Türkçe Mi, Turkche Mi!?

Eski 06-26-2010   #1
GöKKuŞaĞı
Varsayılan

Türkçe Mi, Turkche Mi!?





Dile ilişkin bir yazı yazmanın ne denli zor olduğunun ve bilgi birikimi gerektirdiğinin farkındayım fakat artık insanı derinden üzen dildeki bu bozulma daha fazla sessiz kalmama müsaade etmedi

Dil insan gibidir, yani canlıdır, yaşar, gelişir, içine yozlaşma girdiğinde de hastalanır ve zamanla ölür Diller de aile gibidir O aile bir kez dağıldı mı, bir daha toparlamak mümkün olmayabilir Dilin öneminin çok iyi idrakinde olan emperyalist güçler, hegemonyası altına almak istedikleri toplumların önce dillerinin bozulmasını hedefler Tarihte bunun birçok örneği mevcuttur Ne kadar ilginçtir ki, sömürge altındaki ülkelerde –hiç kullanılmasa bile- ikinci dilin sömüren ülkenin dili olduğuna şahit oluyoruz Bu şekilde asıl yapılmak istenen, kendi kültürünü o topluma yerleştirmektir çünkü dil, aynı zamanda kültürün bir taşıyıcısıdır

Aklıma George Orwell’ın ‘1984’ isimli romanı geldi Okuyanlar iyi bilirler orada çok önemli bir diyalog vardır Hakimler kendi aralarında konuşup bir sözlük hazırlamaya karar verirler Hakimler bu sözlükte kelime sayılarını gittikçe azaltacaklardır Yani aynı sözcükle ifade edilen kelimelerin sayısı teke indirilecektir Hakimlerden biri “Niye böyle bir şey yapacağız?” diye sorunca diğeri şöyle cevap verir:

Kelimeler ikiye, birgün gelecek bir kelimeye düşecek sonra o kelimeyi de kaldıracağız Çünkü insanlar kelimelerle düşünür Kelime gittiği zaman düşünce gider İşte o zaman biz düşüneceğiz, onlar yapacaklar

Bu önemli mesaj bize kelimelerin tek tek gitmesiyle insanın kendini ifade etme özgürlüğünün de nasıl yok olduğunu çarpıcı bir şekilde vurgular Etkin ve akıcı konuşmanın koşullarından biri ana diline hakim olmak ve kelime dağarcığının zenginliğidir

İnkar edilemeyecek bir gerçek vardır ki o da Türkçe’nin ne kadar zengin bir dil olduğudur Unutulmaya yüz tutmuş, tekrar telaffuz edilmeyi bekleyen binlerce kelimemiz var Mesela rahmet, gönül, hikmet gibi derin manalar içeren kelimelerin hangi dilde bu kadar güzel bir şekilde karşılığını bulabiliriz!

Dilin bozulması denilince aklımıza yabancı kelimelerin dilimize girmesi geliyordu Şimdi ise daha korkunç bir boyut aldı

Dikkatle çevremizi gözlemlersek –hatta dikkat etmesek bile mutlaka gözümüze ilişecektir- Whisne (vişne), Taxim (Taksim), Balcon (balkon), Roumeli (Rumeli), Dishi (dişi) ya da Eylul’s, Hammam gibi bar, lokanta, pastane hatta dergilerin aslen Türkçe olan adlarının yabancı dil kurallarına göre yazıldığını görüyoruz

Yani yabancı kelimeleri Türkçe kelimelere tercih ettiğimiz yetmiyormuş gibi o güzelim Türkçe kelimeleri de hiçbir estetiği olmayan yabancı dildeki kelimelere benzetme küstahlığına cüret ediyoruz

Amacım burda birilerine taş atmak ya da başkalarını suçlamak değil zira hiç birimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz Kimbilir bu satırları yazarken nice hatalar yapıyorum Benim asıl üzerinde durmak istediğim husus, dilimizin böylesi bir zulme uğramasına göz yummamamız, duyarlı olmamız ve bu dil katliamına karşı hep birlikte çözüm yolları üretmemiz gerektiğidir

Sorun yalnızca dilimizin yabancı kelimelerin istilasına uğraması değil elbette Dil bozukluğu çok geniş bir yelpazede ele alınabilir Günlük kullanımda cümlelerimiz arasına yerleşen argo ifadeler ne yazık ki artık bizi rahatsız etmez oldu Oysa şöyle etraflıca düşünüldüğünde kulağa ne kadar nahoş, bayağı ve itici geldiğini farkedebiliriz

İnsanın değeri ve sözü konuşmasıyla ölçülür Konuştuğumuz kelimeler kişiliğimizin aynasıdır Ağır başlı, gönül alıcı kelimeler olduğu gibi kaba saba, kırıcı, argo kelimeler de vardır Hangi ölçüde değer görmek istiyorsak o nispette sarfettiğimiz sözcüklere itina göstermeliyiz

Hiç şüphesiz dilimizi düzgün, doğru, akıcı ve etkili konuşabilmemiz için kelime haz(i)nemizin geniş olması gerekir Şu birkaç tavsiye bu konuda bize faydalı olacaktır:

* Evvela Türkçe’mizi düzgün kullanmamız gerektiğinin şuurunda olmalıyız Çevremizde ya da kendimizde gördüğümüz en ufak dil hataları dahi bizi rahatsız etmeli

* Okumayı sevmeli, kitapla, kütüphaneyle barışık olmalıyız

* Okurken mutlaka notlar almalıyız

* Bilgi ve kelime dağarcığımıza yeni kazandırdığımız kelime veya kavramları günlük hayatta fırsatını bulup yerinde ve kıvamında kullanmalıyız

* Duyduğumuz ama telaffuzunu ve manasını bilmediğimiz bir kelimeyi hiç üşenmeyip sözlüğe bakmalıyız

* Kültür seviyesi yüksek insanlarla haşır neşir olmalıyız

* Bilgi, kabiliyet ve tecrübe bakımından seçkin kişilerin konuşmacı olduğu kültür programlarını (konferans, panel, sempozyum vb) mümkün mertebe takip etmeliyiz

Aslında hepimiz dilimizin ne kadar önemli olduğunun idrakindeyiz Sadece biraz daha özen ve dikkat göstermeliyiz Yukarıda da belirttiğim gibi seçtiğimiz kelimeler kadar seçkinleşir, o kadar değer görürüz

Elbette bunları söylemedeki maksadım yabancı dillerden tamamen uzaklaşalım demek değildir Fakat Cemil Meriç’in dediği gibi ‘kendi dilini bilmeyen, yabancı bir dili nasıl öğrenebilir?‘ Önce kendi dilimizi iyice öğrenip, hakkıyla kullanalım Daha sonra başka dilleri başarılamızı perçinlemesi için bir araç kılalım


Hatice Kübra Varol

__________________
Bıçak soksan gölgeme, Sıcacık kanım damlar
Girde bak bir ülkeme: Başsız başsız adamlar
NFK





GaLiBa Bu GeCe YaĞMuRDa GöKKuŞaĞı MiSali
GüLeRKeN aĞLaMaNıN ZaMaNı
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


frmsinsi.net
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.