Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #31
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]





Aşk şiirlerine devam

Bir gün daha geçti ömrümden
Dünüme bir gün eklerken
Yarınımdan bir kez daha çaldı
Ama bu defa daha ağırıma gitti
Ömrümden çalınan her günde tek tesellim
Ertesi gün duyacağımdan emin olduğum sesin,
Kilometrelerce uzakta olsanda
Her hücremde hissettiğim varlığın,
Gündüz hayalimde gece rüyalarımda olan sendin
Şimdi ne sesin var ne hayalin
Ne de tutunacak bir tesellim

Bugün hayatımın en uzun günü
Acım çok taze çünkü
Sensiz geçen ilk günde
Yokluğunun acısını hafifletmek için
Attım kendimi kalabalığa
Saatlerce sokak sokak gezdim
Sanki bir sokakta aniden karşıma çıkacakmışsın gibi
Ama yoktun YOKSUN
Ne acım azaldı ,
Ne içimdeki yangın,
Ne de sokaklar sana çıktı

ÇÜNKÜ HEPSİ ÇIKMAZ SOKAKTI

Ayrılıkların Başkenti
ne kadardır susuz
ne kadardır hasret kaldım bize
sadece kuraklığınla değil
kendimle de uğraştayım
üstelik gurbet kadar uzak
koca bir şehir burası
yaşamla savaş üstüne sevda
herkes için zor
neresinden bakarsan bak İstanbul işte
hani bir damlası düşse sevdanın
yıkılır surları sorgusuz
sonra düşünsene kiraz bahçelerini
kurt gibi kemirir her birimizi
senin anlayacağın sadece kuraklığınla değil
sellerinle de dertteyim
üstelik gözlerin kadar uzak
hasretin kadar taşkın bir şehir burası
neresinden bakarsan bak İstanbul işte

ayrılıkların başkenti __________________

Bitirip herşeyi gidiyorsun ha
Gidiyorsan hadi uğurlar olsun
Neler yaptığını biliyorsun ha
Gidiyorsan hadi ugurlar olsun…

Kolayca diyorsun „ben gidiyorum“
„Yaşadıklarımızı hep siliyorum“
Demekki gözünde ben bitiyorum
Gidiyorsan hadi uğurlar olsun…

Kalbimi derinden “vur” diyemem ki
Zorlada gönlüme “ gir” diyemem ki
Gideceksen sana “dur” diyemem ki
Gidiyorsan hadi uğurlar olsun…

Ruhumun meltemi güzel duygular
Ne hoş serinletir sevdanın yeli
Kalbimin vuruşu seni sorgular
Oradan beslenir, sevginin seli…

Ruhumla bedenim sevi kokuyor
Yüreğime sığmaz sevginin gölü
Gözlerim gurbetten sana bakıyor
Sarmış bedenimi yalnızlık çölü…

Karşıma çıkanı sen sanıyorum,
Bu sevda yüzünden deliyim deli
Gönlümüz iç içe, inanıyorum,
Senden uzaklarda bedenim ölü…

frmacil dördüncü 4 sayfa

Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #32
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Her kapı eşiğinde
çocuk mezarı diye takıldığınız
45 numara ayakkabılarımla
içinde etleri çürüyen
bir çocuk cesedi taşıdığımı
nasıl da bildiniz

Hiçbir bardakta
dudak payı bırakmadınız bana
bir kaşık sesini
bile çok gördünüz
şekersiz içerek
çaylarınızı

Bakarak yürüdüm oysa balkonlara
göz göze
gelebilmek için
çamaşır ipinin arkasına astığı
iç çamaşırlarının
ıslaklığına sürünerek
kanaryasını güneşe çıkaran
bir kadınla

Yanıma yaklaşıp kibrit istediğinizde
ıssız bir adaya düşen
yalnız adamın
dumanı görülsün diye yaktığı
ateşiydi sizlere
uzattığım

Ve siz
her seferinizde
sigaranızı yaktınız
ama açıktan geçen gemiler gibi
yanınıza beni almadan
gittiniz!

- - - DOST BİLDİKLERİM - - -

Doğum günüm olmuş neye yarar ki
Günümü YIL sayar dost bildiklerim!
Kimler düşlerimi hayra yorar ki
Sorunca ŞER sayar dost bildiklerim!
* *
Dostlar dergahına Pazar kurulur
Önce izzet ikram hatır sorulur
Köprüyü geçince çene yorulur
Görünce EL sayar dost bildiklerim!
* *
Ne vardı pazarda bir dostu bulsam
Ne derdim kalırdı ne de bir tasam
Düşen gözyaşımı çöle akıtsam
Taşınca SEL sayar dost bildiklerim!
* *
Ne rüzgar kar eder ne de fırtına
İstersen onları benimle sına
Yapraklar da küstü kendi dalına
Esince YEL sayar dost bildiklerim!
* *
Dostlar meclisinde gönül bulanır
Bir ileri beş geriye yollanır
Sanırsın yürekte sabır sınanır
Satınca PUL sayar dost bildiklerim!
* *
Gönlüm aşk’a geldi çağlayıp coşar
Şelaleye inat tersine akar
Bir yürekte doğdum binleri yakar
Yanınca KÜL sayar dost bildiklerim!
* *
Alaylı gözlerle şimdi bakarım
Kalemimden gözlerine akarım
Aynalara ben mi boyun bükerim
Susunca LAL sayar dost bildiklerim!
Susunca LAL sayar dost bildiklerim!

Ah basim bu da sana ders olsun!

ben seni seviyordum canimdan cok
sana verdim ask ve sevgi
sana verdim neyim varsa
hani benimle olucaktin zor günümde bile
hani herzaman benimleydin
simdi zor gün sen nerdesin
simdi param pulum kalmadi sen nerdesin

zor günde belli oluyor gercek asklar
zor günde belli oluyor dostlarin
dost bildiklerim simdi nerde
canimdan cok sevdiklerim simdi nerde
güvendigim daglara kar yagdi
dostlarim yüzüme bakmaz oldu
cebimde para varkene göz agrilaridim
simdi uzak giderler benden
ah bassim bu da sana ders olsun
ah basim bu da sana ibret olsun

bana birakin ben hal ederim
düstügüm gibi kalkmasinida bilirim
yalan asklardan
yalan dostlardan
yoruldum
hayat yordu yikti beni
yalan asklar genc yasta katilim oldu
ah basim bu da sana ders olsun
ah basim bu da sana ibret olsun
simdi taniyorum insanlari
simdi taniyorum asklari
simdi herseyi daha iyi anliyorum __________________

ADIMLA NASIL BERABERSEM

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #33
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Sessizce

sessiz gidişinde bir şiir saklıydı
gözlerin toprağı kıskandıracak kadar toprak
yerin demir göğün bakır olma ihtimalinin
sıfır olduğu günlerdeydik
biz sana güneş kokulu günler
biriktiriyorduk içinde başrol oynadığın
sen hayaller yazıyordun
sırtın yaslı kıraç topraklardan
içinde bir kilit bir de demir kapı

oysa sahipsiz günlerin
ganimetiydi kirli bir gülücük
bir de yarım kalan buse
şimdi yokluğun da bitmemiş cümleleri
topluyoruz bir bir
paslı dolapların sırdaşı olan
ve yangında ilk kurtarılması gereken sözcüktü aşk
yaşam alanı yangın olan __________________

Savrulup Gittiği
Bir şeyim gibi yakındı onu hiç görmedim
Esmerdi, yapılıp bozulan bir yüzdü
Akıldan yaşanır bir yerlerde
Durgun söğütlerin gölgesinde gizli

Güçsüz yapımızdan gittikçe taşlar
Eksilir ikili düzenlerde
Uzakta bir dağ kurşundan
Yalnızlığın katması beklenirdi

Ürkütülmüş ince iplikleri
Esmerdi, yapılıp bozulan bir yüzdü
Ne saat istenir rüzgar esmesin
O saat olurdu savrulup gittiği

DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin
Desem ki
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum

Bendeki kararsızlığı mı soruyorsun dostum
Bendeki ne bir yalnızlık öyküsü,
Ne de bir hasretlik türküsü
İçimde dünden kalma hayallerle,
Bocalayıp duran bir sitem sadece

Kararsızlıklar bütünü dünyada
Umutsuzluk tarlası rüyada
Ha battı batacak durgun deryada
Tek başına kalan bir sitem bu sadece

Solgundur, bugün burada yarın nerede
Hep yalnızlıklarladır, işi olmaz neşede
Dibi delik testi gibi durur bir köşede
İçi hiç dolmayan bir sitem bu sadece

Yılların çilesi sarmış sanki üstünü
O bu dünyanın en berduşu en küskünü
Nerde be dostum mutlu bir günü
Yarını olmayan bir sitem bu sadece

Dokunmaya gelmez hemen kırılır
Mutluluk varken yalnızlığa sarılır
Bu kadarı yeter fazlasına darılır
Gülücüğü kalmayan bir sitem bu sadece


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #34
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu
Sevginin sonu gelir mi sence
Ya bir gün gelirse naparım o zaman
Ya sen naparsın hiç düşündün mü ?

Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu
Mahşer gününde mi konuşuruz ancak
Belkide o bile olmaz
Sen başkasının ben başkasının olmuşuzdur çoktan !

Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu
Sevgi seli bitermi sence bir gün
Coşkun dereler durulur mu ?
Ya hızla yağan yağmur diner mi sence

Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu
Sararan yaprak yeniden yeşerir mi ?
Kırılan dal yeniden biter mi dal olarak
Solan çiçek yeniden canlanır mı ? __________________

Gökyüzü zifiri karanlıkken,pembe bir dünyada elele bu sevdanın içindeydik senle…
Ve birlikte sonsuz olmaktı temennimiz
Çocuksu düşlerimiz vardı,sadece ikimizin olduğu…
Zamanda uzun,yaşamda kısa olan bu aşkta;
En güzel sevinçleri,en güzel anıları paylaştık,sevdaya dair çok şey öğrendik Sevmeyi,gülmeyi ve terk etmeyi öğrettin bana,yaşamın sevince anlam taşıdığını gösterdin…

Sevdim seni !
Can verip yollara düşecek kadar,
Kimsenin gücü yetmeyeceği kadar sevdim

Uykularımızı paylaştık seninle,bir gece değil gecelerce uykusuz kaldık
Aşkımız için zamansız sevdik birbirimizi,umarsız,çıkarsız,yalansız…
Dünyalara sığmayacak aşkımızı küçük yüreklerimize sığdırdık,
Ayrılıklarımızı yaşanmamış saydık,
Öyle ki hep birlikte olmalıydık
Sözler verdik birbirimize tutamayacağımızı bile bile…

Sonra ayırdılar bizi;
Kimseler düşünmedi ! seni,beni,sevgimizi
Sensiz hayat yoktu
Söz vermiştim sana,sevdama söz…
Yaşayamazdım…bu sevdayı içime gömüp,seni bırakamazdım
Aldırış etmedim kimseye ayrılmadım senden
Sonra sen istemedin beni,sevdamın taşıyamayacağı sözler söyledin,bu aşkı hançerledin…sevdiğim ne yapar bile demedin,ama ben bıkmadım…

Şimdi ise ayrılığımızın en karasında kara sevda oldu sevdam
Sen belki unuttun,ama ben unutmadım,unutamadım
Yeniden başlamak için çok çabaladım,olmadı,nafile…
Sadece DÜŞLERİMDE KALDI SEVDAM…

Şimdi sen yaşıyorsun,beni öldürdün,yüreğinde bana ait bir iz bile yok
Hatırla söz vermiştik sevdamıza,yaşadıkça bu aşkla beraber olacağımıza…
Yalanmış oysa…gittin hayatımdan ama sevdan hep benimle
Bir gün üstümde çimenler bittiğinde bile sevdan yaşıyor olacak
Beni umut kurşunuyla vurdun ! ama onu öldüremezsin…
Çünkü;sevdaya kurşun işlemez gülüm… __________________

Bir adam var karanlıkta…
Gözleri hep ağlamaklı,yüreği derin bir sevdayla yaralı,
Elinde bitmez kadehi,dilinde isminin hecesi,
Kalbinde bir aşkın acısı…

Bir adam var karanlıkta…
Duyguları iflas etmiş,bir aşk için tükenip bitmiş,
Bir vefasıza bağlanıp,
Uğruna bir ömür tüketmiş…

Bir adam var karanlıkta…
Gecesi günü kararan,umut tomurcukları koparılan,
Ömrü bitse de derdi bitmeyen,
Bir adam var karanlıkta…
KARANLIK BİR ADAM…

Nasıl Olsa Sen Yoksun
Bıraksınlar rüzgar delice essin,
Nasıl olsa sen yoksun peri kızı
Güneş ister erken ister geç batsın,
Nasıl olsa sen yoksun peri kızı bundan böyle

Amaan boş ver ne param olsun ne de pulum,
Kırılmış kanadım kolum,
Dikenli de olsa çamurlu da olsa yolum,
Nasıl olsa sen yoksun peri kızı bundan böyle

Sen yoksun ya hayatımda şarkılardan bana ne!
Her şey seninle güzeldi, şiirler de öyle,
Zaten umut yoktu zorladım şansımı bile bile,
Nasıl olsa sen yoksun peri kızı bundan böyle


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #35
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Ne İleri, Ne Geri
Ne ileri, ne geri;
Kimlerin var haberi
Benim sonsuz dünyamdan?
Belki sabahtan beri
Ve belki de akşamdan,
Bakıyorum bir camdan,
Renk renk billur ehramdan,
Haberim yok, rüyamdan,
Ne geri, ne ileri!

İskemle düşmüş, bırak,
Açma, çalsın çıngırak!
Geçen trenlere bak;
Rüyada bir kabartma
Onlar gidiyor ama,
Kalıyor dumanları
Tirenler götürüyor,
Kendi gölgelerinden
Kaçışan insanları
Tirenler götürüyor,
Dağdan dağa sürüyor,
Kendi gölgelerinden,
Başsız gövdelerinden
Kaçışan insanları
Ve rüzgâr üfürüyor,
Geride dumanları
Ve rüzgâr üfürüyor,
Kaynaşan ummanları

Vaz geç onlardan vaz geç!
İstediğim bu değil;
Ve o değil, şu değil
Eğil, ruhuma eğil!
Bin hayal içinden geç
Ve benim hülyamı seç!

Bak, şu ağaçlı yola,
Bize doğru geliyor
Orda üç kız kol kola,
Bize doğru geliyor
Kömür tozundan ince,
Su gibi şeffaf gece,
Doldurmuş yüzlerini,
Silmiş pürüzlerini
Kalmamış, Meryem gibi
Yüzlerinde kırışık;
Ve o Bâkirem gibi,
Yüzleri birer ışık,
Vücutları bir âhenk
Öyle hafif ki, onlar,
Elimizi uzatsak,
Havayı kımıldatsak,
Üçü de titreyecek,
Bir âhenk gibi ürkek,
Havada eriyecek

Başka ses, ayrı biçim,
Ne de istiyor içim,
Kapının kenarına,
Parmaklık duvarına,
Bir genç aşık otursun
Tel tel sazını kursun,
Karanlıkta başbaşa,
Gömsün başını taşa
Ve derin, sıcak, uzun
Şarkısını okusun

Tirenler gitmeseydi
Yolda gezen kızları,
Rüzgâr eritmeseydi
Döşekler yalnızları,
Dürtmese, itmeseydi
Şarkılar bitmeseydi

Bu çözülmez bilmece;
Hep sayı, harf ve hece
Peçe üstünde peçe
Böyle aynı noktanın
Üstünde saatlerce,
Benliğime eğilsem,
Sabah, akşam ve gece,
Ortasında odanın,
Karanlıkla çevrilsem,
Bir çözülmez bilmece;
Hep sayı, harf ve hece
İçinden bu kafanın,
Fâni dünyayı silsem
Dünyalar nice nice;
Yavaşça ölebilsem,
Yeni baştan dirilsem,
Duysam, görsem ve bilsem!
Ne ileri, ne geri,
Ne geri, ne ileri!

Adı Yok Hüznümün

Sabah ayazında titreyen hayallerimle
Suya yazılan sözlerimin
Ve ardıma bakmadan gördüğüm
Dünden kalan adımlarımla
Tutkularım pusu kurmuştu ayrılığa
Bu sabah, yalnızlığımla seviştim!

Bir gözümde yaş
Bir gözümde aşk

II

Terk etmiğim umutlarımla
Yarasaların çığlıklarında susmuştum
Ana rahminde solan,
Doğmamış bebeklerden korktum
Bu sabah, kahırlarımla seviştim

Bir gözümde yaş,
Bir gözümde hasret

III

Yelkovan vurmuş akrebi sol yanından
Ölü zamanlarda boğulmuşum
Dağınık yatakların yalnızlığıyla
Serseri kurşun gibi namlunun ucundayım
Köklerine sarılmışım servinin pervasız
Bu sabah, isyanlarımla seviştim

Bir gözümde yaş,
Bir gözümde nefret

IV

Pranga geçirilmiş ruhumla
Hücre hapsindeyim karanlığın!
Yağlı urganla asmışlar yüreğimi
Son duadan silinmiş bedensizliğim
Terk edilmişliğim vuslata yazılmış
Bu sabah, ölümle seviştim

Bir gözümde yaş,
Bir gözümde veda! __________________

çAKALLAR

Ne zaman elime bir kalem alsam
Dilime dolanır hep bu çakallar !
Sazımı alıp ta çalmaya kalksam
Telime dolanır hep bu çakallar !
Haykırsam kar etmez,sussam kar etmez,
Unutup ben beni,sızsam kar etmez,
İşleyip mısrama,yazsam kar etmez,
Elime dolanır,hep bu çakallar !
Vazgeçip tuz bassam artık yarama
İsimsize isim,sen hiç arama
Riyakar olandan,yanarım amma
KÜlÜme dolanır,hep bu çakallar !
Yandıkça yÜreğim,şiire aksam,
Savrulan kÜlÜmle ben beni yaksam,
YÜzÜmÜ bir defa,örtmeye kalksam,
TÜlÜme dolanır,hep bu çakallar !
Yaşlı gözlerimle gönÜl bağımda
Dolanıp dururum bu genç çağımda
Elime ne zaman,gÜl aldığımda
GÜlÜme dolanır,hep bu çakallar !
GÜlÜme dolanır,hep bu çakallar !

Sana Değmez

Yıkılmaz surlarla sarıyordum seni
Dalgalanmanlar da arıyordum seni
Hangi burçlarda diye sorardım seni
Artık sana bayrak dikmeye değmez

Hasret oku oldun vermişken sancı
Aşkımı bin yerden delip verdin acı
Silahsızken vurdun içimdeki ağacı
Artık sana teslim olmaya değmez

Gözümden çok düştün kalmadı yeri
Sur kapısına istemem başka müşteri
Beni senden çözdün girmezsin içeri
Artık sana bağlanmaya değmez


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #36
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




BOYU SEVERDİK BİRBİRİMİZİ BİZ ANLAMSIZCA ARKADAŞ
Geceler boyu severdik biz birbirimizi,
Güneş bizi kıskanırdı sabahleyin,
Çünkü ben ancak senle ısınırdım

Geceler boyu okşardın benim başımı,
Yastıklar ağlardı bizim için,
Çünkü kucağında uyurdum

Geceler boyu ağlardık biz biz için,
Yağmur bize inat şimşekler yağdırırırdı,
Çünkü biz birbirimize ağlardık

Artık geceler yok,
Yanlızım
Çünkü sen beni bir kalemde sildin,
Keşke demek zorunda kaldım,
Çünkü hepinizi kaybettim

Şimdi gine gecelerdeyim,
Bu sefer senin için değil,
Beni sevenler le beraber

Noldu dost mu kaldık sonunda?
Noldu gecelerde kayboldun mu?
Noldu gerçek gecelerin sevgilisini buldun mu?

Ne dersen de artık yokum ben son gecene kadar,
Ne dersen de yokum ben son güneş doğana kadar,
Ne dersen de yokum ben son fırtınalar kopana kadar,
Ne dersen de ben yokum artık yok herşeyin sonuna kadar seni gecelerin karanlığında bırakıyorum

Bir zamanlar beni seven sendin ama şimdi sevenim yok sanma!
Beni senin hani bir zamanlar gecelerde birbirimizi sevdiğimizde vardım şimdi sonsuzluğa adım atmış oldum

Ben senin için var olmadım ben beni dost bilenler için var oldum!
Senin için var olsaydım eğer,
Ben aşkı bir kalemde silerdim!
Aynı senin beni sildiğin gibi!

Artık yollardan dönüş yok bir kış geçti tekrar geldik,tekrar kıştayız
Artık ateşin yok ben kar tanelerini eskiden ateşimi söndürecek diye biliyordum!
Ama şimdi her tanesinde bir şeker saklı,
O şekerler bana hayatın dersini veriyor

O şekerler eskiden gözlerindeydi,
Hep beni sev diye bakardı
Dilediğin oldu ama artık şekerlerini gecelere sakılıyorsundur umarım,
Umarım!çünkü onlar gecenin her mum tanesi,eskiden ışık saçardılar ama şimdi ışıkları benimle beraber bitti

KARANLIK SANA DERS OLDU!

ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR

Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirganlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir __________________

ey benim nazlı ceylanım severim severim kimse bilmez
bir ateş düştüki başa tüterim kimseler bilmez
ey benim nazlı çiçeğim severim severim kimse bilmez
bir ateş düştüki başa tüterim kimseler bilmez

bak şu kalbimin işine saldı sevdayı başıma
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım yanarım kimse bilmez

ben aşığım ben aşığım değmeyin dostlar
bugün benim için ötsün kuşlar
ne olur bugün benim için essin rüzgar
otobüslere bugün bilet atmayın parasız götürsün dolmuşlar
bugün,bugün pazar şiirini benim için yazmış olmalı nazım
mutlaka benim için yazmış olmalı
çiçekler benim için açsın,yağmur benim için yağsın
ben aşığım…

varın söyletin hayına girmesin benim kanıma
bir ateş düştüki başa tüterim kimseler bilmez

bak şu kalbimin işine saldı sevdayı başıma
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım yanarım kimse bilmez

ben aşığım değmeyin dostlar
bugünde benim için akmasın trafik
benim için ağlamasın hiçbir çocuk
günü geldi ama ödemiycem kiramı
borçlarımı ödemiycem
bu gün ne olduysa oldu seni sevdiğimi anladım
istanbul bile güzel gözüktü gözüme,bizim gözüktü
bir türkü tutturdum gevheriden onu bile güldürdüm halime

bak şu kalbimin işine saldı sevdayı başıma
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım yanarım kimse bilmez

Hayal ettiğimiz o renkli dünyamızda
Ben gönlümde sen kalbimde yekpare olduk
Gün batışıyla başlayan bu aşk yolculuğunda
Mutlulukla biten gizemli rüyalar gördük

Bizim öncemiz ve sonramız bizden sorulsun
Aşkımızın sıcaklığı çevremizde duyulsun
Mutluluğumuz hayal gibi gelse de size
Bilin ki! Gerçeğin sıcaklığı sindi üzerimize

Mutluluğun gizemli yollarını görelim diye
Parlak yıldızlar yağmur gibi yağdı üzerimize
Biz de umutlu ve mutlu yürüdük aşk yollarında
“Bize ne gam!” diyerek “tersine dönse de dünya” __________________


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #37
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksınve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağımseni en güzel halin neydi diye düşünüyorum Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni
Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum İşte olayımın en güzel yanı bu Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın Seni anlıya biliyorum sev d i k l erin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor
Şimdi yatıyorsundur Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur Kanayan yarayım senin için biliyorum Bir hata Bir yanlış Oysa sadece sevmiştim seni Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun Son kez çıkmayan olacaksın Seni asla unutmayacağım Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım
Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım Söküp atmam gerek içimden seni Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde Sen utanmalı, sen başını eğmelisin Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında
Ama olmaz bunu sana yakıştıramam Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum Sen hiç görmezsin beni Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak Senin üzülmen için söylenmiştir
İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak Sev d i k l erimi oradan görebileceğim Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana Sana ve sevdiğim tüm insanlara
Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı kimileri için Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan İşte ben buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı Anlamak istemediği Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi __________________

Dünyanın görmediğim kadınları için
Bir sigara daha yaktım, bir dal incittim
Görmediğim kentleri için
Eskiye dair hatırlayacaklarımı yazdım
Bütün güzel kadınların siyah saçları vardı,
Yaşlı adamın intihar ettiği yerden başladım
Esrik bir Nisan sabahı hiç beklenmeyen yerden
Ve sizleri hatırladım
Şaşırmış mıydınız, sizleri hatırladım
Üstünüzü örttüm
Üşümüştünüz
Ürkekti bakışlarınız, emin değildiniz
Korkuyordunuz belli ki
Anlayamıyordunuz
Kesinlikle anlayamıyordunuz
Kötü davranmışlardı size
Kötü davranacaklardı size
Anneniz yanağınızdan bir kere öpmüştü
Sizleri hatırladım
Sizi ben de ne diye sevecektim ki
Daha vardı
Zamanınız gelecekti
Eni konu bir keşkeydi hayatınız
İşe yaramaz bir Nisan yağmurunda
İntihar eden yaşlı adam kadar keşke
Çirkindiniz, arkadaşlarınız da

Bir kara parçasıdır yaşlı adamın bu ölümü;
Hiçten parça parça
Üstümde yine aynı ceket vardı
Yine aynı sararmış fotoğraf cebimde
Yine aynı dişlerim, parmaklarım
Aynı gözlerim vardı
- Sizi ilk kez gören bu gözlerim -
Yine uyuyordum
Hiçten parça parça, en çok da gölgesi

Benzi solmuş aynalara
Hayatını anlattı yaşlı adam
- Aynalar mıydı tek onunla yaşlanan -
Donuk yeşil paltosu - ona benzeyen -
Bin dokuz yüz otuz dokuz yılında
Savaş çıkacaktı belki de - yine bir ayna söylemişti -
Paltosu ve kimbilir nerede bir ayna,
Hiç evlenmedi yaşlı adam

Bir sigara daha yaktım
Yaşlı adamın
Dünyanın görmediği kadınları için
- Dünyanın görmediğim kadınları için başka başkadır herkese, durağan -
Yakmasa mıydım?
Öyle ya belki de yakmasa mıydım;
Ama ne farkımız kalırdı o zaman
İlkel dağ tanrılarından
Ağaca yeşil ol, rüzgara es diyen
Ölmek çok uzaktaydı o zaman

Yağmurda ıslanan bir köpekten korkmuştu yaşlı adam
Kimbilir nerede şimdi bir ayna
Anneniz ve siz
Ağlıyordunuz
Hüngür hüngür ağlıyordunuz
Kendinizden geçmiştiniz; çığlık çığlığa
Hakim olamıyordunuz kendinize
Duramıyor daha da ağlıyordunuz
Gözyaşlarına boğulmuştunuz
Devamlı ağlıyordunuz
Her aynanın ayrı bir hikayesi vardı
Her Eski bir mektubun
Ağlıyordunuz

Genç, diri ve de çok güzel
Hem de şiirler yazan o kızın
Bin dokuz yüz otuz dokuz yazında
İntiharından ödünç aldığı
Nefesini üfledi aynaya,
Taşlar dokunulmayı beklerdi bir sonbaharın ardında
Bütün güzel kadınların siyah saçları gibi
Hiç evlenmedi o yaşlı o adam

O zamanlar çoğu insan küçüktü; hatırlamazlar,
Tarsus semalarında
Gece gündüze son mavinin eşiğinde
Herkesin bir annesi ağlardı
Hele ki gün ışısın
Anneleri ağlar, onlar şiir yazardı
Tarsus semalarında
Bir gün daha biterdi böylece bir gün daha
Ve sizleri hatırladım ben yine
Annelerinin bile hatırlamadığı sizleri
Bir papatya tutan elleri belki de sizleri
Çaresiz miydiniz
Kırbaç kırbaç bakışları sizleri

Zamanlar oldu, çeşitli, çok, uzun
Büyütüldük, aksine uzun sürdü çocukluğumuz
Greta Garbo'yu öpmüş müydü yaşlı adam
Belki de sadece kendi halinde bir müfettiş
Hala tam bilemedik tanrıyı, büyümüştük
- siz değil ama, sizler çirkin -
- sizler annesinin bile özlemediği çocuklar -
Geniş zamanla geçmiş zaman arasına sıkıştık
Korkak olduk, yorgun olduk
İlkel değildik, tanrı hiç, büyüyememiştik
Yalnız bir camiinin hüznü yeşerdi içimizde
Yerleşti, anlayamıyorduk,
Aradık, bulamadık
Aradık, bulamadık
Aradık, bulamadık
Bulamadık

İSMİ YOK GİDİŞİNİN

Bir başka şeyden ölmek,
sadece bir defacık
Bir defa orjinal bir nedenden ölmek
Bir defa dost dizinde can vermek istedim
olmadı
Bir defa tatlı tatlı bakan gözler altında,
olmadı
İsmi yok gidişinin

Her şey yerinde
Kafe Eski’ de masalar,
Hasanağa’ da çimler yerinde
Beşiğinde sallandığın parklar,
oturup seni izlediğim banklar yerinde
Güneşin batışını izlediğimiz,
kıyısında koşuştuğumuz deniz hep yerinde
Bir sen yoksun
İsmi yok gidişinin

Havalar hala soğuk,
oturduğumuz duraklar boş;
gece yarıları ayak seslerimizi duyan sokaklar,
köpekler yerinde
Bir bardak çayım var,
seninki de karşımda
Hep çayı iki söylüyorum
Sen yoksun yanımda
Ellerimi uzatıyorum
ellerime varıyor yine
İsmi yok gidişinin

Son kibriti vermiştim sana,
karanlıkları aydınlatabileceğim son kibrit
Bir gül yanağında son kanı
Son şehri
Ayakta kalabilen,
istilaya uğramamış son şehri
İsmi yok gidişinin

Ama gözyaşımı göstermedim sana,
şiirini okurken Sakladım
Çevirip yüzümden içime döktüm
gözlerim nemlendiğinde,
içime doldurdum
İsmi yok gidişinin

Ne olmadığın bir yer var,
ne de bulunduğun
Soğuk bir rüzgar
Sıcak göz yaşları
Ellerin yok
Her şey yerinde, Kafe Eski’ de masalar,
masalarda sandalyen yerinde
Çayın soğuyor
Ben de buradayım
Bir sen yoksun
İsmi yok gidişinin

GEL EY YAR

bu da oldu işte
sonunda sensiz kalmayı basardım
ne efsunlu bakışların var
nede fel-fecir bakışların
buda oldu işte ayrıldık sonunda

bilemeyeceğin kaadr uzaktayım
seni özediğimi
içim hala kan ağlyor
sesim soluğum kesik kesik ağlıyor
sen yoksun
ben sevginden yoksul
bilemeyeceğin kadar uzağınım işte

yaprak yaprak uzagındayım
sen tam mevsimindesin
bense rüzgarında savrulmaktayım
ne duam tuttu ne de bedduam
egri bügrü bu hayatın tam orasında
yaşam dersen buna yaşamaktayım
yaprak yaprak uzağındayım

dün rüyamda
tut diyosun
ellerimi tut korkama
ellerin ne rede
nerde yüzün
ben bir boşlukta tuttuyorum aklımda hatıraları
sen yinede diyosun rüyam da tut
ellerimi korkma

melodisi unutulmuş
eski bir melekonkoni benimkisi
ne saza geliyor nede dile
sen söyle
nefretin kime
kime kinin
gözlerin tapar bana
git der oysa dillerin
notasız yaşadık biz seninle si be mol e ne oluyorr
unutulmuş melodisi bi kere

gel ey yar
sesimi duyuyorsan gel
sana oyle muhataç oldugum için değil
nede ölesiye taptığım için deil
ekmeğime kan kattığın için deil
sevdiğin için
yada sevebildiğin için gel
kalbinle gel
sevginle gel
gel artık ey yar
özledim seni gel

topacını cevir topragmda
adını yaz sahillere
aldırma dalgalara
gittim yazdıgın gibi alınyazıma
kaderimsin yaz
gel ey yar
topacını dönder
yolunu çevir
yüzünü dön
özledim de
gel yar

sana sonuna kadar açık kapıdan gel
kimliksiz olsanda gel
kimin olsanda gel
tuttur eski bir şarkı
lele yar de gel
seve yar de gel
söndür hasreti içimde
içinden geçte gel
toprağa düşte gel
içinden geldiği gibi gel
ben ateş oldum sen yanda gel
ben dal oldum sen kuş olda gel
ben sevap oldum sen helal olda gel
yazdım namımı dünya diyarına
senin aşkını alemde görde gel
kanaat getir inanda gel
vaz geçtim serden, sırrım olda gel
gelde gel
az gttim uz gittim
sana dondum de de gel


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #38
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




MAVİ BİR ÖLÜM

Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden,senin kim olduğunu en çok bilerekİsyankar zambakların,çılgın nilüferlerin,dört nala açan kiraz çiçeklerinin dudak kıvrımlarına yoldaş olacağımSarı bir hüzün,kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana
Sana oklardan değil,yaydan bahsedeceğim;gülün dikenlerinden değil,gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayan topraktan söz açacağımAkan su gelmeyecek kelimelerimeSuyu şefkatle kucaklayan sessiz taşların canını yakan damlaları dillendireceğim
Yine sana sesleneceğimSenin kim olduğunu hiç bilmeden,bilmek istemedenAlaaddin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi ve ne dilersem dilememi isteseydiHiçbir şey elde etmeyi dilemezdimBir şeyden vazgeçmeyi isterdimSadece,hayatta bir şeyden vazgeçmem lutfedilseydi bedeli herşeyim olsa bile sana seslenmekten vazgeçmeyi isterdimGarip değil mi? Sana seslenmekten vazgeçemediğimi,bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki deOysa sana seslenmek,bütün hesaplarımı gördüğüm bu dünyadaki,geride kalmış tek hesap benim içinBu dünyadaki tek yük,bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmekKürek mahkumu için kürek neyse benim için de sana seslenmek oBir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu,öbür yandan bileklerimden sızan kanların gönlümü işgale yeltendiği bir rotanın can suyuOysa ben sana küreklerden değil gemiden bahsetmek isterdimAtalarım bana,kadınlara gökyüzünü,gemileri ve yelkenleri anltamayı öğrettiSen,kürekleri,yağlı urganları,geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsunSana ellerimle dokunarak,seni gözlerimle okşayarak göstermek isterdim rüzgarla şişen beyaz yelkenleriAma senin vaktin yoktuBen bunu hiç anlayamadımKavmimin kadınları bana öğretmediler ki bazı kadınların güvercinlerden daha çok siyah apoletleri sevebileceğini
Sana sesleniyorum ve gözlerim bileklerimden parmak uclarıma kadar toplanmış kan pıhtılarını seyrediyorKürekleri bırakmıyorumÖnce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için kalemi bir an elimden düşürmüyorum
Ankara kalesinin önünde sana sesleniyorumBenden kaçıp Cennete gitmek isteseydin,seni Cennetin kapısına kadar götürürdümBana gelmen için seni korkutan Cehennem olsaydı Cehennemle konuşurdum,seni ona anlatabilirdimOysa sen ne cenneti isteyecek kadar aşk oldun ne de cehennemi isteyecek kadar ayrılık"Seviyorum Seni ama"dedin"Hoşçakal"diye ekledin"Şimdi gitmeye mecburumBelki yine gelirim,umarım gelirim"son sözün oldu
Cennetin ve Cehennemin dillerini,savaş naralarını ve aşk şiirlerini,gazellerini ve bolerolarını öğreten atalarım,senin sözlerinin anlamını öğretmedilerHiçbir şey söylemeden gittinAyrılığın dilsiz olduğunu senden öğrendimDilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana ve kalemime ilk defa yaban gözlerle baktımYine,yeniden,sadece sana sesleneceğimMüebbed bir aşk dışında bildiğim tüm duyguları terk edeceğim
Sana sesleneceğim yineSeni sadece kuru bir sevgiyle değil,derin bir hüzünle,binlerce yıllık bir gururla ve pervasız bir öfkeyle sevdiğimi duyumsuyor musun? Mütevazi bir sevgiyle değil,küstah bir aşkla sevdim seniBen Osmanlı gibi kollarımın yetişemediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken,sen köprülerin ülkesi Venedik'teki son sancağı üşümemek için şal yaptın kendineNeden bilmiyorum özlemin artıyor içimdeZaman geçtikçe eksilir demiştinOysa atalarımın öğrettiklerine ters düşsse de sana inanırım bilirsinZamanla unutursun demiştin Niye daha derinleşiyor öyleyse? Derinleşiyor özlemin ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları coşturuyor ayrılık sözlerinÖflerimin karanlığını aşka katık ederek konuşacağım,bedenim bu dünyayı terk edene kadarÖyle sanıyorum ki hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için benden uzun yaşayacaksınBenden sonra kelimelerim gelecek gönlüneOnların benden geldiğini bir tek sen bileceksinKüstah bir aşkla seveceğim seniBen savaş ve ölümle haşir neşir olan kelimeler dışındakilerini unutmaya gayret edeceğim ömrümün geri kalanında
Sana sesleneceğim yineBen seni Beyrut gibi sevdim ama sana ne mağribi ne de menhetini anlatamadımBağdat'ı ve Şam'ı işgale yeltenmişken Venedik'ten gelen ihanet tarumar etti ordularımıSarı bir keder,kızıl bir kibir ve siyah bir isyanla konuşacağım sana,senin kim olduğunu hiç bilmeden
Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım senin kim olduğunu en çok bilerekKavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğimMüebbed bir aşk,sarı bir hüzün,kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım bu dünyayı terk etme müjdesi gelene kadar
Hüznü,gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
Hüznümün beni aşan taşkınılığını,grurumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığın,öfkelerimin hiçbir zaman sana ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını anlayabilseydinAnlatabilirdim sana,seninle yaşanan bir aşktan ayrılığın ölüm bile olsa,
Mavi bir ölüm olacağını

YÜREĞİMİZ DURULUR

Yine de toprak suyu dışına salar
Kan boşaltır güneş beyinlerimize
İki özgür ruhun kucaklaşmasıdır
Birbirimize çektiğimiz hançerle

Yine de tıpkı bana benzer
Senin açtığın ilk kişiliğimin döngüsü
Yine zevk içinde güzel bedeninden
Doğanın en soylu sessizliği
Mıhlanır yıldızların gücüne

Tanrısal bir şölendir
Umutlara bağlıdır görüntümüz
Birbirimize inancımız ya da

Sudan geçer gibi ellerimiz
Birbirine değmeden dokunur
Ve konaklamadan hiçbir yerde
Sadece sonsuzda, o bomboş ıssızlkta

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

GÖL

Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için
Demirleyemez miyiz?

Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doyamadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak
Oturdum tek başıma!

Altında bu kayanın yine böyle inlerdin,
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin
O güzel ayaklara

Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka

Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi:

"Zaman dur artık geçme, bahtiyar saatler siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!"

"Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün
Hep onlar için akın;
Günlerle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın"

"Nafile isteyişim geçen saniyeleri
Akıp gidiyor zaman;
Geceye "daha yavaş" deyişim boş, tan yeri
Ağaracak birazdan"

"Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
İnsan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer biz göçeriz!"

Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak
Bize sevgi sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar

Nasıl olur kalmasın bir iz avcumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman, o demleri bir daha
Geri getirmeyecek

Loş uçurumlar: mazi, loşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?

Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur ey tabiat, o günlerin saklasan
Bari hatırasını!

Sakin demler de olsun, deli rüzgar da olsun
Güzel göl etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara camlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!

İster meltemlerinde, ister ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığında olsun!

Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, duyulan ve koklanan,
Desin ki: "Seviştiler"
Alphonso de Lamartine


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #39
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
Bu gece yine için için yanıyorum,
Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
Seni, gidişini, sevişini, herşeyini
Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor
Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde
Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
Onları sana benzetiyorum,
Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali
Dedim ya seni düşünüyorum bu gece,
Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını,
Ve birgün ansızın bırakıp gidişini Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
Bir daha çıkamasın diye
Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım
Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz
Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
Ne yazık ki ihmal edildin bir hata uğruna,
Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin
Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin
Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, ve ardına bakmadan gittin
Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım
Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
Hep sensizdim zatem ama şimdiki kadar asla değil
Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, bir o kadarda vefasız
Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm
Unuttum dedim, unutacağım dedim, unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim
Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
Hatıraların, gözlerin ve sözlerin
Şiirlerini getirdiler bana,
Beni öldüren şiirlerini
Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım
3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim
Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde
Belki birgün sesini duyarım umuduyla telefon bekledim günlerce,
Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca ağladım ağladım,
Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım
Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
Olurda içinde görürler beni diye
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
Olurda içinde seni görürler diye
Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle
Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde
Düşmüyor adın hiç dilimden,
Öleceğim gülüm bir gün ben, senin sevginden, senin derdinden
Bir gün göreceğim yine belki seni,
Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım
Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
Seni unutmam için öldürseler bile,
Karşılık olarak dünyayı verseler bile, Darağacı kurup idam etseler bile,
Senden başkasını asla sevmeyeceğim

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu
Ve elbet üzerinde durulmuyordu
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim
Başlangıçta doğruydu belki
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin

Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim
Kimsesiz bir yazdı Yoktun Kimsesizdim
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
Çerçevesine sığmayan
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu

Yaz başıydı gittiğinde Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma
Yaz başıydı gittiğinde Bir aşkın ilk günleriydi daha
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda
Altına saat: 1600 diye yazmıştın, ve 1604'tü onu bulduğumda
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını

Gittin Koca bir yaz girdi aramıza Yaz ve getirdikleri
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize
Gittin Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

Kış başlıyor sevgilim
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
Oysa yapacak ne çok şey vardı
Ve ne kadar az zaman
Kış başlıyor sevgilim
İyi bak kendine
Gözlerindeki usul şefkati
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
Ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime

Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar,
Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, __________________

Korkmuyorum Seni Sevmekten!

Kaçmaya çalıştığın gerçek,
Birgün karşına çıkacak
Ve işte o gün
Kaçacak yerin olmayacak
Ben senin varlığını seviyorum,
Yokluğunu seviyorum
Sana ulaşamadığım dakikalarda
Seni duymayı
Seni özlemeyi
Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum
Hiç korkmuyorum seni sevmekten
Senin gülüşünü seviyorum
Her bana bakışında
Gözlerinde okuduğum o duyguyu
Gözlerindeki gözlerimi seviyorum
Gönlünü seviyorum
Özünü seviyorum senin
Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Ben sendeki o sıcaklığı
Sana olan uzaklığı seviyorum
Yanaklarından akan göz yaşlarını
En çok, dağınık olduğunda saçlarını
Beni arayan ellerini seviyorum
Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen
Ayrılığını seviyorum,
En çok yalnız kaldığımda
Beni bulan gönlünü seviyorum
Ben en çok senin bana olan
Sevgini seviyorum
İçimden haykırmak geliyor
Dünyaya sığdıramadığım seni
Kalbime sığdırmak geliyor
Ağlamak geliyor seni görmezsem
Özlemek geçiyor içimden seni
Sevmek geçiyor
İçimden sana doğru giden
Bin bir türlü yol geçiyor
İçimden sen mutlu olacaksan
Ölmek bile geçiyor gülüm
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Ben yalnızca seni seviyorum,
Ne o muhteşem güzelliğin
Ne kalbimdeki özelliğin
Ne de sevdiğim için değil,
Seni yalnızca sen olduğun için,
Ruhun için
Kalbin için
Aklın ve sevgin için seviyorum seni
Ben seni en çok kendim için seviyorum
Belki de ilk defa bencil oluşumu
Sana borçlu olduğum için
Seni her şey için seviyorum
Ve sahip olmadığım
Hiçbir şey için
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Her dakika seninle olmayı seviyorum
Gözlerimi her açtığımda
Aklıma gelişini seviyorum
Her gece uyumadan önce
Seni sevdiğim aklıma gelince
Sensiz uyumayı bile seviyorum
Uyumadan önce seni düşününce
Ben seni en çok
Umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Ben seni bu şehirde olduğun için değil
Benimle aynı toprağa ayak bastığın için
Benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum
Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı
Senin de gözlerine vurduğu için seviyorum
Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi
Sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni
Beş bin yaşındaki bu dünyada
Benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum
Ben seni benimle yaşadığın için
Benden hiç gitmediğin için seviyorum
Beni hiç terketmediğin için
Ellerini seviyorum tanrıya açıldığında
Kalbini seviyorum kapıları açıldığında
Ve gözlerini seviyorum
Her karşımda kapanıp açıldığında
Bana baktığında
İçimde yakaladığın coşkumu seviyorum,
Her bana baktığında
Seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Her kibrit çaktığımda
Alevin içinde seni görmeyi seviyorum
Her sigara yaktığımda
Dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum
Her bana baktığında
O kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi
Yalnızca sen olduğun için hayatımda
Kendimi bile seviyorum
Sen olunca aklımda
Kalbimi seviyorum seni seviyor diye
Gözlerimi seviyorum seni görüyor diye
Ruhumu seviyorum, senin ruhuna
Bu kadar yakın diye
Varlığımı seviyorum,
Sırf sana borçlu olduğum için
Mutluğumu seviyorum
Gülümsememi seviyorum seni düşününce
Ayakta kalışımı seviyorum sebebi sen olunca
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Ben sana olan sevgimi yazan
Kalemimi seviyorum
Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum
Sana olan sevgime benzettiğim
Her sevgiyi seviyorum
Bana seni hatırlatan herşeyi
Sana giden yolları seviyorum
O kadar çok seviyorum ki seni
Seni kaybetmek korkusunu bile,
İçinde yalnızca, sen olduğun için
Sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için
Korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Yine de korkmuyorum seni sevmekten
Seni seviyorum! __________________

Vahşi Kedi!

Dün gördüğüm kadın olmalı
Yürüyüşü,giyinişi besbelli
O,olmalı
Yürek yakıcı bakışlarından tanıdım
Dün kalbi parçalayan
O,olmalı
O,kadın olmalı
Boylu,endamlı,zerafetli
İnceliği olan panter yürüyüşlü
O,vahşi kedi olmalı
Pençesine aldı,yedi,dişledi yaraladı
beni!
Dün gördüğüm kadın,
Bu!
O,olmalı!
Karanlık gecelerde ki ışık saçan gözlerinden,
Al kanlı dudaklardan
tanıdım kadınımı,vahşi kedimi
Hala doymadığı her halinden beli
Yaralıyım,
Takatsızım,be mecalım
Yüreğimde sızılarım
Saldıracak,pençeleyecek,yiğecek
bu sefer afetmeğeci belli
Yesin panterim,
Ye vahşi kedim, çakallara,sırtlanlara bırakma
Bitir beni,al götür, götürebileceğin yere
Benim sevdiğim,gönül vediğim kadınım
Bu olmalı!


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #40
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




GÜNAHI BOYNUNA

Seni seviyorum diye
Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı
Seninle yaşamaya hazırlanırken
Sana uzanan yollarımı kapaman niye?
Biliyorum haykırışlarım boşuna
Şahin pençesinde asılı serçe gibi
Nafile tüm çırpınışlarım
Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile
Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde
Alkış tutuyorsun alabildiğine
Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime
Sen kulaklarını değil
Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben
Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde
Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum
Karanfil moru gecelere
Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına
Dizeleri ağlatıyorum
Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat
Seni yaşamak istememdi ütopyalarım
Tek sana adanmışlığımdı ölümüne
Tek senin doldurduğundu rüyalarım
Şimdi
Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım
Bilmiyorum
Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden
Bir avuç toprak olmadan sonunda
Sen diye kucakladığım Bir gün
Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi
Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine
Yüreğin bende emanet biliyorsun
Ve ben
Yüreğin yüreğimde
Yüreğin ellerimde
Çok yakında
Çekip gideceğim yok oluşun koynuna
Beni düşürdün ya bu hale
Günahı boynuna

Sevdaya sitem etme
Ne seni soğuk gri bulutların ortasında *** bıraktı ,
Ne de cami avlusunda sahipsiz

Aşkı , sakız gibi çiğneyip çiğneyip kaldırım aralarına tüküren gafçı sevgilin bıraktıysa seni bir başına ,
Haline ağla!!
Bir de harcadığın günlerine


Anlık heveslere Aşkı giydiren kadar , satanda suçlu Ey Peri !!
Gözleri kızıllaşmış avcılara teslim etmeseydin kâlbini
Ve zikretmeseydin her boşlukta ismini ,
Ne elinden şekeri alınan çocuklar gibi ağlardın
Ne de bir gece vakti karanlık boğdu diye intîbanı , sızlardın

Sevdaya sitem etme…

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu uzaklarda şarkı söylüyor biri
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur öpmemden önceki gibi
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

BİTEN BİR ŞARKIYA

yeniden bir şeyler yazmak istiyorum, yeni şeyler
kargışlanmamış bir şeyler
nehrin kızını yazmak istiyorum nehri öpen dudaklarını
kaçak bir güvercin oluyor yüreğim, bir rüzgar
güz, hırkama altın ışıklar bırakıyor, kendimi şehre bırakıyorum
ve yüzümü çiğ düşmüş kelebek kanatları sarartıyor hasta kızlar, kör bekçiler
sonra alışıyorum ben de posta katarını gözleyip telefonların kırık diline
hoşçakalın çocuklarım hoşçakal karım ama beni unutmayın derken
bir tül çekiiliyor gözlerimize, ıslak otlara atılmış sevgili resmi gibi
ey çocuk, ey nehrin kızı, bir dilek sun, bir kalp yarala, bir sepet
zerdali çiçeği taşı bu yaşlı gökyüzüne __________________


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #41
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Git Gide alışıyorum Sana

Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan
Alışkanlıklar daima korkutur beni
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır
Fakat şimdi sana alışıyorum
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor
Yalnız içimde garip bir korku var
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum

Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim
"Bana alış" demeyeceğim Nasıl olsa alışacaksın bir gün
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım
Sevginle bir aynayım şimdi Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu
Alev almayan bir yerimiz kalmadı
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık

Konuğum Ol

Bir akşam konuğum ol
Oturup konusalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
Uzatalım geceyi biraz

Geçmişe bir el sallayıp
Yaşanan günleri konusalım
Ve günlerin üstüne çöken
Dumanlı, isli havalardan

Kendimize daha az zaman
Ayırsak da olur geceden
Cünkü boğulabilir insan
Yalnız kendini düsünmekten

Kapağı açılmayan kitaplar
Unutulmuş aşklar gibidir
Kitaplardan söz edelim
Ve onların gizli kalmış
Sessiz tadlarından

Sabaha doğru perdeyi
Aralayıp ufka bakalım
Ve bir çocuk gibi
Hayretle seyredelim
Güneşin kızıllığını

Konuşulmadan kalan
Daha çok şey vardı
Diye düşünerek çıkalım
Güneşle kucaklaşan balkona
Üşütmesin sabah serinliği

Bir bardak demli çay
Burukluğu gibi kalsın
Gecenin ve sabahın tadı
Yaşasın anılarımızda

Konuğum ol, oturup
Konuşalım bir akşam
Ve uzatalım geceyi
Sözün çubuğunu yakarak __________________

Aklım Çıkıyor

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Nezaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor __________________

Beni Bulsana

hey! beni bulsana
bak burdayım
yıllar öncesinden koşsana yanıma
misketlerimi getir
oyuncak arabamı
arkasına saklandığım ağacın gölgesini
bayramlarda topladığım harçlıkları
top oynarken kırdığım bütün camları
getir koy yanıma
hey yıllar öncesindeki ben
yıllar sonrasındaki beni bulsana
koşup gelsene yanıma
sana neler anlatırım bilsen
gelirsen şekerde alırım sana
hadi be çocukluğum gelsene
otursana yanıma

frmacil beşinci 5 sayfa

Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #42
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Kopkoyu bir sis içinde bir akşam

Hatırına düşeceğim belki

Bir an ıslayacak yağmur yüzünü

Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın

Sonra sıcak yatağında

Uzun uzun ağllayacaksın

Ağlayacak!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek

Ah yanımda olsaydı diyeceksin

Tüm yıldızlar gülecek haline

Ay da göz kırpacak

İliklerine işleyecek bensizlik

Kahrolacaksın!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal

Ufku seyredeceksin saatlerce

Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü

Sonra hayalim gelecek karşına

Bir şiirimi mırıldanacaksın

Hıçkıracaksın!

Gönlünden atamadığın gibi

Kafandan da silemeyeceksin beni

Düşlerine gireceğim her gece

İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü

Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman

Anlayacaksın!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin

Kafan gibi kalemin de işlemeyecek

Unutmak isteyeceksin her şeyi

Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi

Kıvranacaksın!

Hatırlamaktır Hayat?

Geçmiş yaşantıyı, yaşantıları, günleri, anıları, hatıraları,
Özlemleri, düşleri, hayalleri
Ve en kötüsünü hatırlamamak!!!
İstense de; arzu edilse de
Gerektiğinde mecbur olunan,
Tekrarlanmasını istemediğimiz; fakat tekrarlanan,
Aslında hatırlamanın tekrarlanmasıdır; HAYAT???
Geçmişin güzelliklerinin
Tarih sahnesinden silemediklerimizi, duygularımızın,
Anılarımızın coğrafyasına aldırış etmeden
Hatıraların kimyasını deneyemeden!!!
Sorunların matematiğini çözemeden,
Hayat sırlarımızın felsefesini yapamadan,
Paylaşamadan; sona ermektir belki de; HAYAT!!!
SEN NE DERECE PAYLAŞABİLDİN; KENDİNİ, BİRİLERİNİ, BİRİLERİNLE KENDİNİ???
HAYATINI???

Yeniden Öldüm

Bu kadar zor oldugunu
Bilmezdim ayriligin!
Içime çektigim her nefeste,
Içtigim her yudum suda
Seni soluyorum kendime
Bu kadar zor oldugunu bilmezdim
Gözlerimin gördügü,
Kulagimin duydugu,
Dilimin söyledigi her kelime,
Her şeyde sen varsin
Ne yana baksam
Sen ordasin
Böyle olacagini bilmezdim
Sensiz gecelere küstüm,
Kendi kabuguma gömüldüm,
Her gece sensiz yeniden öldüm!!

Bir Suclu Gibi

Sen hasret atesi nedir bilirmisin?
Ozlemler buyudumu icinde? Yanarcasina
Guz yagmurlarina karistimi,goz yaslarin?
Ve boguldunmu? Hickiriklarla,defalarca

Sen hasret atesi nedir bilirmisin?
Hic huzunlendinmi? Sarkilar soylenirken
Icinin burkuldugu oldumu? Sevgilileri gorunce
Ve bir suclu gibi yasadinmi? Maziyi

Sen hasret atesi nedir bilirmisin?
Yenik dustumu umutlarinin tumu?
Ve yuruklarin SIKILI,sitemler ettinmi Allaha?
Benim gibi, BIR SUCLU GIBI


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #43
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Kayıp Sevda

Bir yandan türkü söyler
Bir yandan yürür ağlıyarak,
Sevdası rüzgâr gibi iter
Dere boyunca yalnayak

Nilüferler gibi solgun Ophelia!
Yanaklarına yapışır saçları
Açılır etekleri suyun yüzünde,
Seyrederdi söğüt ağaçları

İnsan kalbi o zamanlar da vardı
Daha küçüktü, daha kırmızıydı ama şimdikinden
Kopardılar kalbini Ophelia'nin
Nilüferler gibi sarardı

Şimdi de kızlar sokaklarda,
Minnacık eller, ayaklar, saçlar
Ama nerde onlar, nerde Ophelia
Nerde evvel zaman içindeki aşklar

Sevdamız kayboldu zamanlarda
Dişi ceylânla erkek ceylân
Ayrı yönlere koşar gider
Bir sevişmek kaldı romanlarda

BİTMEZ SEHER

Şimdi fetret devrinde, bilinmez bir yerdeyim,
Yorum yapmak imkansız, boşa gider her deyim

İçliyim öylesine, bana dokunan yanar,
Deli bir öfkedir bu, bugün yapamam ayar

Zanlı bakışlar vardır, yarsız günlere gebe,
Artık bitti bu oyun, ben olamam ki ebe

Zamanın şırıngası, ne çeker damarlardan,
Belki yardır aldığı, belki ben yarınlardan,

Usulsüzlük cezası, kesilirken düşlere,
Nasıl bakarım böyle, o gamsız gülüşlere

Ve çığlığım takılır, yar zikreden boğaza,
Elim böğrümde kalır, dayanamam ayaza

Bir aşkın son sahnesi gözlerimde canlanır,
Kurtuluşu yok bunun, beyaz mendil kanlanır

Şimdi fetret devrinde, öfke saçan serdeyim,
Artık bulamaz kimse, bitmez seherlerdeyim…

SONSUZ AŞK

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya
Dalga, seven - kıyı, sevilendir
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte, ben de seni böyle severim yar

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini
Sevilmeyeceklerini
Koklanmayacaklarını
Okşanmayacaklarını
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte, ben de seni böyle beklerim yar

Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç
meyve tohum olur, tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle yar;
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin

Ask benim adim, ask kisacik bir kelimeyim ama anlamim ansiklopedileri asar Ne rengim belli, ne zamanim? ansizin dikiliveririm karsiniza beklenmedik zamanlarda sinsice süzülürüm yüreklerinizeadim ask benim

bir bakmissiniz hizli hizli çarptirmaya baslamisimdir kalbinizi heyecan yüklerim benliginize, bir anda degistiririm renginizi siyahtan maviye yol alir kalpler benimleen acili yürege bile huzur verir benim adim benim adim ask

gece gündüz demeden damarlarinizda dolanirimgururunuzu ve mantiginizi silerim bir anda size ayni anda korkuyu ve cesareti verip, hayatinizi en tatli oyuna dahil ederim ben ruhunuza günes gibi dogdugum gibi, bazen geceleri getiririmbenim adim ask

ben bir karmasayimsize siirler, mektuplar ve güzel sözleri yazdirtan duyguyumdur ben bir gülde degisir bazen adim ve sevgiliye yol açarim kalpten kalbine ben size en aptal seyleri yaptiran seyim aslinda ask benim adim, ask

bazen ruhunuzu sikistirip, sizi kendinizle basbasa birakirim ve benim sayemde birlesir sevdiginizle elleriniz ben öyle bir seyim ki sizi hem hayata baglarim, hem hayattan soyutlarim ben yaralarim ve yaralarinizi saranim benim adim asktir

ben çözümü en zor vakayimask benim adim, ask anlamim ve yasatacaklarim sinirsizdir aslinda ama ne gerek var hepsini simdi anlatmaya benim adim ask

beni yasadikça taniyin bir gün elbet sizin yüreginize de ugrarim benim adim ask ben bambaskayim

“Aşk” benim adım aşk, iki sessiz bir sesli harften ibaret değilim sadece Ne şeklim belli şemalim, ne de zamanımAnsızın dikiliveririm karşınıza, kalbinizin derinliklerinde demlenip süzülüveririm sevdanıza Hoşgeldim, benim adım aşk!

Bir de bakmışsınız ki hızla çarpıyor kalbiniz, heyecanlanırsınız ve sesiniz soluğunuz çıkmaz olur Teninizi kırmızıya boyayan benim utangaçlık boyasıyla biliyor musunuz, o mahçup ifadeyi yüzünüze yapıştıran yine ben

Gece gündüz demeden damarlarınızda dolanır dururum, gururunuzu ve mantığınızı silerim bir anda sonra “Mantığın bittiği yerde aşk başlar” gibi sözler uydurursunuz, bilmezsiniz ki hiç bitmez aslında Aynı anda korku ve cesareti veririm size, dizleriniz bağını ben çözerim sonra “Seni seviyorum!” kelimesini düğümlerim dudaklarınıza büyük bir keyifle Sizi bu tatlı oyuna dahil ederim habersizce, mızıkçılık yapıp bu oyundan çıkamazsınız çünkü asla çıkmak istemezsiniz

Karmaşık bir duyguyum ben asla tarif edemediğiniz Şiirler, mektuplar ve güzel sözleri size yazdıran da benim Kırmızı bir gül olur bazen adım, elele tutuşmuş iki sevgilinin bakışıyım bazen Size en aptal şeyleri yaptırtan benim; uykunuzu kaçıran ve geceyele gündüzü size karıştırtan da benim işte Pişman değilim hiç!

Sizi kendinizle başbaşa bırakırım olmadık yerlerde, belki bir otobüs durağında, belki yatağınızda en sevdiğiniz müziği dinlerken Okulda da bırakmam peşinizi, ne çabuk unuttunuz sıraların üzerine kazıdığınız sevgilinizin baş harfini ve çizdiğiniz o minicik kalp resimlerini, sımsıkı sarılıp izlediğiniz aşk filmlerini! Ben öyle bir şeyim ki sizi hem hayata bağlarım, hem hayattan soyutlarım Ben yaralarım sizi “Ayrılık” adı altında ve yaralarinizi yine ben sararım “Yeni aşk” tadında Hiç yaşamadığınız şeyler yaşatırım size Sevgilinizle içtiğiniz bir bardak çayın şekeriyim, beraber gezdiğiniz sokaklarım dudaklarınız birleştiğinizde aşktır yine adım ama tutkuya dönüşürüm ansızın

Size daha fazla anlatmayacağım kendimi, beni siz tanıyın Benimle tanışmak için beklemeyin Beni ararsanız sevgilinizin telefon rehberinde “Aşkım” adım, mesajlarda “Canım, sevdiceğim, herşeyim” Aşık olmadım diyenlere inanmayın, er geç hepiniz adımı öğreneceksiniz Adımı bildiğiniz ama umursamadığınız şeylerin önüne koyacaksınız, “Aşk filmi, aşk mektubu, aşk ikisiri, aşk acısı” Durmayın şimdi “Seni seviyorum, sana aşığım işte” deyin binlerce kez Utanmayın hiçbir şeyden, bırakın sürüklesin sizi rüzgarım, bırakın kendinizi sevdanın kollarına Aşk benim adım aşk, merhaba işte ben geldim Hoşgeldim, misafir değilim kalplerinizde kiracı hiç değil Şimdi sadece adımı fısıldayın, çünkü ben geldim

Hepinizin içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozamda saklı durdum, bir gün bir güneş parladı, bir yağmur düştü ve tohumken çatlayıp çiçekler açtığımı, ruhunuzda rengarenk bir agaç gibi rüzgarlarla dansettigimi gördünüz Sonra rüzgarlarla dans eden çiçekler, manasız kaprisler, yanlış anlamalar ve çalmayan telefonlara dönüşür İçiniz yanıp kavrulur, adıma lanetler okursunuz, beni öldürmek için çabalar durursunuz Eksilirsiniz; bu acıdan kurtulabilmek için eksilmeye bile razı gelirsiniz su içemez, yemek yiyemezsiniz Zamanla farklı tohumlar olduğunu görürsünüz ve sadece sevinç yada acının değil içinde her ikisinin de olduğunu görürsünüz Ayıramazsınız bu ikisini aynı mavi rengi gökyüzünden ayıramadığınız gibi Ama içinzdeki o aşk ve sevda isteği hiç bitmez ah siz yok musunuz siz yine bir yolunu bulup düşersiniz peşime, aşık olursunuz

Aşk benim adım aşk, yüreklerinize geldim Açın kapılarınızı, kırın gönlünüzdeki kilitleri, çünkü ben geldim Hoşgeldim!"


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #44
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki,

Ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır
iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin
konusudur
Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır
Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır
Sınırsız ve nihayetsiz
"Ölmek var, dönmek yok"tur
Lakin gün gelir anlarsınız
içten içe bir şeylerin kanadığını
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya
Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
"Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa"
Başkalarını örnek göstermeye,
"Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız
Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz
"Eskiden böyle miydi ya" diye başlayan
sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı
açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından
Böyle süremeyeceğini bilirsiniz
Değişsin istersiniz
O, sevgisizliğinize yorar bunu
İhanete sayar
Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür
"Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya,
bir kabusa dönüşür birden
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size
Hoyrattır, bakmaz yüzünüze
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden
"İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için" dersiniz, dinletemezsiniz
Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz
İhanetten kırılmıştır kaleminiz
severek, terk edersiniz
"Madem öyle"nin çağı başlar ondan sonra
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir,
madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir"
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece
Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni
Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur
Delikanlılar, elikanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır
çevresini
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla
"Bana ne kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre
Ama sonra
Ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı
ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız
Kokusunu özlersiniz
türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh
rakı içmeyi
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız,
sular kulağına fısıldasın diye
Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden
Dönemezsiniz
Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu,
hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz
Sürünür gidersiniz

Mavinin düşünülüp, kırmızının konuşulduğu bir hayaletler şehrinde, ben umut dolu günlerime uzun bir yolculuk yaparken , sen umutsuz renksiz ve bedensiz bir yağmur damlası gibi düşünmeye devam ederdin Anlaşılmamak ne garip tat da imiş meğer Uzun hayaller, dar duygular, kısa bakışlar, siluetsiz yalanlar ve sen Ey adına yandığım kahrolası yabancı

Sessizlik o kadar acı verdi ki, duygularım ellerimde ve dudaklarımda gizlendi Göz yaşlarım acımı anlatmaya yetmedi , artık ağlamıyorum sana an kıymetli yerimle, özetleyip verdim tüm duygularımın yaşlı bir orman ağacına Oysa ne kadar da güzeldi soğuk, ne kadar da hoş kokuyordu sessizlik Uzun ışıkların gölgelerine sığınırdık, ne kadar da sessizdik, ne kadar da yasaktık ve ne kadar da utanıyorduk küskün gecelerden Oysa ki geceler bile senden yanaydı Ey şehri uyutup zehir içiren yolcu

Sahte güneşin donmuş kırlangıç yavrusunu sevindirdiği günlerin özlemindeyim artık ve de bir şarkının son notası özetinde , hani o verdiğimiz sözler var ya bülbül-i ceyd-a kesilirdi kulaklarımda sen yokken Belki taşları, belki hisleri belki de kokunu şahit tuttun uzaklardaki kadına Kim bilir belki de hüznünü gizledin göğsünde, kim bilir belki de duygularını gizledin dudaklarına, belki de bir sirk hayvanı çaresizliği içindeydin kim bilirBir bedenin öldüğü yerde, bir ruhun dirilmesi neye yarar? adını söyleyemediğim, söyleyebilecek misin sen? Ve ben ızdırap dolu günlerle doldum taştım, kor bir ateş sana dokunmaz bana dokunduğu kadar ve sen tatmadın bunu ve sen anlamadın bunu Ey ızdırap kokulu kahin

Çok uzun zaman geçmedi, yollar arasına sıkışmış ince bir çizgi gibi kokuyorum, yalnızım, sensizim ve ben sana diyemedim Masum bir kaç damla göz yaşı, bir kaç satır yazı, isimsiz bir künye, gecelere asılı duran yaşlı ve yorgun bir ağaç, dekorsuzca ve poz almadan duran bir yalan, kokladığım bir anahtarlık kaldı senden geriye kalan Ve de benim eklediğim bir çiçek seni hatırlatan aşkımızı hatırlatan ve de masamda aşkın gözyaşları kaldı, aşkın gözyaşları Adın gece olsun, adın karanlık olsun, adın yalan olsun be yağmur yüreklim hatta ve hatta haziran olsun *****ce ezilmişliğin tadında olsam da gündüzler yeter bana, sahte gecelerine inat,seni sevdim, sevmeyi ben istedim ölesiye, yapabildiğim tek şey bu zaten Şimdi ise artık O istiyor, o kadar çok sevdim ki şimdi ise ne seni senin beni sevmen nede bana geri gelmen ilgilendirmiyor artık beni , şimdi ne sana nede bir başkasına, sadece içimdeki sana mahkum oldum, adım eylül oldu, adım tadın oldu Ve de gittin ardına bile bakmadan adım sonbahar oldu, sonrası ise bir hiç, Ey siluetsiz yalancı

Sevda ne renkti o günlerde ? sen siyahı ben beyazı yaza durdum, unutulan kapıların anahtarını verdim, çok şey istedim senden belki yaparsın diye, belki ümit edersin diye, oysa hiçbir şey vermedin bana, birkaç damla sahte gözyaşı ve bir yığın yalandan başka, onları da ben istemedim zaten, zaten istenilmeyen şeyleri verdin, körelmiş ve isimsiz imzalara saldın beni, dilenci tadında sattın asaletini, sen bırakıp giderken beni yağmurlu bir günde tek kaldım Anlayacağın bir başımlaydım ve ben haykırırdım arkandan o yasak meyvenin tadını İstedin ki kollarından tutup götüreyim seni adım atılmamış sahillere, Ey sevgiyi ve sevgiliyi oyalayan hüzün
Bitişe kaç cümle sığdırabilirsin , uykumu uykuna verdim, silinmiş pencerelerin buğusuna adadın beni, sahtece ama ustaca, riyaca ama acıyla, saldın beni derin karanlıklara İlaca hasret hasta tadındayım Gel diyemiyorum Öylesine yoruldum ki, çıkmaz sokak başlarında yığıldım ve ben derbederim, yalanlarına yenilmişliğin hüznü öldürdü beni Ey yeniçerileri ayaklandıran asi

Her umudumu söndürdün seher vakitlerinde, belki seçilmişti satılmışlığım ruhunda, ölmeyi isterdim Gün bitiminin başlangıcında teslim ettim sevdamı, kör bir dilenciye, bilmem nasıl vereceksin hesabını ödenmemişliğin Oysaki sen benim O' na olan ödeyemediğim borcumdun Ey geceleri ürperten sesin sahibi

En acımasız saatlerde ağlamışlığımı nasıl da sattın mahşeri yalnızlıklara Yağmurun düştüğü topraklar şahidin olsun senin, her akşam sensizliğin mihverinde olsam da ben, gece güneş doğmaz be yağmur yüreklim, doğmaz be siluetsiz yalancı, adını boğazıma, tadını dudaklarıma, hislerimi yorgun bir dervişe adadım, seni senden habersizce sevdim ve ağladım Bilemedin işte bilseydin ah bir bilebilseydin Ey küçük gönlüne gözleri hapseden zavallı

Renksiz nehirlere savurdun bütün duygularımı, sen sana ait olmayan duygularını sattın, Sen sana ait olmayan duygularına yenildin, kendini senin olmayana verdin, hem de ölesiye acı duyarken Ey adını yitiren insan Bana insansızlığını verdin ve ben senin her anına birkaç damla gözyaşı verdim , çirkinsizce çizdin sevda resimlerini, dedim ya ey yağmur yürekli, ey toprak kokulu yar, senin için sebepli sebepsiz akmaya hazır bir kaç damla göz yaşı olsun namusuno gözyaşlarını bilmem ne zamana kadar hatırlayacaksın Bilmem ki senin mi bana ihtiyacın var yoksa ben miyim senin sevgilin? Ey mavileri siyaha boyayan kabus

Gözler yalan söylemezdi hani, tadı hep aynıydı gözyaşlarının hani, adını çıkar artık karanlıklardan, ey siluetsiz yalancı Tutulan bir yeminin sevincindesin artık, ıslak eller, dalınan gözler, isim yazılan dudaklar ve pembemsi utançlar ve korkak bir asalet kaldı hayallerde Ve de aşkımın tadında kalan yaşlı bir ağaç, sevgini bırak bir kenara, en güzel aşkı meğer bir yalan söylermiş Ey karanlıkları aldatan kadın

Çiçekli dallarıma çiğ düşürdün,anlamsız imsak vakitlerinde, yorgun ve asil duygularımın gizemine sığındın, vahşicebilemediğin tatlara yenildin sen, körpe duygularımı incittin ezan saatlerinde, bunu bir ben bilirim, birde yaşlı ağacımız, dikenlerini gül bahçeme saldın ey vefasız, ince ince sızlattın damarlarımı, saatlerini gizledin saniyelerime Sen korkularınla baş başa kalırken, ben sevdayı sevdim, ben köşe başında annesiz çocuklara ağlarken, sen yerdeki dilenci kağıtlarına bakarak güldün, ben Filistinli bir çocuk ürpertisinde iken, sen adı bilinmeyen bir ülkenin hayaline daldın, yüreğimdeki isyanı bastırdın ustaca, asice, hunharca Ne dediğine değil ne demek istediğine bakmalıydım o zamanlar Unutma aynaya bakmak cesaret ister Ey adını bilmeden sevdiğim

Kayan her yıldıza haykır ismimi, yandım biliyorsun yol uzun biliyorsun, özleyeceğim seni onu da biliyorsun ama sen unutmuşsun sevdamın sesini, ne kadar da boşmuş meğer tüm boşluklar, aşk yalan söyletmez be yağmur yürekli, rotasız bir gemiyi saldın uçsuz bucaksız denizlere, sevincini bırak bir kenara, azıksız bir sevdan olsun kendi yüreğinle baş başa kalacağın Ve bil ki ben hep beklediğim o yerde olacağım Sen ise gelmeyeceksin biliyorum, ama ben yine orda olacağım Ey duygularını yitiren tanrıça

Haykıracak gücümü renkli yalanlarınla mahşere sakladım, bir gitar sesi, bir araba sireni ve bir de sigara dumanı olsun Azrail' in, aşk dilenmiyorum senden artık Sensizliği ve sevgini bir türkünün en dramatik, en gamlı ezgisine bağladım Gülüşünü bir arap atının siyah yelesine, yalnızlığımı yavru bir akbabanın kan kokan kanadına, kendimi ise bir çocuğun gülüşüne bağladım ve seni anlatabilmenin özünü de duaların ürpertisine gizledim Usulca Seni artık sensiz severken yağmurun dindiği günü bekleyeceğim Ey ruhunu yitiren gömü

Değişen ne mi kaldı? sensizliğin bekaretinde iken ben, her gece yarılarında üzüntümün özünü satılığa çıkardım, çürük bir tahtaya davranır gibi, bakakalırdım gökyüzüne saatlerce, her yıldıza seni adardım ve sonra annemin duası gelirdi aklıma dönerdim kıbleye ve usulca çiselerdim yanaklarımı ,sevmek ölmektir , ölmek yok olmak, yok olmak ta aşk der ve ağlardım Ey rüyalarına sığındığım kalpsiz

Ve sonra son sigaramı içer; destursuzca savururdum dumanlarımı, sonra sensizliğimin içine sessizlikle birlikte seni doldurur uzanırdım lacivert kokulu yatağıma, uzun bir sabah ezanının ürperten ihtişamıyla senden ayrılır ve dalarım güneş şahit olup ta bir çıngırak sesi duyana kadar, sen rahat uyu, sessiz ve de sakin ol tıpkı tıpkı karlı çam ağaçlarının gizeminden kurtulana kadar sana dualarımı gönderiyorum kiminle ve nerede olursan ol, bu senin hep yanında olacak , unutmayacağım seni, zihnime kazıdığım dualarınla nice kem ruhlu yıllara Ey ayrılıkları tadacak olan bedduam
Gözlerin beni göstereceği zamana kadar bakıp ta göremeyesin,
Ayrılığı yaşayan hep sen olasın,tıpkı ardına bıraktığın bir yalan gibi,
Hiçbir zaman söz verdiklerinle olamayasın,
Bana yaptığın her şeyin en ucuzuna sadık,
Tuzlu bir yağmur damlasına ise hasret kalasın
Dağıttığın parçaları toplayasın son sal'a ömrüne kadar,
Ey gizemli köşkün siyah perisi, Acınacak hale gelmeden acımayasın,
Yüreğinin yanında olsun her zaman siluetsiz yalanların,
Bir şarkı tadında kalasın tüm kandil akşamlarında,
İsimsiz vadilere yenik düşesin her daim,
Zifiri karanlıklar ve kötü günler yoldaşın olsun
Ne diyeyim mahşerde görüşene dek amansız ve zamansızca kalasın (Amin)
Ki aşk vefa ve cesaret ister Hiçbir zaman unutma ki körler de ağlar

SEN ve Ben

Gözlerini kapat; evet, sadece sen ve ben; gözlerimizi açtığımızda bambaşka bir dünya olacak Ya gülme, ben inanıyorum, tamam salakça ama olsun ne güzel işte…

Sakin kafayla rüyalarıma bile sahip çıkamadım Kafanın sakin halini yakalamışken, sakin olmayan halindeki gereksiz çoğulluğumu düşünüyorum Anlamsızım biliyorum, anlamsız olduğumda daha çok seviyorum kendimi Sende bana anlam yükleme sakın, yükleme dedim ooo! hamal mıyım kardeşim ben? Onu yüklen, bunu yüklen, nedir canım yahu?

Annem günlerdir yolculukta, hani bir ara geliyor fark ediyorum, evde ayak izlerini takip ediyorum Lavabonun önü kirliydi, temizlenmiş, odam toparlanmış, taraktaki saçlar temizlenmiş; bu hafta üç bin kilometre yaptı sanırım( tamam abarttım) ama kardeşim, hangi leylek sürüsüyle karşılaştın? Nedir bu seferilik, anlamadım Ya bi dön gel, bi gel de yüzünü göreyim, oturup sohbet edelim Ben yine yapmam işleri, sen yaparsın, aynı eski günlerdeki gibi Eve gelince karanlık ve sessiz olması kadar kötü bir şey yokmuş Puff…

Odamdan geçen karıncalarda yok Buzdolabı süsleri, makyaj çantamın içinde, sinek vızz vızz ediyor kulağımın civarında, birazdan sinek savarla saldıracağım haberi yok Canım sıkılıyor, işte asıl mesele bu zaten, canımın ne istediğini bilmediğim bir ay dönümü daha, koşmak istiyorum ama bacaklarımda derman yok, ağlamak istiyorum, gözlerim ağlamıyor; kaçmak istiyorum, yolu bulamıyorum, annemi özledim, seni özledim, kardeşimi özledim

Baştan devrik bir cümle kurulmuş noktayı bekliyorum Yeni cümleler kurulmadı daha, paragraf ne kadar uzar bilinmez ama bu cümleden çıkmalıyım

Vücudumdaki benleri halka içine aldım, yenileri çıkarsa bilip, numaralandıracağım, çok işim var daha

Yıkılmış kentler gördüm;
seni gördüm
Bensizliğimin önünde;
sessizce duran senler gördüm
Sessizce yıkılırken;
İkimizi gördüm
Soluk soluğa kaçarken
Kentin ortasında
yangınlar çıkarırken gördüm ikimizi;
yaşayamadığımız kentleri ateşe verirken;
üşüyorum __________________

Ne yana gitsem sensin vardığım sevmek böyle oluyormuş
dur durak bilmeksizin bütün gidişlerimde yüreğime koyduğum, göğsümün ince sızılarında adını anımsadığımsın
varlığında bile özleyip,anlatamamak, lal olmakmış seni sevmek
ne yana gitsem sensin vardığım sana kurup bütün saatleri üç vardiya seni sevmek
kimsenin bilmediği zamanları yaşayarak, yalnızken seninle, seninleyken yine seninle hastalanmakmış sevmek
bir delilik durumu aklın,mantığın coşması, görünce yüreğin dört nala koşmasıymış sevda
sevda tüm ozanların bin yıllardır yazmaya çalıştığı ortak şiirin adı, kimsenin yazamadığı
ne yana gitsem sensin vardığım dünyanın en büyük ve kutsal uğraşlarından biriymiş sevmek
madencinin güneşe ulaşınca yüzüne vuran gülüş, kömür tozunun gözlerine çektiği kalemmiş sevda
korkuyu yok eden, gönül köprülerinde Deli Dumrul gibi ak güvercin kılığındaki Azrail’le karşılaşmakmış sevda
ve ömür bağışlamak , sevgiliyi bir gün daha fazla yaşatmak için
ey sevgili! yolculuklarımın nedeni; bugüne kadar kaç kişi,kaç kez bağırdı acaba?
EY SEVGİLİ!! bin yıllardır kaç kişi aradı seni? sen bütün sevdalıların aradığı güzel,
insanlığın yürekten yüreğe bıraktığı paylaştıkça çoğalan duygunun sahibi, ne yana gitsem sensin vardığım
seni düşünüyorumyalnız seni gece yarılarında tam anımsayamadığı sınav sorusunu çözmeye çalışan,
öğretmenlerinin gözüne girmeye çalışan öğrencinin telaşı ve heyecanıyla düşünüyorum gözlerini
tüm utangaçlığımla yürekliliğimi harmanlayarak düşlerimde
ne yana gitsem sensin vardığım
her şeyden, herkesten vazgeçmeyi göze alıp, anlık ayrılıklarına katlanamadığımsın uğrunda ölümü göze alıp,
hepten uzaklaşmak, hiç görememek korkusuyla direndiğimsin yazdığım mektupların,şiirlerin özüdür ellerinin sıcaklığı
sana ulaşmak için en ince ayrıntılarıyla karşılaşma planları kurarak bütün yolları ayak izlerinin bulunduğu yollara çıkarmakmış
sevmek
karşılaştığımız sokaklara karşılaştığımız günlerin adını vermekmiş sevmek
ne yana gitsem sensin vardığımsın eriyip kalıba girmekmiş sevda
sevda senin ateşinde gönüllü yanmak, yangınları körükleyerek,
dudaklarından dökülen tüm sözcükleri özenle toplayıp dudaklarımda saklayarak, sürgünlere yatıp dolaşmakmış tüm denizleri
ey sevgili! adındır yolculuklarımdaki rotam
çoğulluğumsun tüm zamanlarda bilmediklerimi öğrendiğim ve öğrendiklerimi öğrettiğimsin
ömrümdeki tüm sevdaların toplamısın yüreğimde saçlarının dalgasında serinlerken aynalara öykündüm,
çiçeklere,balıklara ve kuşlara öykündüm öykündüm sevdiğin ne varsabakmadan ne olduğuna bilsen bir bilsen
tüm dillerde sevda şiirlerini biriktirip sana vermek istedim ayrı kaldıkça ayrılma korkularına kapıldıkça
en bilinçli anlarımda duygularımı öne çıkaran yüzün izleğimdir
insanlığımı bulmamı sağlayan sevdandır
karşı konulamaz, anlatımsız duygularla seviyorum seni
yazmaya, çizmeye, söylemeye çalıştıkça karmakarışıklaşıyor belleğim
tüm bildiklerimin yetersiz kaldığını görüyorum sana sevdiğimi anlatmakta biliyor musun?
en iyi yazdığım şiirlerimde bile bir eksik kaldı kuşkusuyla, en iyisi sana gelmek,
bildiğim sevda türkülerini söyleyerek, çocukların, genç kızların, genç erkeklerin, yüreği genç olanların eskimemiş,
kirletilmemiş duygularından derlenmiş sevda şiirlerini yazarak duvarlara, seni sevmenin onuruyla sana gelmek
sende kendime gelmek
çünkü ne yana gitsem sensin vardığım


Alıntı Yaparak Cevapla

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]

Eski 10-21-2012   #45
FrmSinsi
Varsayılan

Aşk Şiirleri [ Devv Arşiv ]




Sabahında uyanacağım bir umut yok banaGözlerim nemli yatarken kurumamış bir damla serencamın zülüflerinde titreyerek uyanıyor bedenimBu ayrılığı hiç anlamadımBu ayrılığı hiç sevemedimOysa seven sevdiği için ölür iye okumuştuk leyla ile mecnunuAdına kader denen bir kaç sözcüklere attın beni çöllereBilemedin ki bir aşıka işkenceden beter bu ayrılıkGözlerinin içine mutlulukla bakacağım ümitlerini yeşertirken bir zalimin elin baltalarıya koparıldı ellerimYetmedi sen attın beni kor ateşeÇaresizim ve yok hiç bir teselli banaHer gecenin dağılan aydığınlığında gömülürken karanlıklara seni seviyorum fısıltılarıyla dalıyorum uyku diye acılara
Bana unut deme
Bana kadermiş deme
Yapacağın son şey bu olur cansız bedenimde
Unutmalarını da kader denen heybene koy ve arkana bakmadan git
Çünkü ben sensizlik heybeme bir başkasına yar olmayı değil ölmeyi koydum

Senİ YasaklayacaĞim Kendİme

Hiç bu kadar yağmur yağmamıştı yüreğime
Unuturum diye bekliyorum
Bekledikçe sevda doluyorum ben benden geçtim
Bir senden vazgeçemem yüreğime hükmedemem

Ne varsa sana ait,ne biliyorsam
Gezdiğimiz sokaklar caddeler
Oturduğumuz yerler hepsini yazmak istiyorum
Sana kızmayı düşündüm
Haksızlık ettin demenin peşinden
Gittim gittim defalarca yapamadım
Öyle temizsin ki içimde
Kusursuz,sakin,telaşsız
Hiç birşey diyemiyorum sana
Boğazımda biriktirdiğim kelimeler,
Ama sana iyi ki seni seviyorum demiştim
Bundan sonra diyemiyecektim
Her seferinde boğazıma tıktın git

Yüreğim yanıyor yüreğim kanıyor
Ömür boyu beklerim diye söz vermiştin
Olmasaydı sonumuz böyle,
Ben seni yasaklayacağım kendime
Gideceksin git tabi,yorgunum bittim
Şimdi dinlenmeliyim yada uyumalıyım
Garip bir duyguya tutsak olmuş gibiyim
Bu benim adam halim, bu benim sensiz halim
Bu benim en sevda halim
Yüreğim kanıyor bitmeseydi öykümüz böyle
Son sözüm ben seni yasaklayacağım kendime
Yasaklandın Gönlüme

ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17:28
kimbilir, şimdi neredesin

yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış

aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak?

ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22:16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın

arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk

tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek?

ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22:39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın

AY IŞIĞINDA GÜNEŞLENİYORKEN SEN UMUTLARIM

önce
yüreğimde gizleyip geçmişin sabıkalı el izlerini
kilit vurup kapattım dört bir yanından
sonra kirpiklerimden duvar ördüm göz yaşlarıma

en son damlasını da sana ayırdım
şimdi sar bir yerlerinden yüreğimi

bir mevsimsiz bahar sağanağı ile
çatlak dudaklarıma
ve yangınıma düşen son yağmur damlasına benzeyecektir gelişin
perdeleri açar gibi
arala bir yerlerinden geceyi
arala
ve gir yüreğime

gecelerin mavi olmayışına inat
açlığa
ve susuzluğa değil
bin yıllık sevdanın özlemiyle
yüreğimin pervazında sıralanan kuşların
seni çağırması
ve en son matemidir bu

kanatlarında çarpan yüreğiyle
bir serçe kadar ürkek
ve karıncanın bedeninden taşan cesaretine benzeyecektir gelişin

ay ışığında güneşleniyorken sen umutlarım
sıyrıl korkularından
şimdi gir bir yerlerinden yüreğime


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


frmsinsi.net
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
FrmSinsi.net hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.