basa doludur


- Üzüm: Özellikle çok güçlü antioksidanlar olan oligomerik poantosiyanidin lerin güvenilir kaynağıdır Üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtilmektedir Özellikle siyah üzümden yararlanın


- Domates: Yaşlıların bedensel ve zihinsel sağlığını korumada son derece etkili bir antioksidan olan likopenin en zengin kaynağıdır Likopen kanser riskini azaltır, damarlarınızı korur, cildinizi ve belleğinizi destekler


- Avokado: Çok güçlü bir antioksidan olan glutatyonun en iyi kaynaklarından biridir Yağ bakımından zengin olması bir kusur gibi görülse de aslında avokado yağının önemli bir kısmı tekli doymamış zararsız yağlardır


- Soğan: Özellikle kırmızı soğan güçlü bir sağlık koruyucusudur Kansere karşı önemli bir koruma sağlayan antioksidan etkili quarcetin açısından en zengin besinlerden biridir Soğanın enfeksiyonlardan koruma gücü de vardır

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-07-2008   #29
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Çocuklarda disleksi hastalığı


Özel öğrenim bozukluğu olarak adlandırılan "Disleksi" hastalığı, öğretmenler ve veliler tarafından zeka geriliği ile karıştırılıyor


"Hekimcecom" adlı internet sitesinden alınan bilgilere göre, Türkiye'de sadece ilkokul çağında, yaklaşık 1 milyon Dislektik çocuk bulunuyor Uzmanlar, "Çocuğunuz okumayı yazmayı-öğrenemiyorsa, sağıyla solunu ayırt edemiyorsa hemen zeka geriliği şeklinde yorumlamayın Bu durum 'Disleksi' ya da öbür tanımıyla özel öğrenme bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir" diyor


Dislektik çocukların büyük çoğunluğu normal veya normalin üzerindeki düzeyde zekaya sahip Disleksi'nin nedeni henüz tam olarak bilinemiyor, ancak beyne ait duygusal veya davranışsal bozukluktan kaynaklanan akademik becerilerde gerilik olarak tanımlanıyor Hastalık erkek çocuklarda, kızlara oranla 4 kat daha fazla görülüyor Türkiye'de ise bu tür çocuklar genellikle hiperaktif (dikkat dağınıklığı olan) çocuklarla karıştırılıyor


Çoğunlukla normal ya da üstün zekalı çocukların "geri zekalı" damgasını yemesine neden olan Disleksi, genellikle okul çağında fark edilebiliyor Türkiye'de yeni yeni tanınan bu hastalığın, öğretmenler ve veliler tarafından yeterince bilinmemesi hastalığın tedavisini daha da zorlaştırıyor

Alıntı Yaparak Cevapla

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)

Eski 05-08-2008   #30
rock_alltime
Varsayılan

Cevap : Sağlık Makaleleri (Arşiv)



Bebeğinize 7 günde uyumayı öğretin

Bebeklerin kendilerine izin verildiği takdirde uyku alışkanlığını kazandığını belirten uzmanlar, alınacak basit tedbirlerle 7 gün içerisinde bebeğin uyumayı öğrendiğini ifade ediyorlar Bebeğinize yeni bir düzen kurup bunu uygulamak, ağlayan bebeği sakinleştirmek ve sabırlı davranmak, annelerin sabahlamasına son veriyor


"1 Gün: Yeni Bir Düzen Kurun: Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeğin günü ve gecesi birbirine karışıyor Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor Şimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi Son araştırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiğini ortaya koyuyor Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli Yarından başlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın Böylece gün ışığında uyanması gerektiğini, gece ise uyuması gerektiğini anlayacaktır Bebeğinizi akşamları da aynı saatte yatağına yatırın Gerekirse loş ışıkta ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin


2 Gün: Uygulamaya Devam: Dün başladığınız rutin programa devam edin Hemen pes etmeyin Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kalıdığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın Gece yatırdığınızda müzik dinletmek ya da ninni söylemek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın
3 Gün Ağlama Başlıyor: Ağlamak çocukların en büyük silahı Anne ve babaların da dayanamadığı bir durum Ancak, sabırlı olun ve kendi kendinize şunu mırıldanın: "Sonuç uyku olacak" Onu uyutmaya çalışırken ağlaması karşısında endişelenmeyin Bırakın koyduğunuz uyku kurallarına alışsın Program değişiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor Bebeğiniz en fazla 15-20 dakika ağlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor Unutmayın ki bu çocuğunuzla sizin aranızdaki bir savaş Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca ağlayacağından emin olun


4 Gün Ağlama Savaşı Sürüyor: Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek Ancak, bu kez daha kısa sürecek, bize inanın Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor Sabırlı davranmaya devam edin Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır Sakın ona bu kozu vermeyin


5 Gün Bebeğiniz Sakinleşiyor: Bebeklerin çoğu 3-5 gün içersinde bu programa alışıyor Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın Gereginden çok emzirmeyin Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz, hem de yeniden altını değiştirmek, zorunda kalmazsınız


6 Gün Bebeğiniz Uyuyor: İnanılmaz gibi geliyor değil mi? Sakın, bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, Gevşeyin Onu sıcak tutan bir pijama giydirinBöylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin

7 Gün Uyku Sırası Sizde: Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna değdi değil mi? Çocuğunuza muhteşem bir armağan verdiniz: Düzenli uyku alışkanlığı Hiç şüphe yok ki, bu program hastalık, tatildeki otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uğrayacaktır Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaşamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor Uyku problemi yeniden baş gösterecek olursa planı en baştan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır"

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


sorsorgula.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.